Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında.
Forum TR
Go Back   Forum TR > Spor > Beşiktaş
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]

Spor yazarlarının BJK-FB maçı yorumları

Spor Kategorisinde ve Beşiktaş Forumunda Bulunan Spor yazarlarının BJK-FB maçı yorumları Konusunu Görüntülemektesiniz => Ömer Üründül - SABAH Hesaplar tutmadı Koşan, pres yapan, diri bir takımla deplasman maçına çıkıyorsanız, sizin de benzer tipte bir ...

Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 12-04-07, 16:33   #1

Arrow Spor yazarlarının BJK-FB maçı yorumları




Ömer Üründül - SABAH

Hesaplar tutmadı

Koşan, pres yapan, diri bir takımla deplasman maçına çıkıyorsanız, sizin de benzer tipte bir kadro yapısını sahaya sürmeniz gerekir. Zico bu sezon ilk defa doğru bir tercih yaparak Beşiktaş maçının temposunu ve mücadelesini kaldıramayacak Alex ve Kezman'ı yedek kulübesine çekti.
Fenerbahçe, ilk yarıda oyunun kontrolünü genelde elinde tutan taraftı. Kolektif yapısı yetersiz rakibine karşı kontrollü anlayışı ilke olarak benimsediler. Hazırlık paslarına ağırlık verirken tempoyu yükseltmiyorlardı. Tümer, sürekli hareketliydi. Semih de hem defansa baskı yaparak hem de kendini arkadaşlarına göstererek olumlu katkılar yaptı. Ancak Beşiktaş'ın kendi sahasında oynamasına rağmen kendi alanını sürekli çok adamla tutması ve hiç riske girmeyişi Fenerbahçe'nin hücum gücünü sınırlıyordu. Genelde iki takımın da birbirlerini bozdukları, çok az pozisyonlu bir ilk yarı izledik.
İkinci yarı da benzer tablodaydı. Beşiktaş ilk 15 dakika biraz daha risk aldı. Ama Fenerbahçe'nin topa sahip olmasıyla birlikte tekrar ortaya dengeli ve pozisyonsuz bir oyun çıktı. Fenerbahçe rakibine fazla atak şansı vermediğinden korkulan duran toplardan da kurtuldu. Bu arada Semih ile net bir fırsat harcandı. Ardından Mustafa Doğan'ın çıkmasıyla sert markajdan kurtulan Tuncay biraz hareketlendi. Oyun tamamen Fenerbahçe'nin kontrolündeyken son bölümde bir kontratak golü yediler. Burada topun kaptırılması, Ümit Özat'ın Delgado'yu durduramayışı ve de Serkan'ın alışılmış ters kademeyi yapamayışı golü getiren faktörlerdi.

AYDINUS ÇOK BAŞARILIYDI
Tigana, son haftalarda takım savunmasını ön planda tutuyor. Çünkü kolektif yapı ve hücum gücü sınırlı bir takımda. Bence de doğru yapıyor. Dün hücumda takımının bu kadar pasif kalacağını hiç tahmin etmiyordu. Hesaplarını Alex ve Kezman üzerine yapmıştı. Fizik açıdan yetersiz bu ikilinin yerine SemihTümer görev yapınca Tigana'nın düşündüğü hücum planları istediği gibi gerçekleşmedi. Ama o, ısrarla takım savunmasını riske atmadı. Bunun da mükafatını gördü. Çünkü sürpriz gol Beşiktaş'a rövanş için önemli bir avantaj getirdi.
Hakem Fırat Aydınus çok başarılı bir yönetim gösterdi. Tek ciddi hatası Tümer'e gösterdiği gereksiz sarı karttı.


*************



Tebrikler Fırat

AHMET ÇAKAR - SABAH

Hakemlerin üzerine kara bulut çöktüğü bir haftada Beşiktaş-Fenerbahçe maçını başarıyla yöneten Fırat Aydınus sahanın en iyi isimlerinden biriydi..

Türkiye Kupası yarı finali bekleneni vermedi. Pozisyon var, mücadele var, ama futbol kalitesi olarak fazla birşey söyleyemeyiz. Belli ki, iki teknik adam da birbirinden çekinmiş. Hücumda fazla çoğalamayan Fenerbahçe ve Beşiktaş, golü sadece duran top ya da kişisel becerilerden bulmaya çalıştılar. Hele ilk yarıda Fenerbahçe rakip kaleye gidemedi. Zico ne hikmetse Alex ve Kezman'la başlamamış onların yerlerine de, Semih ve Deivid'i koymuştu. Bu sistemde Tümer'e büyük görev düşüyordu. Çok şey yapmak zorundaydı. Hem ileride top tutacak hem organizasyon yapacak hem de forveti destekleyecekti. Ama Tümer dün gece kötüydü.

DELGADO ORTAYA ÇIKTI
Oyunun geneline baktığımız vakit, Beşiktaş çok daha fazla istedi ve rakibine istediği oyunu daha fazla kabul ettirdi. İlk yarıda Burak becerikli olsa Serkan'ı birebirde yakaladığı zaman pozisyon yaratabilse ilk yarıda çok şey Beşiktaş için farklı olabilirdi. İkinci yarıda ortaya Delgado çıktı. O kulvar artık onundu. Gol umutlarını ve organizasyonunu sadece Tuncay'a bağlamış Fenerbahçe acaba maçı böyle berabere bağlayabilir miyim diye düşünürken Beşiktaş'ın en iyilerinden biri olan Delgado işi bitirdi. Attığı depar, topla buluşması ve 4 Fenerbahçeli defans oyuncusu arasında Bobo'nun buluşacağı noktaya topu atışı mükemmeldi. Fenerbahçe'nin yediği bu gole baktığımızda prensip olarak geçtiğimiz hafta sonu Kayseri'den yenen 2. gole benziyor.

İKİNCİ MAÇ ÇOK FARKLI OLUR
Sonuçta herşey ikinci maçta belli olacak. Ama biliyorum ki bu ikinci maç hiçbir yönden dün geceye benzemeyecek. Kim ne derse desin sahanın en iyilerinden biri hakem Fırat Aydınus'tu. Üstelik hakemlerin üzerine böylesine kara bulutların çöktüğü haftada başarılı yönetiminden dolayı Aydınus'u ancak tebrik edebiliriz. Tümer'e ve Lugano'ya verdiği kartlar tartışılabilir, ama tartışılmaması gereken şey maçın genelinde Fırat Aydınus'un çok başarılı bir yönetim sergilediğidir.


*****************



LEVENT TÜZEMEN - SABAH

Zico, Beşiktaş'ı hafife alınca!

Beşiktaş fizik gücüne Fenerbahçe teknik becerisine güveniyordu. Zico, Beşiktaş'ı önce psikolojik savaşla mat etmeye çalıştı. Appiah'ı getirmeyerek Alex ve Kezman'ı kulübede tutarak "Ey Beşiktaş ben seni bu takımla da yenerim" dedi. Yani Zico, Tigana'nın takımını kendisine rakip olarak görmemiş hafife almıştı.
Tigana'nın tek hamlesi Burak'ı solda hücum silahı olarak kullanmasıydı. Burak hem hızlı hücuma çıkacak hem de çabuk Serkan'ın hızlı hücuma çıkmasını frenleyecekti.
İlk yarıda oyunun ve topun patronluğu Fenerbahçe'deydi. Beşiktaş sadece Fenerbahçe'nin ayağa pas bağlantılarını bozmaya çalışıyordu. Psikolojik savaşın kilit ismi Tümer top ayağındayken, sürekli ıslıklanıyor ama Fenerbahçe Alex'in yokluğunda hücum organizasyonlarını Tümer'le düzenliyordu. Beşiktaş kanatlardan bindiremediği gibi hücumda çoğalamıyor, Nobre'ye destek güç yollayamıyordu. Runje'nin uzun degajlarını orta alanda Aureilo-Deniz ikilisi defansta da Lugano başarıyla karşılıyordu. Fenerbahçe, Beşiktaş'a oranla daha disiplinli oynuyor, hücuma akıllı paslarla çıkıyor, top Tümer'e geçtiğinde Aurelio, Deniz ve Tuncay boş alana çıkıp ayağa pas organizasyonunda etkili oluyordu. Top Beşiktaş'a geçtiğinde Fenerbahçe alanları daraltıp Ricardinho ve Delgado ikilisine oyun kuracağı boş alanları bırakmıyordu. Tigana'nın Burak ve Mustafa Doğan tercihi işlemiyordu. İlk yarının en güzel hareketi Nobre'nin Önder'e attığı çalımdı ama vuruş gol olmadı.

AURELİO VE KORAY
İkinci yarı Tigana çürük dişleri Mustafa Doğan ve Burak'ı oyundan alıp Ali Tandoğan ve Bobo'yu sokunca Beşiktaş dengelendi. Ve hücuma etkili çıkmaya başladı. Fenerbahçe oyun felsefesinden ödün vermiyor, akıllı savunma yapıyor, Beşiktaş'ın hızını kesmek için kaleci Serdar'a geri pas atıyordu. Tuncay-Ümit Özat ikilisi Beşiktaş'ın hücumda kaptırdığı topları çabuk kontratağa dönüştürüyordu.
Beşiktaş istekliydi ama ayağa pas yaparken Fenerbahçe'nin isabetli ayağa pas oranının üzerine çıkamıyordu. Fenerbahçe savunması bir kez hata yaptı.. Ümit'in kaçırdığı Delgado'nun yarattığı atağı Bobo gole dönüştürdü. Mükemmel toplar çalan, rakibe basan akıllı paslar veren Aurelio ile Koray gecenin yıldızlarıydı. Zico Alex'i oyuna geç alarak, Deivid'in yerine Yozgatlı'yı düşünmeyerek büyük hata yaptı.



*****************




Kazım Kanat - SABAH

Alex yok ha!

Mösyö Jean Tigana daha maç oynanmadan iki harika hamle fırsatı yakaladı. Bakın Tigana ne yapmalıydı, yapmadı;
1- Alex yok... O zaman çakılı oynayan ve çizgiden atağa çıkamayan Mustafa Doğan'ın yerine Ali Tandoğan oynamalıydı. Böylece Tandoğan-Delgado ikilisi Nobre için, 'cephanecilik' görevini iyi yapardı.
2- Kezman yok... Fenerbahçe hücumu ve golü düşünmüyor. Yenilmemek için katı defans yapıyor. Bu nedenle yüksek topların, defansın arkasına atılan topların adamı Bobo yok. (Kleberson bile oynayabilirdi!) İki teknik adamın portresi şuydu;
Tigana korktu!
Zico ise korkudan tir tir titredi!
Hadi diyelim ki Zico "Ben ikinci maçta işi bitiririm" diyor. Peki soruyorum: Mösyö Jean niye işi ilk maçta bitirmiyor?
Korku futbolunun ilk yarı raporu şu:
Beşiktaş bastırdı, Fener direndi. Delgado'nun şutu harika ama kaleci Serdar Kulbilge'nin kurtarışı da mükemmeldi. Nobre'nin ise Önder Turacı'nın üzerinden aşırdığı ve kendi yarattığı pozisyonu harika ama gol şutu kötüydü. (Beşiktaş'ın iki pozisyonu savunma hatasından oldu. Dikkat!)

AYDINUS MÜKEMMELDİ
"Tümer Metin mi" dediniz? Ben sahada olduğunu ıslıklardan fark ettim.
"Rico Paşa mı" dediniz? Alex olmadığı için onu dikkatle izlemedim.
İkinci yarıda iki olay maça damga vurdu.
1- Semih Şentürk savunmayı çizgi defansta yakaladı. Aradan sızdı, ileri çıkan Vedran Runje'nin yanından topu attı, üstünden sıçradı. Mustafa Doğan golü önledi. Bu pozisyonda Şentürk isteseydi Runje'ye kırmızı kart göstertebilirdi! (Top oyunda yokken Şentürk, Runje'ye tekme attı. Niye kart yok?)
2- Bu pozisyon sonrasında Mösyö Jean kazanmak için radikal karar aldı; Tandoğan ve Bobo oyuna girdi, Beşiktaş hücuma döndü.
Son bölümde Tümer Metin, topları taşıyarak Fener'i hücuma çıkardı. Defans yalnız Metin'e gidince defans dengesi bozuldu. Beşiktaş'ta bir başka ciddi sorun ise Ricardinho'nun yüksek top kaybıyla oynamasıydı. Delgado da asistanlık yapamadı.
Ama; maçın starı Bobo oldu. Attığı golle Beşiktaş'ın prestijini kurtardı. "Bunun Kadıköy'ü de var" diyenleri susturdu.
Son söz: Zico'nun Alex yorumu komedi.
MESAJ: Hakem Fırat Aydınus mükemmel maç yönetti. Tebrikler!


*******************

Mehmet Demirkol - Milliyet

Sadece Delgado

Çok zordu sahaya bakmak. Özellikle ikinci yarıda. Yorucuydu. Tribünler daha renkli daha izlenesiydi. Sanki onlar maça gelmemiş. Maç onlar var diye düzenleniyordu.
Hazır 30 bin kişi toplanmış. Hava da şahane, şenlik var, şarkılar türküler... Hazır bu kadar insan toplanmışken bir maç yapalım diye formalarını giyip de sahaya çıkmış adamlar gibiydiler.
Çok düşüktü oyun. Ne Fenerbahçe, Rize kadar iyi, yürekli, sağlam, akıllı ve etkiliydi, ne de Beşiktaş, Kayseri kadar etkili, akıllı, sağlam, yürekli ve iyi.
3 gündür bu kadar futboldan, bu kadar yaygara çıkarabilmiş iki tarafın yöneticilerini yürekten kutlamak lazım. Ama bir de önerim olacak bu kadar futbol için bu kadar büyük transfer bütçelerine, dünyanın dört bir yanından transferlere, büyük hocalara filan ihtiyaç yok... Gereksiz masraf...


Tıkandılar
Zor olacak, ama maçın detayına bakmaya çıkışalım. Tigana, Fenerbahçe'nin özellikle Serkan'ın kanadına ters top atıldığında düştüğü sıkıntının üzerine Burak'la gitmek isteyen bir planla takımını sahaya sürdü. Ancak o kadar ağır top yaptılar ki, bir kez bile hızlı top aktaramadılar oraya. Dolayısıyla tek plan çökünce Beşiktaş ilk yarıda sadece bir pozisyon bulabildi.
Fenerbahçe ise Zico'nun asların bir kısmını oynatamama geleneğini tutarlılıkla sürdürmesi övgüye değer olsa da, sağda Deivid'i kullanması takımı atalete sürükledi (Düştüğü hal üzücü Deivid'in). Böylece tek taraflı bir takım oldular. Takımı ileri sürükleyen isim Tümer de sola yatkın olduğundan sadece soldan yürümeye çalıştılar. Kabul edelim ki, buna rağmen oyun genelinde Beşiktaş'tan daha iyi topa hükmettiler. Eğer Zico özellikle Beşiktaş'ın oyundan düştüğü 75 dakika sonrasına sağ kanadını işleterek girebilse, misal Yozgatlı'yı oyuna alsa durum daha farklı olabilirdi. Zico yapmadı. Delgado yaptı. Fenerbahçe'nin hücumu yaptığı kanattan oyunun en iyi organizasyonunu kurdular golü bulurken. Ve neyse ki, Delgado son 15 dakikadaki futboluyla insanlara seyredecek bir şeyler verdi.


********************

Mustafa Denizli - Milliyet


İki tane ön libero yetmez!

Yazalım, yazalım yarı finali yazalım! Hem de büyüklerin yarı finalini... Korkuların damgasını vurduğu, hiçbir takım organizasyonunun gerçek manada gözükmediği bir yarı final. İki takımda ikişer tane defansif orta saha, topu öne değil sürekli yana ve geriye oynuyor. Her iki takım için de skora en yakın adamların en etkisiz bölgelerde kullanıldığı, gol atarak değil, gol yemeyerek tur atlama düşüncesinin hakim olduğu bir maçta kalite ve futbol güzelliğini bulmanız nasıl mümkün olabilir.

Beşiktaş ile Fenerbahçe'nin skor üzerinde en etkili olacak iki adamı Deivid ile Delgado çizgi mahkumu. Önde kaderine terk edilmiş Nobre ve Semih... Eğer bir takım bu oyun yapısını benimsiyorsa orta alanda kullanılan beşli, oyunda rakip kaleyi ve ceza alanını defalarca kullanır. Hem şut hem gol koşusu hem de asist için. Maçta bunlardan kaçına tanık olduk? İlk devre Fenerbahçe'den Deniz bir defa şut attı. Birinde de Deldago bunu zorladı. Bir tercih var ki, insanı hayretler içinde bırakıyor. Sahaya ve kulübelere bakıyorsunuz milyonlarca dolar ödenerek alınan, "büyük futbolcu" denilen isimler oyunda yoklar. Sezon başı planlamalarında fazla düşünülmeyen oyuncular ise sahadalar.


Golü kim atacak?
Fenerbahçe'nin mantığını anlamak mümkün değil. Gol yememeyi amaçlamış olabilirler, ama unuttukları bir şey var. Onların Kadıköy'de atacağı golden çok daha değerlisi İnönü'de atacağıydı. Ama bu golü kimle atacak, nasıl atacak, hangi oyun planıyla atacak? Şimdi Fenerbahçe'ye içeride atacağı bir gol de yetmeyecek.
Dünkü mantıkla içeride yiyeceği gol işini bitireceği için rövanşa daha defansif bir kadroyla çıksın. Alex'i, Kezman'ı, Deivid'i kullanmasın. Büyük takımların iç saha, dış saha stratejisinde çok önemli bir değişimi olamaz. Bunları çok yaparsa büyük takım olma özelliğini kaybeder.
Beşiktaş çok farklı mıydı? Hayır... Her maçta dışarıya aldığı Delgado'yu niye oyunda tuttu Beşiktaş? Madem planlar doğruydu Bobo niye oyuna girdi? Maçta birkaç gol pozisyonu vardı, bunlar da takım çalışmasının ürünleri değildi. Tamamen bireysel düşüncelerin ürünü pozisyonlardı. Futbolda bütün çalışmalar topu en kısa zamanda ve en kısa yoldan rakip kaleye taşımak içindir. Maçı bir kez daha izleyin, bu düşüncenin tam tersini göreceksiniz. Hiçbir büyük takımın sisteminde bu kadar yan pas, geri pas söz konusu değildir, olamaz. Bu mantalite hem Türk futbolunun hem de büyük takımların canına okumaya devam ediyor.


Rövanş farklı olmaz
Hâlâ yabancı serbest bırakılsın diyenler var. Siz bu kadar kısıtlı yabancıları kullanamazken, hangi mantıkla sayının artmasını istiyorsunuz? Bu mantığa doğru düşüncelerle yön verecek uygulamalar lazım. Yani siz dışarıdan getirdiğiniz yıldızları ne zaman kullancaksınız? Sakarya ve Rize maçlarında mı? Yoksa UEFA Kupası ön elemesinde mi?

Yıldızlarını kullanamayan takımların çok fazla gidecek yolu yoktur. Mücadele açısından bir şey diyemeyiz, ama Türkiye iki büyük takımından futbol adına bir şeyler bekliyor. Bunu istemek onların hakkı, diğerlerinin de görevi.
Rövanşta farklı tablonun ortaya çıkacağını sanmıyorum. Fenerbahçe daha ofansif olacak. Bunu yaptığı anda da, "İlk maçta aklınız neredeydi?" diye sorarlar adama.

Kısacası hiçbir manada tatmin etmeyen bir maç oldu. Sadece Kadıköy'de sahaya avantajlı olarak çıkacak takımın Beşiktaş olduğunu gördük o kadar. Başlıkta yazdığımız gibi bundan sonra iki ön libero yetmez. Üçer, dörder tane kullansanız daha iyi olur!


**********************



Rıdvan Dilmen - Milliyet

Gerçek oyun

Öncelikle iki takım oyuncularını bu kadar gerginliğe rağmen sahadaki sakinlikleri, centilmenlikleri nedeniyle kutlarız. Her şeyden önce sporcu olduklarını, adam olduklarını gösterdiler. Ayrıca iki takım da ligdeki yerlerini inkar etmeyecek şekilde doğru futbol oynadılar.

Zaman zaman maç sertleşse de herkes son derece iyi niyetliydi. Fırat Aydınus da iyi maç yönetti. Oyunculara karşı çok pozitifti.

Açıkcası uzun süre sonra Fenerbahçe'yi çok beğendim. İki etaplı oyun için gereken futbolu oynadı. Maçın sonuna kadar hep kontrol ellerindeydi. Ayağa çok yüksek isabetli paslarla topun kendilerinde kalmasını sağladılar.


Futbol hata oyunu
Beşiktaş ev sahibi olmasına rağmen oyunun hiçbir dakikasında maça ağırlığını koyamadı. Aslında iki takım adına da çok pozisyon yoktu. Beşiktaş dört, Fenerbahçe üç kez pozisyona girdi. Beşiktaş birini gole çevirdi. Pozisyonda da sahanın en iyi ismi Aurelio'nun yaptığı hata vardı. Delgado'nun çıkardığı topta Bobo'nun doğru koşusuyla Beşiktaş ilk maçı kazandı. Futbol hata oyunu. Oyunu tamamen yönlendiren Aurelio'nun oyun kurarken kaptırdığı top maçın sonucunu belirledi. Ümit, Delgado ile aynı anda topa kaysa belki tehlikeyi uzaklaştırabilirdi.
Beşiktaş geçen yılki sıkıntılarını yaşamıyor, içeride seyirci desteğiyle genelde kazanıyor. Her iki takım savunma oyuncuları çok dikkatliydi. Bireysel olarak Aurelio ve Delgado'yu çok beğendim.
Bu arada Fenerbahçe'yi çok beğendim derken, ayağa pas yapmak dışında daha üretken olabilirlerdi. 1-0 kupa maçları için avantaj gibi gözükse de Fenerbahçe'nin oyununu gördükten sonra şansların yüzde 50 olduğunu düşünüyorum.
Fenerbahçe'nin Semih ile attığı ancak ofsayt gerekçesiyle sayılmayan gole kafam takıldı. Ceza sahası içinde Semih'e gelen top Beşiktaşlı'dan mı, Fenerbahçeli'den mi geliyor, dikkat etmek gerek.
Son söz Tümer'e. Çok sakindi, sadece işini yaptı. Kendisini kutlamak lazım.

************************

Haşmet Babaoğlu - VATAN


Lige etki edecek


Kendinizi Beşiktaş’ın kanat beklerinin yerine koyup bir düşünün... Belki de daha ilk yarıda kızıp formayı çıkarttığınız gibi sahayı terk etmek gelirdi içinizden!

Neden mi?

Solda Baki’nin önünde Burak; sağda Mustafa Doğan’ın önünde Delgado oynuyor. İkisinin de en ufak bir defansif katkısı, mücadelesi, arkasındaki arkadaşına yardımı yok. Her rakip futbolcu doğrudan Baki ve M.Doğan’ın burnunun dibinde bitiyor!

Tigana’nın tercihleri bir alem! Sağda oynamayan Burak’ın solda başarılı olmasını beklemek ne hayal! Haftalardır solda yararlanmaya çalıştığı Delgado’yu sağda çizgiye yakın yere alıp Ümit’le Tuncay’ın arasında harcanmaya terk etmesine ne demeli peki?

Neyse ki, Fenerbahçe’nin kanatları da işlemiyordu. Üstelik Zico da ilginçlik yapıp Deivid’i sağa çekmiş Semih’i ilerde yapayalnız bırakmıştı.



***

Saatler 60. dakikayı gösterdiğinde “bu maç başladığı gibi biter” diye düşünmeyen bir Allah kulu yoktu!

Malum Beşiktaş iyi savunma yapıyor. Bunu öğrendi. Ama o aradada hücum etmeyi unuttu sanki! Fenerbahçe deseniz, iyi tarafı hücum fakat Alex, Kezman kenarda; Tuncay rakip kaleden çok uzakta oynuyorsa pek umut vadetmediği biliniyor. İşte böyle bir ortamda Bobo oyuna girdi.

Ancak topun kontrolü sürekli sarı lacivertlilerde olduğu için genç Brezilyalı dakikalar boyunca doğru düzgün pas alamadı arkadaşlarından.

Ama Bobo tam bir golcü!

Yani topla nadiren de buluşsa en etkili son hareketi yapıyor; en sert vuruşu tercih ediyor. Nitekim maçın kaderini belirleyen gol de böyle geldi.


***

Şimdi önce Fırat Aydınus ve ekibini kutlamak sonra da Beşiktaş açısından birkaç noktanın altını çizmek gerek.

Birincisi... Ricardinho birkaç haftadır düşüşte. Ayak bilekleri hala aynı kıvraklıkta ama oyuna konsantrasyonu çok zayıf.

İkincisi... Bu beraberliğe bağlanmış gibi uzun süre rölantide oynanan maçın Beşiktaş’taki dikkat çekmeyen ama çok iş yapan ismi Koray’dı. Koray ilk dakikadan son dakikaya kadar temposuz bir Beşiktaş’ı içine sindiremedi! Canla başla oynadı.

Üçüncü nokta ise şu...

Bobo attığı golle takımına sadece galibiyet getirmedi. Öyle sanıyorum ki, bu gol ligin de kaderini değiştirebilecek bir moral aşısıydı.


*********************




Vedat Okyar - Vatan

Keçi boynuzu gibi!


İlk önce hemen şunu söyleyeyim; Acemi reflekslerim yoktur. İki ayakla oyunların ilkine hiç aldanmam. İkincisinin sonunda ayakkabıları bağlarsın. Ben de o zaman tamam derim. Hemen ilave edeyim. Avantajın kötüsüne daha şimdiye kadar rastlamadım. Avantaj, avantajdır. Beşiktaş bu yakadan karşıya geçerken cebine 1 gol koyup gitti. Ona göre oynayacak, sahadan da istediğini çıkarırsa aferin iyi iş gördünüz diyeceğiz. Dün akşamki oyun keçi boynuzu gibi. Hani 1 kilo yersin, bir gram keyif alırsın. Öylesinden bir şey. Pozisyonu az, seyirciyi hoplatacak hiçbir şey yok. Ah bu da kaçar mı denen pozisyon, Nobre’nin ilk yarıda Önder’den kafayla kaçırıp vurduğu top. Onun dışında golün yapılışı var. Pek görmediğim Delgado, golde gözüktü. Topu çok iyi götürdü, Bobo’ya da çok iyi bıraktı. Bobo’nun işi bu. Oraya getirilen topları o da içeri vuruyor.

BOBO 11’DE OLSAYDI!
Ben de Tigana’ya soruyorum? Be mübarek adam, Bobo gibi bir adamın var ise Nobre ile çiftleştir, çift santrfor oynat, bu maçı daha açık ara kazan. ama tuhaf bir adam. Benim de dışarıdan elimin değecek hali yok. Gökhan ile İbrahim, belli bir standart tutturdular. İyi uyum içindeler, hemen hemen sıfır hatayla oynuyorlar. Mustafa Doğan iyi hoş ama günaşırı sakatlanıyor. Hiçbir antrenör de, ben de Mustafa var diyemez. Ricardinho, büyük oyuncu. Tamam da, tamam olmayan dün ne suya ne sabuna dokundu. Hep deriz ya büyük maçların büyük oyuncuları maçı götürür. Götürmedi, saklambaç oynadı. Hayret.

Hakemlere o kadar çok vıdı vıdı yapılıyor ki, ben kendimce bir karar verdim. Bu sezon kötü maç yöneten hakemlere bir şey söylersem, dilime acı biber sürsünler. İyilerini söyleyeceğim. Dün akşam seyrettiğim hakem, ne tribünde oturanları ne oynayanları rahatsız etmedi.

Beşiktaş’ın muhteşem bir seyircisi var. Hani hep denir ya, taraftar takımların 12. adamlarıdır. Hakikaten öyle. Büyük gürültü çıkarıyorlar, takımlarınla beraber maç oynuyorlar. Böyle taraftar dostlar başına. Hele hele birtek küfür duymadım. Beşiktaş’a yakışan bu. Kazansan da, kaybetsen de her zaman böyle olmalı. Beşiktaş’ın etiğine bu yakışır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-04-07, 17:27   #2

Varsayılan C: Spor yazarlarının BJK-FB maçı yorumları


Herkes Hakemi Tebrik Etmiş,
Gerçekten Hakem Süperdi

Teşekkürler..

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-04-07, 18:05   #3

Varsayılan C: Spor yazarlarının BJK-FB maçı yorumları


İyi güzel de Rıdvan Dilmen top Fenerbahçe kontrolündeydi demiş.
Buna biraz şaşırdım..
Hakemi beğenmişler ama gerçekten de iyiydi hakem..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-04-07, 18:09   #4

Varsayılan C: Spor yazarlarının BJK-FB maçı yorumları


Teşekkürler..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 12-04-07, 19:06   #5

Varsayılan C: Spor yazarlarının BJK-FB maçı yorumları

Teşekkürler çoğunu okudum
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat