Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 10-01-10, 16:22   #21
Ecuaxon

Varsayılan C: Lise Biyoloji Konuları <> 1-2-3-4 Tüm Ders Notları


CANLILARDA SİNİR SİSTEMİ

1-Nöronlar
Uyarılma , uyarıyı değerlendirme , uyarıyı taşıma (iletme) ve diğer hücreleri uyarma Yeteneği vardır. Sinir sisteminin esas hücreleridir.
Uyarıyı alma : Kimyasal veya fiziksel etkilerle dendrıt , hücre gövdesi ve ranvier boğumlarından olur.
Uyarıyı İletme (taşıma) : Elektriksel etkiyle gerçekleşir.
Uyarma : Kimyasal olarak gerçekleşir.
Morfolojilerine göre üçe ayrılır.

1-Uni polar (tek kutuplu) : Daha çok omurgasızlarda , omurgalılarda embriyonal gelişiminde görülür.
2-Bi polar (iki kutuplu) : Kulakta (korti organında) duyma , burunda koklama , retinada ve sinir merkezinde görülür.
3-Multi polar (çok kutuplu) : Sinir sisteminin çoğu hücreleri böyledir.
- Uni polar ve bi polar nöronlar sensorik (duyu nöronu)karakterindedir.
- Multi polar nöronlar ise ara ve motor nöronları karakterindedir.
Görevlerine göre nöronlar üç çeşittir.

1-Duyu nöronları:Reseptörlerden aldığı uyarıları ara nöronlar taşıyan nöronlardır.
2-Ara nöronlar: Duyu nöronlarından aldıkları uyarıları değerlendirip ilgili davranışın oluşması için efektörle ilgili motor nöronlara aktaran ve M.S.S yi oluşturan nöronlardır
3-Motor nöronlar:Ara nöronlardan aldıkları uyarıları ilgili efektörlere taşıyan nöronlardır

2-Nöroglia Hücreleri
  • Nöronların beslenmesi .
  • Artık maddelerin uzaklaştırılması .
  • Nöronların izolasyonu ve İmpulsların düzenli iletimi .
  • Nöronların desteklenmesi .
  • Sistemin toksin ve mikro organizmalara karşı korunması .
  • Dokusal dejenerasyonda dejenere olan bölgenin doldurulması ve yamanmasında .
  • Merkezi sistemde nöronlarda miyelin kınını oluşturma (beyin ve omurilik ak maddesinde) rol oynar.
3-Schwann Hücreleri
  • Periferik sinirlerde miyelin kınını oluşturmak.
  • Miyelin sinirlerde aksonu kuşatmak.
  • Periferik aksonların İşlevliliğinin devamını sağlarlar.
  • Periferik sinirlerde aksonların yaşamı ve fonksiyonlarının devamı için zorunludur.
  • Periferik sinirlerde aksonların regenerasyon’ unu sağlar.
  • Nörilemmayı meydana getirir.

Miyelin Kını
  • Aksonlarda izolasyonu sağlayarak uyartı iletim hızını arttırır.
  • Miyelinsiz nöronlarda aksonlar schwann hücreleri ile örtülüdür.
  • Nörona ait oluşum değildir.
  • Ranvier boğumlarında bulunmaz.
  • Merkezi sistemde glia hücreleri perifer sistemde schwann hücreleri oluşturur.
  • Merkezi sinir sisteminin çoğu hücreleri ve otonom sisteminin postganglionik nöronları miyelinsizdir.
  • Miyelin izolasyon görevi gördüğü için impulsun iletimi ranvier boğumları arasında sıçramalarla (Saltotorik) gerçekleşir ve ileti hızı artar.
  • Nöronlarda enerji tasarrufu sağlar.

Miyelin Kınını Taşıyan Yapılar
1-Somatik sinirler
2-merkezi sinir sisteminin bazı hücreleri
3-Otonom sistemin preganglionik nöronları
İmpuls Oluşumu ve İletimi
Sinir Hücresi Uyarıldığında (İmpuls oluştuğunda),
  • O2 tüketimi artar.
  • Glikoz tüketimi artar.
  • CO2 artar.
  • Isı artar.
  • Na iyonları hücre içerisine alınır.
  • ATP tüketimi artar.
  • K iyonları hücre dışına çıkar.

Uyarılan sinir hücresinde elektriksel polarizasyonda gerçekleşen değişimler:


Sinir telinden geçen impuls sayısı
1-Uyartının kuvveti
2-Uyartının şiddeti
3-Uyartının tekrarlanma sıklığı
4-Uyartının süresine..................... bağlıdır
.

İmpulsun hızı
1-Aksonun miyelinli olup olmaması (Miyelinli sinirlerde daha hızlı)
2-Ranvier boğum sayısı (Sayı azaldıkça hız artar) (Arasındaki mesafe arttıkça hız artar.)
3-Akson çapı (Çap büyüdükçe hız artar.)
NOT : Ranvier boğumları arasındaki mesafenin uzaması iletimi hızlandırır.

İmpulsların Özelliği ve Sonuçları (Etkileri)
  • Eşik şiddeti altındaki uyarılar sinirde tepki oluşturmaz.
  • Eşik şiddetindeki uyartı sinirde bir veya birkaç impuls oluşturur. Bu impulslar sinir boyunca ilerler. İmpulslar sinapsları geçse bile efektör yapıda tepki zayıf ve bölgesel olur.
  • Eşik şiddetinden fazla uyarı sinirde
    • İmpuls sayısının artmasına
    • Sinapstan geçen impuls sayısının artmasına
    • Tepkinin şiddetinin artmasına
    • Daha fazla efektörle cevap verilmesine neden olur.
  • Uyartının şiddeti impulsun hızını ve etkisini değiştirmez.
  • Uyartının şiddeti oluşan impuls sayısıyla doğru orantılıdır.
  • İmpuls sayısı uyartının şiddeti ve süresine bağlıdır.
  • Uyartının şekli (Kimyasal veya Fiziksel) impuls özelliklerini etkilemez.
  • İmpuls sinapslardan daha yavaş geçer.(Kimyasal yol)
  • İmpulsların sinapslarda engellenmesi veya desteklenmesi (kolaylaştırılması) diğer sinapslarla salgılanan nörotransmiter maddeler veya kimyasal alıcılarla olur.
  • Farklı resöpterlerden alınan farklı uyaranlar sinir hücrelerinde aynı mekanizma ile taşınır.
Tepkinin Derecesinde
  • Nöronların sayısı
  • Dizilişleri
  • İmpuls sayısı
  • Uyartı süresi
  • Nöronlar arasındaki bağlantı sayısı önemlidir.
A-Difüz (Ağsı) Sinir Sistemi
  • Hidralarda görülür. İlk özelleşmiş sinir sistemidir.
  • İlk özelleşmiş hücreler (Nöronlar) bu sistemde görülür.
  • Merkezileşme yoktur. Tek tip nöronlardan oluşur. Ancak getirici götürücü roller üstlenir.
  • Nöronlar arası sinaps bölgesi bulunmaz., impuls hücreden hücreye fiziksel temas bölgelerinden geçer.
  • İmpulslar hücreler arasında zayıflayarak taşınır.
  • Uyartının şiddeti önemlidir. Zayıf uyarana lokal şiddetli uyarana genel tepki verirler.
  • Anlamlı tepkiler yoktur. Değişik uyarana tek tip tepki verirler.
  • Tepki tüm vücut a verilir. (Uzaklaşma , Trikositlerin açılması vb.)
  • Nöronlarda impuls her yönde iletilir. (Uyartı vücudun her yönüne yayılır.)
B-Radyal (Halkasal) Sinir Sistemi
  • Medüzlerde görülür.
  • Halkasal ve ışınsal olarak bağımsız organize olan iki sistemden oluşur.
  • Ektodermal sistemle beslenme sağlanır. (Multipolar nöronlar.)
  • Işınsal ve radyal sistemle ritmik hareket sağlanır. (Bipolar nöronlar.)
  • İlk sinaps oluşumu bu canlılarda görülür ve iletim (impuls) tek yönde iletilir.
  • Beslenme ve hareket birbirinden bağımsız şekilde gerçekleşebilir.
  • Merkezi sinir sistemi bulunmaz.
C-İp Merdiven Sinir Sistemi
  • Planariyalardan itibaren tüm organizmalarda görülür.
  • Organizmanın ventral (karın) bölgesinde yer alır.
  • Sistem sağ ve sol iki sinir kordonu ve bunları enine bağlayan sinirlerden oluşur.
  • Baş bölgesinde merkezi ganglion (beyin görevi görür) ve her halkada bir çift ganglion bulunur. (omurilik görevi görür.)
  • Reseptör ve efektörler gelişkindir. Bu nedenle sinir sisteminde ilk kez nöronlar yapı ve işlevsel olarak duyu, ara ve motor nöronları şeklinde organize olmuşlardır.
  • İlk merkezileşme bu sistemle başlar.
  • İlk öğrenme bu sistemle başlar.
  • İlk anlamlı tepkiler (uyarıya göre değişen) bu sistemle ortaya çıkar.
  • Baş ganglion unun (beyin işlevli) diğer gangliyonlara (omurilik işlevli) baskınlığı omurgalıların beyninin omuriliğe baskınlığına göre daha azdır.
Omurgalılarda Merkezi Sinir Sisteminin Karşılaştırılması
  • Koklama lobu memelilere doğru beyindeki oranı küçülür.
  • Orta beyin memelilere doğru beyimdeki oranı küçülür.
  • Ön beyin memelilere doğru büyür.
  • Arka beyin memelilere doğru büyür.
  • Beyinin vücuda oranı memelilere doğru büyür.
  • Ön beyin balıklarda tek diğer omurgalılarda iki parçadır.
  • Ön beyin girintileri memelilerde görülür.
  • Nasırlı cisim memelilerde görülür.
  • Beyincik En gelişkin şeklini memelilerde almıştır.
  • Beyin üçgeni sürüngen , kuş ve memelilerde görülür.
  • Beyinciğin beyne oranı en fazla kuşlarda görülür.
  • En fazla beyin kıvrımı insandadır.
  • Beyinin; omuriliğe ve vücuda oranı en fazla insandadır.
  • Memelilerde gelişkin ve kıvrımlı korteks görülür.
A)Ön beyin :
I-Uç beyin
  • Koklama lobu ve beyin yarım kürelerinden oluşur.
  • Beyin yarım küreleri Rolando yarığı ile önden arkaya doğru ayrılmıştır.
  • Rolando yarığının önünde duyu arkasında ise motor merkezleri bulunur.
  • Merkezlerin kapladığı alan kas faaliyeti ve duyusal yoğunlukla ilgilidir.
Örn:El, dudak, yüz ile ilgili alanlar fazla, sırt, bel, kol ile ilgili alanlar azdır.
  • Dış yüzeyine korteks denir ve (memelilerde görülür) Nöron övdelerinden oluşur.
  • İç kısmı aksonlardan meydana gelir ve medulla adı verilir.
  • Yarım kürelerin içinde 1. ve 2. karıncıklar bulunur.
  • Yarım küreler beyin üçgeni ve nasırlı cisimle birbirine bağlantılıdır.
  • Yarım küreler vücudu çapraz kontrol ederler.
  • Bu bölgede görme, işitme, koklama, tadma, istemli hareketler,konuşma, yazma, anlama, zeka,hafıza gibi mental yetenekler bulunur.
  • Beyin yarım küreleri çıkarılan canlı yaşar ancak;dış uyarılara tepkisiz,hafızasız ve iradesizdir.
  • Düşünerek ve isteyerek yaptığımız her davranışın merkezi buradadır.
  • Uyku halinde işlevsizdir.
Not: Beyin yarım küresi çıkarılmış kuşlarda görülen sonuç:
  • İtilirse yürür.
  • Ağzına yiyecek konursa yer.
  • Havaya atılırsa uçar.
  • Önüne yiyecek konursa aç olsada yemez.
II-Ara beyin
  • Beyin yarım küreleri arasında yer alır.
  • 3. karıncığın duvarlarından meydana gelir.
  • Karıncığın yan duvarları thalamus, tabanı hipothalamus, tavanı ise epithalamus tur.
a-Epithalamus:
  • Bazı sürüngenlerde üçüncü gözü oluşturur.
  • Kuş ve memelilerde salgı bezi olarak gelişir.
b-Hipothalamus:
  • Otomatlaşmış işlevleri yönetir.
  • Evrimsel süreçte fazla değişmemiştir.
  • Denetlemeyi sinirsel veya humoral gerçekleştirir.
Denetlediği önemli işlevler:
-Vücud ısısı-Su dengesi -İştah- Karbonhidrat metabolizması - yağ metabolizması -Uyku ve uyanıklık-Heyecan -Kızgınlık -Korku-Seksüel istek -İç salgı isteminin denetlenmesi
  • Otonom sistemin denetlenmesinde rol oynar.
c-Thalamus:
  • Koklama hariç bütün duyuların toplandığı yerdir.
  • Dokunma ,ısı ve acı ile ilgili duyular thalamus ta değerlendirilir.
  • Gelen duyular iyi, kötü, hoş, güzel gibi özelliklerle değerlendirdikten sonra korteksteki ilgili merkeze iletilir.
  • Korku, sevinç, tasa, üzüntü, ceza gibi hissi duyguları etkiler.
  • Görsel yataklar olarakta adlandırılır.
B) Orta beyin
  • Ön ve arka beyin arsında pons un önünde bulunur.
  • Görme ile ilgili refleks merkezlerini taşır.(Işık karşısında göz bebeklerinin hareketi.)
  • İşitme ile ilgili refleks merkezlerini taşır.(Kulakların sesin geldiği yöne dönmesi.)
C)Arka beyin
a-Beyincik:
  • İki yarı küreden oluşur.
  • Yarı küreler pons la birbirine bağlıdır.
  • Dışta boz madde içte ise ak madde vardır.
  • Kuş ve memelilerde çok gelişmiştir.
  • Vücudun dengesinin korunması ve kas tonusunun sağlanmasında rol oynar.
  • Beyine gelen denge, işitme ve görme sinirleri beyincikle ilişkilidir.
  • Beyinden çıkan hareket nöronları beyincikle ilişkilidir.
  • Beyinciği çıkarılan canlılarda kas hareketleri olur ancak dengesizdir.
b-Pons:
  • Beyincik yarı kürelerinin bağlantısını sağlar.
  • Beyinciği beynin diğer kısımları arasında bağlantısını sağlar.
  • Kas tonusunun korunmasında rol oynar.
c-Omurilik soğanı:
  • Dışta ak içte boz madde bulunur
  • Omurilikle beyinin diğer kısımları arasındaki sinirlerin çapraz yaparak geçişini sağlar.
  • Çok önemli hayatsal olayların kontrolünü sağlar. Refleks merkezi gibi çalışır.- Çiğneme , - Yutma - Emme , - Öksürme , - Aksırma , - Hıçkırık , Kalp atışı , - Soluk alıp verme- Metabolizmanın düzenlenmesi , - Arterlerin daralıp genişlemesi , - Kan şekerinin ayarlanması - İdrar çıkarma
  • Zarar görmesi veya darbe alması sonucu reflekslerin durması nedeni ile ölüm görülür.
OMURİLİK
  • Dışta ak madde , İçte boz madde vardır.
  • Merkezinde omurilik kanalı bulunur.
  • Refleks merkezi olarak iş görür.
  • Otonom sisteme ait bazı refleksleri kontrol eder.
  • Beyinin etkisi olmadan bazı refleksleri kontrol eder.
  • Otomatlaşan bazı istemli hareketlerin kontrolünü yapar
  • İlkel canlılardan gelişmişlere doğru beyinin omuriliğe oranı gittikçe artar.
Örn:Önce beyinin kontrolünde yapılan dans etme, piyano çalma, örgü rme
önce beyinin kontrolünde yapılır daha sonra alışkanlık haline gelerek omuriliğin kontrolüne geçer.
Not:Embriyonik gelişimde ilk önce omurilik sonra beyin gelişir,hareket,beslenme,duyu önceleri omurilik tarafından yürütülür,davranışlar bilinçsizce sürdürülür. Beyin geliştikten sonra kontrol beyine geçer ve davranışlar bilinçli şekilde gerçekleştirilir.
Çevresel sinir sistemi kısımları ve görevleri
Beyin ve omurilik ile hedef organlar arasında bağlantı oluşturan sinirlerdir. 12 çift beyinden 31 çift omurilikten çıkar. Bunlar çevresel sinir sistemi oluştururlar ve iki kısımda incelenirler.
A-Somatik sinir sistemi
  • İstemli faaliyetlerin yürütülmesini sağlar.
  • Beyin ve omurilikten çıkan sinir çiftleridir.
  • Bunlar duyu ve motor nöronlarını taşırlar, bazı sinirlerde sadece motor bazısında sadece duyu bazısında ise karma nöronlar taşınır.
  • Çapları büyüktür.
  • Miyelin kını taşırlar.
  • İletimleri hızlıdır.
  • İşlevlerini kaybettiklerinde ilgili kaslar görevlerini yapamaz ve atrofiye uğrar.(Körelir.)
  • Merkezi sinir sistemi ile hedef organ arasında tek nöron bulunur.
  • İmpuls oluşumu ve engellenmesi merkezi sinir sistemi tarafından kontrol edilir.
B-Otonom sinir sistemi
  • İstem dışı çalışan yapı ve iç organların denetimini sağlarlar.
  • Yalnız motor nöronlardan oluşur.
  • Merkezi sinir sistemi ile hedef organ arasında ganglionlarla bağlantılı iki nöron görev alır.
  • Preganglionik nöronlar miyelinli postganglionik nöronlar ise miyelinsizdir.
  • Çapları küçüktür.
  • İleti hızları azdır.
  • İşlevlerini kaybettiklerinde hedef yapı çalışmasını durdurmaz ancak işlevlerin düzenlenmesinde bozukluklar görülür.
  • İşlevlerini kaybettiklerinde hedef yapıda gerileme ve atrofi görülmez.
  • Otonom sistem hedef yapıya sempatik ve parasempatik olmak üzere iki zıt özellikte sinir gönderir.
  • İmpuls oluşumu ve engellenmesi hem merkezi sinir sisteminde hemde ara ganglionlarda gerçekleşir.

Sempatik ve parasempatik sistemlerin özellikleri- karşılaştırılması
1-Sempatik nöronlar omuriliğin göğüs ve bel bölgesinden çıkar,
*- parasempatik nöronlar ise beyin(Medulla oblangata) ve sağrı bölgesinden çıkar.
2-Sempatik sistemin ganglionları omuriliğin yanındadır. Preganglionik nöronlar kısa, postganglionik nöronlar ise uzundur.
*-Parasempatik nöronların ganglionları hedef organın yanındadır.Preganglionik nöronlar uzun, postganglionik nöronlar ise kısadır.
3-Sempatik sistem organizmada zor duruma karşı korunma tedbirlerini harekete geçmesini sağlar. (Kızma, heyecan, korkum, vb.)
-*Parasempatik sistem ise normal durumda vegetatif davranışların harekete geçmesini sağlar.(Beslenme, büyüme ve gelişme, üreme vb.)
4- Her ikiside koordineli çalışır.
5-Otonom sistem , hipothalamus, korteks, omurilik soğanı, pons gibi
merkezlerden yönetilir.
Notlar
Belli merkezlerin dejenerasyonu ve buna bağlı olarak organizmada görülen davranış değişiklikleri:
1-İp merdiven sinir sistemine sahip canlılarda baş (baş ganglionu) kesilse dahi pek çok vegetatif davranışlar görülür.( Uçma, yürüme, iğne sokma,vb.) Bunun nedeni bu tür davranışların ara ganglionlardan yürütülmesidir.
2-Beyin yarım küreleri çıkarılmış kuşlarda , havaya atılırsa uçma, ağzına yiyecek konursa yeme, dala konma,itilince yürüme davranışı görülür. Ancak;hareketleri bilinçsizdir. Kendiliğinden uçamaz, önündeki yiyeceği yiyemez.
3-Omurilik soğanı kalmak şartı ile oluşturulan spinal canlılarda;kan basıncı,yutma, kusma, tükürük salgılama, dolaşım ve solunum refleksleri görülür .Omurilik soğanım kesilen canlılarda bu refleksler görülmez.
4-Omurgalılarda sempatik sistem dejenere olursa veya çıkarılırsa sistemler çalışmaya devam eder ancak çalışmaları düzensizdir.
Refleks
Reseptör, duyu nöronu, ara nöron, motor nöron ve efektör yapı tarafından oluşur. Reseptörle alınan uyarılar ilgili nöronlardan geçerek efektöre ulaşır ve ilgili tepki çok kısa sürede verilir.
Refleksler iki gruba ayrılır:
1-Beyin ve omurilik köklerinde doğuştan var olan refleksler.
Türe özgükarakterler içerir.
- Kalp damar refleksi , Sindirim , solunum, boşaltımla ilgili refleksler ,Metabolizmanın düzenlenmesi , Vaziyet alma ve yer değiştirme refleksi.
2-Çalışma ve deneylerle kazanılan refleksler.
a) Doğal kazanılan refleksler.(Uyaran etkisi ile gerçekleşen refleksler)
b) Suni kazanılan refleksler.Uyaranı hatırlatan farklı uyaranlarla gerçekleşen
refleksler)

1-Doğuştan var olan refleks:Ağıza alınan besinle. (Ağız, dil, damak)
2-Doğal kazanılmış refleksaha önce tadılan besinin görülmesi ile(Göz)
3-Suni kazanılmış refleks:Beslenmeyi hatırlatan zil sesi ile. (Kulak)
4-İlgili tepkinin oluşturmak: Tükürük salgısını oluşturmak.

Refleks yayı

Pavlov'un deneyi

Önemli sinir yolları
İmpulsların sinir sistemindeki hareketleri esnasında gerçekleşen engelleme ve kolaylaştırmalar özel tepki ve davranışların oluşumunda rol oynar.Sinir sisteminde görülen önemli sinir yolları bu kolaylaştırma ve engellemelerin gerçekleşmesinde rol oynayan oluşumlar olarak karşımıza çıkarlar.

1-Konvergent yol

2-Divergent yol

4-Çoğaltma zinciri

5-Kapalı Devre

Kalp ve solunum uyarı gelir. Kalbin yapısındaki uyarı merkezini uyarır. Bu uyarı aynı nöronun uyaranı haline gelir. Çalışma ritmik olarak sürdürülür.Kalp masajı ve suni solunum un esasıdır.
Duyu Organları
Görme
Gözde ışığı kıran yapılar; a-Kornea b-Göz merceği
Gözde duyu hücreleri;
a-Çubuk hücreleri -ışığı algılar
b-Koni hücreleri-renk algılar (Mavi-yeşil-kırmızı)

Işığın görme oluşuncaya kadar geçtiği yapılar:Kornea-Göz bebeği-Mercek-Camsı cisim-Retina(duyu hücreleri)-Duyu sinirleri-Orta beyin(optik kiyazma)-Beyin kabuğu(görme merkezi)
Göz kusurları:

İşitme
Cisimlerden gelen titreşimlerin ses olarak algılanıncaya kadar takip ettiği yol :Kulak kepçesi-Dış kulak yolu-Kulak zarı-Çekiç,Öre,Özengi kemikleri-Oval pencere-kohlea-Korti organı(Duyu hücreleri)- Duyu sinirleri-Beyin(İşitme merkezi)


Koku


Tad
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-01-10, 16:25   #22
Ecuaxon

Varsayılan C: Lise Biyoloji Konuları <> 1-2-3-4 Tüm Ders Notları


HORMONAL DENETİM

Çok hücreli komplex organizmalarda iç ve dış ortam uyarılarına uygun tepkinin verilmesi. Hücre, doku, organ ve sistemlerin çalışmasının kontrolü ve koordinasyonlarının sağlanması. Homeostasinin korunması sinir sistemi ve iç salgı (Endocrin) sistemi ile sağlanır. Bu iki sisteme denetleyici sistemlerde denir. Endocrin sistem denetimini hormon adı verilen özel organik maddelerle yaparlar.
Hormonların genel özellikleri:
  • Her canlının kendisi tarafından oluşturulur. Ancak dışarıdan alındığında da etkilidirler.
  • Organik moleküllerdir. (Polipeptid ,amino asit, steroid, pürin veya bunların türevleri şeklinde olabilirler.)
  • Polipeptid yapıda olanlar sindirim enzimlerinden etkilenirler.
  • Çok az miktarlarda dahi etkilidirler. (Bu özellikleri ile vitaminlere benzerler.)
  • Az veya çok salgılanmaları anormalliklere neden olur.
  • İç salgı bezleri, sinir hücreleri ve bez olmayan yapılarda üretilirler.
  • Etkilerini üretildikleri yerde değil hedef yapılarda gerçekleştirirler. Örn:FSH hipofiz de üretilir ancak hedef yapı ovaryumdur.
  • Hormonların etkiledikleri hücre doku organ veya sisteme hedef yapı denir.
  • Bazı hormonlar genel etkiye sahiptir. Vücudun tümü hedef yapıdır. Örn:Tiroksin ,STH vb.
  • Bazı hormonlar lokal etkiye sahiptir. Özel bir doku orga veya sistemde etkili olur. Örn:Sekretin, FSH,ACTH vb.
  • İşlevlerini yapan hormonlar hücre metabolizması, boşaltımla veya karaciğer tarafından elemine edilirler.
  • Bazı hormonlar farklı hedef yapılarda farklı etkilerde bulunurlar. Örn: Eşey hormonları üreme sisteminde primer etki oluştururken, iskelet,kas, deri vb. yapılarda sekonder etki meydana getirir.
  • Hormonların salgılanması sinir sistemi ve hipofizin denetimi altında gerçekleşir.
  • Farklı hormonlar aynı hedef yapıda farklı etkilere neden olurlar.
  • Sinir hücreleri tarafından oluşturulan hormonlara nörohormonlar denir.
  • Hormonal etki sinirsel etkiye göre oldukça yavaş gerçekleşir ancak etkisi uzun sürer.
  • Endokrin sistem üzerindeki sinirsel denetim iç ve dış uyaranlara bağlıdır.
Hormonların Kimyasal Yapıları:
  1. Protein: Büyüme hormonu ve gonodotropinler
  2. Peptidler:Oksitosin, Antidiüretik hormon, ACTH, Glukagon, İnsülin
  3. Amino asit ve türevleri:Tiroksin, Epinefrin(Adrenalin), Norepinefrin(Noradrenalin),
  4. Steroidler:Eşey hormonları, Minerolokortikoid (Aldosteron),Glikokortikoidler(Kortizol=Kortizon), Ekdizon
  5. Pürin ve türevleri:Sitokinin, Zeatin
Hormonların salgılanmalarının düzenlenmesi:
Organizmalarda hormonların belli bir düzen içinde üretilmesi gerekir. Bu düzenleme farklı organizmalarda farklı şekillerde gerçekleşebilir. Bitkilerde hormonlar çevresel uyaranlar etkisi ile üretilir. Isı, ışık, su vb. Dolaşım sistemine sahip olmayan canlılarda iç salgı sistemide yoktur. Bunlarda hormonal düzenleme sinir sistemince oluşturulan hormonlarla sinir sisteminin kontrolünde yapılır. Dolaşım sistemine sahip canlılarda iç salgı sistemide vardır.(Toprak solucanı hariç.) Bunlarda denetim sinir sistemi ve iç salgı sistemi tarafından yapılır. Sinir sistemine ait yapı olan Hipothalamus ve iç salgı sistemine ait yapı olan Hipofiz bezi bu düzenlemeden sorumlu yapılardır.
Hormonların salgılanmasında:
  1. Uyaran faktörün metabolik düzeyinin değişmesi. Örn:Kan kalsiyum değeri Triokalsitonon ve parathormon un salgılanmasında uyaran faktördür.
  2. Hormonun kandaki düzeyinin değişmesi. Örn:ACTH ve adrenal korteks hormonlarının kan düzeyleri
  3. Sinirsel düzenleme. Örn:İnsülin ve glukagon salgılanması
  4. Biyoritim.Örn:Tiroksinin ve eşey hormonlarının mevsimsel salgılanması.
  5. Negatif geri bildirim. Örn: Kanda tiroksin miktarındaki artış ,TSH salgılanmasını durdurur.
  6. Pozitif geri bildirim: Örn: Kanda östrojen miktarındaki artış LH salgılanmasını uyarır.
Hormonların hedef yapıdaki etki mekanizması:
  1. Hücre zarı geçirgenliğine etki ederek. Örn: Böbrek ve ince bağırsaklarda su ve mineral alınımı antidiüretik hormon ve minerolokortikoid vb.
  2. Hücre organellerine etki ederek. Örn:Tiroksin mitokondrileri etkileyerek metabolizmayı kontrol eder.
  3. Hücre dışından madde alınımını kontrol ederek. Örn:İnsülin hormonu etkisiyle çizgili kas hücrelerine glikoz ve amino asitlerin girişi.
  4. Hücrede protein sentezini kontrol ederek. Örn:Büyüme hormonu (Hücrede m-RNA sentezi başlatır.)
Not:Hormonların belirli hücreler üzerine etkili olmasının nedeni ; hücre zarlarında bulunan ve belli bir hormona duyarlı olan proteinsel almaçlardır.

Endokrin Sisteme ait olmayan ancak hormon üreten yapılar:
  • Sinir hücreleri:Akson uçlarından salgılanan nörotransmiter maddeler sinirsel hormonlardır.
  • Mide: Mideden salgılanan Gastrin hormonu mideye besin geldiğinde mide salgısının oluşumunu uyarır.
  • İncebağırsaklar: İncebağırsaklardan mideyi , pankreası ve safra kesesini uyaran hormonlar salgılanır.
    1. Enterogastron:İncebağırsaklarda yağca zengin besinler varsa mide hareketlerini yavaşlatır.
    2. Pankreozimin: İnce bağırsakta proteince zengin besinler geldiğinde pankreastan enzimce zengin salgının oluşumunu uyarır.
    3. Sekretin: İncebağırsakta besin varsa pankreastan bikarbonatça zengin salgının oluşumunu uyarır.
    4. Kolosisteokinin:İnce bağırsaktan salgılanır safra kesesinin safra salgılamasını uyarır.
  • Plasenta: Gelişimini tamamladıktan sonra hamileliğin devamını sağlayan progesteron salgılar.
Canlılarda Denetim:
A-Tek hücrelilerde:
Bütün yaşamsal olaylar hücre denetim merkezi olan nukleus tarafından yürütülür. Ancak tek hücrelilerde populasyon büyüklüğünün hormon benzeri maddelerin ortamdaki varlıkları ile denetlendiği kabul edilmektedir. Düşük miktarlarda büyüme ve üremeyi hızlandıran ,miktarı artıkça büyüme ve üremeyi engelleyen bu metabolik artıklar hormonların etki ve işlevine sahiptirler.

B- Bitkilerde:
Bitkilerde sinir sistemi ve endokrin sistem bulunmaz. Ancak hormonal denetim vardır. Bitkilerde metabolik yönden aktif hücreler ikincil işlev olarak hormon üretimide yaparlar. (Meristematik doku). Hormon üretimi ısı-ışık-su-uyaran kimyasallar-fiziksel etkiler (Yaralanma) gibi faktörlerle denetlenir.
Bitkilerde hormon üretilen yapılar:
  • Kök ve gövde ucu
  • Yapraklar
  • Tohum
  • Depo gövde ve köklerde
  • Tomurcuk
  • Dikotiledon’larda yara bölgesi
  • Meyve
Bitkilerde taşıma sistemi olmadığı için hormonların taşınması difüzyonla olur. Hedef yapılar, hormon üreten yapılara çok yakındırlar
Bitkisel hormonlar; bitkilerde hücre bölünmesi, hücre büyümesi , çimlenmenin uyarılması veya engellenmesi, gövde – meyva- yaprak- kök büyümesi, meyva olgunlaşması, yaprak dökülmesi, Yaraların kapanması, tropizma gibi önemli yaşamsal olayların gerçekleşmesinde rol oynayan organik maddelerdir.
Bitkisel hormonları bitkilerde geçekleştirdikleri etkiye göre iki grupta incelenebilir.
Gelişimi uyaran hormonlar: Oksin – Sitokinin – Giberillin
Gelişime ket vuran hormonlar: Absisik asit – Etilen – Çok miktardaki oksin

Başlıca bitkisel hormonlar ve görevleri:
1-Oksin:
Üretildiği yer:Gövde ve kök uçlarında , yapraklarda meristematik hücrelere tarafından oluşturulur.
Etkisi:
  • Büyüme bölgesindeki hücrelerin büyümesini sağlar.
  • Bazı dokularda hücre bölünmesini uyarır.
  • Yeni köklerin oluşumunda rol oynar.
  • Hücre , doku farklılaşması sağlar.
  • Gövde, kök, yaprak ve meyve büyümesini sağlar.
  • Fototropizmaya neden olur.
  • Ovaryum gelişimini uyarır ve tohumsuz meyve oluşumunu sağlar.
  • İlkbaharda kambium faaliyetini başlatır.
  • Döllenen çiçeğin ve yaprakların dökülmesini önler
  • Az salgılandığında yapraklar dökülür.
  • Çok salgılandığında büyüme ve gelişmeye ket vurur.
  • Stomaların açılıp kapanmasına etki eder.
2-Giberillinler e tkisi:
  • Gövdenin hızlı ve anormal uzamasını sağlar.
  • Tohum çimlenmesini uyarır.
  • Çiçeklenmeyi ve erken çiçek açmayı uyarır.
  • Meyve büyümesini sağlar.
  • Tohumda depo nişastanın kullanılabilir glikoza dönüşümünü uyarır.
3-Sitokininler:
Üretildiği yer: Sitokininlerin ana kaynağı köklerdir.
Etkisi:
  • Hücre bölünmesini uyarır.
  • Bitkide büyümeyi sağlar.
  • Protoplastların kloroplastlar haline gelmesini sağlar.
  • Yaprak dökülmesini engeller.
  • Tomurcuklardan filiz ve yaprak oluşumunu uyarır.
4-Absisik asit etkisi:
  • Tomurcuk ve tohumlarda uyku halinin başlaması.
  • Hücre bölünmesinin azaltılması.
  • Su kayıbında stomaların kapanması.
  • Yeşil yaprakların yerini koruyucu pulların alması.
5-Etilen e tkisi:
  • Meyve olgunlaşmasını uyarır.
  • Yaprak dökülmesini uyarır.
C- Omurgasızlarda:
Omurgasızlar iç salgı sistemi bakımından incelendiğinde üç farklı durum görülür.
1- İç salgı sistemi ve hormonal denetime sahip olmayanlar.
Örn : Süngerler verilebilir.
2- İç salgı sistemine sahip olmayıp hormonal denetime sahip olanlar. Örn: Toprak solucanı.
Not: Toprak solucanında iç salgı sistemi yoktur . Sinir sisteminin ürettiği hormonlarla hormonal denetim gerçekleşir.
3- İç salgı sistemi ve hormonal denetimi olanlar. Örn: Yumuşakçalar, kabuklular, böcekler verilebilir.
Omurgasızlarda en iyi bilinen hormonlar ,böceklerde başkalaşım ve deri değişiminde rol oynayan juvenil ve ektizon hormonlarıdır. Bu hormonlar özel bezlerden ve sinirsel kontrolle salgılanır.
Juvenil hormon:
  • Larva döneminde üretilir.
  • Metamorfozu ( Başkalaşım) engeller.
  • Büyümeyi engellemez.
  • Ergin bireylerde üreme hücrelerinin oluşumu.
  • Azaldığında metamorfoz gerçekleşir.
Ektizon hormonu:
  • Hücre çoğalmasını uyarır.
  • Hücre büyümesini uyarır.
  • Deri değişimi ve başkalaşımı uyarır.
  • Larval dönemden ergin döneme geçiş ektizonun varlığı ve juvenil hormonun azlığında gerçekleşir.
  • Larva ve ergin dönemde de üretilir.
Omurgasızlarda hormonlar:
  • Deri değiştirme.
  • Metamorfoz
  • Renk değiştirme.
  • Üreme hücrelerinin olgunlaşması. Gibi yaşamsal olayları denetler.
Not: Jüvenil hormon larval dönemde ektizon hormonuna göre çok salgılanır. Larval dönemin sonuna doğru jh. Miktarı azalır ve ek. hormonu etkisi ile birey pupa dönemine girerek başkalaşımla ergin birey haline döner. Ektizon hormonu her dönemde belirli miktarlarda salgılanır.

D-Omurgalılarda:
  • İleri düzeyde organize olmuş bezlerin oluşturduğu sistem ve sisteme ait olmayan bezler tarafından üretilen hormonlarla gerçekleşir.
  • İç salgı sisteminin denetimi sinir sisteminin kontrolü altındadır.
  • Denetim humoral ve sinirsel olarak yapılır.
  • Humoral denetim:Hipofiz ön lobu,Tiroid bezi, Eşey bezleri, Adrenal kortex
  • Sinirsel denetim: Hipofiz arka lobu, Adrenal medulla, Pankreas.
  • Denetimde hipothalamus ve sempatik sistem görev alır.
  • Hormonların hedef yapılara ulaşması dolaşım sistemi ile gerçekleşir.(Hormonlara; kanda,vücud sıvısı ve idrarda rastlanır.)
Başlıca iç salgı bezleri ve ürettikleri hormonlar:
A-Hipofiz bezi:
a)Ön lop: Epitel kökenli olup hipothalamusun humoral (Serbestleştirici faktörleri ile) salgıları ile denetlenir.
1-STH (Somatotropin H.= Büyüme H.):
  • Polipeptid özelliktedir.
  • Organizmada büyüme üzerine etkilidir.
  • Hücrelerde protein sentezini artırır.
  • Uzun kemik ve kasların büyümesinde etkilidir.
  • Yağların yıkımını uyarır.
  • Hücrelerde büyüme ve bölünmeyi uyarır.
Çok salgılanması:
  • Büyüme döneminde: Devliğe neden olur.
  • Büyüme dönemi sonrası: Akromegali denilen perifer yapıların anormal büyümesine neden olur.
Az salgılanması: Büyüme döneminde:Cücelik nedenidir.
2-TSH (Tiroid uyarıcı H.): Tiroid bezinin çalışması ve hormonlarının salgılanmasını kontrol eder.
3-ACTH:Adrenal bezin kortex kısmının çalışmasını ve bu bölgeden kortikoidlerin salgılanmasını kontrol eder.
4-FSH :
Dişilerde:
  • Ovaryumda folikül gelişmesi
  • Yumurtanın olgunlaşması
  • Folikülden Ostrojen salgılanmasını uyarır.
Erkekte:
  • Testislerde sperm oluşumunu uyarır.
5-LH:
Dişilerde:
  • Folikülün yırtılıp ovulasyonun gerçekleşmesi
  • Yırtılan folikülün korpus luteum haline gelmesi
  • Korpus luteumdan progesteron salgılanmasını uyarır.
Erkekte:
  • Testislerden testosteron hormonunun salgılanmasını uyarır.
6-LTH: ( Prolaktin)
  • Hamileliğin bitiminde süt bezlerinin gelişmesinde etkilidir.
  • süt salgısının oluşmasında rol alır.
  • Analık içgüdüsünün oluşumunda rol alır.
Not:LTH memeliler hariç diğer canlılarda (Kuş ve Sürüngenlerde) analık içgüdüsünün oluşumunda rol alır.
Not:LTH sadece dişilerde etkilidir.
b)Ara lop:Epitel dokudan oluşmuştur.
Melanosit uyarıcı hormon: (MSH)
  • Özellikle amphybıa(Kurbağalar),Reptlıa(Sürüngen) ve Aves(Kuş)lerde etkili olan bir hormondur.
  • Deride epidermiste yer alan melanositler üzerine etki ederek deri renginin oluşumu ve değişiminde rol oynar.
c)Arka lop:Sinir dokudan köken alır.Hipothalamusa bağlantılı nöronların akson uzantılarından meydana gelmiştir. Burada sentezlenen Antidiüretik hormon ve Oksitosin hormonu aksonlarla bu bölgeye taşınarak burada depolanır.Hipothalamusun kontrolünde ve sinirsel uyarılarak ilgili hormonlar buradan kana verilir.
1-Antidiüretik hormon
Salgılanmasının uyarılması:
  • Hipothalamusta bulunan osmoreseptörler etkendir.
  • Kan osmotik basıncının artaması
  • Kan basıncının düşmesi (Kan kayıbı , terleme vb.)
Yetersizliği:
  • Böbreklerde aşırı su kayıbı olur.
  • Seyreltik idrar oluşur
  • Kan basıncı azalır
  • Kan hacmi azalır
  • Kanın osmotik basıncı artar
  • Şekersiz diyabet görülür
2-Oksitosin görevi:
  • Doğum esnasında düz kasları uyararak doğumun gerçekleşmesini sağlar.
  • Süt bezlerinin ve kanalların etrafındaki kassal epitel hücrelerin kasılmalarını sağlayarak süt akışını kontrol eder.
  • Analık iç güdüsünün oluşumunda etkilidir.
B)Tiroid bezi
Salgılama kontrolü hipofizden salgılanan TSH ile kontrol edilir.
Hormonları:
1)Tiroksin görevi:
  • Bazal metabolizmayı düzenler.
  • Hücrelerde mitokondrilerin oksijen kullanımını kontrol eder.
Eksikliğinde görülenler:
  • Metabolizma yavaşlar.
  • Doku sıvılarında sodyum ve su oranı artar.
  • Kanda kolesterol yükselir.
  • Vücutta yağ depolanmasında artış görülür.
  • Alınan besinler tüketilmediği için kilo artışı görülür.
  • Hücrelerin oksijen kullanımı ve enerji üretimi azalır.
Tiroid bezinin çıkarılması veya çalışmamasında genç memelilerde görülen durum:
  • Büyüme durur
  • Sinirsel düzenleme özelliğini kaybeder
  • Kemikleşme gecikir
  • İleri durumlarda ölüm görülür
  • Metabolizma yavaşlar
Çocuklarda az salgılanmasında ahmaklık denilen hastalık görülür bu özellikteki çocuklarda:
  • Zeka geriliği
  • Cücelik (Gelişme geriliği)
  • Eşey bezlerinin gelişmemesi durumu görülür
Erginlerde az salgılanmasında miksodem denilen durum ortaya çıkar bu özellikteki bireylerde:
  • Vücut ısısı düşer
  • Deri kurur
  • İştahsızlık görülür
  • Halsizlik ve uyku hali görülür
  • Vücutta yağ birikir ve şişmanlık görülür
  • İş verimi düşer
  • Kılları dökülür
Erginlerde çok salgılanması durumunda görülen belirtiler
  • Metabolizma hızlanır
  • Sinirlilik hali görülür
  • Vücut ısısı artar
  • Solunum ve dolaşım hızlıdır
  • Terleme artar
  • Kilo kayıbı görülür
2)kalsitonin görevi:
  • Kandaki kalsiyumun kemiklere geçişini sağlar.
  • İdrarla dışarı atılan kalsiyum miktarını azaltır.
  • Kan kalsiyum seviyesini düşürür.
(Not:Eksikliğine rastlanmaz, tiroid bezi çıkarılsada kan Ca düzeyi yeterli durumda kalmaktadır!)
C)Paratiroid bezi:
( Balıklar hariç diğer omurgalılarda görülür)
Salgılama kontrolü: Kan kalsiyum seviyesi ile kontrol edilir ,kanda kalsiyum oranı düşünce parathormon salgılar. Kandaki Ca seviyesi artınca salgılama durur.
Parathormon görevi:
  • Kan Ca miktarını artırmak.
  • Kemiklerden kana Ca geçişini uyarmak.
  • Böbreklerden kana Ca emilimini uyarmak.
  • İncebarsaklardan kana Ca emilimini uyarmak.
Az salgılanmasında görülen durum:
  • Kandaki Ca oranı azalır.
  • Tetani görülür.
  • Hücre metabolizması ve enzimsel faaliyetler engellenir.
Fazla salgılanmasında görülen durum:
  • Kemiklerde yıkım artar.
  • Kemikler zayıflar,kırılganlıkları artar.
  • Böbreklerden fazla Ca atılır.
  • Aşırı durumlarda zehirlenme ve ölüm görülür
  • Sinir sistemi refleks faaliyetleri zayıflar.
  • Kaslar tembelleşir.
  • Kabızlık ve iştahsızlık görülür.
  • Böbreklerden atılan fazla Ca havuzcukta fosfatlarla bileşerek böbrek taşlarını oluşturur.
D)Pankreas:
  • İç ve dış salgı yapan karma bezdir.
  • İç salgı oluşturan kısımı sinirsel orijinli, olup denetimi sinirsel gerçekleşir.
  • Dış salgıları ince barsak tarafından salgılanan sekretin ve pankreozimin adlı iki hormonla kontrol edilir.
  • İç salgıları kan şeker düzeyinin kontrolünde rol oynayan insülin ve glukagon dur.
1)İnsülin görevi:
  • Kandaki glikozun hücrelere geçişini uyarır.
  • Hücre zarına etki ederek amino asitlerin ve glikozun geçişini uyarır.
  • Kan şeker düzeyini düşürür.
  • Az salgılanması şeker hastalığına neden olur. Şeker hastası olan kişilerde
  • Karaciğerden kana glikoz geçişi artar.
  • Kan şeker düzeyi artar.
  • Kan yoğunluğu artar.
  • Kanın osmotik basıncı artar.
  • Dokulardan kana su geçişi artar
  • Susuzluk hissi oluşur.
  • İdrarla fazla su kayıbı gerçekleşir.
  • Hücreler enerji ihtiyacı için yağ ve proteinleri kullanır.
  • Yağların yıkımı sonucu ketosis ve asidosis görülür.
  • Ketosis ve asidosis durumu sinir sistemini olumsuz etkileyerek koma gelişir.
Fazla salgılandığında görülen durum:
  • Kanda şeker oranı düşer.
  • Osmotik basınç azalır.
  • Sinir sistemi enerji ihtiyacı için yeteri kadar glikoz bulamadığından olumsuz etkilenir.
2)Glukagon:
Salgılanmasının uyarımı:Pankreastaki alfa hücrelerindeki şeker konsantrasyonunun etkili olduğu düşünülmektedir. (Çünkü şeker hastası olanlarda kanda yüksek oranlarda şeker olmasına karşın kanlarındaki glukagon hormonu yüksek konsantrasyondadır!)
Görevleri:
  • Karaciğerdeki glikojenin hidrolizle glikoz haline geçmesini sağlar.
  • Karaciğerde amino asitlerden glikoz sentezlenmesini uyarır.
  • Karaciğerde depolanan glikozun kana geçişini uyarır .
  • Kan şeker (Glikoz ) düzeyinin artmasına neden olur.
E)Adrenal bez:
Epitel (Korteks) ve sinirsel (Medulla) olmak üzere iki kısımdan oluşur.
1)Korteks:
  • ACTH ile salgıları kontrol edilir.
  • Bu kısımdan kortikoidler üretilir.
  • Başlıca hormonları 1-Glikokortikoid (Kortizon), Minerolokortikoid (Aldesteron) ve Androjenlerdir.
  • Adrenal bezin görev yapamaması veya vücuttan çıkarılması durumun da addison hastalığı gelişir. Addison hastalığı korteks hormonlarının yetersizliği ile görülen ortak olumsuzlukları gösterir.
a)Glikokortikoid görevi:
  • Kan şekerini artırır.
  • Yağ ve proteinlerden karbonhidrat yapımını uyarır.
  • Karaciğerde glikoz depolanmasını uyarır.
  • Glikozun oksidasyonunu önler.
  • Protein ve amino asit yıkımını uyarır.
  • Stres altında salgılanması artar.
  • Yaralanmalarda, aşırı sıcak ve soğukta, alerji ve iltihaplanmalarda koruyucu görev üstlenir.
  • Zor durumlarda hücreler için gerekli enerji kaynakları yaratır.
b)Minerolokortikoid görevi:
Vücudta NaCl ve su dengesinin ayarlanmasında görev alır.
Fazla salgılanmasında:
  • Böbreklerden sodyumun geri emilimi artar.
  • Böbreklerden potasyum kayıbı artar.
  • Kan hacmi artar.
  • Kan basıncı artar.
  • Potasyum eksikliğine bağlı olarak böbrek bozukluğu , kas ve sinirlerde fonksiyonel bozukluklar görülür.
Az salgılanmasında:
  • Kanda Na ve Cl iyonları miktarı azalır.
  • Vücud direnci düşer, zayıflık görülür.
  • Kanda K iyonu miktarı artar.
  • Halsizlik görülür.
  • Kan hacmi azalır.
  • Kan basıncı düşer.
  • Dolaşım yetersizliği görülür.
  • Kas yorgunluğu görülür.
  • Kan şekeri düşer.
c)Androjenler:Erkek ve dişi bireylerde böbrek üstü bezinin korteks kısımından androjenler de denilen erkek eşey hormonları ve ayrıca dişi bireylerde adrenal kortekste dişi eşey hormonları çok az miktarlarda üretilir.Adrenal kortekste oluşacak bir anormallikten dolayı bu hormonların üretiminde artışın olması cinsel özelliklerde fenotipe yansıyan anormallikler görülür
Örn:Kortekste gelişen bir ur nedeni ile fazla üretilen androjenlerden dolayı dişilerde
  • Saçların dökülmesi
  • Süt bezlerinin küçülmesi
  • vücudun aşırı kıllanması
  • Üreme organlarında gerilemenin olması
  • Sakal ve bıyıkların çıkması
  • Sesin kalınlaşması gibi anormallikler görülür.
2)Medulla:
  • Sinirsel kökenlidir
  • Sempatik sistemin denetiminde salgı üretir
  • Adrenalin (Epinefrin) ve Noradrenalin (Norepinefrin) olmak üzere iki tip hormon üretir.
  • Vücudun savunulmasına yönelik davranışların oluşumunda etkilidir.
a)Adrenalin görevi:
  • Kalp atışını hızlandırır
  • Kanın pıhtılaşma hızını artırır
  • Kan basıncın artırır
  • Kan damarlarının genişlemesini sağlar kılcalları daraltır
  • Solunumu hızlandırır
  • Göz bebeklerinin büyümesi tüylerin dikleşmesine neden olur
  • Kan şekerini artırır
Not:Adrenalin salgısı sempatik sistemin etkisine destek olan ve etkinin devamını sağlayan bir hormondur.
Not:Soğuk,acı,sinirlenmede ve bazı ilaçlar adrenalin salgısının artmasına neden olur.
Not:Tıpta kan basıncını artırmada ve duran kalbin çalıştırılmasında kullanılır
b)Noradrenalin görevi:
  • Arterleri daraltmak
  • Metabolizmayı hızlandırmak
F)Eşey bezleri:
Dişi ve erkek bireylerde üreme sistemi elemanları yapısında yer alan özel bezlerdir. Erkeklerde testislerde yer alan leydig hücreleri testosteron adı verilen erkeklik hormonu üretirken, dişilerde ovaryumda bulunan foliküllerden ostrojen ve yine ovaryumlardaki foliküllerin değişimi ile oluşan korpus luteumdan progesteron adlı dişilik hormonları üretilir.
a)Erkek eşey bezleri: Testislerdeki leydig hücreleridir ve testosteron üretirler.
Salgılanmasının uyarımı: Hipofizden salgılanan FSH ve LH’ın denetimi altındadır.
Testosteron hormonu görev:
  • Metabolizmayı ve hücrelerdeki protein sentezini uyararak büyüme ve ağırlık artışını uyarır.
  • Erkek üreme organlarının gelişimini uyarır.
  • Üreme sisteminde yer alan yardımcı salgı üreten bezlerin gelişimini uyarır.
  • Deri,kas ve iskelet sisteminin erkeklere özgü özellikler kazanmasını sağlar.
  • Ses kalınlaşmasını sağlar.
  • Sakal,bıyık ve vücudun belli bölgelerinde kılların çıkmasını sağlar.
  • Psikolojik olarak erkeksi davranışların oluşumunda etkilidir.
Notiğer canlı gruplarında görülen testosteron etkili özel fenotipik gelişmeler.
  • Horozlarda ibik çıkması
  • Geyiklerde boynuz oluşumu
  • Bazı kuşlarda tüylerin renklenmesi
  • Atlar ve aslanlarda yele gelişimi
  • Sülünlerde renkli ve uzun kuyruk gelişimi vb.
Not:Testosteronun dişilere verilmesi ile beraber dişilik özelliklerinin kaybedilip ve erkeksi özellikler kazanıldığı görülür.
b)Dişi eşey bezleri: Ovaryumlarda yer alan folikül hücreleri ve korpus luteumdur.Folikül hücrelerinden ostrojen ,korpus luteumdan ise progesteron salgılanır.
Salgı üretiminin kontrolü: Hipofiz bezi tarafından üretilen FSH ve LH’ın kontrolü ile gerçekleşir.
Ostrojen hormonu görevi:
  • Uterus , ovidukta (Follopi tüpü) ve diğer üreme organlarının endometriumunda mitoz bölünmeyi uyarır.
  • Uterus ta kılcallaşmayı artırır ve kan dolaşımını artırır.
  • Ovidukta silli hücrelerde sil hareketini artırır.
  • Uterus ve ovidukta özgü salgıların üretimini artırır.
  • Deri, kas ve kemik dokusunun dişilere özgü yapı kazanmasını sağlar.
  • Sesin incelmesini sağlar.
  • Süt bezlerinde kanallanmayı ve gelişmeyi sağlar.
Progesteron hormonu görevi:
  • Dişi üreme sisteminde endometrium salgısını artırır.
  • Uterus kaslarının gelişimini uyarır.
  • Uterus kaslarının faaliyetini azaltarak hamileliğin devamını sağlar.
  • Süt bezlerinin gelişimini uyarır.
  • Hamilelik süresince LTH etkisini önleyerek süt salgılanmasını önler.
  • Vücud ısısını artırır.
Feed-Back mekanizmaları:

a)Pozitif geri bildirim:Kanda uyarıcı hormon miktarındaki veya metabolitlerdeki artış hedef bezin hormon üretimini artırır.
Örnek1: Kanda ACTH miktarındaki artış ---> Böbrek üstü beziden Glikokortikoid salgılanmasını uyarır.
Örnek2: Kanda TSH miktarındaki artış ------>Tiroid bezinden Tiroksin hormonu salgılanmasını uyarır.
Örnek3: Kanda FSH miktarındaki artış------>Ovaryumdan Ostrojen salgılanmasını uyarır.

b)Negatif geri bildirim: Kanda metabolit miktarındaki artış kontrol edici hormonların salgılanmasını engeller ayrıca hedef bez hormonlarının miktarındaki artış uyarıcı hormonların salgılanmasını engeller.
Örnek1:Kanda glikokortikoidlerdeki artış--->Hipofizden ACTH salgılanmasını engeller.
Örnek2:Kanda ostrojen miktarındaki artış--->Hipofizden FSH salgılanmasını engeller.
Örnek3: Kanda Ca miktarındaki artış----->Paratiroid bezinden Parathormon salgılanmasını engeller.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-01-10, 16:27   #23
Ecuaxon

Varsayılan C: Lise Biyoloji Konuları <> 1-2-3-4 Tüm Ders Notları


DESTEK VE HAREKET

Hayvanlarda destek ve hareket sistemleri
I-Deri
Deri ve deriye bağlı oluşumlar
A-Kemiksi yapılar:Kemiksi özellikler gösterir
  • Kıkırdaklı balık pulları
  • Kemikli balık pulları
  • Sürüngen plakları
  • Memeli dişleri(Kıkırdaklı balık pullarına homolog yapıdır)
B-Boynuzumsu yapılar:Keratin yapılardır
  • Bağa (Kaplumbağalarda)
  • Boynuz
  • Tüyler
  • Kıllar
  • Tırnak,Toynak,Pençe
C-Deriye bağlı bezler:
  • Yağ bezleri
  • Ter bezleri
  • Süt bezleri
  • Koku bezleri


D-Derinin görevleri:
  • Örtme ve koruma sağlar
  • Ter bezleri ile vücud ısısının ayarlar
  • Memelilerde süt bezleri ile gelişimde beslenmede görev alır
  • Duyu organıdır
  • Kuşlarda tüy oluşumu ile su kayıbını önler ve uçmayı sağlar
  • Bazı memeli ve kuşlarda yağ depolayarak vücud ısısının korur
  • Memeli , kurbağalarda ve bazı omurgasızlarda solunum yüzeyi olarak görev yapar
  • Özel koku bezleri ile hayvanlar arasında haberleşme ve etkileşimi sağlar
  • Memelilerde kıl oluşumu ile vücud ısısının korunmasını sağlar
  • Tatlı su balıklarında mukus salgıları ile yüzmeyi kolaylaştırır
  • Pençe ve tırnak oluşumları ile korunma ve beslenmeyi sağlar
  • Balıklarda pul oluşumları ile vücudun su alış verişini engeller ayrıca yüzmeyi kolaylaştırır
  • Sürüngenlerde plak oluşumları ile su kayıbını önler
  • Bazı omurgasızlarda dış iskeletin oluşumunu sağlar
II-İskelet
A-Tek hücrelilerde iskelet
Işınlılar,bazı amip türlerinde hücre zarından salgılanan organik salgılara inorganik
maddelerin (Ca,Si,Mg vb.) birikimi ile oluşan ışınlar ve evcikler şeklindedir.
B-Omurgasızlarda iç iskelet
  • Süngerler,Mürekkep balığı ve derisi dikenlilerde görülür
  • Özel hücreler tarafından salgılanan inorganik ,organik veya bunların karışımından meydana gelmiştir
  • Üzerlerinde doku veya hücre tabakası bulunur
  • Organizmanın büyümesine engel olmaz
  • Organizmanın hareketine engel olmaz
  • Vücut şeklinin korunmasında rol alır
  • Genelde endoderm orijinlidir
C-Omurgasızlarda dış iskelet
  • Mercanlar,yumuşakçalar,eklem bacaklıların iskeleti bu tiptir
  • Deriden salgılanan organik,inorganik veya ikisinin karışımından meydana gelir
  • Evcik (Yumuşakçalarda) veya Zırh (Eklem bacaklılarda) şeklindedir
  • Zırh şeklinde olanlar büyümeye engel olduklarından zaman zaman değiştirilir
  • Evcik şeklinde olanlar büyümeye engel olmazlar büyümeye paralel olarak her
yıl yeni ve büyük ilaveler yapılır
  • Evcikler CaCO3 ten yapılmış ağır yapılardır.Harekete engel olurlar
  • Kabuklularda dış iskelet CaCO3 ten yapılmıştır.Harekete engel olmazlar
  • Karada yaşayan eklem bacaklılarda dış iskelet kitinden yapılmış olup hafiftir.
(Uçma ve hareket kolayca yapılabilir)
  • Hareketi sağlayan kaslar dış iskeletin iç yüzeyine bağlıdırlar
  • Vücud korunması,desteklenmesi, karasal ortamda yaşayanlarda su kayıbının
  • önlenmesi,hareketin sağlanmasında rol alır.
  • Madde depolanmasında rol almaz.
  • Ektodermal kökenlidir
  • Üzerinde vücud örtüsü bulunmaz

D-Omurgasızlarda hidrostatik iskelet
  • Solucanlarda ve bazı yumuşakçalarda görülür
  • Kan veya doku sıvısının oluşturduğu basınçla meydana gelir
  • Vücud şeklinin korunmasında rol alır
E-Omurgalılarda iskelet
  • Özel dokulardan meydana gelen iç iskelettir
  • Büyümeyi engellemez
  • Hareketi engellemez
  • Hareketi sağlayan kaslar dış yüzeye tutunmuştur
  • İnorganik maddelerin (Ca vb.)depolanmasında rol alır
  • Bazı dokuların (Kan) oluşumunda rol alır
  • Organizma ile beraber büyüme gösterir
  • vücud ta hayati organların korunması,şekli oluşması ve hareketin
  • gerçekleşmesinde rol alır.
  • Kıkırdaklı balıklar ve omurgalı embriyolarında kıkırdaktan oluşur
  • Kıkırdaklı balıklar hariç diğer omurgalı erginlerinde kemikten oluşur
  • Mezodermal kökenlidir
F-İnsanlarda iskeletin kısımları

1-Baş iskeleti:Toplam 29 kemik
a-Kafatası iskeleti
*Alın kemiği(1) *Yan kafa kemikleri(2) *Şakak kemikleri(2)
*Art kafa kemiği(1) *Temel kemik(1) *Kalbursu kemik(1)
b-Yüz iskeleti
*Alt çene kemiği(1) *Sapan kemiği(1) *Üst çene kemikleri(2)
*Elmacık kemikleri(2) *Burun kemikleri(2) *Tırnaksı kemikler(2)
*Boynuzsu kemikler(2) *Damak kemikleri(2)
c-Dil kemiği(1)
d-Kulak kemikleri(6)
2-Gövde iskeleti:Toplam 57 kemik
a-Omuz kemeri
*Köprücük kemikleri(2) *Kürek kemikleri(2)
b-Kalça kemeri
Sağda ve solda kalça ,oturga ,çatı kemiklerinin birleşmesinden oluşmuş leğen
kemiklerinden(2) meydana gelir
c-Omurga:
*Boyun omurları(7)(Atlas ve eksen omurları burada bulunur)
*Sırt omurları(12) *Bel omurları(5) *Sağrı omurları(5 Omur birleşmiş)(1)
Kuyruk sokumu omurları(4 Omur birleşmiş) (1)
d-Kaburgalar(24) *Göğüs kemiği(1)
3-Üyeler iskeleti:Toplam 120 kemik
a-Ön üyeler
*Pazu kemiği(1) *Ön kol kemiği(1) *Dirsek kemiği(1)
El bilek kemikleri(8) *El tarak kemikleri(5) *El parmak kemikleri(14)
b)Arka üyeler
*Uyluk kemiği(1) *Diz kapağı kemiği(1) *Baldır kemiği(1)
*Kaval kemiği(1) *Ayak bilek kemikleri(7) *Ayak tarak kemikleri(5)
*Ayak parmak kemikleri(14)
İnsan iskeletinde toplam 206 kemik bulunur.Bu sayı bazı bilim adamlarına göre ölçüt
alınan normlara göre değişiklik gösterir.
Kemikleşmede rol alan yapılar
1-Hormonlar: a)STH b)Kalsitonin c)Parathormon
2-Vitaminler:A-C-D vitaminleri
3-Dengeli ve yeterli beslenme
4-Kalıtım
5-Spor
6-Güneş ışınları

III-Eklemler:
İskeleti oluşturan kemik yapıların birbirleri ile bağlandığı ve kemikler arası hareketin
gerçekleşmesini sağlayan yapılardır.
Özelliklerine göre üç çeşittir.
a-Oynamaz eklemler:Aralarında bulunan bağ dokusu aracılığı ile birbirlerine dişli
yüzeylerle hareket etmeyecek şekilde bağlanmışlardır.
Örnek:Kafatası kemikleri,Kalça kemerini oluşturan kemikler.Alt çene kemiği hariç
yüz kemikleri.
b-Yarı oynar eklem:Aralarında bulunan kıkırdak yastıklar sayesinde kısıtlı harekete
sahip eklemlerdir.
Örnek:Omurlar,El ve ayak bilek kemikleri
c-Oynar eklemler:Aralarında yer alan özel eklem yapısı ile geniş açılar oluşturacak
şekilde hareket edebilen eklemlerdir.Eklem bölgelerinde eklem sıvısı denen sinovial
sıvı bulunur.
Örnek:Omuz,Kalça,Parmak kemikleri arasındaki,diz,dirsek eklemleri.

IV-Kasla
Omurgasızlarda kaslar ve hareket:
a-Süngerler ve sölentera grubuna ait canlılarda kas özelliğine sahip hücrelerle
hareket sağlanır.Özelleşmiş kas dokusu bulunmaz
b-Solucanlarda yumuşakçalarda ve derisi dikenlilerde hareket düz kaslarla sağlanır.
Vücud hareketinin yavaş olmasının nedeni budur
c-Eklem bacaklılarda vücud hareketi çizgili kaslarla sağlanır.Hareket hızlıdır.
Omurgalılarda kaslar ve hareket:
  • Omurgalılarda kaslar vücud hareketinde ve bazı organların hareketinde rol alır.
  • Beyin,karaciğer,dalak,böbrek,pankreas ,kılcal damarlar,akciğerler gibi organların
  • yapısında kas bulunmaz.
  • Bazı organların (Kalp,yemek borusu,mide,ince ve kalın barsaklar,idrar kesesi ve
  • kanalları) yapısını oluşturur.
  • Mezoderm orijinlidir
  • Kas hücreleri asetil kolinle uyarılır

Kasların görevleri:
1-Hareket
2-Madde taşınması
3-Şekil ve korumanın gerçekleşmesi
4-Isı üretimi
Kasılan kaslarda görülen fizyolojik değişmeler
(Huxley in kayan flamentler teorisi)
I-Gevşeyen kas
Gevşeyen kaslarda görülen değişmeler:
1-A bandı değişmez
4- Sarkomerin boyu uzar
2- I bandı uzar
5-Z çizgileri uzaklaşır
3- H-bandı belirginleşir
II-Kasılan kas:

Kasılan kaslarda görülen değişmeler:
  • A bandı değişmez
  • Z çizgileri yaklaşır
  • I bandı kısalır
  • Sarkomerin boyu kısalır
  • H bandı ortadan kalkar


Animasyonu izle
Kasılan kaslarda görülen kimyasal değişmeler
Kasılan kaslarda:
  • ATP yıkımı artar
  • Kreatin fosfat yıkımı artar
  • Glikoz yıkımı artar
  • Glikojenin hidrolizi artar
  • Laktik asit oranı artar
  • CO2 oranı artar
  • Isı yükselir
  • Sarkoplazmada Ca oranı artar
F-Kaslarda enerji kaynakları(sırası ile)
  • ATP
  • Kreatin fosfat
  • Laktik asit
  • Glikoz
  • Glikojen
  • Yağ asitleri
  • Protein
G-Kaslarda enerji kullanımı (Aktif ise) sırası ile:
1.ATP 2.Kreatin fosfat 3-O2 siz solunum 4-O2li solunum
Not:Normal şartlarda kaslarda O2 li solunum yapılır.Yüksek performanslı kas
hareketleri başladığında ilk önce O2 li solunumla karşılanan enerjinin yerine
zamanla O2 siz solunumla elde edilen enerji alır.
1-Tek sarsı grafiği.
Kasa eşik şiddeti üzerinde tek bir uyarı verildiğinde kasın gerçekleştiği kasılma
grefiğidir.Uyarı verildikten kısa bir süre sonra kasılma başlar,arada geçen bu evreye
gizli faz denir.Kasın boyunun kısaldığı evreye kasılma evresi denir. Bu evreden
sonra gerçekleşen kas boyunun eski haline geldiği evreye gevşeme evresi denir.
2-Yorgun kas grafiği

Yorgun kas grafiğinin özellikleri:
1-Gizli evre uzar
2-Kasılma şiddeti düşer
3-Gevşeme tam olmaz
4-Sarsı süresi uzar

3-Tam olmayan tetanos Birikim)
Kaslara ard arda uyaranlar gönderildiğinde kaslar tam gevşemeden gelen uyarılarla
tekrar kasılır.Bu kasılma önceki kasılmadan daha şiddetli gerçekleşir.Gittikçe artan
şiddetle kasılan kaslar bir süre sonra uyarılardan etkilenmez ve yorgunluk gösterir.

4-Tam tetanosFizyolojik tetanos)
Kaslara devamlı uyaran gönderildiğinde gittikçe artan bir şiddetle kasılırlar.Kaslar bu
sürede kasılı kalırlar. Bir süre sonra yorgunluk gösterirler.Arda arda gelen uyarılarla
oluşan sarsılar birbirleri ile kaynaşarak tek bir sarı gibi görülür.

Kaslarda kasılmanın başlaması
1-Motor plaklardan asetil kolin salgılanır
2-Asetil kolin kas hücresi zarının Na iyonlarına geçirgenliğini artırır
3-Kas hücresi zarından içeri Na iyonları girerek aksiyon potansiyelini başlatır.
4-Aksiyon potansiyeli sarkoplazmik retikulumlar da depolanmış Ca iyonlarının sarkoplazmaya geçmesine neden olur
5-Ca iyonları Aktin-Miyozin kompleksleri arasına yayılarak kasılmanın başlamasına neden olur.
6-Kasılma bittikten sonra Ca iyonları sarkoplazmik retikuluma geri pompalanır.(Aktiftaşıma)

Not:Kasılmanın enerji kaynağı ATP
1-Miyozinin aktin flamentini çekmesinde (Çoğu)
2-Ca iyonlarını sarkoplazmik retikuluma pompalamak
3-Na iyonlarını kas hücresi zarından dışarı pompalamak için kullanılır
Kaslarda kasılma hızı
Memeli vücudunda bulunan kasların uyaranlara verdikleri tepkilerin hızında önemli farklar vardır.Bu kasların uyaranlarla oluşturdukları sarsı süreleride farklıdır.
I=Hızlı tepkilerin oluşumunda rol alan kaslar (Göz kasları)
II-Orta hızlı tepkilerin oluşumunda rol alan kaslar (Hareket kasları)
III-Yavaş tepkilerin oluşumunda rol alan kaslar (Denge kasları)
Hareketin oluşumunda kasların çalışma şekli
1-Antagonist çalışma:Bir hareketin oluşması için biri kasılırken diğeri gevşeyen kasların çalışma biçimidir.
2-Sinerjit çalışma:Bir hareketin oluşması için birlikte kasılıp birlikte gevşeyen kasların çalışma biçimidir.
Not:Bir hareket için antogonist olan kaslar başka bir hareket için sinerjit olabilirler.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-01-10, 16:28   #24
Ecuaxon

Varsayılan C: Lise Biyoloji Konuları <> 1-2-3-4 Tüm Ders Notları


DOLAŞIM VE TAŞIMA

1-Hücre ve tek hücreli canlılarda taşıma
  • Endoplazmik retikulum
  • Sitoplazmik hareketler
  • Difüzyon ve osmoz olayları
  • Rotasyon-sirkülasyon hareketleri
  • Mikrotübül ve mikroflamentler
Not:Mikrotübül ve mikroflamentler hücrede organel (Mitokondri,saldı kofulları vb) ve büyük moleküllerin (DNA vb) taşınımında rol alırlar

2-Bitkilerde taşıma sistemleri:
A-Su ve karayosunlarında taşıma:
  • Madde alış verişi tüm yüzeyle yapılır
  • Özelleşmiş taşıma sistemleri bulunmaz
  • Su ve nemli ortamlarda yaşarlar
  • Vücud oldukça küçüktür
B-Eğreltiler ve tohumlu (Çiçekli) bitkiler
  • Karasal yaşama uyum sağlamışlardır
  • Madde alış verişi belirli vücud bölgeleri ile yapılır
  • Özelleşmiş taşıma sistemleri bulunur
  • Vücud oldukça büyüktür
Bitkilerde madde taşınımında rol alan faktörler
  • Hormonların taşınması,Soymuk borularında besin ve azotlu bileşiklerin taşınması,Gazların taşınması,suyun yanal taşınması: Difüzyon, Aktif taşıma (Yavaş gerçekleşir)
  • Odun borularında su ve suda erimiş maddelerin taşınması:Kök basıncı, Terleme,Kılcallık, Kohezyon ve Aldezyon gücü (Hızlı gerçekleşir)

3-Hayvanlarda dolaşım sistemleri:
A-Dolaşım sistemi olmayan Süngerler,sölentereler ve planarialarda
  • Özelleşmiş dolaşım sistemleri bulunmaz
  • Bu organizmalarda vücud küçük ve basit yapılıdır.
  • Vücutlarında ortam sıvısının dolaşımını sağlayan kanallar ve boşluklar bulunur.
  • Bu kanal ve boşluklarda ortam suyunun dolaşımı silli hücreler ve kaslarla sağlanır
  • Vücudta dolaşan ortam suyu dolaşım sıvısı gibi hücrelerin solunum,beslenme,boşaltım gibi yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanmasında görev alır
B-Dolaşım sistemi taşıyanlar
Hayvanlarda dolaşım sistemi özelliklerine göre ikiye ayrılır.
1-Açık dolaşımın temel özellikleri:
  • Omurgasızlarda görülür (Yumuşakçalar,eklem bacaklılar,derisi dikenliler)
  • Dolaşım oldukça yavaştır
  • Trake solunumu hariç diğer solunum sistemlerine sahip canlılarda taşıyıcı pigment içerir
  • Kalp ve kısa atar damar bulunur. Bazılarında ilave olarak toplar damarda bulunur
  • Kılcal kan damarları bulunmaz
  • Dolaşım sıvısı bir süre kalp damar sistemi içinde hareket ettikten sonra sistem dışına çıkarak hücreler arası boşluklarda dolaşır
  • Madde alış verişi hücrelerle hücreler arası dolaşan sıvı ile olur
  • Madde ve enerji ihtiyacı az olan canlılara özgüdür
2-Kapalı dolaşımın temel özellikleri:
  • Bazı omurgasız (Örn: Toprak solucanı) ve tüm omurgalılarda bulunur
  • Kalp,atar ve toplar damar ile kılcal kan damarları bulunur
  • Hücrelerle dolaşım sıvısı arasında madde alış verişi kılcal kan damarları aracılığı ile gerçekleşir
  • Dolaşım oldukça hızlıdır
  • Dolaşım sıvısı kalp damar sistemi dışına çıkmaz
  • Taşıyıcı pigment içerir
Omurgasızlarda dolaşım sistemleri
A-Süngerlerde:Özelleşmiş dolaşım sistemi bulunmaz.Porlar ve kanallar içerisinde silli hücrelerin sil hareketi ile dolaşan ortam suyu dolaşım sisteminin görevini üstlenir.
B-Hidralarda: Özelleşmiş dolaşım sistemi bulunmaz.Sindirim boşluğu aynı zamanda dolaşım sisteminin görevini üstlenir.
C-Planaria da: Özelleşmiş dolaşım sistemi bulunmaz.Sindirim boşluğu aynı zamanda dolaşım sisteminin görevini üstlenir.
E-Toprak solucanlarında:Kapalı dolaşım sistemi görülür.7 ile 11 segmentlerde ki halkasal damarlar kasılıp gevşeme hareketleri ile kalp ödevi görür.Sırtta arkadan öne ,karında ise önden arkaya kan taşıyan iki büyük damar ve bunlara bağlı daha küçük damarlar ile kılcallardan oluşmuş bir sistemdir.Taşıma sıvısı pigment bulundurur ve gaz taşınımında rol alır.
F-Yumuşakçalarda:Açık dolaşım görülür.5-7 odacıklı kalp ve buna bağlı kısa atar ve toplar damarlardan oluşmuştur. Taşıma sıvısında taşıyıcı pigmentler bulunur ve gaz taşınımındada rol alır.
G-Böceklerde: Açık dolaşım görülür.5 odacıklı bir kalp ve buna bağlı atar damardan meydana gelmiştir.Taşıma sıvısı gaz taşınımında rol almaz.

Omurgalılarda dolaşım sistemleri
A-Balıklarda:
  • Kalp iki odacıktan oluşur(Bir kulakçık ve bir karıncık)
  • Kalpte kirli kan dolaşır
  • Kalpten çıkan kan direkt solungaçlara gider
  • Vücud ta temiz kan dolaşır
  • Değişken vücud ısılı canlılardır
  • Tek dolaşım vardır
B-Kurbağalarda:
  • Kalpleri üç odacıklıdır (İki kulakçık ve bir karıncık)
  • Sağ kulakçığa vücud tan kirli kan gelir
  • Sol kulakçığa akciğerlerden temiz kan gelir
  • Karıncıkta temiz ve kirli kan karışır
  • Kalpten vücuda karışık kan pompalanır
  • Dolaşım büyük ve küçük dolaşım diye ikiye ayrılır.Ancak ayrılma tam değildir.
  • Değişken vücud ısılı canlılardır
C-Sürüngenlerde:
  • Kalpleri üç-dört odacıklıdır
  • Sağ kulakçığa vücud tan kirli kan gelir
  • Sol kulakçığa akciğerlerden temiz kan gelir
  • Üç odacıklı kalplerde karıncıkta temiz ve kirli kan karışır
  • Dört odacıklı kalplerde sağ karıncıkta kirli sol karıncıkta temiz kan bulunur
  • Üç odacıklı kalpten vücuda karışık kan pompalanır
  • Dört odacıklı kalplerde kalpte karışmayan kirli ve temiz kan kalpten çıktıktan sonra akciğer atar damarı ile ana atar damar arasında bulunan panizza kanalı ile karışır
  • Dolaşım büyük ve küçük dolaşım diye ikiye ayrılır.Ancak ayrılma tam değildir.
  • Değişken vücud ısılı canlılardır
D-Kuşlarda:
  • Kalp dört odacıklıdır(İki kulakçık ve iki karıncık )
  • Kalbin sağ kısmında kirli kan sol kısmında temiz kan bulunur
  • Kalpte temiz ve kirli kan karışmaz
  • Dolaşım büyük ve küçük dolaşım diye ikiye ayrılır
  • Değişmez vücud ısılı canlılardır
E-Memelilerde:
  • Kalp dört odacıklıdır(İki kulakçık ve iki karıncık )
  • Kalbin sağ kısmında kirli kan sol kısmında temiz kan bulunur
  • Kalpte temiz ve kirli kan karışmaz
  • Dolaşım büyük ve küçük dolaşım diye ikiye ayrılır
  • Değişmez vücud ısılı canlılardır

İnsanda dolaşım sistemi
A-Kalbin yapısı:
1-Perikard:
  • Bağ dokudan oluşmuş çift katlı zardır
  • İki zar arasında perikard sıvısı bulunur
  • Devamlı çalışan kalbin diğer organ ve yapılara sürtünüp zarar görmesini önler
2-Miyokard:
  • Kalbe özgü kas dokudan oluşmuştur.(Başka hiçbir organda bulunmaz)
  • Kalbin esas yapısını oluşturur
  • Kalbin çalışmasını sağlayan esas dokudur
  • Karıncıklarda daha kalındır.Sol karıncıkta daha kalındır
  • Beslenmeleri aorttan ayrılan kroner damarlarla sağlanır
3-Endokard:
  • Tek katlı yassı epitelden oluşmuştur
  • Kanın hareketini kolaylaştırır
  • Beslenmelerini direkt kandan sağlarlar
4-Kapacıklar:
  • Bağ dokudan oluşmuştur
  • Kanın tek yönde hareketini sağlarlar
  • Kalbin Sağ kulakçığı ile sağ karıncığı arasında üçlü,sol kulakçığı ile sol karıncığı arasında ikili kapakçık bulunur.
  • Ayrıca kalbin odaları ile damarlar arasında üçlü yarım ay kapakçıkları bulunur

B-Kalbin çalışması
  • Kalbin enerji kaynağı:glikoz,laktat ve yağ asitleridir.
  • Kasılmasına sistol,gevşemesine ise diastol denir
  • Miyokard (Kas dokusu )Tarafından gerçekleştirilir
  • Embriyonal evreden ölünceye kadar çalışmasını sürdürür
  • Çalışması ile ilgili uyaran kendisi tarafından oluşturulur
  • Otonom sistem tarafından çalışması kontrol edilir
  • Kalbin çalışması özelleşmiş kas fibrillerinden oluşmuş sinoatrial (S.A.)ve Antrioventriküler (A.V.)düğümler tarafından oluşturulan ve Antrioventriküler düğüme bağlı his demetleri tarafından yayılması sağlanan uyarılarla gerçekleşir
I-Kalbin çalışmasını artıran etkenler:
  • Sempatik sistem
  • Kanda CO2 (Asidik etken) fazlalığı
  • Adrenalin
  • Vücud ısısının yükselmesi
  • Tiroksin
  • Kafein vb. kimyasallar ve bazı ilaçlar
II-Kalbin çalışmasını azaltan etkenler:
  • parasempatik sistem
  • Asetil kolin
  • Bazlar
Not:Kalbin çalışmasında rol alan vagus (Yavaşlatıcı) siniri kesilince kalp atışları hızlanır. Hızlandırıcı sinirler kesilince kalp atışları yavaşlar. Her ikiside kesilirse kalp monoton bir hızla çalışmasını sürdürür.
C-Kalbe bağlı damarları:
Kalbe kan toplar damarlarla kulakçıklardan girer,atar damarlarla karıncıklardan çıkar.
a-Sağ kulakçık:Üst ve alt ana toplar damarlar bağlıdır.Vücuttan kirli kan taşırlar.
b-Sol kulakçık:Akciğer toplar damarları bağlıdır. Akciğerlerden temizlenmiş kan taşırlar
c-Sağ karıncık:Akciğer atar damarı.Akciğerlere kirlenmiş kan taşırlar.
d-Sol karıncık:Ana atar damar(Aort) Vücuda temiz kan taşırlar

D-Kan damarları:
a-Atar damar ve özellikleri:
  • Dış,orta ve iç olmak üzere üç tabakadan oluşur
  • Dış gömlekte temel yapı fibröz bağ dokusudur
  • Dış gömlek kan basıncına karşı sağlam ve esnek yapının oluşumunu sağlar
  • Orta gömlek temel yapısı düz kas dokusu olup elastik lifler taşır
  • Orta gömlek kan damarlarının çapını kan hacmine ve akışkanlığına göre ayarlayarak tansiyonun korunmasını sağlar
  • Organlara gidecek kan miktarını ayarlar
  • İç gömlek yassı epitel dokudan oluşmuş olup yapıda elastik lifler taşır
  • İç gömlek kaygan bir yüzeyin oluşumunu sağlayarak damar içinde kanın hareketini kolaylaştırır
  • Yapıda kapakçıklar bulunmaz
  • Duvar kalınlığı fazladır
b-Toplar damar ve özellikleri
  • Dış,orta ve iç olmak üzere üç tabakadan oluşur
  • Dış gömlekte temel yapı fibröz bağ dokusudur
  • Dış gömlekte esnek liflerin oranı azdır
  • Orta gömlek temel yapısı düz kas dokusu kas oranı azdır ve elastik lifler taşımaz
  • Orta gömleğin esnekliğinden dolayı daha fazla esneme ve kan depolama özelliği vardır
  • İç gömlek sadece yassı epitel dokudan oluşmuştur
  • İç gömlek kaygan bir yüzeyin oluşumunu sağlayarak damar içinde kanın hareketini kolaylaştırır
  • Kalp seviyesinin altındaki büyük damarlarda kalbe doğru açılan kapakçıklar vardır
  • Duvar kalınlığı azdır
  • Çap büyüktür
c-Kılcal damar ve özellikleri
  • Sadece iç gömlek bulunur
  • Yapısı tek katlı yassı epitelden oluşmuştur
  • Notamar çapları büyükten küçüğe doğru:
Toplar damar > Atar damar > Kılcal damar
  • Not kanın akma hızı: Çoktan aza doğru
Atar damar > Toplar damar > Kılcal damar
d-Atar damarda kanın akışını sağlayan faktörler
  • Karıncıkların kasılması ile oluşan basınç
  • Atar damarın esnek yapısı
e-Toplar damarlarda kanın hareketini sağlayan faktörler
  • Kalbe doğru açılan kapakçıklar
  • Soluk alıp verme esnasında göğüs boşluğunda oluşan negatif basınç
  • Kalbin üst seviyesindeki kanın yer çekim etkisi ile kalbe dönüşü
  • İskelet kaslarının kasılıp gevşemesi
  • Kulakçıklarda oluşan emme kuvveti
  • Not:Toplar damarlarda kanın hareketinin yavaş olması çok esnek yapının olmasından kaynaklanır.
f-Kılcal damarlarda kanın hareketini etkileyen faktörler
  • Kalbin oluşturduğu basınç etkisi ile gerçekleşir
  • Not:Kılcal damarlar kornea ve mercekte bulunmaz.Yağ dokuda çok az bulunur.Beyin,karaciğer kaslarda ise çok fazla kılcallaşma görülür

D-Starling hipotezi:
Kılcal damarlarda kan ile doku sıvısı arasındaki madde alış verişinin kanın hidrostatik basıncı ile kan proteinlerinin oluşturduğu osmotik basıncın etkisi ile gerçekleştiğini açıklayan hipotezdir
Kılcal damarın atar damar bölgesinde maddelerin damar dışına çıkmasına neden olan hidrostatik basıncın değeri 40 mm/ hg dir.
Aynı bölgede maddelerin damar içine emilimine neden olan kanın osmotik basıncı 25 mm/hg dir.Aradaki 15 mm/hg lik güçle maddeler kılcalların dışına doku sıvısına geçerler.Bu maddeler;
1-Su 2-Mineraller 3-Vitaminler 4-glikoz 5-Amino asit 6-yağ asitleri 7-Akyuvarlar 8-Hormonlar 9-Metabolik artıklar 10-Proteinler 11-O2 veya CO’ dir.
Kana ait bazı proteinler ve alyuvarlar kılcalların dışına çıkamazlar.
Kılcal damarın toplar damar bölgesine doğru kanın hidrostatik basıncı gittikçe azalır.Bunun nedeni kanın hacimsel azalması ve kılcal çapının gittikçe artmasıdır.Bu bölgede hidrostatik basınç 15 mm/hg ye düşer ancak kanın osmotik basıncı değişmez ve 25 mm/hg olarak kalır.Bu bölgede ise 10 mm/hg lik kanın osmotik basınç gücü ile doku sıvısında bulunan maddeler kana geri emilir.
Kana geri emilen maddeler;
1- Su 2-CO2 veya O2 3-Mineraller 4-organik besinler 5-Metabolik artıklar 6-Hormonlar vb.
Ancak kanı terk eden akyuvarlar bazı proteinle ve suyun bir kısmı kılcal bölgeden geri emilmez. Bu maddeler lenf sistemi aracılığı ile tekrar dolaşıma geri dönerler.
Kan dolaşımı
E-Küçük kan dolaşımı
  • Kalp ile akciğerler arasında olur
  • Akciğer atar damarı ile akciğer toplar damarı arasında olur
  • Sağ karıncık ile sol kulakçık arasında olur
  • Kalpten çıkan kan kirli kalbe dönen kan temizdir
  • Amaç kanın O2 bakımından zenginleşmesidir
F-Büyük kan dolaşımı
  • Kalp ile akciğer hariç diğer organlar arasında olur
  • Aort ile ana atar damarlar arasında olur
  • Sol karıncık ile sağ kulakçık arasında olur
  • Kalpten çıkan kan temiz kalbe dönen kan kirlidir
  • Temel amaç diğer sistem ve organların beslenme,solunum,boşaltım vb. yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.

G-Lenf sistemi:
Lenf sistemi elemanları:
  • Lenf kılcalları
  • Lenf toplar damarları
  • Lenf düğümleri
  • Lenf sıvısı
  • (Balık ve kurbağalarda lenf kalpleri)
Lenf Kılcalları özellikleri
  • Kan damarı kılcalları bölgesinde kapalı uçla başlar
  • Tek sıralı yassı epitelden oluşmuştur
  • Geçirgenlikleri fazladır
  • Kan damarı kılcallarından sızan proteinlerin,amino asitlerin ve sıvının fazlası ile bu bölgede kan damarlarını terk eden akyuvarların tekrar dolaşıma geri dönmesini sağlar
  • İnce barsaklardaki lenf kılcalları; sindirim sonucu emilen yağların dolaşıma katılmasını sağlar
  • Yapısında tek yönde açılan kapakçıklar vardır
Lenf toplar damarlarının özellikleri
  • Lenf kılcallarının birleşmesi sonucu oluşurlar
  • Küçük lenf toplar damarlarının birleşmesi ile oluşan sağda ve solda olmak üzere iki büyük lenf toplar damarı vardır
  • Doku bölgelerinden toplanan lenf sıvısının dolaşıma katılmasında görev alırlar
  • Sağdan toplanan lenf sıvısı sağ ana lenf toplar damarı ile sağ köprücük altı toplar damarına boşaltılır
  • Soldan toplanan lenf sıvısı ve sindirim sonucu emilen yağlar lenf toplar damarları ile parke sarnıcına buradanda sol ana lenf toplar damarı ile sol köprücük altı toplar damarına boşaltılır
  • Lenf damarlarında tek yönde açılan kapakçıklar vardır
  • Lenfin hareketi oldukça yavaştır
  • Lenf toplar damarlarının yapısında bulunan kas dokusu lenf damarlarının kasılıp gevşemelerini sağlayarak lenfin hareketini kolaylaştırır
  • Lenf damarlarındaki lenf sıvısının hareketine kılcal bölgede basıncın artması,çizgili kas hareketi,kan damarlarının hareketi,organların hareketi gibi diğer faktörlerde etkilidir
Lenf sıvısı özellikleri
  • Kılcal damarlardan sızan ve geri emilemeyen kan hücreleri , kan proteinleri, su ve suda çözülmüş besinler,ince bağırsaklardan emilen yağlar bulunur
  • Renksiz bir sıvıdır
  • Yapısında sadece akyuvarlar bulunur
  • Vücuda giren mikropların yayılmasında ve kanserli hücrelerin metastaz (Yayılması) yapmasında rol oynar
Lenf düğümleri
  • Kasıklarda ,koltuk altlarında ve boyun bölgelerinde bulunur
  • lenf damarlarının birleştiği yerlerdir
  • Lenf sıvısı lenf düğümlerinden geçerken kendisi ile taşınan mikroplar düğümlerdeki akyuvarlar tarafından fagositozla etkisiz hale getirilir
  • Vücudun savunma organları olarak görev yaparlar
  • Enfeksiyonlarda kızararak şişerler
  • Enfeksiyonlu hallerde oluşurlar (Sayısal olarak artarlar)
Lenf sisteminin görevleri
  • Kılcal bölgelerden kan damarlarını terk eden maddelerin tekrar dolaşıma geri dönmesini sağlarlar
  • İnce barsaklardan emilen yağ asitleri ve gliserol ün dolaşıma katılmasını sağlar
  • Vücudun savunulmasında rol alır
  • Lenfositlerin oluşumu ve olgunlaşması
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-01-10, 17:40   #25
Ecuaxon

Varsayılan C: Lise Biyoloji Konuları <> 1-2-3-4 Tüm Ders Notları

SOLUNUM SİSTEMLERİ

Hücrelerde enerji (ATP) elde etmek için gerçekleşen biyokimyasal reaksiyonlara
solunum reaksiyonları (Hücre solunumu) denir.Organik maddelerin yıkımı şeklinde
gerçekleşen bu reaksiyonlarda son elektron alıcsına göreO2 li veya O2 siz solunum
denir.. O2 li solunum yapan canlıların yaşadıkları ortamdan (Tatlı ve tuzlu su,Dokun
sıvısı ve karasal ortam) O2 almak ve ortama CO2 vermek zorundadırlar.Canlılar evrimsel
gelişimleri ve yaşam ortamlarına uygun olarak özelleşmiş solunum yüzeyleri taşıyan
sistem ve yapılar bulundururlar.
Not:O2 siz solunum yapan canlılarda sadece dış ortama CO2 verilişi vardır.
Basit vücut yapısına sahip canlılarda Yüzeyle alınan O2 bütün vücut hücrelerine
difüzyonla taşınırlar.CO2 aynı yolla vücut yüzeyinden dış ortama verilir. Gelişkin
olmalarına rağmen trake solunumu yapan böceklerde de sistem aracılığı ile hücreler
doğrudan dış ortamla gaz alış verişi yaparlar
Kompleks organizmalarda solunum yüzeyi Vücut hücreleri arasında gazların
taşınmasında dolaşım sistemi rol alır. Solunum yüzeyi ile dolaşım sistemi arasındaki
gaz alış verişine dış solunum. Dolaşım sistemi ile vücut hücreleri arasındaki gaz alış
verişine iç solunum denir.
Su ortamında solunum
  • Suda O2 oranı azdır
  • Solunum yüzeyi vücudun dışındadır
  • Deri ve solungaçlarla gaz alış verişi yapılır
  • Solunum yüzeyinin karasal ortamda olduğu gibi fiziksek ve kimyasal olumsuzluklardan
etkilenmesi söz konusu değildir
  • Su ortamında canlı yeterli O2 alabilmek için devamlı hareket etmeli veya çevresindeki
suyu hareket ettirmelidir
Karasal ortamda solunum
  • O2 oranı fazladır
  • Solunum yüzeyleri vücut içine alınmıştır (Deri solunumunda hariç)
  • Solunum yüzeyinden nem kayıbı ve kuruma tehlikesi vardır
  • Solunum yapıları mukus üreten bezlerle desteklenmiştir
  • Fiziksel ve kimyasal olumsuzluklara karşı özel yardımcı yapılar gelişmiştir
  • Deri,Trake ve akciğerlerle gaz alış verişi yapılır
  • Atmosferde yeterince O2 nin olması CO2 nin hızlı yayılması canlıların solunumunu
kolaylaştırıcı faktördür.
Karasal ortamda solunuma destek yapılar:
  • Burun
  • Yutak
  • Soluk borusu ve bronşlar
  • Diyafram
  • Kaburgalar ve kaburgalar arası kaslardır
  • Salgı bezleri (Mukus)
Tek hücrelilerde solunum
Bulunulan sıvı ortamdan gaz alış verişleri bütün yüzeyle olur.
Bitkilerde solunum
Su bitkilerinde koruyucu dokuda çeper kalınlaşması , kutiküla salgısı ve mantarlaşma
olmadığı için stoma ve lentisel gibi madde alış verişinin sağlandığı yapılar bulunmaz.
Bütün yüzey dış ortamla gaz alış verişini gerçekleştirir.
Karasal yaşama uyumlu bitkilerde ise çeper kalınlaşması ,kutiküla birikimi ve
mantarlaşma vardır.Toprak üstü genç yapılarda stomalar, yaşlı ağaçsı yapılarda
lentiseller ve köklerde emici tüyler gaz alış verişini gerçekleştiren yapılardır.
Not:Stomalardan CO2 alınıp O2 verilirken,lentisel ve emici tüylerden O2 alınıp CO2 verilir

Hayvanlarda solunum
A)Deri solunumu
Örn:Süngerler, hidralar,, solucanlar
  • Çoğunlukla su ortamında yaşarlar. Karada yaşayanlarda vardır
  • Solunum yüzeyi olarak derilerini ve vücut yüzeylerini kullanırlar.
  • Kapalı dolaşıma sahip toprak solucanlarında iç ve dış solunum görülür
  • İç ve dış solunum görülenlerin dolaşım sıvısında taşıyıcı pigmentler bulunur
B)Trake solunumu
Örn:Sinek,arı,çekirge vb.
  • Karasal yaşama uyumlu canlılardır atmosferdeki moleküler O2 kullanırlar
  • Dolaşım sıvıları gaz taşınımında rol almazlar
  • Dolaşım sıvısında taşıyıcı pigment bulunmaz
  • İç ve dış solunum görülmez
  • Sistem bütün vücud hücrelerinin dış ortamla doğrudan gaz alış verişini sağlar
  • Dokulara gaz taşınımını en hızlı gerçekleştiren sistemdir
C) Solungaç solunumu
Suda yaşayan omurgasızlarda,balıklarda ve kurbağa larvalarında bulunur.
  • Suda çözülmüş O2 ni almaya özelleşmiştir
  • Vücud dışında bulunur
  • Tüysü,dalsı ve yapraksı yüzey artırıcı şekillerde bulunur
  • Her hangi bir koruyucu ve yardımcı oluşum bulunmaz.
D)Akciğer solunumu
Karasal yaşama uyum sağlamış omurgalılarda bulunur.
Örn: Kurbağa erginleri,Sürüngenler,Kuşlar ve Memelilerde
  • Atmosferdeki moleküler O2 ni almaya özelleşmiştir
  • Karasal yaşamın olumsuz etkenlerinden (Fiziksel,kimyasal ve biyolojik) korunmak için
vücud içine alınmıştır
  • Özel koruyucu ve yardımcı yapılarla desteklenmiştir
  • Solungaçlarda olduğu gibi yutağa bağlı olarak gelişir
  • Kurbağalarda basit odalara ayrılmış kese şeklindedir
  • Sürüngenlerde bölmelere ayrılmış yüzey alanını artırmıştır
  • Kuşlarda akciğer hava kılcal kanalları ve bunların etrafında bolca kılcal kan damarları
bulunur.Ayrıca akciğere bağlı hava keseleri (5 çift) bulunur.
  • Memeli akciğerleri Alveoler odalardan oluşmuştur.Yüzey alanı çok geniştir.
  • Kuşlarda akciğerlere bağlı hava keseleri ile gaz alış verişi yapılmaz
Notlar
A-Akciğerli balıklar
  • Nehir sularında yaşar
  • Solungaçlar vardır ve suda solungaç solunumu yapar.
  • Yutağa bağlı hava keseleri bulunur
  • Hava keseleri atmosfer havasını serbest oksijenini kana bağlar
  • Balık her iki sistemi birlikte kullanabilir
  • Nehir suyu kuruduğunda sadece hava keselerini kullanarak akciğer solunumu yapar.
B-Kurbağalarda akciğer solunumunun yanında ,deri ve yutakta solunuma yardımcıdır.
C-Akçiğer sistemine bağlı olarak alınan havanın oksijeninden en yüksek oranda
faydalanmayı sağlayan sistem kuş akciğer sistemidir
İnsanda solunum yapıları
1- Burun
Temel özellikleri ve görevleri:
  • Alınan solunum havasının temizlenmesini sağlar
  • Alınan solunum havasının ısısını ayarlar
  • Alınan solunum havasının nemini ayarlar
  • Alınan solunum havasının kimyasal olarak tanımlar
2-Yutak
Temel özellikleri ve görevleri:
  • Ağızdan alınan besinlerin yemek borusuna gitmesi
  • Burunla alınan solunum havasının soluk borusuna gitmesi
  • Besin ve solunum havası ile gelen mikro organizmalara karşı vücudu uyarmak.
3-Soluk borusu (Trake):
Temel özellikleri ve görevleri:
  • Yutak ile bronşlar arasında bulunur.
  • Yapısında yarım ay şeklinde kıkırdak halkalar bulunur
  • İç yüzey silli silindirik epitel ile örtülüdür
  • İç yüzeyde bol miktarda mukus üreten goblet hücreleri bulunur
4-Bronşlar ve bronşçuklar:
Temel özellikleri ve görevleri
  • Trake ile alvoler odalar arasında bulunur
  • Yapı olarak trakeye benzer
  • Ancak yapısında tam kıkırdak halkalar bulunur
5-Alveoller odalar:
Temel özellikleri ve görevleri
  • Bronşcuklarla beraber akciğerlerin temel yapısını oluşturur
  • Tek katlı yassı epitelden oluşmuştur
  • Birleşik odacıklar şeklindedir
  • Etrafı kılcal kan damarları ile çevrilidir
  • Dış ortamla gaz alış verişi bu yapı ile gerçekleşir


Solunum pigmentleri
Kan veya dolaşım sıvısında gaz taşınımında rol alan (Hemoglobin gibi) moleküllere
solunum pigmenti denir.

a-Hemoglobin:
  • Yapısında demir bulunur.
  • Omurgalıların alyuvarlarında bulunur
  • Kırmızı renklidir
  • Omurgasızlarda (Toprak solucanı) plazmada bulunur
  • Omurgasızlarda O2 depolar
b-Hemosiyanin
  • Yapısında bakır bulunur
  • Omurgasızlarda yumuşakça ve eklem bacaklılarda görülür.
  • Plazmada bulunur
  • Renksizdir. O2 ile birleşince mavi gözükür
c-Hemoeritrin:
  • Yapısında demir bulunur
  • Kırmızı renklidir
  • Omurgasızlardan halkalı solucanlarda bulunur
  • Kan hücrelerinde yer alır
d-Klorokuriorin
  • Yapısında demir bulunur
  • Halkalı solucanlarda bulunur
  • Yeşil renklidir
  • Kan plazmasında yer alır
Solunum pigmentlerinin ortak özellikleri
  • Oksijenle kolayca birleşip ayrılırlar
  • Yapılarında metal iyonu bulunur
  • Kanın daha fazla oksijen ve karbondioksit taşımalarını sağlarlar


Nefes alıp verme mekanizması

Nefes alma
  • Aktif olaydır.
  • Enerji harcanır
  • Kaburgalar arası kaslar kasılır
  • Diyafram kasılır
  • Göğüs iç hacmi artar
  • Atmosfer havası akciğerlere dolar
(Toplar damarlarda kanın kalbe dönüşünde etkindir)

2-Nefes verme
  • Pasif olaydır
  • Enerji harcanmaz
  • Kaburgalar arası kaslar gevşer
  • Diyafram gevşer
  • Göğüs iç hacmi azalır
  • Akciğerler sıkıştırılır
(Akciğer dokusal olarak elastik özelliktedir geri yaylanma ile solunum havası dışa verilir)



Kanda CO2 taşınımı
Kanda CO2 taşınımı 3 şekilde gerçekleşir
  • HbCO2 olarak
  • HCO3- olarak plazmada
  • CO2 olarak plazmada
Kanda O2 taşınımı
Kanda O2 taşınımı 2 şeklide gerçekleşir.
  • HbO2 olarak eritrositlerde
  • O2 olarak plazmada
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Taglar
biyoloji, biyoloji ders, biyoloji konuları, biyoloji notları, lise biyoloji

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat