TÜNEL ve ÇEVRE TANIMI Çeşitli kayaçlar içende yapılan iki tarafı açık kazılara tünel, tek tarafı açık kazılara ise galeri ismi verilir. Genel anlamda tünel yer altı geçidi olarak da tanımlanabilir. Teknik açıdan tünel: Uzunluğu genellikle kesitsel boyutlarından büyük olan uzun, dar ya da yataya yakın yer altı açıklıkları olarak da tanımlanabilir. Her yer altı açıklığına tünel diyemeyiz. Çünkü, yer altı açıklığının tünel olabilmesi için bazı kriterlere uyması gerekir. Kabul edilebilir tünel eğimi 300’dir. Tünel eğimi 300 ’nin altında olmak zorundadır, aksi halde bu yer altı açıklıkları kuyu olarak tanımlanır. Yeraltı açıklıklarının tünel olarak nitelendirilmesinde diğer bir kriter ise kesit alanıdır. Bir tünelin kesit alanı 2 m2 olmak zorundadır (Gerçek, 2003). Fikir vermesi açısından bir tünelin görünüşü ve çeşitli kısımlarına verilen özel isimleriyle birlikte şekil 1.1.’de gösterilmiştir. Şekil 1.1. Tünel en kesiti ve çeşitli kısımlara verilen isimler.1-Kilit (anahtar) taşı, 2-Kemer, 3-Ayak (duvar), 4-Taban, 5-Üzengi,6-Üzengi Çizgisi (düzeyi), 7-Kalot, 8-Stros, 9-Ano (Tarhan, 1989). Dünyamızdaki hava, su ve yeryüzü denilen denizler ve kıtalar çevre olarak tanımlanır. Gezegenimiz üzerinde yaşayan her türlü canlı da çevrenin ayrılmaz bir parçasıdır. Güneş enerjisi ve dünyamızın dahil olduğu fiziksel kanunlar (yerçekimi, eylemsizlik gibi) ve diğer doğal olayları da (rüzgar, yağmur v.b) çevrenin bir parçasıdır. Doğal çevrenin oluşumunda ki en büyük etmen jeolojidir. Genel olarak yerkabuğu diye isimlendirdiğimiz jeolojik oluşumlar doğal olarak meydana gelmiştir. Ekosistem olarak adlandırılan akarsu havzaları, vadiler, dağlar, deltalar gibi yeryüzü şekillerinin oluşumunda en büyük etken jeolojidir. Doğal çevrenin oluşumunda ve gelişiminde çok önemli olan jeolojik oluşumların veya genel anlamda jeolojik yapının insanların kendi ihtiyaçlarını karşılamak için inşa ettiği barajlar, karayolları, tüneller ve benzeri altyapı tesislerinin çevreye yapacakları etkilerin değerlendirilmesinde ana tema olacağı çok açıktır (Anık, 2004). Günümüzde hemen hemen her önemli altyapının çevreye yapacağı etkilerin tanımlanması ve bu etkilerin azaltılması ya da yok edilmesi için “Çevre Etki Değerlendirilmesi” (ÇED) etütleri bir zorunluluk haline gelmişlerdir. Çevrenin değerlendirilmesinde etütleri yürüten her eğitim grubunu içinde vazgeçilmez olarak yer alan disiplinler vardır. Bu disiplinler ‘Çevre Mühendisliği, Jeoloji Mühendisliği ve Maden Mühendisliği’dir (Anık, 2004). Barajlar ve baraj gölleri (rezervuarlar), ana sulama kanalları ve sulama şebekeleri , karayolları, tünel inşaatları, malzeme ve taş ocakları gibi işletmeler çevreyi etkileyen en önemli mühendislik yapıları ve konularıdır. İşte bu konulardan biri olan tünelcilikten, tünel yapılarından, tünellerde oluşan çevre problemlerinden, etkilerinden ve sonuçlarından bahsedilecektir. BÖLÜM 2 TÜNELCİLİKTE OLUŞAN SORUNLAR Tünelcilikte sorunlar genel olarak jeolojik ve çevresel sorunlar olarak ikiye ayırabiliriz. 2.1 JEOLOJİK SORUNLAR Diğer mühendislik yapılarında olduğu gibi tünel açımı esnasında ve sonrasında yerkabuğu ile ilgili jeolojik sorunlar ile karşılaşmak son derece doğaldır. Tünellerde karşılaşılabilecek jeolojik sorunlar şunlardır: Kata Patlamaları, Kemerlenme, Aşırı Sökülme, Tabakaların Etkisi, Fayların etkisi, Yamaçlarda Açılan Tüneller, Kıvrımların Etkisi, Su Sorunu, Gaz Sorunu. Bu başlıklarla tünellerdeki jeolojik sorunlar açıklanabilir. 2.1.1 Kaya Patlamaları Yeraltı açıklıklarının tavanından ya da duvarlarından birkaç kilogramdan yüzlerce kilogram ağırlığındaki kaya, levha ve parçalarının ani ve patlama şeklinde ayrılmasına “kaya patlamaları” denir. Kata patlamaları tünel açımından hemen sonra ya da daha sonra herhangi bir zamanda olabilir (Tarakçı,Bulutlar,Genç,1996). Farklı dirençteki kayaların bir arada olmaları ve kırıkların varlığı kaya patlamalarında etken olan faktörlerdir (Tarhan, 1989).