|
||||
|
|
|||||||
|
|||||||
|
|
#1 (permalink) |
|
►►►♪яαммѕтєιη♪◄◄◄
![]() ![]() ![]() Giriş Tarihi: 09-07-2007
Yer: lerde sürünüorm suan
Mesajlar: 491
Rep Puanı: 4784073
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Kod:
. SONUÇ İlk bölümlerden itibaren verilmeye çalışılan, Danimarka’nın ülke riskini ve kredibilitesini etkileyebilecek sosyal, politik ve ekonomik faktörler ışığında, bu bölüm Danimarka’nın ekonomik ve politik risk durumunun değerlendirilmesine ayrılmıştır. Bir ülkenin politik risk durumu değerlendirilirken incelenen en önemli özelliklerden biri yönetim şeklidir. Danimarka tarihi çok eskilere dayanan anayasal bir monarşidir. 19 yy’ın ortalarından beri parlementer sistemi benimseyen Danimarka parlementosunda 11.03.1998’ de seçilerek göreve gelen 179 üye bulunmaktadır. Oyların % 2’sini alabilen her partinin temsil edildiği parlementoda 10 siyasi parti mevcuttur. Parlementoda bu kadar çok partinin olması toplumdaki her türlü görüşün siyasi arenada tartışılmasını sağlamaktadır. Böylece toplumda siyasi çatışma riski azalmakta, siyasi uzlaşma temin edilmektedir. Danimarka’da serbest seçimler 4 yılda bir yapılmaktadır. Politik durum bölümünde belirtildiği gibi Danimarka 1960 dan beri koalisyonlarla yönetilmektedir. 1982’ye kadar sık sık erken seçimler yapılmasına rağmen bu tarihten sonra seçimler normal sürelerinde yapılmıştır. Danimarka’da 1960’dan sonra en fazla sosyal demokratlar hükümette yer almıştır. 1993’ten bu yana da yine sosyal demokrat ağırlıklı bir Sosyal Demokrat-Radikal Liberal Parti koalisyonu baştadır. Böyle koalisyonlara dayalı bir siyasi istikrarın sürdürülmesi, ancak çok radikal kararlar yerine , ılımlı politikalar izlanmesi ile mümkün olabilmektedir. Danimarka’da 1993’de göreve gelen ve 1998 seçimlerinde de yerini koruyan hükümet, etkinliği açısından incelenirse çok başarılı gelişmelere imza attığı görülür. Son on yıl içerisinde ekonomi hızlı bir şekilde büyümüş işçilik yarı yarıya düşmüş ve enflasyon %2 gibi düşük bir düzeyde tutulmuştur. USD 33.000,- düzeyinde bulunan kişi başına milli gelir dünyanın pek çok ülkesinden daha yüksektir. Bütün bu pozitif gelişmelerin yanısıra hükümetin olumsuz eleştiri aldığı konular da olmuştur. En çok eleştiri alan konulardan biri vergi oranlarının yüksekliğidir. Danimarka’da global bir vergi sistemi bulunmasına karşılık vergi oranları çok yüksektir. 1998 yılında yapılan reformlarla nisbi bir iyileşme sağlanmıştır. Danimarka’da KDV oranı %25 olup ihraç ürünleri ve bazı hizmetlerde muafiyet uygulanmaktadır. Pek çok ülke ile çifte vergilendirmenin önlenmesi için anlaşma imzalayan Danimarka’da vergi sistemi aynı zamanda çevrenin korunmasına yöneliktir. Eleştiri alan bir diğer konu sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir sağlayanların çokluğudur. Bu çokluk yüksek vergi ödeyerek çalışanların tepkisini çekmektedir. Yıllardır koalisyonlarla siyasi istikrarını sürdüren Danimarka’da ekonomik politika özde değişmemektedir. Ekonomik politika, dengeli bir kamu finansmanı, düşük enflasyon seviyesinin korunması, dış borçların azaltılması, döviz kurlarında istikrar sağlanması, istihdamın arttırılması ve aynı zamanda çevrenin korunması amacına yönlendirilmiştir. Orta vadedeki strateji, mali konsalidasyon ve kamu borçlarının azaltılması noktalarında yoğunlaşmaktadır. Bu strateji dengeli bir bütçe, dengede veya daha fazla veren bir kamu finansmanı amaçlarıyla da uyum göstermektedir. Kullanılan araç ise daha çok maliye politikasıdır. Danimarka ekonomisi tamamen dış ticarete bağımlı olduğu için para politikası daha az kullanılır. Sosyal refah bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden biri olan Danimarka’da yönetime katılma ve siyasi katılma çok ileri bir düzeydedir. Günlük gazete ve dergi okuma oranının çok yüksek olduğu ülkede halk ülke sorunlarını yakından takip etmektedir. Siyasi katılma yollarından biri olan referandum sistemi diğer İskandinav ülkelerinde olduğu gibi Danimarka’da da gelişmiştir ve sık sık uygulanmaktadır. Ülkenin kaderini etkileyecek kararlar referandum yolu ile kesinleşmektedir. Örneğin Aralık 2000’de yapılması düşünülen referandumla Danimarka’nın EUR kullanım alanına girip girmeyeceği karara bağlanacaktır. Ayrıca idari teşkilatlanma yapısı da Danimarka demokrasisinin bir göstergesidir. 14 eyalet ve 275 belediyeden oluşan idari birimlerin başında seçimlerle iş başına gelen kişiler bulunur ve bu idari birimler geniş yetkilerin yanısıra gerekli gelir kaynaklarıylada donatılmışlardır. Danimarka ekonomik hayatı da son derece organize olmuştur. İş hayatında çıkan uıyuşmazlıkların çoğu hükümet müdahalesi olmadan sivil birlikler tarafından çözülmektedir.İşgücü piyasasında kanuna dayalı düzenlemeler çok azdır. Çok ciddi uyuşmazlıkların olmadığı Danimarka’da son otuz yıl içindeki en ciddi grev 1998’de yaşanmıştır. Danimarka’nın bu organize olmuş yapısının bir unsura da kooperatifçiliğin ileri boyutlarda uygulanmasıdır. Danimarka kooperatiflerin kurulduğu ilk ülkelerden biridir. Özellikle tarım alanı başta olmak üzere ekonomik hayatın her aşamasında kooperatifleşmenin etkileri görülür. Politik risk değerlendirmeleri yapılırken olumsuz bir faktör olarak ele alınan etnik ve dinsel çatışma olasılığı Danimarka’da son derece düşüktür. 5,3 milyonluk Danimarka nüfusunun %5 i yabancıdır. %95’i Danimarka’lı olan nüfustaki yabancılar da çoğunlukla diğer A.B. ülkeleri ile İskandinav ülkelerinden gelmektedirler. Son yıllarda iltica kurumuna karşı uygulanan liberal politikalar sayesinde yabancı nüfus artış göstermektedir. Danimarka nüfusu dinsel açıdan da homojen bir yapıya sahiptir. Nüfusun %91’i lutheran’dır. Ülke riski belirlenirken incelenen bir husus da yabancı sermaye mevzuatıdır. Danimarka’da yabancı sermayeye ilişkin şartları düzenleyen özel bir yasa yoktur. Şirket kuruluş ve faaliyetlerini düzenleyen “şirketler yasası” yerli sermayeli şirketlerle ayırım yapılmaksızın, yabancı şirketlere de uygulananmaktadır. Yabancı sermayeye ilişkin tek yasal düzenleme şirket kurucu ortaklarına ve yöneticilerine ilişkindir. Danimarka'da yabancı şirketlere uygulanan üç ilke vardır. Bunlar; a) yabancı sermayeli kuruluşlar tüm sektörlerde faaliyet gösterebilirler b) yerli şirketlerle aynı haklara sahiptirler c) ulusal koruma altındadırlar. Danimarka’da özellikle bazı bölgelere yapılan yatırımlar yabancı-yerel ayrımı yapılmaksızın bir takım teşviklerle özendirilmektedir. AR-GE, rekabetin ve kalitenin geliştirilmesi, ihracat, çevre enerji ve bölgesel endüstriyel gelişim şeklinde gruplandırılabilecek olan ve hükümet tarafından idare edilen 37 ayrı teşvik programı vardır. Uluslararası ilişkiler ve bölgesel anlaşmazlıklar bakımından Danimarka çok düşük riskli bir ülkedir. Danimarka , BM,OECD, NATO, Nordik Konseyi, WTO,IMF ve EFTA gibi uluslararası kuruluşların yanısıra AB’ye de üyedir. Uyumlu bir dış politika izleyen Danimarka’nın uluslararası alanda önemli bir anlaşmazlığı yoktur. Bölgesindeki ülkelerle ilişkileri çok iyi bir düzeydedir. Tek kara sınırının olduğu Almanya ile hem ekonomik hem de kültürel olarak kaynaşmıştır. İhracatının %21’ini Almanya’ya yapmaktadır. Danimarka kuzeyindeki diğer iskandinav ülkeleri ile çok derin tarihsel bağlara sahiptir. Bunun en iyi örneği Danimarka’nın bugün İsveç kökenli bir kraliyet ailesi tarafından yönetilmesidir. Danimarka diğer bir komşusu İngiltere ile de pek çok konuda ortak hareket etmektedir. Danimarka’nın son yıllardaki en önemli uluslararası politikalarından biri Doğu ve Orta Avrupa ülkeleri ile Baltık Cumhuriyetleri’ni AB içine çekmek ve bu ülkelerle ilişkilerini kuvvetlendirmektir. Danimarka ekonomisi kamu hizmetleri hariç özel mülkiyete dayalıdır. Sosyal refah sisteminin çok geniş bir alanı kapsaması nedeniyle oldukça geniş bir kamu sektörüne sahiptir. Ancak özelleştirme faaliyetlari hız kazanmış, havaalanı ve telekominikasyon gibi girişimler de özelleştirilmeye başlanmıştır. İlk zamanlarda Danimarka ekonomisinin ve ihracatının en önemli unsuru tarım iken, 1960 yılı ve sonrasında, ticaret ve sanayi sektörü giderek büyümüş sanayi mallarının ihracatı tarım mallarını aşmıştır. Sanayi mallarının ihracatı toplam ihracatın %75’ine tekabül etmektedir.İthalat ihracat hacmi GSMH’nin 1/3 ünü oluşturur. Danimarka ekonomisi için dış ticaret çok önemlidir. Bu bakımdan Danimarka mal ve hizmetlerin serbest dolaşımını destekler. Sanayi sektörünün karakteristik özelliği çoğunlukla bir ailenin sahip olduğu küçük ve orta ölçekli işletmelerdir. Bununla birlikte büyük çaplı işletmeler de vardır. Ekonomik risk incelenirken dikkat edilmesi gereken unsurlardan biri ülkenin ekonomik büyüme seyridir. Danimarka ekonomisinin son on yıllık seyrine bakıldığında ilk birkaç yıl çok hızlı bir büyüme göze çarpar. 1995 ve 1996 yıllarında ekonomik büyümede yavaşlama yaşanırken, 1997 yılında yeniden hızlanmıştır. 1998 yılında ise bir yavaşlama dönemine girilmiştir. Danimarka’da zaman zaman istikrarlı bir gelişme sağlanması ve cari işlemler dengesinin sağlanması için tasarrufların artırılması ve ekonomik büyümenin yavaşlatılmasına gerek duyulmaktadır. 1998 yılında uygulanan sıkı politikalar da esasen enflasyon oranının düşük tutulması ve açık veren cari işlemlerin dengeye getirilmesi amacına yöneliktir. Danimarka’nın en büyük bankası olan Den Danske Bank tarafından yayımlanan son resmi gösterge ve tahminlere göre, 1997 yılında özel tüketim harcamalarındaki net büyüme %3,7, 1998 de 3,5 ve 1999 da %0,7 olmuştur. Bu oranın 2000’de 1,9 2001’de ise 2,5 olacağı tahmin edilmektedir. Kamu tüketim harcamalarının oranı 1997’de %12,7, 1998’de %3, 1999’da da %1,1 olmuştur.Aynı oranın 2000’de 1,8 ve 2001’de 1,7 olacağı tahmin edilmektedir. Danimarka ekonomisi için olumsuz bir faktör olarak değerlendirilen yüksek kamu harcamalarının G.S.Y.İ.H’de ki payı %55’dir. Kamu çalışanlarının toplam istihdamdaki payı ise %30’dur.OECD’nin Ekonomik Geliştirme ve İnceleme Komitesi (EDRC) nin hazırladığı bir raporda, Danimarka’nın 1999’da G.S.Y.İ.H’ya oranı %3 olan bütçe fazlasının aynı düzeyde korunması gerektiği ve bunun sağlanabilmesi için de vergilendirme yerine halen yüksek olan kamu harcamalarının azaltılması gerektiği belirtilmiştir. Son üç yılda gerek kamu gerekse özel yatırım artışlarında yavaşlama görülmüştür. Özel sektörün 1997’de %12,3 olan yatırım hızı 1998’de %8,5’e inmiştir. 1999 da ise bu yavaşlama sürerek %3 civarında gerçekleşmiştir. Sabit sermaye yatırımlarındaki artış 1990 fiyatlarıyla %52,5 olmuştur ki bütün kalemler arasında en büyük artış bu kalemde görülmüştür. Kamu borçlarının G.S.Y.İ.H.’ya oranı 1993 yılında %78 iken 1997’de bu oran %61’e gerilemiştir. Bu düşüş eğilimi 1998 yılında da devam ederek %55.6 olmuştur. 1999’da %52,8’e gerilemiştir. Bu oranın 2000’de %47,4 ve 2001’de de %44,7 olacağı tahmin edilmektedir. İşsizlik oranı son on yıldır sürekli düşmektedir. 1990’ların başında %12,4 olan işsizlik oranı 1999’da 5.6’ya gerilemiştir. İşsizliğin 2001 yılında %5’e ineceği tahmin edilmektedir. Danimarka ekonomisinin olumsuz olarak değerlendirilen bir özelliği yüksek ücret politikasıdır. Diğer AB ülkelerinde 1998 ve 1999 yıllarında ücret artışı %1,5 ve %1,75 iken Danimarka ekonomisi için aynı yıllardaki artış %4,5’dir. OECD’nin yukarıda değinilen raporunda Danimarka ekonomisinin kısa dönemde çok iyi kontrol edildiği ancak işsizlik oranının düşmesi ve aynı anda saat başı ücretlerde görülen artış nedeniyle orta vadede ısınma riskinin devam ettiği belirtilmiştir. Yine aynı rapora göre Danimarka’da rekabetin artırılması konusunda fazla ilerleme sağlanamamaktadır. Gerçektende son birkaç yıldır özellikle yüksek ücret politikası ve yüksek oranlı vergilerin etkisiyle maliyetlerin artması Danimarka firmalarının rekabet gücünü azaltmıştır.Yüksek ücretlerin bir diğer kötü etkisi de dahili talep ve tüketimde artışa neden olarak enflasyonun artmasına yol açmasıdır. Danimarka 1980’lerde %8-10 civarında enflasyon yaşarken 1990’larda bu oran %2 civarına çekilmiştir. Geçtiğimiz yıl %3’e çıkan enflasyonun düşük tutulması için çok sıkı mali ve ekonomik politikalar uygulanmaktadır. Danimarka ekonomisinde toplam tasarrufların toplam yatırımları karşılama oranı yüksektir. Kredibilite rasyolarından anlaşıldığı gibi sabit sermaye yatırımlarının milli gelire oranı da yurt içi tasarrufların milli gelire oranı da %19 civarındadır. Net sermaye ithalatı Danimarka ekonomisinde düşük bir düzeydedir. Faizlerin çok düşük bir düzeyde olması ise danimarka ekonomisi için olumlu bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Faiz oranları, mali kaynağa, vadelerine ve konjonktüre göre farklılık göstermekle beraber genelde düşme eğilimindedir. Ekonomisi dış ticarete dayanan Danimarka son on yıldır sürekli dış ticaret fazlası veren bir ülkedir. Son yıllarda dış ticaret fazlası oranı azalmakla beraber uygulanan politikalarla yeniden artacağı tahmin edilmektedir. Son yıllarda görülen cari işlemler açığı ve dış ticaret fazlası oranının düşmesinin yurt içindeki nedeni yüksek ücret politikası ve yüksek vergilerden kaynaklanan maliyet artışı nedeniyle Danimarka firmalarının rekabet gücünün azalmasıdır. Yurtdışından kaynaklanan neden ise Uzakdoğu ve Rusya krizleri ile dünya petrol fiyatlarında görülen artıştır. Belirtilen yurtiçi ve yurtdışı nedenlerle Danimarka ihracatı 1998 yılında bir önceki yıla oranla %2,4 azalarak 47,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmiştir. Öte yandan ithalatı da 1997 yılında 44,6 milyar dolar iken 1998’de %2,5’lik bir artışla 45,7 milyar dolar olmuştur. Böylece 1998 yılında dış ticaret fazlası, 1996 yılındaki tutarın üçte biri düzeyine inerek 2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Den Danske Bank ekonomistlerine göre 1999 yılının son aylarında EUR’da görülen gerileme çeşitli Avrupa ülkelerinin ihracattaki rekabet gücünü arttırmıştır. Ancak Danimarka rekabet gücü yeterli olmamasına rağmen, Asya ülkelerinde görülen ithalatın eski düzeylere yükselme temayülü dolayısıyla ihracatını 1999’un son çeyreğine doğru arttırmıştır. Aynı dönemlerde ithalatta görülen azalma ise yavaş büyümenin sonucu özel tüketim ve yatırımların azaltılması politikasına dönülmesi faktörüne bağlanmaktadır. Danimarka net dış borçları son on yıllık dönemde sürekli düşme eğilimindedir. 1989’da G.S.Y.İ.H’nın %36’sı civarında olan dış borçlar 1999’da %24’ün altına düşmüştür. Buna karşılık döviz rezervleri her yıl artış göstermektedir. 1989 yılı ile karşılaştırıldığında iki kat arttığı görülen toplam döviz rezervleri 1999 yılında 27,3 milyar dolardır. İhracat gelirlerinin ithalatı karşılaması ve ayrıca döviz rezervlerinin toplam dış borçlara olan oranının yüksek olması Danimarka ekonomisinin likidite riskini düşürmektedir. Likidite riskini düşüren bir diğer faktör Danimarka’nın AB’ye üye olmasıdır.Danimarka pek çok uluslararası kuruluştan ve Avrupa Merkez Bankasından kısa vadeli kredi kullanma kolaylıklarına sahip bir ülkedir. Uluslararası kredi değerlendirme ve analiz kuruluşlarından Moodys Danimarka ekonomisi hakkındaki güvenirlik notunu en yüksek not olan “AAA”ya yükseltmiştir. The Economist bünyesinde faaliyet gösteren “Economist Intelligence Unit” isimli kuruluşun yaptığı bir değerlendirmede ise Danimarka dünyada yatırım yapmak için en uygun altıncı ülke olarak belirlenmiştir. 1993-1997 yılları arasında 8,1’lik derecesi ile yedinci sırada iken, 1999-2002 yılları için yapılan değerlendirmede Hollanda, İngiltere, ABD, Kanada ve Singapur’dan sonra altıncı sırada yeralmıştır. Özet olarak yapılan bu çalışmanın sonucunda Danimarka, politik risk, uzun vadeli ödeme gücü ve likidite açısından düşük riskli bir ülke olarak belirlenebilir. Mesajı son düzenleyen ω2в ( 21-10-07 - 23:02 ). |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com