|
||||
|
|
|||||||
|
|
#1 (permalink) |
|
Meraklı
![]() Giriş Tarihi: 27-06-2007
Yer: Türkiye
Mesajlar: 359
Rep Puanı: 1485101
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Günümüzde, her geçen gün artan çevre sorunlarının başında gelen hava kirliliği, geleceğin dünyasını ciddi bir şekilde tehdit etmekte, ekolojik tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktadır. Dünya nüfusunun hızla artmasına paralel olarak, artan enerji kullanımı, endüstrinin gelişimi ve şehirleşmeyle ortaya çıkan hava kirliliği insan sağlığı ve diğer canlılar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır.
Hava kirlenmesi, insan ve diğer canlılara zarar verecek miktar ve süredeki kirleticilerin, atmosfere karışması olarak tanımlanabilir. Kirleticiler doğal veya insan aktiviteleri sonucu atmosfere karışabilirler. HAVA VE KİRLETİCİLER Günümüzde, her geçen gün artan çevre sorunlarının başında gelen hava kirliliği, geleceğin dünyasını ciddi bir şekilde tehdit etmekte, ekolojik tehlikelerle karşı karşıya bırakmaktadır. Dünya nüfusunun hızla artmasına paralel olarak, artan enerji kullanımı, endüstrinin gelişimi ve şehirleşmeyle ortaya çıkan hava kirliliği insan sağlığı ve diğer canlılar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Hava kirlenmesi, insan ve diğer canlılara zarar verecek miktar ve süredeki kirleticilerin, atmosfere karışması olarak tanımlanabilir. Kirleticiler doğal veya insan aktiviteleri sonucu atmosfere karışabilirler. NEDENLERİ Bugün çok önemli bir çevre problemi olan ve özellikle insan sağlığını etkileyen hava kirliliği ilk olarak, atmosfer bileşiklerinin değişmesiyle başlamaktadır. Atmosfer, genellikle içerisine karışan toksinli maddeleri eriterek etkisiz hale getirmesine rağmen meteorolojik ve topoğrafik şartlara bağlı olarak devamlı bir şekilde kirlenmektedir. Çeşitli amaçlarla yakılan ateşler, fabrika ve ev bacalarının dumanları, araçların egzost gazları havaya zehirli gazlardan olan karbon monoksit, kükürt dioksit ve nitrik asit gibi gazların bol miktarda karışmasına neden olur. Hava kirliliğine neden olan kirleticilerin, kaynaklarına göre hava kirliliği, tabii kaynaklardan meydana gelen kirlilik ve insan faaliyetleri sonucu suni kaynaklardan meydana gelen kirlilik olmak üzere iki sınıfa ayrılır. Tabii kirliliği oluşturan, doğada bulunan kirletici kaynaklarından: tozlar, meteorlardan, yer yüzeyindeki büyük çöl alanlarından ve kumluk alanlardan rüzgarlarla atmosfere taşınırlar; orman yangınlari ile atmosfere önemli miktarlarda duman ve zehirli gazlar karışır; foto kimyasal olaylarla azot dioksit; yanardağlardaki volkanik faaliyetler sonucunda kükürt dioksit, hidrojen klorur, hidrojen flörür; deniz çalkalanmasından sodyum klorür sayılabilir. Hava kirliliğinde, tabii kirlilik kaynaklarından çok suni kaynaklardan meydan gelen kirlilik önemlidir. Çünkü günümüzde insanları en çok ilgilendiren, özellikle büyük yerleşim merkezleri ve sanayi alanlarındaki hava kirliliğidir. Bu kirlilikte daha çok insan faaliyetleri sonucu meydana gelir. İnsan yapımı kirlilik kaynaklarını ise kabaca : 1. Ulaşım 2. Katı yakıtlar 3. Elektrik santralleri 4. Endüstri ve ısınma için kullanılan yakıtlar 5. Endüstriyel işlemler olarak sıralanabilir. İnsan tarafından oluşturulan kaynaklardan oluşan bu kirlilik, bulunan bölgenin endüstriyel gelişimi, nüfusu, şehirleşme durumu gibi faktörlere bağlı olarak değişim gösterir. ZARARLARI Hava kirliliğinin, başta insan sağlığı olmak üzere görüş mesafesi, materyaller, bitkiler ve hayvan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Katı yakıtlar ve akaryakıt gibi karbonlu maddelerin tam yanmamasından meydana gelen katı ve sıvı parçacıkların bir gaz karışımı olan duman, hava kirliliğinin bir çeşididir ve görüş uzaklığını azaltıcı bir etkiye sahiptir. Hava kirliliğinin, sanatsal ve mimari yapılar üzerinde tahrip edici ve bozucu etkisi vardır. Bitkiler üzerinde ise öldürücü ve büyümelerini engelleyici olabilmektedir. Bu nedenle hava kirliliği hem canlıların sağlığı açısından, hem de ekonomik yönden zarar vericidir. Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkileri, atmosferde yüksek miktardaki zararlı maddelerin solunması sonucu ortaya çıkar. İnsanların sağlıklı ve rahat yaşayabilmesi için teneffüs edilen havanın mutlaka temiz olması gerekir. Havanın doğal yapısını bozan ve kirleten maddelerin başka bir deyişle kirli havanın solunması, özellikle akciğer dokularını tahrip edici ve öldürücü olabilmektedir. Solunum yolu ile alınan hava içerisindeki parçacıklar ve duman, teneffüs esnasında yutulur ve akciğerlere kadar ulaşır. Solunum sisteminin derinliklerinde depolanan bu parçacıklar, akciğer kanserlerine kadar varan hasarlar yapabilmektedir. Diğer taraftan kömür ve diğer yakıtların yanmasından oluşan duman ve isin astım, çeşitli burun ve boğaz hastalıkları hatta mide hastalıkları gibi özellikle solunum yolları ile ilgili hastalıklara belirli ölçüde sebep olabileceği öne sürülmektedir. Şiddetli hava kirliliğine maruz kalınması durumunda, bunun insan sağlığına olan etkisi ile hava kirliliğinin düşük miktarlarına, uzun zaman maruz kalmanın etkileri farklı olmaktadır. ÖNLEMLER Özellikle sanayi merkezleri ve büyük yerleşim alanları üzerinde daha çok hissedilen hava kirliliğinin azaltılması amacıyla birtakım önlemlerin alınması gerekir. Bunlardan bazılarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz: - Sanayi ve iş merkezlerinin mümkün olduğu kadar yerleşim merkezleri dışına alınması - Kişisel vasıta kullanımı yerine toplu taşımacılığın yaygınlaştırılması ve elektrikli taşıma araçlarının geliştirilmesi ve kullanımının artırılması - Konutlarda yakıt yakma tekniklerinin geliştirilmesi ve özellikle sanayi alanlarındaki bacalara, hava filtrelerinin takılması ayrıca yakıt olarak doğal gaz kullanımının yaygınlaştırılması - Şehir merkezlerindeki yoğun trafiğin çevre yollara aktarılması - Ağaçlandırma çalışmalarının artırılması, özellikle hava kirliliğinin yoğun olduğu yerlerde yeşil alanların artırılması - Şehir yerleşim planlarında meteorolojik faktörlerin özellikle rüzgar durumunun göz önünde bulundurulması - Halkın, hava kirliliği konusunda bilinçlendirilmesi için ilköğretimden başlamak üzere tüm okullarda ve sivil toplum örgütlerince bu amaca yönelik eğitim programlarının hazırlanması. |
|
|
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Üye
![]() Giriş Tarihi: 28-06-2007
Yaş: 58
Mesajlar: 196
Rep Puanı: 180044
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
|
Thomas Midgley 1889 yılında Pennsylvania’da doğdu.1916 yılında Dayton Engineering Laboratories Company’de araştırmacı olarak çalışmaya başladı.
Motorlardaki vuruntu sorunu üzerine yaptığı araştırmalarla içten yanma konusundaki çalışmalara öncülük etti.1921 yılında tetraetil kurşunu buldu.Böylece motorlarda sarsılma sorunu büyük ölçüde azalmış oldu. * Kurşunun tehlikeli olduğu bilindiği halde,20.yüzyılın başlarında her türlü tüketim maddesinde bulunuyordu.Gıdalar kurşunla lehimlenmiş konserve kutularında satılıyordu.Kurşunla astarlanmış tanklarda su depolanıyordu.Böcek ilacı olarak meyvelere kurşun arsenat püskürtülürdü.Diş macunu tüplerinin bileşiminde bile biraz kurşun vardı.Elbette insanları kurşunla içli-dışlı ilişkiye sokan olay,onun benzine karıştırılması oldu. Tetraetil kurşun,etil klorürün toz halindeki kurşun ve sodyum alaşımıyla tepkimeye sokulması yoluyla hazırlanır.Yoğun,renksiz ve oldukça uçucu bir sıvıdır.Benzinin bir litresine en çok 0,8 santimetreküp tetraetil kurşun eklenir.Motorlarda kurşunun çökelerek birikmemesi amacıyla çok az miktarda etilen dibromür veya bazen etilen diklorür birlikte eklenir. * Kurşun bir nörotoksindir.Çok fazla kurşun alan bir insan,beynini ve merkezi sinir sistemini tedavi edilemeyecek şekilde hasara uğratmış olur.Diğer semptomlardan bazısı,körlük,uykusuzluk,böbrek yetersizliği,işitme kaybı,kanser ve diğer olumsuz olgulardır.Ancak kurşun,hem elde edilmesi hem de işlenmesi kolay bir maddedir.Endüstri alanında son derece kazanç sağlar.Üstelik tetraetil kurşunun motorlardaki vuruntuyu giderdiği de kanıtlanmıştı. Thomas Midgley ,kurşunlu katkı maddelerinin kullanılması sonucunda ortaya çıkan sorunları incelerken,bromun deniz suyundan özütlenebileceğini gösterdi.Birinci Dünya Savaş’ı devam ederken,daha sonra İkinci Dünya Savaş’ında kullanılan güdümlü bombalara benzeyen pervaneli hava torpilleri için bir denetim sistemi geliştirdi. Thomas Midgley ,doğal ve yapay kauçukların bileşimiyle ilgili geniş bir araştırma yürüttü.Hidrokarbonların parçalanmasında yararlanılan iki katalizörden birini buldu. * 1923 yılında ABD’nin en büyük şirketlerinden üç tanesi General Motors,Du Pont ce Standard Oil of New Jersey birleşerek Ethyl Gasoline Corporation ortaklığını kurdular.Amaçları, dünya talebini karşılayacak miktarda tetraetil kurşun üretmekti.İnsan sağlığına kurşundan zehiri daha az bir ürün izlenimi yaratmak için katkı maddelerine ‘etil’ adını vermişlerdi.Bu ürün 1 Şubat 1923 günü halkın tüketimine sunuldu. Hemen hemen aynı günlerde üretimde çalışan işçilerde yürüme dengesizliği ve zehirlenmenin ilk aşamasına özgü zihin bulanıklıkları görüldü.O andan itibaren de Ethyl Gasoline Corporation bir inkar politikası belirledi. Thomas Midgley ,aynı yıl Ethyl Gasoline Corporation’un başkan yardımcılığına getirildi. Ethyl’nin bir fabrikasında işçiler tedavisi olanaksız hezeyanlara sürüklendiğinde,şirketin basın sözcüsü,gazetecilere bu işçilerin çok çalışmaktan akıllarını kaçırdığını söylüyordu.Ama diğer taraftan kurşunlu benzin üretiminin daha ilk günlerinde ölen işçi sayısı en az 15 kişi oldu.Açıklanmayan sayıda işçi ağır şekilde hastalandı.Şirket her türlü sızıntı,serpinti ve zehirlenmeye ilişkin haberleri her zaman susturuyordu. * Bazı durumlarda söylentilerin önüne geçilemez.1924 yılında birkaç gün içinde üretimde çalışan 5 işçi öldü.Bir tesiste yeterince havalandırma olmadığı için 35 işçi kalıcı hasar sonucu yürüyemez hale geldi.Olaylar artık gizlenecek halden çıkmıştı.Bu durumda Thomas Midgley,gazetecilerin önüne çıktı.Şirketin güvenlik tedbirleri hakkında bilgiler verdi.Bu arada ellerine tetraetil kurşun döktü.Sonra tetraetil kurşun dolu bir bardağı bir dakika süreyle burnuna dayadı.Bu işlemi her gün hiç zarar görmeden tekrarlayabileceğini iddia etti.Aslında birkaç ay önce aşırı kurşun zehirlenmesinden yatağa düşmüştü.O günden beri gazetecilere güvence verdiği dakikalar hariç,bu maddeden hep uzak durmaya çalışıyordu. * 1920’li yıllarda buzdolaplarının kullanımı risk taşıyordu.Tehlikeli gazlarla çalıştırılıyorlar ve zaman zaman sızıntı yapıyorlardı.1929 yılında Cleveland kentinde bulunan bir hastahanede buzdolabı sızıntısı nedeniyle yüzü aşkın sayıda insan öldü.Thomas Midgley,kararlı,tutuşmayan,paslanmaya neden olmayan ve solunduğunda zarar vermeyecek bir gaz yaratmak için çalışmalara başladı. Zehirleyici ve yanıcı olmayan bir soğutucu madde geliştirmek için giriştiği araştırmaları sonucunda diklorodiflüorometanı buldu.Bu madde Freon-12 ticari adıyla üretildi.Freon-12 ve benzeri bileşikler bütün dünyada soğutucu ve aerosol itici olarak yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. * Thomas Midgley ,1930 yılında Kinetic Chemicals Incorporation’un başkan yardımcılığına getirildi. 1933 yılında Ethyl-Dow Chemical Company’nin yöneticisi oldu.1940-1944 yılları arasında Ohio Eyalet Üniversitesi Araştırma Vakfı’nın başkan yardımcılığını ve yöneticiliğini yaptı.İkinci Dünya Savaş’ında Ulusal Savunma Araştırmaları Komitesi’nde görev yaptı.Çocuk felci geçirip kötürüm kaldı.Kendisini otomatik olarak kaldırması ya da yatağa yatırması için motorlu makara takımıyla çalışan bir mekanizma icat etti.1 Kasım 1944 yılında makine harekete geçince kordonlara dolandı ve boğularak öldü. * Clair Patterson,1953 yılında Yerküre’nin yaşını belirledikten sonra,dikkatini atmosferdeki onca kurşunun nereden geldiği sorusuna yöneltti.Kurşunun insanlar üzerindeki etkileri hakkında bilinen her şeyin yanlış ya da yanıltıcı olduğunu kısa sürede anladı.Kurşunun etkilerini ele alan her araştırmanın son 40 yıldır kurşunlu katkı maddeleri üreticileri tarafından finanse edildiği de hemen dikkatini çekti.Konuyu irdeledikçe şaşkınlığı artıyordu.Yapılan araştırmalardan birinde,kimyasal patoloji alanında uzmanlık eğitimi almamış bir doktor 5 yıllık bir programın sorumluluğunu üstlenmişti. Programda, gönüllülerden yüksek miktarlarda kurşun solumaları ya da yutmaları isteniyor,sonra da idrarları ve dışkıları test ediliyordu.Sorumlu doktorun konuyu bilmediği apaçıktı.Zira kurşun idrar ya da dışkı yoluyla vücuttan atılmaz.Kemik ve kaslarda birikir.Söz konusu araştırmada ise kan ve kemik testi yoktu.Kurşuna temiz raporu verilmişti. Clair Patterson, atmosferde çok fazla kurşun olduğunu ve bunun yüzde 90’ının otomobillerin egzoz borularından geldiğini hemen saptadı,ama kanıtlayamadı.Araştırma yaptığı günlerde atmosferdeki kurşun düzeylerini, tetraetil kurşunun piyasaya sürüldüğü 1923 yılından önce var olan düzeylerle karşılaştırmanın bir yolunu arıyordu.Cevabı buz çekirdeklerinde bulabileceğini düşündü. * Grönland gibi yerlere yağan karlar,birbirinden ayırt edilebilecek yıllık katmanlar halinde birikir.Bunun nedeni,mevsimsel sıcaklık farklarının kış ile yaz mevsimleri arasında hafif renk değişimleri yaratmasıdır.Bu katmanları geriye doğru sayarak ve her birindeki kurşun miktarını ölçerek binlerce yıl içindeki herhangi bir zamanda geçerli olan global kurşun konsantrasyonlarını hesaplamak mümkündür. Patterson,1923 yılından önce atmoserde yok denecek kadar kurşun bulunduğunu saptadı.O zamandan beri kurşun düzeyi tehlikeli bir hızla yükselmişti. Bulgusunu kanıtladığı anda kurşunu benzinden çıkarmayı yaşantısının davası haline getirmeye,kurşun endüstrisini eleştirmeye karar verdi. * Ethyl,yüksek mevkilerde adamı olan bir şirketti. Patterson,çok kısa süre içinde araştırmalarına kaynak sağlayan kuruluşlardan desteğin azalmakta olduğunu gördü.Giderek kaynak bulamamaya başladı.Petrol Enstitüsü,araştırma sözleşmesini feshetti.Halk Sağlığı Servisi de aynısını yaptı. Şirket,akademik çevrelere baskı yapıyor, Patterson’u susturmak için her yola başvuruyordu.İşler o duruma geldi ki,atmosferik kurşun konusunda bir numaralı uzman olduğu halde,1971 yılında atmosferik kurşun zehirlenmesinin tehlikelerini soruşturan bir Ulusal Araştırma Konseyi paneline davet edilmedi. Ama Patterson yılmadı,bütün baskılara rağmen mücadelesini sürdürdü.1986 yılında ABD’nde tüm kurşunlu benzin satışlarının durdurulması onun bu mücadelesinin sonucudur.Ancak Yerküre’nin yaşını belirlemesi ve kurşunlu benzine karşı yürüttüğü mücadele ona herhangi bir Nobel Ödülü getirmedi. Ödül bir tarafa,şöhret bile kazanamadı.Pekçok jeoloji kitabında adı geçmez.Yerküre’nin tarihlendirilmesi konusunu inceleyen iki tane popüler kitapta adı geçse bile yanlış yazılmıştır.1995 yılında öldüğünde yaptığı işler unutulmuş gibiydi.Bugün hatırlanması ciddi bilimsel çevreler sayesindedir. KAYNAKLAR: A Short History of Nearly Everything AnaBritannica |
|
|
|
![]() |
| Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz |
| Konu Araçları | |
|
|
ForumTR Mail'den Ücretsiz Bir Mail Almak veya Mail'inizi Okumak İçin Tıklayınız.
Almanya Vizesi | Rusya Vizesi | Ukrayna Vizesi | Fransa Vizesi | Vize İşlemleri | Almanya Otelleri | Tatil | Haberler | Telefon Santrali | Daily News
Sitemiz bir forum sitesi
olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında
siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar
bulursanız sikayet@frmtr.com email
adresine bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede
gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to
abuse@frmtr.com