View Single Post
Eski 01-06-07, 04:28   #1 (permalink)
υяαησѕ™
*SardeiS ArtemiS PaktoloS*
 
Giriş Tarihi: 14-06-2005
Yer: уαℓσωα
Yaş: 22
Mesajlar: 5,440
Rep Puanı: 13713314
υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11υяαησѕ™ Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 137225
Varsayılan Türkiye’de Hıristiyanlaştırma çalışmaları


Türkiye’de Hıristiyanlaştırma çalışmaları

Papa 2. Jean Paul:

“PAPALIĞA GÖRE DİNLER ARASI DİYALOGDAN AMAÇ İNSANLARI KİLİSE’YE DÖNDÜRMEKTİR”

Şimdiki Papa II. J. Paul’e göre “Dinler arası diyalog, Kilisenin insanları Kiliseye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır.” Papa’ ya göre bu durum Hıristiyanlığın doğasından kaynaklanır:

“Diyalog bir ve üç olan Tanrı’ nın kendi hayatına dayanır... Böylece diyalog Kilisenin kurtarıcı misyonunun bir parçasıdır; gerçekten bu bir kurtuluş diyaloğudur. Çünkü böyle hakiki bir diyalog bir Hıristiyan için inandığını pratiğe dökmektir, saygı göstermek ve dinlemek suretiyle başkalarına İncil’in mesajını öğretmektir.”
Diyalog kavramını II. Vatikan Konsiline öneren Papa VI. Paul de bu yönde düşünmektedir: “ Biz her ne kadar Hıristiyan olmayan dinlerin manevi ve ahlaki değerlerini tanıyor, saygı gösteriyor, onlarla diyaloğa hazırlanıyor ve din hürriyetini savunmak, insanlık kardeşliğini tesis etmek, kültür, sosyal refah ve sivil iradeyi oluşturmak gibi hususlarda diyaloğa girmek istiyorsak da dürüstlük bizi gerçek kanaatimizi açıkça ilan etmeye mecbur etmektedir; yegane gerçek din vardır, o da Hıristiyanlıktır.”
II. Vatikan Konsilinde alinan karar gereği Papa VI. Paul tarafından 19 Mayıs 1964’te Hıristiyan Olmayanlar Sekreteryası’nı kurmuştur.

PAPA VI. PAUL’E GÖRE DİYALOGDA MODEL AZİZ PAVLUS’TUR

Bugünkü Hıristiyanlığın kurucusu olan Aziz Pavlus (Saint Paul)’a göre propaganda uğruna misyonerler iki yüzlü davranmalıdır. İşte Kitab-i Mukaddes’ te yer alan Pavlus’ un misyonerlik öğretisi:

“Müjde’ yi yaymazsam vay halime!... Ben özgürüm, kimsenin kölesi değilim. Ama daha çok kişi kazanayım diye herkesin kölesi oldum. Yahudileri kazanmak için Yahudilere Yahudi gibi davrandım. Kendim Kutsal Yasa’ nın denetimi altında olmadığım halde, Yasa altında olanları kazanmak için onlara Yasa altındaymışım gibi davrandım. Tanrı’ nın Yasasına sahip olmayan değil de Mesih’in Yasası altında olan biri olarak, Yasa’ ya sahip olmayanları kazanmak için Yasa’ ya sahip değilmişim gibi davrandım.
Güçsüzleri kazanmak için güçsüzlerle güçsüz oldum. Ne yapıp yapıp bazılarını kurtarmak için herkese her şey oldum. Bunların hepsini Müjde’ de payım olsun diye Müjde’ nın uğruna yapıyorum. (Pavlus’ un Korintlileri Birinci Mektubu).
Buna göre, bir Hıristiyan misyoner Müslümanı Hıristiyanlaştırmak için MÜSLÜMAN GİBİ görünecektir, Kutsal Kitabı’nın bir gereği olarak...
Bunun bir yansıması olarak Sekreterya’ nin ilk başkanı Kardinal Marella Konsil Babalarına gönderdiği bir mektupta amaçlarının misyonerliğe yardımcı olmak olduğunu açıklamıştır:
“ Faaliyetlerimizle, Kilisenin misyoner faaliyetlerini yürüten S. Cogregation de Propaganda Fide teşkilatının çalışmalarına, misyon faaliyetlerinin kanunen mümkün olmadığı yerlerde yardımcı olmaya ve boşluğu doldurmaya çalışacağız.”
1973’te Sekreterliğe seçilen Rosanno, Hıristiyan olmayanlarla diyalog ile neyi kastettiklerini söyle açıklamakta:
“ Diyalogdan söz ettiğimizde açıktır ki bu faaliyeti, Kilise şartları ve çerçevesinde misyoner ve İncil’i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz. Kilisenin bütün faaliyetleri, üzerinde taşıdığı şeyleri yani Mesih’in sözlerini nakletmeye yöneliktir. Bu sebeple diyalog Kilisenin İncil’i yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır.”

VATİKAN EKSENLİ DİYALOĞUN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Rosanno’ ya göre, Hristiyan - Müslüman diyaloğu konusunda karşılaşılan güçlüklerin kaynağı olarak İslam Dininin üç özelliğini göstermekte: “Birincisi, İslam’ın hukuki karakteridir... İkinci zorluk daha büyüktür; Müslümanlar bugün birçok Hıristiyan’ın kabul ettiği tarihi kritik metodun kabul etmemektedir... Üçüncüsü, İslam kendisini Yahudilik ve Hıristiyanlığı tam olarak tanıyan ve onları iptal ederek yerine geçen en son evrensel din olarak kabul etmektedir...”

VATİKANA ENDEKSLİ DİYALOG SÜRECİNİN DÖNÜŞTÜRÜCÜ BÜYÜSÜ

Fethullah Gülen, 1995’te Hiristiyanlik ve Yahudiliğin tahrifata uğradığını yazıyordu: “ Benim kanaatime göre Kur’an-i Kerime göre, saf Hıristiyan akidesini ve Hz İsa’yı anlatmasaydı, bugünkü tahrif olmuş şekliyle, Hıristiyanlığı anlamada bizler de zorluk çekerdik... çekerdik de “bir üç, üç bir” diye özetlenen “teslis” veya “ekanim-i selase” anlayisini izah edemezdik... Mesela Yahudi kaynaklarına göre kimisi filozof, kimisi -hasa-sarhos, kimisi de kendi kızlarıyla zina eden zinakar...
Şimdi dünyadaki en bayağı, en adi insanların bile yapamayacağı şeyleri peygamberlere isnad eden bu anlayışa din demek mümkün değildir.”

Fethullah Gülen bütün bunlara rağmen Vatikan eksenli diyalog misyonunu benimsediğini ve bu uğurda hizmete talip olduğunu bizzat Papa’ ya sunduğu ünlü mektubunda belirtmiştir:

“Pek muhterem Papa cenapları,

... Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinler arası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik. ... M. Fethullah Gülen 9 Şubat 1998”
Ancak ne yazık ki Vatikan endeksli diyalogun bir bedeli vardır. Ve nitekim Fethullah Gülen, Vatikan endeksli diyalogun önündeki temel engellerden sayılan tarihselciliği bir biçimde benimseyerek Yahudi ve Hıristiyanlarla ilgili âyetlerin bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar için geçerli olmadığını iddia etmektedir:
"Kur’an-i Kerim’de Hiristiyanlik ve Yahudilik hakkında kullanılan ifadelerin çok sert olduğu söylenir. Bence, bu meseleye yaklaşırken çok dikkatli olmak gerekir. Geçmiş dönemlerde, bazı Hıristiyan ve Yahudilerin apaçık gerçek karşısında gösterdikleri inat, ayak direme ve düşmanlığı ifade için Kuran’ın kullandığı aynı üslup, her zamanki Yahudi ve Hıristiyanlar için de kullanılacak diye bir şart, bir mecburiyet olamaz. Bu tür ayetlerde sübût-u kat’iye arandığı gibi, delâlet-i kat’iye de aranmalıdır. Yani, bu âyetlerin Kur’an âyetleri olduğu kesindir. Fakat, o ayetlerin ilk günden bu yana bütün her Yahudi ve Hıristiyan’ı içine aldığı kesin değildir.
İkinci olarak, Kuran’ın bu üslubu, o dönemlerde kendilerini Yahudilik ve Hıristiyanlığa mensup addedenlerin Yahudiliğe ve Hıristiyanlığa getirdikleri yanlış yorumlarından ve o yorumu hayatlarına hayat kılmalarından dolayıdır. Daha doğrusu, dini inanç ve düşünceyi bir düşmanlık sebebi ve malzemesi yapmalarından dolayı, Kur’an onları böyle bir üslupla ele almıştır. ...
Kanaatime göre, tarihi hadisleri kendi tarihsellikleri içinde ele almalı, yani her hadiseyi kendi şartları ve konumu içinde değerlendirmeli ve bugünkü davranışlarımızda da bugünkü tavırları esas almalıyız."
Buna göre Fethullah Gülen, "Yahudi ve Hıristiyanları sertçe eleştiren âyetlerin yalnızca geçmiş dönemler" le ilgilidir. Bugünkü Yahudi ve Hıristiyanlar için geçerli değildir. Sanırsınız ki bugünkü "Yahudi ve Hıristiyanlar apaçık gerçek karşısında gösterdikleri inat, ayak direme ve düşmanlığı" terketmiştir. Mevcut Tevrat ve İncillerdeki tahrifatları kabul edip Sahih Tevrat ve İncil’i (bulmuşlar da) benimsemişlerdir. Keşke...

AHMET ŞAHİN:

"EHL-I KITAPLA ÂMENTÜDE İTTİFAKIMIZ VAR!" Üstadı böyle yazarsa talebesi ne der:Ahmet Şahin, Zaman Gazetesi'ndeki Sohbetler köşesinde "Ehl-i kitapla âmentüde ittifakımız var!" baslıklı 17 Nisan 2000 tarihli yazısında şunları söylüyordu: "Zaten dikkatlice bakıldığında görülecektir ki ehl-i kitapla temel noktalarda birlikteyiz. Daha meshur ifadesiyle âmentüde ittifakımız vardır..."Sn Şahin yazısında İslam’ın amentüsüne yer vermişse de her nedense Hiristiyan âmentüsünü es geçmiş.
İşte IV. Yüzyılda Konsillerde şekillenen Hıristiyan âmentüsü:"

1. Ben, Tanri'ya, kudretli Babaya;
2. Ve O' nun biricik oğlu Rab İsa' ya;
3. Ve bâkire Meryem ve Kutsal Ruh’ tan doğmuş olduğuna;
4. Pilatus zamanında çarmıha gerildiğine, öldüğüne, gömüldüğüne
5. Üçüncü gün ölüler arasından dirildiğine,
6. Göklere yükseldiğine,
7. Baba Tanrı'nın sağına oturduğuna,
8. Oradan gelip ölüleri dirileri hesaba çekeceğine;
9. Ve Kutsal Ruh’a,
10. Mukaddes kiliseye;
11. Günahların affedileceğine,
12. Ölülerin canlanacağına, sonsuz hayata inanırım.

Şimdi insanın sorası geliyor, Vatikan endeksli diyalog insanları nereden nereye götürüyor? Yarın birileri çıkıp “aslolan âmentüdür, Yahudi, Hıristiyan ya da Müslüman olmak ise teferruattır” der mi? Dünden bugüne değişime bakıp yarından endişe etmemek mümkün mü? İşte bunun için biz Vatikan eksenli Diyaloğa şiddetle karşıyız.
υяαησѕ™ çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla