Ne düşünüyorsun şu an? Var mı senin de bana söyleyeceğin bir, iki kelimen? Oraları nasıl? Sessiz mi oldu bensiz? Yoksa aynı mı sürüyor hayatın? Ben o kadar çok kayba uğradım ki, o kadar çok şey kaydı ki elimden, düşündükçe acı çekiyorum.
Seni özledim. Fesleğen kokunu, nazik ve derin bakışlarını ve o sonsuz sevgi pınarını, seni her şeyinle ölesiye özledim ki... Gözlerinin anlamlı büyüsü hala saklı içimde. Zaten unutmak mümkün olmasa gerek.
Hatırlıyor musun bana ilk kez öğüt verdiğinde “Sev” demiştin. Sadece bir kelime “Sev”. Seni dinledim fesleğen kokulum. Seni dinledim lakin pek doğru sevmedim galiba ne dersin? Ben kimi seversem ondan bir tekme yedim. Kime değer verdiysem değer eksilttim onun yüzünden. Güvenemez oldum insanlara, güvenemez oldum dostlara, arkadaşlara. İnsanlığı unuttuklarını fark ettim. Umut küçüldükçe küçülüyor evrende. Ve o kaybedildikçe acılar büyüyor yüreğimde, gözümde. Hep özeleştiri yapıyorum. Bulamıyorum fesleğen kokulum, öyle çok değer kaybettiren hatam yok benim. İyilik yaptıkça kötülükleri tanıdım. Masumluğumu kaybettim, sonra doğallığımı. Gülemezken güler oldu yüzüm. İnan şu dünyadan ha geçtim ha geçeceğim. Sevdim de ne oldu şimdi fesleğen kokulum. Söyle ne oldu? Ne dedin, yine de güzel mi sevmek? Öyle ise hep acı veriyor sevmek ne diyorsun? Ben öyle düşünüyorum artık. Ama sanırım ne kadar acı verirse versin seveceğim. Sırf senin için sev dediğin için.
Biliyor musun hala çocuksu bir inadım var. Hala saatlerce tartışabiliyorum. Hala zıplaya zıplaya yürüyebiliyorum caddelerde sokaklarda. Yağmursu bir serinlikle doğabiliyor her gece. Evet fesleğen kokulum gece doğuyor benim için. Ben yıldızları neden sevdim bilir misin? Gözlerinin aydınlattığı yüreğim gibi karanlık geceye bir parça ışık salıverdikleri için. Peki ya rüzgar? Rüzgar sesini neden severim geldi mi hiç aklına? Öyle ise söylemeyeyim. Sen ve ben biliyoruz ya yeter bana. Bilmesin başkaları.
Ayrılık zormuş. Artık biliyorum şarkılarda neden hep “Ayrılık ölümden beter” geçtiğini. Seni nasıl özledim bir bilsen. Hani yazın ilk denize girişinde yaz yağmuruyla karışmanın verdiği heyecan vardır ya, işte öyle heyecanlı özlüyorum seni. Gerçi seni özleyen ben, yine seninle olan benle aynıyım. Ruhun benimle denir ya hani? Buna inanmalı mı bilmiyorum. Ama izah etmeliyim bilmiyorum çektiğim acıyı. Biz seninle ikinin oluşturduğu birdik. Ayrılması nasıl zor anladın mı?
Hala sallanan sandalyende misin kısık gözlerinle. Yoksa ağlıyor musun ben ağlıyorum diye. Dayanamıyorum buna. Sildim işte gözlerimi haydi gül fesleğen kokulum GÜL!
Delirdim mi sence ben? Neden yazıyorum hiç göndermeyeceğim bir mektubu? Neyse... Sen düşlerimdesin ya yeter. Ve biliyorum ki elbet bir gün o yıldızlar benimde gözlerime iner...