Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 10-12-06, 03:26   #1
adamus

Varsayılan GÜNEŞ VE AY TUTULMALARI (ödev)


ÖNSÖZ
Güneş’i ışık kaynağı, Ay’ı yansıtıcı bir perde ve Dünya’yı da bazen perdenin önünde bazen perdenin arkasında bulunan ışık geçirmez bir cisim olarak düşünebiliriz.
Güneş ışınları perdenin bir tarafına düştüğünde ve Dünya perdenin öbür tarafında durduğunda, aradaki perde Güneş’in ışınlarının Dünya’ya ulaşmasını engellediği için karanlık oluşur. Dünya’nın tarafından bakıldığında Güneş, Ay’ın arada kalan bedeni ile örtülür. Öyle ki biz Güneş’i göremeyiz. Bu, Güneş tutulmasıdır. Yeniay günlerinde meydana gelir.
Güneş’in ışınları Dünya’ya ulaşırken, Dünya Güneş ile Ay’ın arasındadır. Bunun sonucunda Dünya’nın bedeni perdenin, yani Ay’ın bedenin üstüne düşer. Çünkü Dünya, perdenin üstüne yansıyacak olan ışığı keser. Bu, Ay tutulmasıdır. Dolunay günlerinde meydana gelir.


1. TUTULMALARIN DOĞAL NEDENLERİ


Tutulmanın oluşması için Ay, Dünya ve Güneş üçlüsünün bir doğru boyunca dizilmiş olması gerekir. Buna göre; Güneş tutulması yeniay evresinde karşımıza çıkar, Ay tutulması ise Dolunay evresinde. Ancak, Ay’ın Dünya etrafındaki dolanma hareketini gerçekleştirdiği düzlem (Ay’ın yörünge düzlemi) ile ekliptik (tutulum) düzlemi arasındaki 8.5’lik bir eğim yüzünden her yeniay günü Güneş tutulması olmaz ve her Dolunay günü Ay tutulması olmaz.
Dünya’dan görüldüğü şekliyle güneş kolay görülür biçimde, bir elips olarak düşünülebilecek bir yörüngede hareket eder. Bu elipsin içbükey tarafındaki odak noktalardan birinde Dünya bulunur. Bu yörüngenin düzlemi bizim ekvatorumuza doğru 23 derecelik bir açıyla eğilmiştir. Ama Ay da Dünya’nın çevresinde eliptik bir yörüngede hareket eder, odak noktası dünyadır ve bu yörüngenin düzlemi bizim ekvatorumuza 28 derecelik bir açıyla eğilmiştir ve sonuçta Güneş’in yörüngesine 5 derecelik bir açıyla eğilmiştir. Güneş’in yörüngesinin düzlemi ile Ay’ın yörünge düzleminin kesiştiği noktaya Düğüm (Node) denir. Düğüm’ün üzerinde veya yakınında Güneş ile Ay bir kavuşum veya karşıtlık oluşturduklarında - yani ya Yeniay ya da Dolunay olduğunda – Güneş ya da Ay tutulması gerçekleşir.
















Şekil 1




Eğer Güneş’in yörüngesinin düzlemini Şekil 1’deki A–B çizgisi olarak kabul edersek ve Ay’ın yörüngesinin düzlemini C-D çizgisi olarak alırsak, kesişme noktasındaki E Düğüm noktası olur. Eğer Güneş ve Ay uzayda birer nokta olsalardı, ancak her ikisi de kendi yörüngelerindeki E noktasına aynı anda ulaştıklarında kesişebilirlerdi. Ancak bunlar gözle görülür boyutlara sahip cisimler. Bu nedenle, eğer Güneş’in E-B çizgilerinide ilerlerken Ay’ın da E-D çizgisinde ilerlediğini varsayarsak, onların tekrar ne zaman ve hangi noktada iki ayrı disk olarak görülebilecek şekilde ayrışacakları onların disklerinin büyüklüklerine ve birleşik hareketlerine bağlıdır. Güneş ile Ay’ın disklerinin bariz şekilde kavuşmaları ve ayrılmaları temel olarak Ay’ın hareketine dayanır, çünkü Güneş yörüngesinden gün boyunca ancak 1 derece ilerler, oysa Ay aynı sürede 13 derece ilerler. Kısa sürede Düğüm noktasını terk eder ve Ekliptiğin (Güneş yörüngesi) düzleminden ayrılır.
Güneş ile Ay’ın, Dünya’dan uzaklıklarında farklılıklar olmasına rağmen, Dünya’dan bakılınca Ay aynı büyüklükte görülür. Bundan Güneş’in aydan daha büyük olduğunu anlıyoruz. Ama çeşitli Güneş tutulmalarını iyice incelediğimizde Ay’ın bazen Güneş’in tüm diskini kapladığını, bazen de bütünüyle kaplamadan dışarıda küçük bir daire bıraktığını görürüz. Birinciye tam Güneş tutulması, ikinciye de halkalı (annular) tutulma denir. ``Annular`` kelimesi ‘halka gibi’ anlamındaki annulus’tan gelir.
Bir cismin görünür büyüklüğü izleyiciden uzaklaştığı oranda küçülür. Eğer Ay Dünya’nın çevresinde Dünya’nın merkezde durduğu dairesel bir yörüngede hareket
her zaman aynı büyüklükte görünürdü. Ancak Dünya’dan bakıldığında, odak noktalarından birinde Dünya’nın durduğu bir elips üzerinde hareket ettiği için, Ay yerberi noktasında en büyük, yeröte noktasında en en küçük halinde görünür. Yerberi (perigee) Ay’ın yörügesinde yeryüzüne en yakın olduğu, yeröte (apogee) ise yeryüzüne en uzak olduğu, daima yerberinin tam karşısında bulunan noktadır. Aynı bakış açısıyla, Güneş de Dünya’nın çevresinde eliptik bir yörüngede döner (Dünya’dan bakıldığında) ve görülür büyüklüğü daima değişir.



2. GÜNEŞ TUTULMASI




(resim)












2.1. Nasıl Meydana Gelir?
Dünya’nın yerinde tam olan tutulma bir başka yerde sadece parçalı olabilir. Ay’ın hareketi bir günde 13 derece, Güneş’inki sadece 1 derece olduğu için, Ay Güneş’i günde 12 derece, saate 30 dakika geçer. Dünya her zaman kendi ekseni üzerinde batıdan doğuya doğru döner ve Güneş’le Ay doğudan batıya gidiyor şekilde görünürler. Ancak Ay’ın diskinin merkezinin Güneş’in diskinin merkezi ile birleştiği zaman noktasında, birleşen ışıklar Dünya’nın yüzeyinde bir noktanın tam üzerinde görülürler ve bu noktada tutulma ‘öğlene merkezli’dir. Ancak Güneş ve Ay’ın biraraya gelen diskleri 1 derece kadar yaklaştıklarında, Ay bu mesafenin yarısını katettiğinde veya Güneş’in batısına 30` yaklaştığında Güneş tutulması başlar, çünkü o zaman kenar çizgileri birbirine değmeye başlar. Yarım saat içinde Ay’ın kenar çizgisi Güneş’in diskinin merkezine ulaşır ve sonraki yarım saat içinde Ay’ın merkezi Güneş’in merkezi ile birleşir. Bu aşama sadece bir iki dakika sürer ve Ay yaklaşık aynı süre içinde tutulmayı tamamlamak üzere Güneş’in doğusuna doğru ilerler. Bu durumda eğer Güneş sabit dursaydı ve Ay tam merkezinden geçseydi bir tutulma iki saat sürerdi. Ama Güneş yörüngesinde hareketini sürdürmekteir ve iki saat içerisinde boylamını 5 dakika arttırır ve Ay’ın bunu geçmesi 10 dakika sürer. Ayrıca Ay her zaman aynı oranda ilerlemez, tutulma esnasında yörüngesinin belirli bir noktasında, birbaşka durumda ise bir başka noktasındadır. Bu neenle her şeyden önce Güneş’in ve Ay’ın yarı çaplarını bulmamız ve bunları birbirleri ile toplamamız gerekir. Sonra boylamda Ay’ın Güneş’I yakalama oranını buluruz. Böylece ilk temastan itibaren Ay’ın Güneş’in merkezine ulaşma süresini, yani sürenin tamamının yarısını buluruz.

2.2. Türkiye’de Kayıtlardaki İlk Tutulmalar

İstanbul Kandilli Rasathanesi kayıtlarına göre 22 Aralık 1870 tarihinde Tunus, Libya, Yunanistan ve ülkemizi içine alan bir kuşakta tam Güneş tutulması olmuş ve iki gün sonra Tunus’ta 5.2 şiddetinde bir deprem olmuştur. Güneş tutulması ile depremin bir ilişkisi olup olmadığı hala bilinmiyor.
Daha eski tarihlerde 19 Kasım 1816 günü de sadece Türkiye’den görülebilecek halkalı Güneş tutulması gerçekleşti. Araştırmacılar bu tarihte yazılmış, bu tarihi şiiri bulmuşturlar (bu şiir İstanbul Kandilli Rasathanesi’nde aynen muhafıza edilmektedir);

Şehr-i Recep salhinde çün zulmet olup oldu küsuf
Şerh etmiş idi vakıabu vak’ayı ehl-i rasat
Dehşet gelip halka kamu hatif dedi tarihini
Öğle namazını şem’iyle kıldırdı ol Hakk-ı Ehad

1815’de, bir araştırmacı birkaç gün sonra güneş tutulması olacak demişti. Halbuki çalışmalarında 1815 ile 1816’yı karıştırmıştı. Dediği günde tutulma olmadı. O zamanlar Güneş tutulmasına çok önem veriliyordu, biraz da korkuluyordu. Bu yanlış onun hayatına maal oldu. Bir yıl sonra tam o gün tam Güneş tutulması gerçekleşti.

2.2.1. 11 Ağustos 1999
Bu tarihteki Güneş tutulması Saros dizisinin 21. Tekrarıdır. (1639 yılında başlayan bu dizi 17 Nisan 3009 yılında 77. kez tekrarlanacak tutulma ile sona erecek.)
Ay’ın gölgesi Atlantik Okyanusu’ndan başlayarak Hint Okyanusu’na kadar Dünya’yı taradı. En uzun tutulma süresi 2 dakika 33 saniye ile Romanya’da meydana geldi.
Tutulma ülkemizde (yaz saati uygulamasına göre) saat 14:21’de Karadeniz kıyımızdan (bartın yöresinde) başladı, saat 14:29’da Turhal’a ulaşan gölge 14:43’de güneydoğu sınırımızdan (Cizre) Suriye’ye ulaşdı. Bu saatlerden 1 saat 20 dakika önce parçalı tutulma başladı. Kastamonu, Çorum, Amasya, Tokat, Sivas, Elazığ, Diyarbakır ve Batman tutulma hattı üzerindeki şehirlerimizdi.

2.3. İzlenmesi
Güneş’in kısmen veya tam olarak tutulması esnasında herhangi bir koruyucu olmadan çıplak göz ile seyredildiği taktirde morötesi ve infrozet ışınlarının gözlerimizde kalıcı olmak üzere hasarda bulunmaları tehlikesi vardır.1912 yılındaki Güneş tutulmasından dolayı Almanya’da 3000 kişide kalıcı göz hasarları tesbit edilmiştir.


2.3.1. Mutlaka Sakınılması Gereken Unsurlar
• Çıplak gözle seyretmek
• Kamera, dürbün, av dürbünü, çifte dürbün, tiyatro dürbünü, teleskop ve benzeri aletlerin özel olarak önceden açılan fifilitresi olmadan kullanılması
• Sıradan güneş gözlüğü, işlendirilmiş cam parçaları, siyah röntgen resimleri, küçük delikli ve benzeri koyu karton parçaları ile Güneş tutulmasını seyretmek

Bebekler ve küçük çocuklar özellikle Güneş’e hassasdırlar. Bu yüzden tüm Güneş tutulması süresince kapalı ve direk Güneş ışığınden korunan yerlerde tutulmaları tavsiye edilir.
Cam (örneğin pencere camları veya otomobil camları) yeterli korunmayı sağlayamazlar.

2.3.2. Fotoğraf, Film ve Video Çekimleri
Sadece, önceden açılan özel filitreleri bulunan fotoğraf makinelerinin, film kameralarının ve video kameralarının kullanılmaları gerekir. Bu cihazların arama pencereleri ve kayıt mercekleri birbirinden ayrı olabilirler.
Güneş’in ışınlarının mercekte hüzmeleşmesi sebebiyle çekimlerde Güneş tutulması için koruyucu gözlük takılsa bile fotoğraf ve film çekimleri esnasında gerekli olan korumayı sağlayamazlar.
Gerekli koruyucu önlem almaya olanağınız yoksa fotoğraf ve film çekimlelerinden kaçınınız.

2.3.3.Gözde Hasarlar
Sadece kısa bir zaman süresinde kısmen ya da tamamen korunmasız bir şekilde Güneş tutulması esnasında Güneş’in gözlenmesi sonucunda birkaç saatlik gecikmeden sonra ağır ağ tabakasında – retinada (gözün görmemizi sağlayan kısmı) hasarlar oluşur, bunlar lekeler görülmesi ve gözün alınması (kamaşması) şeklinde hissedilir. Böylece tabir edildiği gibi ‘ağ tabakasında delikler’ oluşur. Bunun neticesinde görme ve/veya okuma kaybı oluşur. Özellikle çocukların göz merceğinde ‘göz dumanı’diye adlandırılan donukluklar oluşabilir.
Güneş ışınları sebebiyle gözde hasar oluşmasından sonra ki bu, insanlarda görme ve görme kaybı olarak hissedilir, bunun tedavisi çoğunlukla mümkün değildir. Ağ tabakasının kalıcı hasar görmesi durumunu için tedavi bulunanamamıştır. Yanmış olan hücreler artık tekrar üremezler. Ayrıca göz merceğindeki bulanıklılık (özellikle çocuklarda ve gençlerdeki ) - tam olarak ‘dumanlı görme’ de kalıcı bir hasardır.
Zamanında muhakkak güneş tutulması için koruyucu gözlük edininiz. Bu kartondan yapılma özel bir jelatin bulunan gözlüktür. Bunları eczanelerde, gözlükçülerde ve bazı spor malzemesi satan dükkanlarda bulabilirsiniz.


3. AY TUTULMASI




(resim)













3.1.Nasıl Meydana Gelir?
Güneş, ışığı çıkartan ve yayan bir cisimdir. Güneş’in uydusu olan Dünya, Güneş’le karşılaştırıldığında çok küçüktür. Bunun sonucunda Dünya, uzayda Güneş’e göre arkasında kalan bölüme doğru bir külah atar. Buna ‘gölge konisi’ denir. Ama ışık doğru çizgilerle yol aldığına göre tam olarak Dünya’nın boyutlarını belirten, silindir şeklinde bir başka gölge daha olacaktır. Bu gölgeler uzaya gönderilirler ve Ay bunların hizasından geçerken Ay tutulması gerçekleşir. Gölgeler daima oradadırlar ama Ay bu gölgelerin bulunduğu düzleme – yani ekliptik düzlemine – her zaman denk gelmez. Ay Dünya’nın çevresini dolaşırken, art arda devirlerinde, Düğüm’lerden birine giderek yaklaşır ve 12° 24` içindeyken Dolunay haline gelir ve bu noktada Dünya’nın gölgesine dokunur veya gölge konisine girer. Dolunay, Düğüm’e ne kadar yakınsa Ay tutulması da o kadar büyük olur.
Tutulmanın süresi iki faktöre dayanır; temel olarak, koninin boyutuna ve tutulma esnasında Ay’ın hızına.
3.2.Son Milenyumda Gerçekleşen ve Gerçekleşecek Ay Tutulmaları
2000’li yılların ilk Ay tutulması 10 Ocak 2001’de gerçekleşti. En iyi Avrupa’dan izlendi. Asya ve Avrupa’nın bir bölümü de bu gök olayını izleyebildi. Tam ay tutulması bir saatten fazla sürdü.
Avrupa ve çevresinden görülebilecek bir sonraki tam Ay tutulması 2003 yılında gerçekleşecek.
3.3.İzlenmesi
Ay tutulması Güneş tutulmasının aksine çıplak gözle seyredilebilir. Sıradan teleskoplarla incelenebilir. Bunun nedeni Ay’ın ışık vermemesi, Güneş’den gelen ışınları Dünya’ya yansıtmasıdır. Zaten normalde de Güneş’e çıplak gözle bakmak zararlı ama Ay’a çıplak gözle bakmak zararsısdır.

4.TUTULMALAR VE ASTROLOJİ

Burçlar ayırt etme amacıyla dört üçlüye ve üç dörtlüye bölünürler. Üçlüler maddenin dört halinden oluşurlar: Ateş, Hava, Su ve Toprak. İkizler, Terazi ve Aslan ateş; Boğa, Başak ve Oğlak toprak; İkizler, Terazi ve Kova hava; Yengeç, Akrep ve Balık su burçlarıdır. Buna burçların ‘elementsel’ doğaları denir.
Dörtlüler ise Öncü, Sabit ve Değişkendir. Bunların sınıflandırılması şöyledir; Koç, Yengeç, Terazi ve Oğlak öncü; Boğa, Aslan, Akrep ve Kova sabit; İkizler, Başak, Yay ve Balık ise değişken burçlardır. Buna da burçların ‘yapısal’ doğaları denir.
Çok eski zamanlarda dört sabit burç vardır ve bunlar; Boğa, Aslan, Akrep ve Kova’dır.
Eski Çin’de bir yılın dört çeyreğini kabul etmişlerdi ve bunları Güneş batarken dorukta bulunan takımyıldızıyla karakterize ederlerdi. Bunlar;

Aslan Burcu _______________ ‘Kırmızı Kuş’ yıldızı
Akrep Burcu _______________‘Mavi Ejderha’ yıldızı
Kova Burcu-________________’Kara Savaşçı’ yıldızı
Boğa burcu_________________’Beyaz Kaplan’yıdızı

Bu dört sabit burca odaklandığımızda, Güneş, Ay ve gezegenlerin bu burçlarda toplandığında veya tutulmalar bu burçlarda olduğunda ve gezegenler bu tutulma noktasından transit yaptıklarında Dünya’nın bu fenomenlere şahit olan bölgelerinde çok şiddetli depremler olduğu ve son zamanlardaki gözlemlere göre doğal sismik düzensizliklerden dolayı kömür madenlerindeki patlamaları ve büyük dalgalara neden olan denizaltındaki depremler olduğunu söyleyebiliriz. Gel – git olaylar da bu yüzden olur. Çünkü o zaman temel burçlar olan Boğa, Akrep, Aslan ve Kova ile temsil edilen Dünya’nın temelleri tehdit altındadır. Bu burçlar birbirleriyle kare ve karşıt açı yaparlar, yani gerilim yaratırlar.
Örneğin, büyük depremlerden biri olan Abruzzi, İtalya’da 1915 yılının Şubat ayında gerçekleşmiştir. O esnada Ay düğümü ( Yani Ay tutulması gerçekleşiyormuş), Güneş, Uranüs, Jüpiter ve Merkür, Kova burcunda bulunmaktaydı.

4.1.Dekanatlar
Her burç 30 günlük devreden oluşur. Dekan, bu burçların 10’ar günlük devreleridir. Dolayısıyla, her burç, üç dekandan oluşur. Her dekanda tutulan Güneş ve Ay ayrı ayrı şeylerin olacağını simgeler.
Aşağıda geçmiş dönemlerde başvurulan, Ramsey ve diğer eski yazarların eserlerinden derlenen dekanatlara göre Güneş ve Ay tutulmalarının etkileri verilmektedir:

4.1.1. Güneş Tutulmaları

Koç: Bu burcun birinci dekanında tutulan Güneş orduların hareketliliğini, saldırıları, askeri bataryaların sevkiyatını, kargaşayı, kışkırtmayı, karşıtlıkları; kuraklık ve susuzluğu simgeler.
İkinci dekanda bazı yöneticilerin hapsedilmesini, üzüntüsünü, ölüm tehlikesini; meyve veren ağaçların ve toprakta yetişen bitkilerin çürümesini gösterir.
Üçüncü dekan, erkeklerin üzüntüsünü ve ıstırabını; büyük, yaşlı bir kadının ölümünü; ve sığırların yok olmasını temsil eder.

Boğa: Birinci dekanda, anlaşmaları ve kontratları bozar; ticarete, iş hayatına zarar verir; ekinleri tüketir.
İkinci dekanda, yolculara ve yanında çocuk bulunanlara tehlike işaretidir.
Üçüncü dekanda, bulaşıcı hastalık ve kıtlık demektir.

İkizler: Birinci dekanda, özellikle ruhban sınıf arasında çekişme, anlaşmazlık ve fesatlık göstergesidir; nefret ve kan davalarını uyarır; Tanrının ve İnsanlığın kurallarına itaasizliğe neden olur.
İkinci dekanda, korsan yayıncılık, hırsızlık ve cinayet gösterir.
Üçüncü dekanda, kralların, yöneticilerin ölümünü ve insanların dikkatini çeken ağır yaralanma olaylarını simgeler.,

Yengeç: Birinci dekanda, hava durumunda değişiklikler ve havada sorunlar göstergesidir. Kadınlara sorun getirir.
İkinci dekanda, nehirleri, su kaynaklarını kurutur. Kadınlar ve erkekler arasında patlamalar ve tutkulara neden olur.
Üçüncü dekanda, Yengeç burcunun etkisi altındaki insanlar arasında isyanları, bulaşıcı hastalıkları gösterir.

Aslan: Bu burcun birinci dekanında, ünlü bir prensin ölümünü ve mısır üretiminde kıtlığı simgeler.
İkinci dekanda, asiller ve büyük adamlar arasında kaygıları ve sorunları gösterir.
Üçüncü dekanda, şehirlerde baskıları, sıkıntıları ve yağmayı; kutsal yerlere saygısızlığı işaret eder.

Başak: Birinci dekanda, kralların ve yöneticilerin ölümlerini veya diğer felaketleri belirtir.
İkinci dekanda, salgın, kıtlık ve esaret söz konusudur.
Üçüncü dekanda, fırçaları veya kalemleriyle yaşayan ressamlar ve yazarların hayatlarında tersliklere, sürgünlere neden olur.

Terazi: Birinci dekanda, havayı bozar, tarımsal üretimde kıtlığa işaret eder.
İkinci dekanda, kralın ölümünü, salgınları ve esareti gösterir.
Üçüncü dekanda, asiller arasında sorunlara ve mülklerinin zarar görmesine neden olur.

Akrep: Birinci dekanda, savaş, nefret, isyan, esaret ve ihanet göstergesidir.
İkinci dekanda, savaşa muhallif kralların aleyhindedir.
Üçüncü dekanda, bir zorbanın yükselmesine, kralın ayaklığına ve tembelliğine işaret eder.

Yay: Birinci dekanda, erkekler arasında ihtilaf ve köklü nefrete işaret eder.
İkinci dekanda, develerin ve geviş getiren hayvanların ölümünü gösterir.
Üçüncü dekanda, atları ve orduları tehdit eder.

Oğlak: Birinci dekanda, büyük adamların mutsuzluğunu ve kötülüğünü; asillerin ve halkın isyanını simgeler.
İkinci dekanda, paralı askerleri komutanlarına karşı çıkmaya yöneltir.
Üçüncü dekanda, yöneticinin karmaşık işlere girmesini teşvik eder; kıtlığa neden olur.

Kova: Birinci dekanda, genel üzüntüyü ve acıyı işaret eder.
İkinci dekanda, soygunlara, hırsızlıklara, öfke patlamalarına , depremlere ve açlığa neden olur.
Üçüncü dekanda, tarım hayvanalarının, koyunların katliamın, telef olmalarını gösterir.

Balık: Birinci dekanda, nehirleri kurutur, deniz kıyılarına zarar verir.
İkinci dekanda, ünlü ve büyük adamların ölümünü, balıkların zarar görmesini gösterir; depremlere neden olur.
Üçüncü dekanda, askerlerin vahşiliğini, insanlıktan uzak olmalarını simgeler.

4.1.2.Ay Tutulmaları

Koç: Birinci dekanda gerçekleşen Ay tutulması, ateşlenmeyi, ev yangınlarını, orman yangınlarını ve havanın kuruluğunu gösterir.
İkinci dekan, bulaşıcı hastalık getirir.
Üçüncü dekan, kadınlar arasında prematüre doğumları ve benzer tehlikeleri işaret eder.

Boğa: Birinci dekan, sığırların hastalanması ve ölümü demektir.
İkinci dekan, bir kraliçenin ölümünü; tarımsal ürünün azlığını simgeler.
Üçücü dekan, yılanları ve sürüngenleri etkiler.

İkizler: Birnci dekan, düşmanların saldırısını ve yağmacılığı gösterir.
İkinci dekan, orduların ani hareketlerini; özel ve kamusal mallara el konulmasını işaret eder.
Üçüncü dekan, ünlü birinin ölümünü gösterir.

Yengeç: Birinci dekandaki Ay tutulması, savaşları canlandırır.
İkinci dekan, haraçları, dayanılmaz ölçüde vergileri ve benzer konuları simgeler.
Üçüncü dekan, kadın cinsinden ölümleri, ani yıkımları ve ıstırapları gösterir.

Aslan: Birinci dekan, kralın ani hastalığını veya büyük bir adamın ölümünü belirtir.
İkinci dekan, kralın yolculuğa çıkmasını ve olayların değişimini simgeler.
Üçüncü dekan, insanları ve orduları yeni girişimlere doğru harekete geçirir.

Başak: Birnci dekan, hastalıklara, isyana, insanlar arasında karmaşaya neden olur.
İkinci dekan, danışmanların ve katiplerin büyük zarar göreceklerini gösterir.
Üçüncü dekan, ölümlülere hastalık demektir.

Terazi: Birinci dekan, müthiş dolu fırtınaları yaratır.
İkinci dekan, herkes için zararlıdır.
Üçüncü dekan, tanınmış, ünlü insanların ölümü anlamına gelir.

Akrep: Birinci dekan, korkunç tufan, yıldırım ve fırtınalar ve belki de deprem demektir.
İkinci dekan, zeytinleri ve havayı kurutur; hummaya neden olur.
Üçüncü dekan, şiddetli hastalık, karmaşa, tartışma ve katliam göstergesidir.

Yay: Birinci dekan, hırsızlık ve yağma işaretidir.
İkinci dekan, atların ve katırların zarar göreceğini belirtir.
Üçüncü dekan, insanlar arasında kötülük demektir.

Oğlak: Birinci dekan, erkekler arasında kışkırtmaları, mükemmel bir insanın acı şekilde katledilmesini gösterir.
İkinci dekanda, askerlerin taarruzu, soygunlar ve tutuklamalar demektir.
Üçüncü dekanda, bir kralın ölümünün ve isyanın göstergesidir.

Kova: Birinci dekanda, bir kralın hastalanmasını belirtir.
İkinci dekanda, tüm dünyada toprağın tohumlarını tehdit eder.
Üçüncü dekanda, her konuda değişime neden olur.

Balık: Birinci dekanda, rahiplere ve dini yerlere acı getirir.
İkinci dekanda, büyük, ünlü bir adamın ölümü demektir.
Üçüncü dekanda, hem karada hem denizde soygun ve yağmanın göstergesidir.

Bu noktaya kadar yazılanlara göre yazarlar oldukça sıkıntılı dönemlerde yaşamışlar. Ancak itiraf etmek gerekir ki söylenen bazı manalar çok anlamsız görünüyorlar, bazıları da aşırı vahşi. Buna rağmen bazı açıklamaların da gerçekleşen olaylarla büyük uyum içinde olduklarını itiraf etmek gerekiyor.

Güneş veya Ay tutulması esnasında tutulan yıldızın boylamını bir yere not edip, bu nokta üzerine veya bu noktanın tam karşısına bir gezegen geldiğinde tutulma ile sembolize edilen olayları ortaya çıkarmak , bir tutulmanın olaylar üzerinde nedensel bir değeri bulunmadığını, daha ziyade bildirilen olayları işaret eden sembolik bir gösterge olduğunu açıklamaktadır. Bu durum, akşam yediyi gösteren bir saatin yemek zamanı geldiğini belirtmesine benzer. Saatin, yemeği hazırladığını ve servisi başlattığını söyleyemeyiz. Saat sadece yemek zamanının geldiğini gösterir. Tutulmaların zorlayıcı bir etkileri yoktur; ahlaki ve entelektüel anlamda yeterli etkileri de yoktur, ancak, kuşkusuz, aynı düzlemde var oldukları ve işlev gördükleri Dünya’nın kütlesi üzerinde doğrudan dinamik bir etkileri olabilir. Ayrıca insanın tüm göksel cisimlerin bileşimiyle , tam aynı olmasa bile, çok benzer kozmik elementlerden olulşan fiziksel bedeni üzerinde de hassas bir etkileri olabilir. Bu anlamda Güneş insan bedeninin organik yapısı ile Ay ise fonksiyonel yapısı ile bağlantılıdır.

Bunlara Örnek olarak şunları verebiliriz;
• İ.Ö. 19 Mart 721. Başak burcunda bir tam Ay tutulması. Hemen arkasından Babil, Sargon tarafından ele geçirildi.
• İ.Ö. 28 Mayıs 585. Güneş tutulması. Lidyalılar, Medler’e teslim olmuşlar ve savaş sona ermiştir.
• İ.Ö. 16 Temmuz 523. Ay tutulması. Bunu Kmayses’in ölümü izlemiştir.
• İ.Ö. 19 Ekim 502. Sabinlerin katliamı ve Valerius Publicola’nın ölümüyle sonuçlanan Ay tutulması.
• İ.Ö. 30 Nisan 460. Pers Savaşı ve Perslerin Mısır’dan çekilmeleri ile sonuçlanan Güneş tutulması.
• İ.Ö. 25 Nisan Ay tutulması ve 3 Ağustos Güneş tutulması 431. Bunlar
• Roma’da büyük bir kıtlık, Atina’da veba ve Peloponnesos savaşı izlemiştir.
• İ.Ö. 27 Ağustos 413. Tam Ay tutulması ertesinde Nicias ve gemisi fırtına yüzünden mahvoldu.
• İ.Ö. 14 Ağustos 394. Güneş tutulması. Persler, bir deniz savaşında Conon tarafından yenilgiye uğratıldılar.
• İ.Ö. 21 Haziran 168. Tam Ay tutulması. Ertesi gün Perseus (son Makedonya kralı), Lucius Aemilius Paulus’a yenildi.



Sonuç:
Bu ödev bana, Güneş ve Ay tutulmasının daha önceden öğrendiklerim gibi basit bir olay olmadığını, aksine bütün Güneş sistemini ve insanları etkileyen, değişik sonuçları olan bir doğa olayı olduğunu öğretti.
Ayrıca, verilen bir konu üzerinde araştırma yapma, rapor hazırlama ve rapor sunma hakkındaki bilgilerimi geliştirdi.

  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat