Cvp: tıp mı, mühendislik mi..
Bahsettiğiniz iyi üniversitelerin bilgisayar mühendisliklerini kazanırsanız iş konusunda -ülkede kriz vs. çıkmadığı taktirde- herhangi bir probleminiz olmaz. Daha orta seviyedeki okulları kazansanız dahi, işsiz kalacağınızı kimse öyle damdan düşer gibi söyleyemez. Nihayetinde bunlar biraz sizin kişiliğinizle ilgili şeyler. Yani üniversite döneminizi ne şekilde değerlendirdiğiniz, ne kadar girişken ne kadar aktif olduğunuz, staj vs. gibi iş deneyimleriniz, hatta mülakatta kendinize güveniniz, bunların hepsi iş bulmanızda etkin oluyor.
Bunun haricinde, üniversiteden mezun olunca illa ki bir yere girip çalışmak durumunda da değilsiniz. Kendi işinizi de kurabilirsiniz, bu ülkenin girişimcilere de çok ihtiyacı var. Ek olarak, mühendisler mutlaka mühendislik de yapmak zorunda değiller, benim bir çok arkadaşım mühendis olmasına rağmen yönetici pozisyonlarında çalışıyorlar. Üstüne farklı alanlarda (örneğin İşletme) master yapabilirsiniz. Dahası üniversitede kalabilirsiniz. Kısacası, mühendislik tercihinin mezuniyet sonrasındaki iş yelpazesi oldukça geniştir ve alternatifleri çoğaltmak hayatta gerçekten önemli bir şey.
Tıp tercihine gelince: Doktorluk güzel ve saygın meslek, bu bölümü seçerseniz herşeyden önce yakın çevreniz çok gururlanacaktır, çünkü ailelerin gözünde çocuklarının doktor olması çok tercih edilen birşey ve önemli de bir faktör aslında bu. Fakat, tıp seçerseniz hayatınız tamamı ile değişecektir. Daha doğrusu hayata bakışınız, zevkleriniz, ilgileriniz değişecek, değişmek zorunda. Bunu istiyor musunuz? Bunlara ek olarak tıbbın ÇOK ZOR bir bölüm olduğunu da eklemem gerekiyor. Bu zorluk "nasıl olsa yaparız"ın ötesinde bir zorluk. Bir mühendislik öğrencisi 5 çalışırken, siz 15 çalışacaksınız. En az 5000-6000 sayfa nottan gireceksiniz her sınava. En iyi ihtimalle 6 senede bitireceksiniz. Bu esnada arkadaşlarınız hayata atılmış olacak, elleri para tutmaya başlayacak, ve siz hala okuyor olacaksınız. Arkasından TUS var, ve bu da gerçekten zor bir sınav. TUS'u kazanamazsanız hayatınıza pratisyen olarak devam etmeniz söz konusu, bu da senelerce Türkiye'nin çeşitli yerlerinde, yeriniz hiç bir zaman tam belli olmadan yaşamak demek. TUS'u kazanırsanız, yine 4-5 sene kadar uzmanlık eğitimi alacaksınız (hangi üniversite olacağı kesin değil), ve devlet size bugünün şartlarıyla 1000 YTL kadar para verecek (buna ek olarak hastanenize ve bölümünüze göre döner ücreti alıyorsunuz). Nöbet tutacaksınız. Bazı bölümler için ayda 13 nöbet var ve bu her iki geceden birini hastanede geçirmek demek. Uzman olduktan sonra 2 sene zorunlu hizmet var (TUS'u kazanamazsanız da var bu). Yasalar değişecek farklı şeyler çıkacak, yani özetle en az 35 yaşına kadar devlet sizin hayatınıza müdahale edecek. Aile kurmak isteyeceksiniz, bekleyeceksiniz. Evet para kazanacaksınız. 35 yaşından önce de kazanacaksınız, o konuda bir endişeniz olmasın. Ama örneğin klinisyen olmazsanız, öyle çok ahım şahım bir maaşınız da olmayacak. Klinisyen olursanız her gün türlü türlü insanla karşı kaşıya geleceksiniz. Hastalarınızın iyileştiğini göreceksiniz, ama öldüklerini de. Hasta yakınlarıyla karşı karşıya geleceksiniz, size tanrı gibi davrananlar da olacak, size saldırmak isteyenler de. Bunları kaldırabilir misiniz? Eğer kaldırabilecekseniz ve "ben bu mesleği her türlü zorluğuna karşın hakkıyla yapacağım" diyorsanız tıp tercihi yapın.
Umarım yardımcı olabilmişimdir.
|