Forum TR
Forum TR
Go Back   Forum TR > Bilgi Bankası (Databank) (Ödev) > Lise Bilgileri > Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
ForumTR'ye Reklam Vermek İçin Tıklayınız: network@frmtr.com
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi Bilgileri

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 01-06-07, 04:08   #1 (permalink)
*SardeiS ArtemiS PaktoloS*
 
Giriş Tarihi: 14-06-2005
Yer: уαℓσωα
Yaş: 22
Mesajlar: 5,437
Rep Puanı: 9642766
υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 96517
Varsayılan Dinin Türk Toplumuna Etkileri


Dinler toplumların evrimine bağlı olarak geliştiği kökçe toplumların üretim sürecindeki niteliklere göre belirlenir. Başka bir deyimle çeşitli din sistemleri toplumların evrimdeki çeşitli aşamalara karşılıktır. Bununla birlikte toplumların evrimleşmesinde olduğu gibi din sistemlerinin evrimleşmesi genel anlamda ele almak gerekir. Başka bir deyimle bu aşamalar zincirleme ve kronolojik evreler olarak değil ontolojik gelişme aşamaları olarak nitelendirilmelidir.
Bununla birlikte dinin kaynağını açıklamak amacını güden çeşitli din teorileri dinin evrimde ayrı aşamaların karakteristiklerini genel olarak dinin kaynağı saymışlardır. Oysa Totenizim Aminizim ve Naturizim dinin doğuş nedenlerini açıklayan teoriler olarak değil dinlerin gelişiminde ayrı aşamalar olarak anlamak gerekir.
Bu açıdan bakıldığında en ilkel din olan Totenizim toplayıcılık, avcılık,balıkçılık gibi en ilkel bir üretim sürecini biçimlendirdiği en ilkel toplumların (Clan, gens) ürünüdür. Ancak kollektif bir çalışmayla üretimin yapılabildiği ve bu bakımdan ortak mülkiyetin geçerli olduğu bu toplumlarda ortak bir sembole bağlılık anlamda Totenizim gelişmiştir.
Ata ruhlarına tapınma anlamına gelen Ananizim ise göçebe çobanlık dönemin ürünüdür. Hayvan sürülerinin bir servet kaynağı haline gelmesi ve babadan oğula aktarılmasıyla soyun ataya göre hesaplandığı bu toplumlarda ata ruhlarının kutsallaştırılması biçiminde Anamizim belirmiştir.
İlkel tarımsa bir din sistemi olarak Naturizmi doğurmuştur. Geniş ölçüde doğanın etkisine bağlı olan tarımsal üretim başlangıçta doğa güçlerinin kutsallaştırılması ve doğal güçlerine tapınma anlamına gelen Naturizme yol açmıştır.
Musevilik, Hıristiyanlık ve İslamlık gibi tek tanrıcı dinler ise gelişmiş tarım ekonomisinin ürünüdür. Gerçekten örneğin İslamlık Arap kabilelerinin toprağa yerleşmeye başladığı ve kabileler arası yakınlaşmanın ifade olarak Kabe de kabile putlarının toplanmasına yol açan ekonomik koşulların hazırladığı tek tanrıçılığa elverişli bir ortamda doğmuştur. İslamlığın ilk olarak bir tarım şehri olan Medine (yesrib) de tutunmasının nedeni tarım ekonomisinin sağladığı koşullarla açıklanabilir.
Hıristiyanlıktan farklı olarak merkezi otoriteden ve yerleşik hayatı düzenleyen bir hukuk sisteminden yoksun olan bir kesiminde ( hicaz) gelişmesi İslamlığın Arap kabilelerini birleştirici bir güç olarak aynı zamanda bir politik sistem özelliği kazanmasına yol açmıştır. Bu bakımdan İslamlık tarım ekonomisi temeli üzerinde Arap toplumunu örgütlendiren bir politik rejim ve hukuk sistemi rolünü yüklenmiştir. Başka bir deyimle İslamlığın bir din olarak karakterini kazandığı süre aynı zamanda toplumun düzenleyen hukuk kurallarının tanrısal bir kaynaktan gelen ayetler biçiminde belirlendiği süreçtir. Bu bakımdan ilk örneği peygamberde görülen dinsel otoriteyle devlet otoritesinin birleşmesi İslam devletlerinin teokratik bir karakter kazanmasına varmıştır.
Türkler 10. Yüzyıldan başlayarak göçebelikten yerleşikliğe geçerken İslamlığı yalnız bir din sistemi olarak değil aynı zamanda bir hukuk sistemi olarak benimsemişlerdir. Gerçekten Türklerde İslamlık göçebe hukukunun yetersiz kaldığı yerleşik tarım hayatının doğurduğu ilişkileri düzenleyen bir hukuk sistemi rolü oynamıştır.
Türk toplumunu biçimlendiren islami hukuk düzeni Osmanlı imparatorluğunun batı karşısındaki geriliğini anlamasından doğan “ıslahat hareketleri” ne kadar bir sorun doğurmamıştır.
Batının 15. Yüzyılda ticaret 18. Yüzyılda endüstri devrimleriyle yeni bir ekonomik evrim aşamasına girerken yarattığı “burjuva sınıfı“ kilisenin ekonomik ve eğitimsel baskısını yıkarak ticaret eylemleri için gerekli olan laik bilgilerin yaygınlaşmasına ve poziitif bilimlerin doğuşuna yol açmıştır. Rönesans bu devrimin ürünüdür. Öte yandan burjuva sınıfının desteğiyle kutsal orta çağın devletinin yıkılmasıyla laik ulusal devletlerin temelleri atılmış ve yeni ekonomik yapının belirlediği yeni bir politika ve hukuk rejimi doğmuştur.
Türk toplumunun yeni bir sosyo-ekonomik gelişme aşamasının ulaşamayışı dinsel hukuk çevresinin aşınmasını iç dinamikle laik bir hukuk ve politika sistemini varılmasını engellemiştir.
Batıda yeni bir ekonomik düzeninin doğurduğu laik hukuk sistemi batının üstünlüğünü sadece bu sistemde bulan Osmanlı “ıslahat hareketleriyle imparatorluğa aktarılmak istenmiş ve bu aşamadan başlayarak toplumu düzenleyen bir kurallar sistemi olarak dinin tepkisini belirmiştir. Bu bakımdan Osmanlı “ıslahat hareket”lerinin tarihi aynı zamanda bir dinsel tepkiler tarihidir.
Temelce tarım ekonomisinin çizdiği bir hukuk sisteminin kaynağı olmak dine ticaret ve endüstri devriminin biçimlendirdiği laik bir hukuk sistemiyle uzlaşamayışı bakımından kaçınılmaz olarak tutuculuk niteliği kazandırmıştır.
Tarım ekonomisi temeline dayanan bir toplumun ihtiyaçlarına karşılık veren ve direnme gücünü tarımsal üretimin yol açtığı statik bir anlayışta bulan bu dinsel hukuk sistemini aşılması ilkece bir yapı değişikliğiyle olanaklıdır. Başka bir deyimle batıda ticaret ve endüstri devriminin yarattığı laik hukuk sisteminin Türk toplumunda ancak köklü ekonomik değişikliklerle yani üretim güçleri ve ilişkilerinde gerçekleşebileceği söylenebilir. Osmanlı imparatorluğu başlangıçta canlı bir feodal anlayışın etkisi altında çeşitli toprak temliklerinde bulunmakla birlikte Osmanlıların kuruluş döneminin belirgin niteliği tavaiti mülk anarşisi içinde doğan ve onun zararına gelişen merkezcil bir imparatorluğun toprak soyluları sınıfla uzun bir çatışmaya girişmesi ve bu çatışmanın bir sorucu olarak malik hane sisteminde sipahi tımarına doğru bir gelişme çizgisi izlemiştir.
Bu politikanın amacı malik hane tipi toprakların sürekli olarak devlete katılması olmuştur. Osmanlı devleti toprağı devletleştirerek belli bir düzene bağlamış ve toprağın başında bir çeşit devlete bağlı memur haline sokmuştur. İlk bakışta bir İslam imparatorluğu olan Osmanlılarda toprak hukukunun şeriat hukuk kurallarına uygun olması beklenir. İslam hukukuna göre mülk sahibi bir Müslüman dan vergi alarak yalnız öşür ve zekat alınabilir.
Kolayca anlaşılacağı gibi bu iki vergi yükümlülüğü dışında mali bir yükümlülüğü olamayan bir çiftçi sınıfı imparatorluğu ekonomik yükünü kaldırmaktan uzaktır.işte köylünün devlete ait topraklar üzerinde kiracı olarak bulunduğu ve sıkı kurallara bağlı olduğu miri toprak rejimi, İslam sistemin gediğini kapatarak şer’i hukuk yanında örfi hukukun Arap fetihlerinin belirlenmesiyle yine islami çerçeve içinde temelleri atılan ve Selçuklularda biçimlenen bir toprak hukukunun devamı olduğu şüphesizdir. 1839 yılında Abdülmecit tarafından ilan edilen Tazminat Fermanı ile başlayan dönem toprak sorunlarının Batılı hukuk kavramlarıyla ele alındığı bir dönem olmuştur. Tanzimat, yanlış bir eşitlik anlayışından kalkarak uyrukların vergi eşitliğini sağladığı kanısıyla toprağın verimlilik derecesini göz önüne almadan aşarın tanzimatı Hayriye İcra olunan yerlerde alelumum lafzi manasına mutabık olarak müsavaten ondabir olmasına ittafakı “ara “ ile karar vererek bir yandan vergi adaletsizliğine yol açarken öte yandan devlet gelirlerinin önemli bir kaynağını zayıflatmıştır.
İslam da Miras Hukukunun Temel İlkeleri:
a. Bir Müslüman hayatta oldukça mülkünü mutlak olarak istediği şekilde elden çıkarma ve armağan etme hakkına sahiptir.
b. Bir erkek iki kadın payına sahiptir.
c. Kendilerine vasiyetle miras bırakılanların talepleri karşılandıktan sonra geri kalanı hazineye kalır.
İslamlığın Hukuk ve Politikaya Etkileri:
Üretim İlişkilerinin biçimlenmesinde islamlığın geniş ölçüde etkisi altında kalan Türk toplumunda bu ilişkiler temeli üzerinde belirlenmiş islami hukuk sisteminde büyük bir geçerlilik ve işlerlik kazanmış ve günümüze kadar toplumda yapısal değişiklikler görülmediği içinde ilkece yürürlük deki ilişkilere aykırı düşmemiştir. Gerçekten dinsel temele dayanan İslam hukuk sisteminin çeşitli hukukçular tarafından işlenmiş bulunan özel hukuk kuralları Fıkıh Kuralları şeklinde Osmanlı Devletinde yürürlükten kalkmıştır. İslamlığın ilkeleri Osmanlı Devletinin yapısında önemli bir yer tutmuş politik varlığında bir temel yasa rolünü oynamış ve şeriatla sınırlandırılmakla birlikte mutlakiyet rejimini geçerli bir duruma sokmuştur.
İslam dininin özelliği sistemi içinde hukuksal kavramlara verilen önemde ortaya çıkar. Şeriat, yani kutsal hukuk bu dinin gerçek temelidir. Şeriatta sözleşmeler ve miras kuralları gibi salt hukuksal konularla namaz ve oruç gibi dinsel ödevler arasında bir ayırım gözetilmemiştir. Hepsi kutsal hukukun bir parçası sayılmıştır. Yeni bir hukuk düzeni niteliği taşıyan islamlığın hukuku tanrısal bir temele dayandırılmış olması değişmez bir sistem niteliği kazanmasına yol açmıştır.
İslam dininin, şeriatin ikinci kaynağı sünnettir. İslam da sünnet kuran dışında kalan ve ona aykırı olmayan noktalarda peygamberin söz, iş ve sükuttur. Bazı hariciler ve Şiiler dışında İslam fıkıhının üçüncü kaynağı sayılan icma, peygamberin ölümünden sonra özellikle fetihler ilerledikçe karşılaşılan sorunlara çözüm yolu bulabilmek için başvurulan yollardan biridir. İslamlığın yabancı ülkelerde yeni hayat koşulları ve yabancı örf ve adetlerle karşılaşması kuran ve sünnette yeri olmayan birçok yenilikleri meşru gösterme olanaklarının aranmasına yol açmıştır. İşte bu ihtiyaca icma ilkesi karşılık vermiştir. Bu bakımdan icma tanım olarak halk içinde müçtehedinin peygamberin ölümünden sonra her dönemde ve dini ilgilendiren her konuda uzlaşmaları anlamına gelir.
İslam hukukunun gerçek kaynakları kurana hicretin ilk iki yüz yılı içinde yeni hadislerle genişletilen sünnet olmakla birlikte iki kaynağında yetersizliğini gören İslam bilginleri toplumun dayanacağı şer’i temelleri genişletmek zorumda kamışlardır. Bu konuda başvurulan yollardan biride eldeki hükümlere kıyasla akıl yürütme aracılığı ile yeni hükümlerin çıkarılması anlamına gelen ve genellikle İslam hukuknun dördüncü kaynağı sayılan “ Kıyas “ olmuştur. Kıyas bütün “ Müctehitlerin sözü olan icmanın tersine bir müctehidin sözü olabilir. Kıyasın otoritesi kuran ve sünnete bağlıdır. Kıyasın açık ve kapalı olmak üzere iki türü vardır. Örneğin; kuranda yalnız şarap haram sayılmakla birlikte fıkıhçıların bir yasağı bütün alkollü içkilere genelleştirmeleri kıyasın belirgin bir örneğidir. İslamlık ilkece bir tarım ekonomisi temeline dayanan hukuk sistemi ve sosyal düzenini bu ekonomik temel üzerine kuran bir dindir.
Türklerin yerleşik bir tarımcı aşamaya geldikleri bir dönemde islamlığı benimsemelerinin nedeni islamlığın tarımcı bir hukuk düzeni niteliği taşımasına bağlanmıştır. İslamlığın tanrı buyruğunda temelini bulan ve tarımcı toplumların tutucu düşünce sisteminde gelişen statik yapısı ekonomik devrimlerin gerçekleşememesi yüzünden varlığını sürdürmüştür. Devletlerin laikleşmesi anlamındaki devrim teolojik ve metafizik bilgileri dar çemberinin aşılarak pozitif bilimlerinin temellerinin atıldığı dilde latincenin egemenliğinin kırılarak laik eğitim ve öğretimin yaygınlaşmaya başladığı kültür devrimiyle paralel yürümüştür. Batı ülkelerin laikliği gerçekleştirebilmelerine yo açan bu sosyo – ekonomik devrimden özel tarihsel koşullardan ötürü yoksun kalan Osmanlı imparatorluğu dinin çerçevesini aşmak ve laik kurumlar kurmak olanağını bulamamıştır.
Türkiye’nin ekonomik yapısının günümüze kadar köklü bir değişiklik göstermeyişi tarım ekonomisinin belirlediği dinin bir hukuk sistemi olarak fonksiyonunu sürdürmesine yol açmış ve tarımcı ekonominin ortam hazırladığı dinsel bir nitelik taşıyan tutucu ve statik düşünce ve anlayışın kalıplarının kırılmasını geciktirmiştir.
Not Yazıdaki fikirler yazarların özel fikirlerini yansıtmaktadır.
υяαησѕ™ Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-06-07, 10:10   #2 (permalink)
Yurtsever Cephe *
 
Giriş Tarihi: 30-12-2006
Yer: im' Vatan SeverLerin Yanı...
Mesajlar: 5,172
Blog Mesajları: 1
Rep Puanı: 20927138
вℓυєωσℓƒ Rütbe: Artı 11вℓυєωσℓƒ Rütbe: Artı 11вℓυєωσℓƒ Rütbe: Artı 11вℓυєωσℓƒ Rütbe: Artı 11вℓυєωσℓƒ Rütbe: Artı 11вℓυєωσℓƒ Rütbe: Artı 11вℓυєωσℓƒ Rütbe: Artı 11вℓυєωσℓƒ Rütbe: Artı 11вℓυєωσℓƒ Rütbe: Artı 11вℓυєωσℓƒ Rütbe: Artı 11вℓυєωσℓƒ Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 209339
Varsayılan C: Dinin Türk Toplumuna Etkileri


Teşekkürler...
вℓυєωσℓƒ Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks Kapalı
Pingbacks Kapalı
Refbacks Kapalı


Tüm saatler GMT +3. Şuan saat: 16:16
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.

Forums Directory eXTReMe Tracker Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız sikayet@frmtr.com email adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to abuse@frmtr.com


Search Engine Optimization by vBSEO

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465