Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 21-09-11, 13:36   #1
Raven

Varsayılan Kompozisyon Örnekleri


Babalar Günüyle İlgili Kompozisyon Örneği

CANIM BABACIM
Babalar gününü kutluyor o mübarek elelrinden öpüyorum.Biliyorumki sana özel bu günde seni mutlu edecek en büyük armağan seni daima seven ve sorumluluklarını yerine getiren bir oğulun olduğunu bilmen ve buna inanmandır.

Sevgili babacım sen ailemimizin en büyüğü ve evimizin direğisin.Fedakarca çalışıp emek vererek evimizin ihtiyaçlarını karşılamak için uğraşıp durursun.Benim okuyup iyi bir insan olmama için maddi manevi hiçbir desteğini esirgemeden yemez yedirir giymez giydirirsin.

Babacım bana inanıp güvenmeni ve birgün benimde sana hayırlı bir evlat olarak yapmam gereekn herşeyi yapacağımı zaten biliyorsun.Ailemizin mutluluğu ve yuvamızın sıcaklığını yaşadığım ve öğrendiğim tüm güzellikleri senin bizim için veriğin emeklere borçlu olduğumu biliyorum.Sorumluluğunu bilen iyi bir babanın oğlu olduğum için çok şanslıyım bana verdiğin emekleri boşa çıkarmayarak aileme ve vatanıma faydalı bir insan olcağım.

Canım babam Allahtan sana sağlık mutluluk ve uzun ömür vermesi için dua ediyoruym.Unutma ki birgün yaşlandığında senin elin ayağın herşeyin ben olan bir evlat olacağım.Tıpkı ben küçücükken senin bana olduğun gibi.Seni çok seviyorum babalar gününü yıllarca aile huzurumuz ile sağlık içinde kutlamayı diliyor saygıyla ellerinden öpüyorum.


Kitap Okumanın Önemi - Faydaları İle İlgili Kompozisyon

Kompozisyon 1
Okumak haz duymaya zihnimizi süslemeye ve yetkimizi arttırmaya yarar. Haz duyurmak hususundaki faydası insan bir köşeye çekilip tek başına kaldığı zaman kendini gösterir. Zihnimizi süslemesinin konuşurken yetkimizi arttırmasının da bir iş hakkında hüküm verirken o işi başarırken faydası dokunur. Tecrübeyle yetişmiş kimseler tek tek bazı işler yapar onlar hakkında birer hüküm verebilirse de meseleyi her bakımdan göz önünde tutan öğütler vermek planlar yapmak nizamlar kurmak bilhassa bilgi sahibi kimselerin elinden gelir. Okumaya fazla vakit harcamak uyuşukluktur. Okunan kitaplardan süs olsun diye fazla faydalanmak gösteriş bir hüküm verirken sade kitaptaki kaidelere uymak da ukalalıktır.

Okumak tabiatı tamamlar tecrübe ile de tamamlanır. İnsanın tabiat vergisi olan kabiliyetleri kendiliğinden çıkan bitkilere benzer; okumakla budanmaları lazımdır. Okumak tecrübeyle sınırlanmaz da başına buyruk bırakılırsa dağınık yönlere yayılmış bir bilgi verir. Tecrübe ile yetişen kimseler okumayı hor görürler. Basit kimseler ona hayrandırlar. Bilginler ondan faydalanırlar çünkü okuma sağladığı faydanın ne olduğunu öğretmez. Bu insanın göre göre tahsile ihtiyaç duymadan onun ötesine varan bir kuvvetle elde ettiği bir bilgeliktir. Kitapları ne cerhetmek ne yanlış bulmak için ne de zaten ispat edilmiş diye olduğu gibi kabullenip konuşmalarında sana konu olsun diye oku. Bazı kitaplardan insan yalnız zevk alır; bazılarını olduğu gibi yutar. Bazılarını geveler ve hazmeder. Yani bazı kitaplardan yalnız birtakım parçalar okunur; bazıları baştanbaşa ama inceden inceye tetkik edilmeden bazıları ise dikkat ve itina ile okunur. Bazı kitaplar da vardır insan onları vekil vasıtasiyle yani başkalarının onlardan çıkardıkları parçaları okur. Bu ancak kitabın değeri ve konunun önemi az olduğu zaman yapılır. Çünkü böyle başkasının süzgecinden geçmiş kitaplar imbikten süzülmüş adi su gibi yavan olur.

Okumak insana olgunluk konuşmak canlılık yazmak da açıklık verir. Bu sebeple az yazanın hafızasının kuvvetli az konuşanın hazırcevap az okuyanın da bilmediğini bilir gibi göstermesi için kurnaz olması lazımdır. Tarih kitapları insanı akıllandırır; şiir nükteci matematik dikkatli kılar; felsefe eserleri de derinleştirir. Mantık ve hitabet münakaşalarda ustalaştırır; ahlak da ağırbaşlı yapar.

"İnsanın okuduğu şey benliğine işler." Hatta insan zekasına ket vuran her türlü engeli iyi seçilmiş eserler okumakla ortadan kaldırabilir. Tıpkı vücudun tutulduğu hastalıkların münasip idmanlarla iyi edilebildiği gibi. Mesela top oyunu vücutta hasıl olan taşlarla böbrek hastalarına; ok atmak akciğerle göğüse ağır yürüyüşler mideye ata binmek baş ağrılarına iyi gelir v.s. Bu sebeple bir kimsenin zihni dağınıksa matematikle meşgul olsun; çünkü bir davayı ispat ederken biraz dalıverse davaya ta baştan başlaması lazım gelir. Eğer zekası farkları görüp ayırmaktan acizse iskolastikleri tetkik etsin. Çünkü onlar; "kılı kırk yararlar."

Bir konuyla bir diğeri arasında münasebet kurmakta ve bir meseleyi ispat edip aydınlatmaya yarayacak delilleri hatırlatmakta güçlük çekiyorsa hukuk davalarını tetkik etsin. Böylece her zeka hastalığına ilaç olacak birer reçete bulunabilir.


Kompozisyon 2
İnsan için en etkili öğrenme yolu okumaktır. Okuyarak yetişmiş bir toplum başarılı ve güçlü olacaktır.

İnsan beyni okuyarak beslenir ve bilgiler güçlenir. Okuyan insanların farklı bakış açıları vardır. Kelime dağarcıkları yüksektir. Bilgi edinme istekleri vardır. Kitap okumak düşünceleri besler ve güçlendirir. Tıpkı bir pusula gibi insana yol gösterir. Kitap okumayı sevenler genel kültür bakımından da üst seviyelerdedirler. Genel kültür toplumca önemsenen ve saygı duyulan bir değerdir.

Okumanın ne yaşı ne de zamanı vardır. İnsan isteği her zaman bir şeyler okuyabilir. Yeter ki okumayı gerçekten istesin. Birileri istedi diye ya da zorla kitap okunmamalıdır. Okuma hevesi ve isteği öncelikle insanın kendi içinde olmalıdır. Okumak için ille de beş yüz sayfalık bir kitabı bitirmek gerekmez bazen bir sayfa bile o kadar çok şey anlatır ki insana. Okumanın satırı sayfası gerekçesi olmaz. Okumanın bir gerekçesi olacaksa eğer o da okumak olacaktır.

Okuyan insanlar dünyayı ve olayları farklı bakış açılarıyla değerlendirebilirler. Konuşurken ya da yazarken fazla zorlanmazlar. Çünkü kelime hazneleri çok geniştir. İnsan okuduğu her kitaptan ya da yazıdan ne kadar yeni kelime öğrenirse bilgi havuzu da o kadar dolu olur. Bu havuzu doldurmak bizim elimizdedir.

Okumanın bizlere sayısız faydası vardır. Önemli olan bunun değerini bilmektir. Bacon’un da dediği gibi “Okumak bir insanı doldurur konuşmak hazırlar yazmak ise olgunlaştırır.”


Su Kirliliği ile İlgili Kompozisyon Örneği


Yeryüzündeki içme ve kullanma suyunun miktarı sınırlıdır. Zamanla su kaynaklarının azalması, insan nüfusunun artması ve daha önemlisi, suların kirlenmesi yaşamı giderek zorlaştırmaktadır.

Su kirliliğini oluşturan etmenlerin başında lağım sularıyla sanayi atık suları gelmektedir. Bunun yanında petrol atıkları, nükleer atıklar, katı sanayi ve ev atıkları da önemli kirleticilerdir. Bunlar deniz kenarındaki bitki ve alg gibi kaynakları yok etmektedir. Kirlenme sonucu denizlerde hayvan soyu tükenmeye başlamıştır. Örneğin; Marmara denizi, kirlilik nedeniyle balıkların yaşamasına uygun ortam olmaktan çıkmıştır. Karadeniz’deki kirlenme nedeniyle hamsi ve diğer balık türleri giderek azalmaktadır. İstakozların larva halindeyken temiz su bulamamaları nedeniyle nesilleri tükenmektedir. Nehir ve göllerimizde kirlilik nedeniyle canlılar tükenmek üzeredir[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]

Yeni yeni kurulmaya başlanan arıtma tesisleri, lağım ve sanayi atık sularını hem kimyasal hem de biyolojik olarak temizlemektedir. Böylece hem sulama suyu gibi yeniden kullanılabilir su kazanılmakta hem de denizlerin kirlenmesi önlenmektedir. Bu nedenle sanayileşme mutlaka iş yerleri planlanırken arıtma tesisleri ile birlikte düşünülmelidir…

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-09-11, 13:37   #2
Raven

Varsayılan C: Kompozisyon Örnekleri


Çanakkale Zaferi İle İlgili Kompozisyon


EY BU TOPRAKLAR İÇİN TOPRAĞA DÜŞMÜŞ DEDECİĞİM
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.
Sen ve bütün askerler siz hayattan bir parçasınız. Kafanız gözünüz çeneniz tertemiz alnınız; vurulmuş uzanmış yatıyorsunuz bir hilâl uğruna ya Rab güneş gibi batıp yatıyorsunuz.

Dedeciğim her şeyi hesaplayıp böldüler yurdumuzu bizi yok etmek için ordularla geldiler. Bizi Türk'ü gafletlere daldılar. Teknikleriyle işlerini kolay sandılar. Türk'ü görünce kanları dondu düşmanların kuruyup gittiler.
O gün işte o gün ışıldayan güneşin yerini kapkara bulutlar aldı.

Şart koydunuz kendinize hem de içten bir şart ‘‘Ya ölüm… Ya istiklâl'' işte buydu o içten şart.
Taarruz için değil ölmek için yürüdünüz. Vatanı korudunuz mübarek kanlar verdiniz.
Geçmişte de şu anda da gelecekte de düşmana verecek bir karış toprağımız yok; Anadolu Türk'ündür sevgili dedeciğim.
Düşman çelikten araçlarla deri ayakkabı ve paltolarla yurdumuzu bölmeye gelirken sen ve asker arkadaşların önü olmayan ince terlik bile denemeyecek ayaklıklarla sayısı çok az olan silahlarla düşmanın karşısına çıktınız.

Son sözün "Vatan Sağ olsun!''du. Bu sözü söyledikten sonra büyük bir gururla ölüme yürüdün.
Dedeciğim; Mustafa Kemal Atatürk'ün senin ve diğer askerlerin sayesinde Çanakkale düşmana geçit vermedi topraklarının üstüne başka bayrak dikmedi.

Dedeciğim şimdi de düşmandan hiç korkumuz yok. Düşmanlar kolaysa gelsin Türk'ün toprağına. Türk toprağının arkasında Atatürk'ün izinde yenilmez Mehmetçik var. Tarihe sığmayacak ulu zaferimiz var.
Çanakkale'nin ulu toprakları altında iyi uyu dedeciğim. Sevgilerimle…

GURUR KOKAN TOPRAKLAR
Siz hiç Çanakkale' ye gittiniz mi? Denizin o kan kokan kırmızısına dalıp o maviliğe kırmızı hüznü salan şehitlerimizi düşündünüz mü? Ya da gecenin bir yarısında Karanlığın içinden gelen vatanı uğruna hayatını veren insanların sesini duydunuz mu? Ben duydum. İçinizde öyle derin fırtınalar kopuyor ki; gözlerinize anlamını bilmediğiniz çiğ taneleri düşüyor. Belki ağlıyor belki kahroluyorsunuz ama o her adım atışında üstlerine bombalar kurşunlar şarapnel parçaları yağan şehitleri düşündüğünüzde yüreğiniz bir parça daha eriyor.

Neden bu kadar acı sözler düşüyor dudağımdan kalemime? Eğer o savaşta o yiğitler göğüs gerip o kurşunlara yüreklerinden kocaman surlar örüp kazanmasalardı o savaşı o zaman işte o zaman bizde olmazdık. Belki ayrı ayrı devletlerin himayeleri altına girip bu günkü hürriyet özgürlüğü yakalayamazdık; çünkü Çanakkale Türkiye' nin geçiş noktası. Çanakkale'nin elimizden alındığını bir düşünsenize! Tanımadığımız insanların Türk topraklarını kazanması ve özgürce " burası benim” dediğini. Onlarca Türk' ün dedelerimizin atalarımızın ve sırtında kurşun taşıyan eşlerine yavrularına ve en önemlisi vatanına bir parça yardımı bulunmasını isteyen o analarımızın kanlarıyla sulanmış topraklarımızın bir başkasına ait olmasını… düşünmesi bile korkunç! İnsanın içine en derinden kurşunlar yağıyor sanki. Yüreğim bir nebze daha parçalanıyor içimde. Kendi kendime diyorum ki: " O savaşta mağlup olsaydık şimdi bu bağımsız topraklar bizim olur muydu? Kendi vatanımıza emanet toprakların üstünde yürümez miydik? Düşmanlarımız önce Çanakkale'yi sonra İstanbul' u ve sonra… O kadar ağır bir savaştan belki tüm Türkiye…Ama Türk Askeriydi onlar! Verir miydiler bu vatanı el oğluna? ‘Hayır'… Allah Allah diye inliyen sesleriyle savundular bu toprakları…”

İşte böyle düşündükçe Çanakkale' yi; acaba kırmızıya çalmasaydı deniz bu kadar hüzünlü dans etmeseydi yapraklar rüzgarla ve kanla sulanmasaydı bu toprak değerini bilir miydik? Titremezdik sanki sıradan bir yermiş gibi gelirdi. Aslında Türkiye' nin her yeri gurur kokan topraklarla örtülü değil mi? Dünden bu güne onlarca savaş olmadı mı? Vatan uğruna bu topraklar kanla sulanmadı mı? Doğudan batıya onca insan şehit olmadı mı?

Onlar öyle onurlu ve gururluydular ki yüreklerinin tam ortasında demirden ateş topları saplansa bile yüzlerinde vatanı uğruna can vermenin sevincini taşıyorlardı. Ey Türk Askeri! Sen ki cephenin ardında nasır tutan elerinle savaşırken onlar neden savaştıkların bile bilmiyorlardı. Çanakkale yakılıp yıkılırken ve üstümüze bombalar yağarken düşmana inat kadere inat ve gözlerini kaparken kırmızı yağmurlar altında ölüme inat yeni bir zafer kazanmanın sevinciyle dört elle sarıldın toprağına. İçine çekerken deniz kokusunu gözlerin doldu. Belki alınyazından belki yeni doğmuş bebeğinin hayalinden…Ama baş eğmedin.

Ey Anadolu' nun her tarafından gelip bu topraklarda yatanlar gözünüz arkada kalmasın. Biz bu aziz vatanı ister gecenin kör karanlığında ister alaca şafakta olsun kimselere bırakmayacağız. Çanakkale aslımızdır ve biz aslımızı unutmayacağız.

İSTİKLAL UĞRUNDA YA İSTİKLAL YA ÖLÜM
Çanakkale ne bir destan ne de bir efsane O bir gerçek. İsimsiz kahramanların toprağı. Bucak bucak yurdun her köşesinde tek bir amaç uğrunda ölemeye gelenlerin vatanı. Bağımsızlığı atardamarı sayanların eşitliğe adalete aşıkların cenneti. Cumhuriyetimin altın anahtarı Çanakkale Çanakkale'm…

Çanakkale bir anahtardın ya sen Türklerin istiklaline açılacak ya da düşmanın kolundan teslim olduracak. Ya özgürlüğü tattıracaktın yurduma ya da karartacaktın Dünyamızı büyük kara bulutlarla.

Dünya savaşı kapımızı çalana kadar rahattı Gelibolu'n Arıburnu'n Anafarta'n. Rahattı Osmanlı rahattı padişah…Gelipte dayandı mı felaket bir atardamarın kadar yakın o zaman sineye çekildi Osmanlı sineye çekildi padişah. Gelibolu sessiz olacaklarda habersiz halkın tedirgin rahatsız…

Ne zaman gemileri aldı Osmanlı ne zaman gemiler bombaladı Rusya' yı ne zaman Osmanlı savaşa girdi işte o zaman torak uyandı ağaç uyandı gök uyandı halk uyandı. Hasta adam savaşa girdi. Şahlandırdı Atatürk özgürlüğün atını… Ama bilmiyordu daha dünya Türkler'in gücünü. Ata binipte kılıç kuşandıklarında nasıl şahlandıklarını yeri göğü inleten savaş alanlarını bağımsızlık aşklarını bilmiyorlardı. Bilmiyorlardı Türk' ün yüzyıllık vatanını bu kadar kolay bırakmayacağını bilmiyorlardı ve Çanakkale'nin geçilmez olduğunu…

18 Mart günü dayandığında kapıya yurdun her köşesi doğusu batısı kuzeyi güneyi bir oldu tek yürek tek can tek kılıç koştu Çanakkale'ye. İnsan için en önemli varlığı canıdır ya hani onlar o canı Çanakkale' nin alacağını bile bile sadece tek düşünce "Vatan Sağ Olsun” diye gittiler. Damarında asil Türk kanı taşıyan hiçbir Türk Anadolu' da kalmadı. Hepsi Çanakkale' ye Mustafa Kemal' in yanına bağımsız Türk Cumhuriyeti'nin kapısına koştular. Üniversiteler boşaldı ev bark boşaldı. Gelibolu Anafartalar Conkbayırı canlandı. Kurtarıcılarını gördükçe canladı. Toprağını havasını suyunu onlara adadı. Laleler açtı. Uzatıp boynunu kana çiçekleri hesaplayamadı bile metrekareye kaç mermi düştüğünü. Üzerine düştü tek tek Ali Ahmet Hasan Mehmet. İsterdiki laleler düşen bedenlere değil O yiğitlerin sevgili saçlarına takılsın… Karışmasın kokusu kan kokusuna…Mektuplarda dolaşsın.

Yarım kaldı nameler söylenememiş sözler yarım kaldı. Duvaklar kalktı sandığa okul bahçeleri boşaldı. Tınmadılar. Özgürlüğün şiirini okuyacaktı koca vatan bir ağızdan.

Kana doymayan topraklarda kağnılar ilerliyordu. Üzerinde yattı mermilerle bebeler yan yana. Anaların güçlü kollarında taşındılar. Yürekleri öyle güçlüydü ki anaların düşman değil onun ecdadı gelse ezilirdi altında bu yüreğin.

Daha nice aslan dokundu savaşın kaderine. Nasıl da kaldırdı o topu gövdesiyle Seyit Onbaşı…Başının üstünde taşıdığı inanç Mehmetçiğin inancı topun ağırlığından baskındı.

Düşman bilmiyordu nedenini. Anzak anlamıyordu kimlerle ve neden savaştığını şaşkındılar. Önce öğrendiler savaşta onuru Türklerden. öğrendiler aslında hayallerinin onlarla bir olduğunu. Bir sevgili bir yuva çocuklar belki. Hangi ülkede hangi dilde olursa olsun özlemler aynı türkülerdeki yakarışlar aynıydı. Yan yana yatan iki beden…Biri Anzak biri Türk ikisinin de yaşı on beş. İkisinin de sol göğsünde bir mektup yazılmış sevgiliye. Ucu kana bulanmış resmi. Biri Mary biri Ayşe.

İşte böyle yazıldı. O ne bir destan ne bir şiir ne bir öyküydü…O bir inanç o bir gurur o bir haykırış bir çığlıktı…Uçurum kenarında yankılandı büyüdü büyüdü Çanakkale'den Ulusa Ulus' tan tüm Cihan' a haykırdı.

"Ben Türk'üm. Onurum üstünde oturduğum topraktır. Dünya var oldukça gözlerde ışıklanan kalplerde şavkı istiklalin dudaklarımızda adı Mustafa Kemal' in haykıracağım.” Ne mutlu bu millete ne mutlu Türk'üm diyene!...


Deprem ile İlgili Kompozisyon


Afet, insanlar için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplara neden olan, normal yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak, toplulukları olumsuz etkileyen doğal, teknolojik veya insan kökenli olaylar olarak tanımlanmaktadır. Bir olayın afet olarak adlandırılabilmesi için, insan toplulukları ve yerleşim yerleri üzerinde kayıplar meydana getirmesi ve insan faaliyetlerini durdurarak yada kesintiye uğratarak bir yada daha fazla yerleşim birimini etkilemesi gerekmektedir. Bu tanımlamalardan da anlaşılabileceği gibi afet, olayın kendisinden çok doğurduğu sonuçlar olarak görülmektedir. Bir afetin büyüklüğü ise insanlar açısından neden olduğu can ve ekonomik kayıplarla ölçülmektedir.

Başta depremler olmak üzere çeşitli afet türlerinin etkisinde olan ülkemizde meydana gelen tabii veya teknolojik afetler özellikle ekonomik açıdan büyük kayıplara yol açmaktadır. Bunlara yakın zamanlarda meydana gelmiş örnekler 1992 Erzincan, 1995 Dinar depremleri, 1995 Senirkent heyelanıdır ve 17 Ağustos 1999 Gölcük depremi. Marmara havzasında İstanbul’u etkisi altına alabilecek bir büyük depremin ülkenin tamamını durma noktasına sürüklemesi akılda tutulması gereken bir ihtimaldir. Böyle bir durumda resmi kuruluşların da etkisinin yetersiz kalmaması beklenmelidir.

Afet zararlarının azaltılması inşa edilmiş insan çevresinin iyi planlama ve teknik hizmetlerle afetlere dayanıklı hale getirilmesi ile mümkündür.

KONU: "DAĞ NE KADAR YÜCE OLSA, YOL ONUN ÜSTÜNDEN AŞAR" Ana fikir: Aşılamayacak engel yoktur. Yolunu bilen her güçlüğü yener.
ÖRNEK ÇALIŞMA:
Bize ilk bakışta çok zor görünen işlere başladığımız zaman karşımıza çıkan engeller, hemen yılgınlığa kapılmamıza sebep olur; azmimiz yavaş yavaş kuvvetini kaybeder, dizlerimizin dermanı kesilir. Bir sonuç alamamanın verdiği manevi yorgunlukla çöker kalırız.
Azmin elinden kurtuluş olmaz derler. Pek doğru olan bu söz, hayat mücadelemizde asla vazgeçmeyeceğimiz bir kılavuz olmalıdır.
İnsan, davasına inanmalı, azmi hiçbir zaman elden bırakmamalıdır. Plansız bir mücadele, insana hayal kırıklıklarından başka bir şey vermez. Her şeyde olduğu gibi hedefe ulaşmak için yapılan yol tayinlerinde de aklı ve mantığı kullanmak gerekir.
Engeller, azimli insanları başarı yolunda kamçılayan manevi güçlerdir. Bunlar ilk bakışta ne kadar korkunç görünürlerse görünsünler, sağlam bir mantığın, kuvvetli ve inanılmış bir davanın, çelik gibi bir irade ve bükülmez azmin hedefe ulaşmasını kös tekleyemezler. O halde, önce ne istediğimizi, ne yapmamız gerektiğini bilelim. Sonra, bilgi, irade, azim ve cesaretimize güvenelim. Başarı er geç bizim olacaktır.

KONU: "EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMAZ." Açıklama Yapmak İçin İzlenecek Yol: Açıklamamızın amacı; tahminlerimizin, kendi kendimize yaptığımız planların bazen gerçeklerle uyuşmaması, bu yüzden çok defa umduklarımızla karşılaşamamamızdır.
PLAN:
1 - Gerçekleri tanımayan insanın hayata karşı tutumu,
2 - Umutlar ve tahminlerle gerçeklerin çatışması,
3 - Konuyla ilgili örnekler,
4 - Sonuç.

ÖRNEK ÇALIŞMA:
Hayatta ne derece tecrübe kazanmış olursak olalım, genellikle hepimizde gerçeklerin soğuk katılığını yumuşatma eğilimi vardır. Bu herhalde, insanların, her şeyin kendi istekleri doğrultusunda gerçekleşmesini beklemesi eğiliminden kaynaklanıyor olsa gerektir. Bu sebeple, kendi köşemizde,- kendi kendimize yapacağımız hesaplarda ve yorumlarda her zaman için yanılabiliriz. Kendi dünyamızda türlü şekillerle hayal ettiğimiz gerçekler hiç ummadığımız bir çetinlikle karşımıza çıkabilir; bizi yenilgiye, hayal kırıklığına uğratabilir.
Hayatta birçok insanın içine düştüğü bunalımlar hep bu, "evdeki pazarın çarşıya uymaması" yüzündendir. Ne kadar olgun ve akıllı olursak olalım, hayatın karşımıza çıkaracağı sürprizlerin hepsini kavrayamayız.
Bu yüzden çeşitli kötü ihtimallere karşı hazırlıklı olmalı, plan ve düşüncelerimizde katı sınırlar yerine esnek bir ihtimal payı bırakmalıyız.



Mesajı son düzenleyen Raven ( 22-09-11 - 12:59 )
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-09-11, 08:12   #3
KorsaNSpekk

Varsayılan C: Kompozisyon Örnekleri


teşekkürler
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-02-13, 16:17   #4
kdr943

Varsayılan C: Kompozisyon Örnekleri


mutlu bir insan nasıl görünür konulu kompozisyon var mı yok mu ?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-02-13, 20:06   #5
kdr943

Varsayılan C: Kompozisyon Örnekleri

Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen kdr943 Mesajı Göster
mutlu bir insan nasıl görünür konulu kompozisyon var mı yok mu ?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat