Son Dakika Haberlerini Takip Edebileceğiniz FrmTR Haber Yayında. * FrmTR Sohbet Kontrol Panelinizde.
Forum TR
Go Back   Forum TR > >
FrmTR'ye Reklam Vermek İçin: [email protected]
Cevapla
 
Konu Araçları
Eski 31-03-07, 05:29   #1
bilen1

Varsayılan HACET DUALARI ve DUANIN KABULÜ


Bismillahirrahmanirrahim.

öncelikle mübarek kandilinizi en içten dileklerimle tebrik ederim. Hakkızda hayırlara vesile olsun inşaallah.

Bildiğim öğrendiğim kadarı ile hacet duaları ve dualarımızın kabulüne inşaallah vesile olacak dikkat etmemiz gerekli hususları paylaşmaya gayret göstereceğim. Sizlerinde yardımı ile.
*********************************************
Duanın kabul edileceğine önce kendisi inanması; duanın dilde kalmayıp yüreğin ta derinlerinden gelmesi; duanın başında ve sonunda Allah'ı zikretmek ve Peygamber Efendimize salat selamda bulunmak gerekmektedir. Bir bebeğin ebeveynlerine isteğini yaptırması gibi içten, samimi, yürekten istenmelidir. metafizik boyutta başka bir aleme geçmek lazım gelir.

Duanın kabulüne bir damla gözyaşı en büyük sebeb-i kabldür, vesiledir. Duanın kabulü için en önemli husus kuşkusuz gerçek bir müslüman gibi yaşamaktır.

Ayrıca dilimizi YA MUCİB zikrine alıştırmalıyız.
***********************
Dua’nın incelikleri

Her ibadetin kendine göre bir âdâbı olduğu gibi dua yaparken de dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Nitekim Ebû Hureyre (ra)’dan rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sav) bu hususta şöyle buyurmuştur: “Sizden biri dua edince ‘Ya Rabb, dilersen beni affet! Ya Rabb, dilersen bana rahmet et!’ demesin. Bilakis, azimle (kesin bir üslupla) istesin, zira Allah’ı (şu veya bu işe) zorlayabilecek hiçbir kudret yoktur.”(14)

Yine Ebû Hureyre (ra)’dan rivayet edildiğine göre, Sevgili Peygamberimiz (sav): “Sizden biriniz; ‘ben Rabbime dua ettim de duamı kabul etmedi’ deyip acele etmediği müddetçe, duası kabul edilir”(15) buyurmaktadır.

O halde duanın kabul edilmesinde acele etmemek duanın âdâbındandır. Dua eden duasında ısrar etmeli, duaya devam etmelidir. Her halde, er veya geç duası müstecab olur. Bir de duası dünyada müstecab olmasa bile, kul bunu yine kendi lehine bilip Allah’tan ümidini kesmemelidir. Çünkü Hz. Peygamber bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir Müslüman yoktur ki bir günah ve yakınlarla ilgiyi kesme isteği olmayan bir dua ile Allah’a niyaz etsin de, Allah ona şu üç şeyden birini vermesin: Ya isteğini aynen yerine getirir; yahut onun isteğini ahireti için saklar; yahut da duanın dengi olan bir kötülüğü ondan savar. Dediler ki: O halde çok dua edelim. Buyurdu ki; Allah da çok kabul eder.” (16)

Başka bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurur: “Yüce Allah, kıyamet günü mü’mini çağırır, huzurunda durdurur ve ona der ki:
- Kulum, ben sana, bana dua etmeni emretmiş ve duana icabet edeceğime söz vermiştim. Bana dua ediyor muydun?. Kul:
- Evet Ya Rabbi, der. Yüce Allah:
- Ama ben senin her duana cevap verdim. Falan falan gün başına gelen bir üzüntüyü kaldırmam için bana yalvarmıştın, ben de o üzüntüyü kaldırıp seni sevindirmemiş miydim? Kul:
- Evet Ya Rabbi, der. Yüce Allah:
- O duanı dünyada kabul ettim. Falan falan gün de yine başına gelen bir sıkıntıyı def etmem için bana yalvarmıştın, fakat sıkıntının gittiğini görmemiştin? Kul:
- Evet Ya Rabbi, der. Yüce Allah:
- İşte o duana karşılık sana cennette şunu hazırladım. Falan falan günde bir dileğini yapmamı istemiştin yaptım. Kul:
- Evet Ya Rabbi, der. Yüce Allah:
- Onu da sana dünyada verdim. Falan falan günde bir muradını vermemi istemiştin, muradın yerine gelmemişti. Kul:
- Evet Ya Rabbi, der. Yüce Allah:
- İşte o duanın yerine de cennette sana şunu, şunu verdim.’ Allah’ın Resulü şöyle devam eder:

Hâsılı, Allah, mü’min kulunun yaptığı dualardan hiçbirini bırakmaz, hepsini sayar, ya bunları dünyada kul için yaptığını veya ahirete bıraktığını söyler. O makamda mü’min, keşke dünyada hiçbir duası yapılmayıp ahirete bırakılmış olsaydı, diye temenni eder.”(17)

Yapılan duanın Allah katında müstecap olabilmesi için duanın âdâb ve şartlarına riayet etmek gerekir. Duanın adab ve inceliklerinden önemlilerini şöyle sıralayabiliriz:
1. Evvela abdestli bulunmak.
2. Kıbleye yönelerek dua etmek, dua ederken elleri yukarıya kaldırmak, fakat gözleri göğe dikmemek. Hz. Enes (ra)’dan rivayet edildiğine göre, Resûl-i Ekrem (sav) Efendimiz dua ettiği zaman koltuk altı görülünceye kadar ellerini kaldırır ve duada parmakları ile işaret etmezdi.(18)



Elleri semaya kaldırıp avuç içlerini açarak dua ettikten sonra, elleri yüze sürmelidir. Nitekim Hz. Ömer (ra)’ın rivayetinde: “Resul-i Ekrem ellerini duaya kaldırdığı zaman yüzüne sürmeden salıvermezdi” deniliyor.(19)

Dua ederken gözler semaya kaldırılmaz. Nitekim bir hadisinde Hz. Peygamber (sav): “Bir takım insanlar ya namazda dua ederken gözlerini semâya dikmekten vazgeçerler, yahut gözleri kör olur!”(20) buyurmuştur.

3. Sesi fazla yükseltmeden, açıkla gizli arasında bir sesle dua etmek. Nitekim, Yüce Allah A’raf suresi 55.ayette, “Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin, çünkü O, haddi aşanları sevmez.” buyurmaktadır.

Ebû Musa’l-Eş’arî diyor ki: Resul-i Ekrem ile bir sefere çıkmıştık. Halk (yolda, bir ara) yüksek sesle tekbir getirmeye başladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav): “Ey insanlar! Nefislerinize karşı merhametli olun. Zira sizler, sağır veya burada bulunmayan birisine çağırmıyorsunuz. Siz, işiten, gören ve sizinle beraber olanı çağırıyorsunuz. Sizin dua ettiğiniz (Allah) her birinize, bineğinin boynundan daha yakındır”(21) buyurmuştur. Yüce Allah, duasını gizlice yaptığı için Zekeriya (as)’ı överek şöyle buyurdu: “O, Rabbine gizlice niyaz ettiği zaman.” (Meryem, 19/3.)

4. Duaya hemen muradını söyleyerek değil, Allah’ın adını anarak, besmele ve Allah’a hamd ederek başlamak, Peygamber Efendimiz (sav): “Sübhane rabbiye’l-Aliyyi’l-A’la’l-Vehhâb” diye duaya başlardı.
5. Allah’ın adını böylece andıktan sonra Peygamber’e salât ve selâm getirmek, daha sonra da dilek ve isteğini belirtmek gerekir.
6. Duayı yine başlangıçta olduğu gibi Allah’a hamd ve Resulüne salât ve selâmla bitirmek gerekir. Çünkü Allah, iki salavât-ı şerîfeyi kabul eder. Bunları kabul edince aradaki duayı da bunlar yüzü hürmetine kabul edeceği umulur.
7. Duada yapmacık sözlerden sakınmak gerekir. Dua ederken cümlelere vezin ve kâfiye aramamak, seci’ yapmaya çalışmamak, yapmacığa asla kaçmamak gerekir. Zira dua, yalvarma yeridir, orada yapmacığın işi yoktur.

Duada tekellüf edip seci’li sözler konuşanları Allah sevmez. En doğrusu, Kur’an, Hz. Peygamber ve Sahabeden vârid olan dualardan fazlaya kaçmamalıdır. Bir hadislerinde Hz. Peygamber (sav): “Duada secî’den, yapmacık sözlerden kaçının. ‘Allah’ım! Senden cenneti ve beni cennete yaklaştıracak söz ve ameli diler; cehennem ve cehenneme yaklaştıracak söz ve işlerden sana sığınırım’, demek kâfidir.”(22) buyurmaktadır.

8. Huzû ve huşû içinde Allah’tan korkarak ve kabulünü umarak istediği şeyde ısrarla durmaktır. Zira Yüce Allah, Enbiya suresi 90.ayette, “Onlar, hayır işlerine koşarak, umarak ve korkarak bize yalvarırlar ve bizden korkarlardı.” buyurmaktadır.
9. Can-ü gönülden dua etmek ve duanın kabul edileceğine kesin olarak inanmak. Zira bu hususta Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmaktadır: “Dua ettiğiniz zaman, kabul olunacağına inanarak Allah’a dua edin. Bilmiş olunuz ki, gafletle oyalanan kalbin duasını Allah kabul etmez.”(23)
10. Israr ile dua etmek ve duayı üç kere tekrarlamak. İbn Mes’ûd (ra) şöyle demiştir: “Hz. Peygamber (sav) dua ettiği zaman üç kere tekrar ederdi, Allah’tan bir şey istediği zaman üç kere isterdi.”(24)
11. Huzur-u kalp ile dua etmek, dua ederken Allah’tan başka her şeyi kalpten çıkarıp yalnız O’na güvenmek.
12. Kimin hakkını çiğnemiş, kime kötülük etmişse onlardan helâllik almak, herkesin hakkını geri vermek, günahlara tövbe etmek, ibadet ve taate yönelmek suretiyle kalbi temizlemeğe çalışmak.
13. Allah’a dua etmekten asla bıkmamak, hem darlık hem de bolluk zamanında Allah’a daima duada bulunmak gerekir.

Duanın kabulü için âdâbına ve şartlarına riayet etmek gerekir. Bu âdâp ve şartların hepsinin mevcut olduğu bir durumda, duanın kabul olunması ümidi galib ise de, kabul olunması yine de Yüce Allah’ın iradesine bağlıdır. Dolayısıyla Allah, dilerse kabul eder, dilemezse kabul etmez. Fakat kul, duanın âdâbına riayet ederek ısrarla duaya devam etmelidir. Allah, yaptığımız ve yapacağımız dualarımızı kabul etsin. (Amin)
***********************************
Duanın nasıl yapılması gerektiği hakkında yüce Rabbimiz bize yol gösteriyor ve açıkça, başka hiçbir izaha gerek kalmayacak şekilde; “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. ... Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah'ın rahmeti çok yakındır.”(1); “Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma.”(2) buyuruyor.

Yine, dua etmekten kibirlenip kaçınmak gibi, dua ederken de tiz perdeden bir sesle ve ölçüsüzce ellerini avuçlarını açarak, büyüklenerek dua etmekten men ediyor ve mütevazi bir şekilde, kapısında bir dilenci gibi, boynu bükük ve kalbi kırık, dudağı buruk ve mahzun bir eda ile dua edilmesini emrediyor(3)

Dua, yalnız Allah için ve Allah’a yapılır. Yani, insan istediğini sadece Ondan ister, başkasından bir şey istenmez. Çünkü, “El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O'dur. O'nun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır.”(4)

Ayrıca, Cenabı Hakkın en hoşlandığı ve kabule en şayan olan dua da, herkesin uykuda veya başka işlerle meşgul olduğu gafil saatlerde yapılan duadır. Büyükler hep bu vakitleri gözleyip dua etmişlerdir. Peygamberimiz (s.a.v) de, en geniş kapsamlı dualarını gece namazından (teheccüd) sonra yapmıştır. Uykuyu, gafleti bir kenara bırakıp, gecenin bir kısmında uyanık bulunarak münacatta bulunmak insanı Allah’a yaklaştırır. “Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.”(5)

Mühim bir iş için duaya başlamadan önce sadaka vermek ve iki rekat namaz kılıp abdestli ve kıbleye yönelik olarak dua etmek, önce Allah’a hamd edip sonra da Peygamberimize salavat getirmek, duanın kabulü için önemli şartlardan biridir. Dualar için belli vakitler ve uygun saatler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Ezan ve kamet arası, ezan okunurken, gecenin sonunda, farz namazların ardından ve özellikle sabah namazından sonra, secde halinde, Kabe ve Mescid-i Nebevi gibi mübarek yerlerde, üç aylarda ve kandil gecelerinde, ramazan ayında ve kadir gecesinde vs. gibi. Bir de duası reddedilmeyen kimseler ve reddedilmeyen dualar vardır. Bunlar da, başta anne ve babanın evladına duası, misafirin duası, mazlumun duası müminin mümine gıyabında yaptığı dua.
************************************

Ali b. Mansur Kuddise Sırruhu Hazretlerine sordular:
"Günahımız nedir ki dualarımız kabul edilmiyor?"
"Duanın kabul olması, onun temiz olmasına bağlıdır. Yediğiniz, içtiğiniz, giydiğiniz her şey temiz, helâl olmalıdır."
Bir Allah dostuna sormuşlar:
"Ne yapmalıyım ki duam kabul edilsin?"
O da şöyle demiş:
"Helâlinden kazanılmış lokma yemeli, helâlinden giyinmeli, ondan sonra dua etmelisiniz. Bu şekilde yaparsanız, duanızın kabul edildiğini göreceksiniz."
Soruyu soran tekrar sormuş:
"Bu anlattığınız, bu zamanda mümkün müdür?"
Allah dostu:
"Elbiseni çıkar, temiz bir suya gir. O sudan bir yudum iç; bu su sana hem elbise olarak hem de yiyecek olarak yetişir. Sonra da ne istersen iste."
Adam bu söyleneni yapar ve duasının hemen kabul edildiğine şahit olur.
****************************
Büyük zatlar, bir kimse dua ettiği zaman 7 kere "Yâ Vehhâb" dese o kimsenin duasını Allah teala kabul eder, demişlerdir
****************************
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-03-07, 05:29   #2
bilen1

Varsayılan C: HACET DUALARI ve DUANIN KABULÜ


Murada Kavusmak Için Duâ

“Fetavai kari-ül-hidaye”de diyor ki:

Dilegi olan kimse, yatacagi zaman abdest almali, temiz bir örtü üzerinde oturup, üç defa salevât okumali, sonra herbirine Besmele çekerek on Fâtiha ve sonra onbir Ihlâs okumali, sonra üç salevât okumali, sonra sag yani üzere, yüzü kibleye karsi olarak ve sag elini sag yanagi altina koyarak yatip uyumalidir. Niyet ettigi seyin nasil olacagini, biiznillah rü'yâda görür.

“Mekatib-i serife” kitabinda buyuruldu ki: Hacetlere, dileklere kavusmak için, iki rekat namaz kilip, sevabini silsile-i aliyye denilen âlimlerin ruhuna hediye etmeli, bunlarin hürmeti için diyerek duâ etmelidir. Mesela, "Ya Rabbi, filan yere sag sâlim gidip gelmek nasib eyle, filan sikintidan beni kurtar." gibi duâ ettikten sonra, "Bu duâmi silsile-i aliyye büyükleri hürmetine kabul eyle" demelidir!

Âmâ, bir zat gelip, “Ya Resûlallah! Allahü teâlâya duâ et, gözlerim açilsin” dedi. Peygamber efendimiz de, “Kusursuz bir abdest al! Sonra, ya Rabbi! Sana yalvariyorum. Sevgili Peygamberin Muhammed aleyhisselami araya koyarak, senden istiyorum. Ey çok sevdigim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek, Rabbime yalvariyorum. Senin hatirin için kabul etmesini istiyorum. Ya Rabbi, bu yüce Peygamberi bana sefaatçi eyle! Onun hürmetine duâmi kabul et” duâsini okumasini söyledi. O da, abdest alip duâ etti. Hemen gözleri açildi.

Bu duâyi müslümanlar, her zaman okumuslar ve maksatlarina kavusmuslardir. Ancak, namaz kilmiyanin, haram isliyenin ve kalbi gafil olan ettigi duâdan tam netice alamaz.Ehl-i sünnet itikadinda olmiyanin okumasi faide vermez. Hak teâlâ, herseyi bir sebep ile yaratmaktadir. Bir seye kavusmak istiyen, o seyin sebebine yapismalidir. Rabbimiz, insana sihhat, sifa vermek için, duâ etmeyi, sadaka vermeyi ve ilaç kullanmayi sebep yapmistir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-03-07, 05:31   #3
bilen1

Varsayılan C: HACET DUALARI ve DUANIN KABULÜ


Allahümme salli alâ seyyidina Muhamedin ve alâ âli seyyidina Muhammed kad dâkat hiyletiy edrikniy Yâ Rasûlâllah.

Anlamı:

Allah’ım Efendim Muhammed’e ve O’nun ehline salât eyle… Çok sıkıntım var, bana yardım et yâ Rasûlallâh…

Bilgi:

Birçok sıkıntıları olan nice insan beş vakit namazdan sonra yüz yirmi beş defa bu salâvatı şerîfeye devam etmek sûretiyle sıkıntılarından azâd olmuşlar… Muhakkak ki Rasûlullâh’tan O’nun ruhâniyetinden yardım istemek çok güzel bir şey… O’na yüzümüz olmasa bile , dünyada ve âhirette O’ndan başka kime sığınıp, şefâat talep edeceğiz ki!..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-03-07, 05:32   #4
bilen1

Varsayılan C: HACET DUALARI ve DUANIN KABULÜ


RASÛLULLAH ALEYHİ’S-SELÂM’DAN ÜÇ AÇIKLAMA


--------------------------------------------------------------------------------


Şimdi de size Rasûlullah Aleyhi’s-Selâm’dan üç konuda açıklama nakletmek istiyorum… Birincisi, “SABIR” konusunda…

Muaz bin Cebel Radı’yallâhu Anh naklediyor bize bu açıklamaları:

“Rasûlullâh Salla’llâhu Aleyhi ve Sellem bir adamın şöyle duâ ettiğini işitti:

- Allah’ım senden SABIR isterim!..

- Sen Allah’tan BELÂ istedin!.. ÂFİYET iste!..”

Bu çok önemli bir uyarı… Rasûl Aleyhi’s-Selâm’ın bize işaret ettiği gerçek şu:Bir insan Allah’tan SABIR istediği zaman, farkında olmadan demektir ki, “bana belâ ver de sabredeyim”…İşte bunun için sabır istemeyi men ediyor Rasûl-i Ekrem ve

onun yerine “âfiyet iste” diyor!..

&

Gelelim ikinci uyarıya:

“Gene bir adamın duâ ettiğini duydu, Resûlullâh Salla’llâhu Aleyhi ve Sellem, adam şöyle diyordu:

Yâ Zel Celâli vel ikrâm…

Buyurdu ki

- Sana icâbet edildi…iste istediğini!..”

Burada da, duâ sırasında, “Zül Celâli ikrâm” ismiyle duâya başlamanın faydasına işâret ediliyor ve bu kelimenin zikrinin getireceği faydalar konusunda uyarılıyoruz…

&

Ve üçüncü açıklama…

Rasûlullâh Salla’llâhu Aleyhi ve sellem bir adamın duâ ettiğini işitti ki, şöyle diyordu:

-Allah’ım, senden nimetin tamamını isterim!..

Sordular:

-Nedir nimetin tamamı ki?..

Adam cevap verdi:

-Ben bir duâda bulundum… Ve bu duâ sebebiyle hayır beklerim…(nimet nasıl tamam olur bilemiyorum.)

Açıkladı Rasûlullâh Salla’llâhu aleyhi ve sellem:

-Nimetin tamam olması, Cehennem’den kurtuluş ve Cennet’e giriştir!..”

Umarım bu üç hususu iyi anlar, gereğini de ona ğöre yaşarız.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-03-07, 05:34   #5
bilen1

Varsayılan C: HACET DUALARI ve DUANIN KABULÜ

İhtiyacın karşılanması sıkıntının giderilmesi
Bir şey isteyen, düşman elinde bağlı kalan, rızkında darlık olan, ticaretinde ve kazancında çokluk ve kârlıllık olmayan veya seyrü sülûkünde her hangi bir fethi olmayan kimse üç gece veya yedi gece boyunca gece yarısı abdest alıp ve iki rekat namaz kılıp başını açarak ellerini havaya kaldırarak "Yâ Vehhâb" dedikten sonra ihtiyacını Cenab-ı Hakk'a arzetse Allahü teala onun ihtiyacını karşılar, sıkıntısını giderir.

Bir kimse perşembe günü duha namazını kıldıktan sonra hiç kimse ile görüşmeden, konuşmadan "Yâ Semi" ismini 100 kere okuyup Allahü teala hazretlerine hacetini arzeylerse Hak teala onun ihtiyacını giderir.

Hali değişen, fakir, garip, kimsesiz, hasta olan bir kimse abdest alıp iki rekat namaz kıldıktan sonra "Yâ Lâtif" ismini 100 kere okuyup Allah'tan hacet dilerse, ihtiyacının giderilmesini isterse Allah'da onun ihtiyacını giderir.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Bu konunun kısa yolunu aşağıdaki sitelere ekleyebilirsiniz

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
Smiley Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı



5651 sayılı yasaya göre forumumuzdaki mesajlardan doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. Şikayet Mailimiz. İçerik, Yer Sağlayıcı Bilgilerimiz. Reklam Mailimiz. Gizlilik Politikası


Reklamı Kapat

Reklamı Kapat