Reklamsız Forum İçin Tıklayınız. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde. * FrmTR'nin resim sitesi Resimci.Org yayında
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 04-05-06, 09:37   #1
trexeray

Varsayılan 04.05.2006 bjk3-2fb maçı sonrası tüm fanatik yazarlarının yazıları


Alkışlar Beşiktaş ve Tümer’e
Atıf Keçeçi
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
İzmir’de dün her şey çok güzeldi. Güneşten gelen sıcaklık taraftarlara olumlu yansımıştı. Gün boyu iki grup da Kordon Boyu’nda dostluk mesajları verdiler. Ancak ne hikmetse statta yine küfür kıyamet gitti.Oyuna her iki takım da kontrollü başladı. Dakikalar ilerledikçe topla daha çok oynayan tarafın Siyah-Beyazlı takım olduğunu gözlemledim. Defans bu defa çok akıllı oynadı. İbrahim Toraman Tuncay’n markajıyla işlemez hale getirince önemli bir karşı atak gücü önlenmiş oldu. Orta sahadaki Tümer-Okan verimliliği, çaldıkları ve kullandıkları toplardaki isabetli pasların fazlalığı Beşiktaş’ın oyuna ağırlığını koymasının başlıca nedenleriydi. Nitekim ilk yarının teknik istatistikleri de bunu doğruluyordu. F.Bahçe’nin kaleyi bulmayan iki şutuna karşılık Beşiktaş 12 vuruşun 5’inde çerçeveyi isabet ettirmişti. Zaten bunun ikisi gol olarak hanelerine yazıldı. Kupayı almak azim ve hırsının Siyah-Beyazlı futbolcularda daha fazla olduğu verdikleri mücadeleden belliydi. Ümit Özat’la Okan arasındaki mücadeleden çıkan faul düdüğü tartışmaya açık bir pozisyonun ürünüydü. Atışı Beşiktaş kullandı ve Tümer golü atarak gecenin yıldızlığına soyunduğunu gösterdi. Sonrasında orta sahada kazanılan topla rakip defansı 3’e 2 yakalayan Beşiktaş Tümer’in pasıyla Gökhan’ın ayağından ikinci golü buldu. Bu futbol organizasyon güzelliğinin bir örneğiydi.
İkinci yarıda roller değişmiş, bu defa F.Bahçe aşka gelmişti. Bunda Tigana’nın 2-0’ı korumak gayesiyle takımını defansa yöneltmesi etkili oldu. Sarı-Lacıvertliler baskısının semeresini Alex ve Mehmet Yozgatlı’nın iki golüyle aldı. Oysa Fransız hoca ilk yarıdaki oyun anlayışını devam ettirseydi durum buraya gelmeyebilirdi. Ancak usta Tümer 114. dakikada maça noktayı koyan golü atarak sezonu Beşiktaş Camiası’nın mutlu kapatmasını sağladı..
.
.
.
.
.
Beşiktaş prestiji kurtardı
Basri Baykoç
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
Savunmasını geride kuran bir Fenerbahçe’ye karşı presini Sarı-Lacivertli yarı alanda uygulayan Beşiktaş ilk yarıdaki oyunun ve skorun hakimi olmuştu. Ama geçen 2 haftanın Fenerbahçesi’nin yerinde yeller esmesi de buna etkendi.
Tigana, adı kupa finali rakip de Fenerbahçe olmasına rağmen takımının son haftalardaki 11’ine ve düzenine hiç dokunmamıştı. Bu düzen ikinci yarıda sakıncalarını gösterdi. En başta ilk yarıdaki skor, ikinci yarıdaki Beşiktaş’ı geriye yaslayınca ilk 45 dakikadaki Siyah-Beyazlı ekipten daha aktif bir Fenerbahçe çıktı sahaya. Appiah ve Anelka gerekli uyarıları almış, ilk yarıdaki miskinliklerini terketmişti. Daum da Mehmet Yozgatlı’yı sağ kenara, Anelka’yı da sol kenara aktararak değiştirmişti formatını. Kenarlardan gelen Fenerbahçe’ye karşı Beşiktaş’ın ikinci bölgedeki hunisi iş göremez oldu. Bobo ve Gökhan Güleç’in Beşiktaş’ın orta alanını da kapsayan hücum presinin de gücü zayıflamıştı. Fenerbahçe’nin kanat etkinliği artınca bir ara Tigana da çaresiz kaldı. Ali Güneş ve Ali Tandoğan arka arkaya, Anelka’ya önlem diye oyuna girdiler. Toraman ile beraber Beşiktaş’ın hemen hemen aynı bölgedeki oyuncu sayısı üçlemişti. Sonra Fransız hoca sakatlanan Toraman ile Sergen’i değiştirip Beşiktaş’ın ofansif gücünü dengelemeyi denedi.
Tümer-Sergen ikilisi ile sahanın en çalışkan iki ismi Beşiktaş forveti yeni bir formatla bu bölümden sonrasını kurtarmaya çalışacaktı. Ama Beşiktaş yorulmuştu. İmdadına önce Alex’in sakatlığı, sonra da Aurelio’nun oyundan eksilmesi yetişti. Perdeyi açan Tümer de finale noktayı koyan isim oldu. Ama Fenerbahçe’nin ikinci yarı ile uzatmanın ilk yarısındaki etkili oyunuyla bulduğu gollerde Beşiktaş savunması Koray ve Gökhan’ın olağanüstü direnci ile beraberlikte tutunabildi. 5 gol de skorboard tarafındaki kaleye oldu. Bu da değişik bir açıdan rüzgarı arkasına alanın biraz daha avantajlı konuma geçtiği şeklinde yorumlanabilir.
.
.
.
.
.
Favoriden kupa almak
Güven Taner
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
Hafta boyunca Fenerbahçe’yi kupanın favorisi olarak gösterdim. Saymaya gerek yok, hemen her açıdan Fenerbahçe avantajlıydı.
İki şey değişirse maçı favori olmayan kazanabilirdi: Beşiktaş hatalarını tekrarlamadan iyi bir konsantrasyon ve yardımlaşma ile ‘takım oyunu’ oynardı; Fenerbahçe de final gerginliği içerisinde olumlu özelliklerini gösteremezdi. İlk yarı aynen böyle geçti ve Beşiktaş iki gol attı, altı pozisyon üretti...
Beşiktaş önde basan, Fenerbahçe’yi topluca hücuma çıkarmayan bir oyunu benimsedi. Orta alanda iyi savaştı. Öndekiler böyle olunca Beşiktaş’ın savunma bloğu da sorun yaratmadı. Soldan İbrahim Üzülmez’in hücuma önemli katkısı oldu. Toraman’ın hücumları onun oranında başarılı değildi. Göbekte Koray çok kez olduğu gibi müthiş bir kesiciydi. Gökhan Zan, ona iyi bir ortak oldu. Tümer, Bobo-Güleç ikilisine güzel servis yaptı, nefis gollere imza koydu. Beşiktaş ilk yarıdaki performansıyla Süper Lig’i oynasaydı, şu anda zirveyi zorlayanlardan biri olurdu. Beşiktaş’ın uyumlu takım oyunu ve peşpeşe golleri Fenerbahçe’nin gardını düşürdü, güvenini kırdı.
Daum ikinci yarıya Semih ve Mehmet Yozgatlı’yı oyuna alarak başladı ve kalabalık bir hücum futboluna yöneldi. Beşiktaş, rakibinin bu savunması açılmış riskli oyununu değerlendiremedi. Zira tüm gücünü baskıdan kurtulmaya harcadı. Erken bir gol yiyince de ilk yarıdaki uyumlu takım kayboldu. Birçok kontratak şansını değerlendiremedi, çok kötü pasla oynadı, atağa çıkamadı. Maçı berabere bitirmesi doğaldı. Uzatmada iki takım da yorgunluk etkisiyle gardı düşmüş boksörler gibiydi. Beşiktaş yine yoğun pas hatalarıyla oynadığı için etkisiz kaldı. Ama Fenerbahçe de beraberliği ararken, diriliği kaybetti ve Beşiktaş işte bunu değerlendirmeyi başardı. Tümer’in nefis golüyle kupaya uzandı.
.
.
.
.
Son devredeki eksiklik
Metin Tükenmez
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
Tribünlerde belirgin bir Fenerbahçe üstünlüğü vardı. Sahada ise aynı oranda bir Beşiktaş baskısı söz konusuydu ilk yarıda...
Beşiktaş’ın baskın çıkacağı oyunun ilk dakikalarında belli oldu aslında. Bobo ile Aurelio bir ikili mücadeleye girişti. Bobo, Fenerbahçe’nin fizik gücü en yüksek oyuncusuna açık bir güç üstünlüğü sağladı. Bu durum şunu göstermekteydi. Fenerbahçe ligde oynadığı üst üste zorlu maçlardan sonra yıpranmıştı. Beşiktaş ise genç ve dinamik kadrosunu motivasyonla daha da güçlü kılmıştı.
Türkiye’nin fizik ve beceri düzeyi en yüksek kadrosuna Beşiktaş’ın yaptığı pres sadece güçle değil biraz da motivasyonla ilintiliydi. İlk golde hakemin ters kararı vardı belki de, ama Tümer’in vuruşu da alkışa değerdi. İkinci Beşiktaş golünde ise üç Beşiktaşlı’nın Tuncay’a baskı yapıp topu kazandıktan sonra golle sonuçlandırması, Siyah - Beyazlılar’ın motivasyon düzeyinin yüksekliğini göstermekteydi.
Tigana’nın oyun planının ne kadar etkisi olduğunu kestirmek güç, ama Beşiktaş’ın orta alandaki bilinçli oyunu Fenerbahçe’yi etkisiz kıldı. Beşiktaş topu kazandığı zaman Aurelio, Appiah ve Selçuk üçlüsünü dikine ve derin paslarla geçerek Fenerbahçe’nin en güçlü bölgesini etkisiz hale getirdi.
Buna karşın Beşiktaş’ın savunmadan oyun kuramaması top kayıplarını artırdı. Kaybedilen topu yeniden kazanmak için harcanan enerji, maçın ilerleyen dakikalarında Beşiktaş’ı yordu. Yorgunluk arttıkça pas hataları daha da çoğaldı. Ayrıca Beşiktaş iyi oynasa da basit hatalar yapan bir takım. Taçtan gol yemesi de bunu kanıtlıyor zaten. Bu golden sonra Fenerbahçe rakibini baskı altına aldı. Bu kez roller değişti. Mehmet Yozgatlı’nin golü Fenerbahçe’nin kadro kalitesinin göstergesiydi. İki takımın oyuncu değişikliklerinden sonra oyun tamamen Fenerbahçe’nin kontrolüne geçti. Kulübe kalitesi de maçın gidişatını değiştiren etkenlerden biri oldu. Ancak Aurelio’nun kırmızı kart görmesi yeniden dengeyi bozdu. Son devrede Fenerbahçe kaçırdı, Beşiktaş attı. Bu da şampiyonu belirledi.
.
.
.
.
.
100. Yıl ruhu
Yemen Ekşioğlu
[Linkleri sadece kayıtlı üyelerimiz görebilir.ForumTR üyesi olmak için tıklayınız]
Beşiktaş takımı iki gündür uğraşıyordu, 100. yıldaki nostaljik formasıyla sahaya çıkmak için. Böylece 100. yıldaki Beşiktaş ruhunu da sahada yaşatmak istiyorlardı. Öyle de oldu.
İki takım da kupayı çok istiyor. Ama Beşiktaş çok daha fazla istiyordu. Ancak işi biraz uzattılar. İlk yarı 2-0’lık bir skor cepte soyunma odasına giderken ikinci yarı sanki kupayı kazanmış gibi takımın üstünde de bir ölü toprağı vardı. Bir anlık dalgınlık ve 5 dakika içinde gelen iki gol, işi uzatmaya götürdü.
Maçın çok önemli bir kader anı vardı. Fenerbahçe’nin uzatmada en önemli iki silahı Alex’in kulübeye çekilmesi ve Aurelio’nun da atılması, Beşiktaş’ın şansıydı. Bu şansı da iyi değerlendirdi. Artık hedef belliydi: Kupa. Şu iyi oynamış, şu kötü oynamış diye vıdı vıdı yapmaya üzum yok. Hedef tekti, kupayı kazanmak. Beşiktaş çok istiyordu, ve sadece kupayı kazanmadı bu arzusuyla. Bir seneyi de kurtardı. Yalnız bu kupa zaferinde Koray, Tümer, Okan, Gökhan Zan, Gökhan Güleç ve İbrahim Üzülmez’e ayrı bir yer açmak ve alkışlamak istiyorum.
Ancak başta Yıldırım Demirören olmak üzere ne olur Beşiktaşlı yetkililere sesleniyorum. Bu kupa zaferi kimseyi aldatmasın. Beşiktaş’ın bilhassa takım olma yolunda çok zorlu virajlar bekliyor. Bugünü belki kurtarmış olabilirler. Ben de bu güzel günde fazla maydanoz olmak istemem. Ama gelecek için bu sabahtan itibaren çalışmalar hemen yapılmalı.
Neyse fazla uzatmayalım. Kupa Bakan M.Ali Şahin ve Federasyon Başkan Vekili Affan Keçeci’nin elinden İbrahim Üzülmez’e verildi. Ben de boş olan Şeref Tribünü’ndeki koltuklardan o anı izledim. O kadar güzel gözüktü ki, vallahi çok keyif aldım.
Müsabakanın hakeme Bülent Demirlek’i de tebrik ediyorum, mükemmel bir maç yönetti.
.
.
.
.
.

Kupa Tigana’nın elinde
Yarın ki, büyük final öncesi her iki takıma şöyle bir bakalım. Bir tarafta, şampiyonluk mücadelesi veren Fenerbahçe var...
Manisa yenilgisi sonrası sinirleri gerildi. Ardından Galatasaray ile Kadıköy’de yaşanana sinir harbi. Ve son olarak zorlu Trabzon deplasmanındaki gergin mücadele. Yani Fenerbahçe, hem zihinsel hem de fiziksel olarak geri düşmüş durumda.
Şimdi olay şu; Beşiktaş bu durumdan nasıl faydalanacak? Zira Kartal’da durum tam aksi görüntüde. Ne İnönü’deki kayıplara eklenen son Sivas yenilgisi, ne de Manisa’da rahat geçilen Vestel maçı. Bunlar kimsenin umrunda değil. Tek hedef elde kalan Türkiye Kupası’nı kazanmak. İşte burada teknik heyetin gücü çıkıyor ortaya. Beşiktaş’ın en büyük handikapı da bu. Tigana, daha önce oynadığı Galatasaray ve Trabzon maçlarını sırf korktuğu için kaybetti. Fenerbahçe ile oynadığı maçta ise Sergen’in ön plana çıkması ile birlikte işi kurtardı. Eğer Fransız hoca, sahaya savunma ağırlıklı bir kadro ile çıkıp, işi penaltılara götürmeye çalışırsa elindeki kupayı Daum’a hediye eder.
Böyle büyük maçların altından kalkacak isimler çok Beşiktaş’ta. Sergen Yalçın, Ahmed Hassan, İbrahim Toraman oynaması halinde Tümer, Kleberson, İbrahim Üzülmez ve kaleci Cordoba var. Haftalardır ‘burnu sürtsün’ diye oyuna bilen alınmayan İbrahim Akın da... Herşeye rağmen bir Bobo ve Gökhan Güleç. Ve her an ortaya çıkabilecek bir sürpriz isim. Yeter ki, Tigana cesur olsun. Fatih Terim’in değil de Beşiktaş’ın değerlerinin fikirlerini ön planda tutsun. Ya da kendi bildiği ve herkesin kabul edebileceği doğrularını ortaya koysun yeter. Bu durumda geriye bir tek hakem kalıyor. Eğer Beşiktaş maçı onbir kişi ile bitirebilirse bu eksiklik de ortadan kalkmış olur.
Bu kafayla olmaz!
Gündemde en az kupa kadar önemli bir konu var; transfer. Bu konuda yönetim ile teknik heyet farklı düşünüyor. Tigana, “30 yaşın üstünde yerli kalmasın” demiş. Yabancılarda ise, dünyaca ünlü yıldızlara da sırf yaşları yüzünden karşı çıkmış. Eğer Beşiktaş’ın önünde 3-5 yılı olsaydı eyvallah! Ama başta Başkan Yıldırım Demirören olmak üzere camia şampiyonluk istiyor. Hem de hemen şimdi. Bunun da tek çıkışı var, tecrübeli oyuncular. 100. yıldaki şampiyonlukta deneyimli yıldızların sağladığı katkı biliniyor. Günümüzde Fenerbahçe ve Galatasaray’ın başarısında elbetteki gençlerin katkısı var. Ancak takımı bir anda gençleştirmek, en az 2 yıl geriye götürür. Sonra tutar ya da tutmaz o da ayrı bir konu. Ama Beşiktaş’ın buna tahammülü yok.
Bunun için yönetimin Tigana’ya henüz öğrenemediği Türkiye gerçeğini anlatması gerekiyor. Lazım ki, öyle Fahri, Baki Mercimek gibi sıradan isimler ve yıldızlara getirilen vetolarla takımın önü kesilmesin.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-06, 10:51   #2
broken_promises

Varsayılan Cvp: 04.05.2006 bjk3-2fb maçı sonrası tüm fanatik yazarlarının yazıları


yazılar için sağol,böyle haberleri okumak gerçekten de güzel,uzun zaman olmuştu
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-06, 10:58   #3
eren16

Varsayılan Cvp: 04.05.2006 bjk3-2fb maçı sonrası tüm fanatik yazarlarının yazıları


köşe yazarlarını okumam ama saolasın dostum
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-06, 11:46   #4
79taner

Varsayılan Cvp: 04.05.2006 bjk3-2fb maçı sonrası tüm fanatik yazarlarının yazıları


Bunların hepsini okumyamadım ama paylaşım icin tşk..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-05-06, 11:52   #5
мαηкєη

Varsayılan Cvp: 04.05.2006 bjk3-2fb maçı sonrası tüm fanatik yazarlarının yazıları

pek okumam bunları ama kantinde gazete bulursam bir bakarım bugün
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat