View Single Post
Eski 24-10-05, 00:32   #1 (permalink)
esmer
Banlandı
 
Giriş Tarihi: 06-03-2005
Yer: istanbul
Yaş: 25
Mesajlar: 1,902
Rep Puanı: 34289
esmer Rütbe: Artı 11esmer Rütbe: Artı 11esmer Rütbe: Artı 11esmer Rütbe: Artı 11esmer Rütbe: Artı 11esmer Rütbe: Artı 11esmer Rütbe: Artı 11esmer Rütbe: Artı 11esmer Rütbe: Artı 11esmer Rütbe: Artı 11esmer Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0
Unhappy Onu,ondan Habersiz özlemek...


Gönül her zaman gelmeyeni beklermiş, gülüşü hala saklı duran sevgiliyi ansıyıp nostaljik duygularla eriyip gidermiş. Yaşanmamış anlarımız vardı dercesine bu seçtiği yalnızlığı çok, çok severmiş.
Ağaçsız, gölgesiz kıraç dağlardan sarı başaklı buğday tarlalarına akıp, beyaz güvercinlerin kanadında uçup, anlık sevinçlere boğulsam da. Gün batımıyla yalnızlığım paslı bir özleme bürünür. Sarhoşluğum ve yalnızlığımla baş başa kalmanın yarattığı ürkeklik telefonun zil sesine yöneltir beni, aranmak isterim. Pencere kenarında yüzüme dayadığım kolum uyuşurken, sessizlik uğuldarken kulaklarımda, gülüşü hala saklı duran sevgiliyi duyumsar, aranmak isterim.
Derken karanlık basar, dağlar ağaçlar seçilmez olur, geceyi sarsarak süzülürken imgeler bir yerlerden çocukluğum diriliverir. Fişler, heceler gözlerimin önünden geçer, defter tebeşir kokar odam. Göğsüm bir körük gibi iner kalkar, yaralı bir kuş gibi solurum geceyi.
Bu karmaşık duygularla yatağıma boylu boyunca uzanıyorum. Ay ışığı penceremde oynaşırken, Duvardaki; dağları, ovaları, güneşi çalarak kendi yaptığım yağlı boya tabloya yerleştirmeye çalıştığım resim’e dalıyorum. Canlanarak tek sıra halinde turnalar geçiyor. Irmağın çağıltısını, ormanın uğultusunu, değirmenin homurtusunu duyar gibi oluyorum. Yol kenarında böğürtlen topluyorum, güneş iliklerime işlerken karanlık koyaklarda kayboluyorum.
Karanlığın çökmesi bana; her gece, duysal yaşantımın beynimde canlanmasına, dolayısıyla geriye dönüşleri arama olarak yansır. Dönüş olmayacağını bildiğim halde, kırılan oyuncaklarımı, tellere takılan uçurtmamı, yalayarak bitirdiğim horozlu şekerimi ararım.
Yağmur taşıyan kapkara bulutlar arasında bir görünüp bir yok olan, göründüğü zaman geceye loş ışıklar yayarak gezinen ay’a dalarak, geçmişle gelecek arasında yaptığım bu yolculuğa, bir yol üstü lokantasında verilen mola misali mola vermek istiyorum.” Bir ben vardır benden içeri” diyerek içimde saklı duran ben’nin, yaşanacak ne kadar çoşku dolu düş varsa yaşayabilmesi için, bir dilek tutuyorum. Geceme “sevgiyi doya doya tattığım, etrafa gülücükler saçtığım, arkadaşlarımla hayatı umarsızca yaşadığım” günlerin yoldaş olmasını diliyorum. Ve uzaklardaki bir dosttum için de, bu kez yürekten bir dilek tutuyorum. Kıraç dağların, sevgiyle büyütülmüş çam kokulu, balta girmemiş ormanlara, kurak bozkırların her bahar yaşama rengini veren rengarenk çiçeklere bürünmesini diliyorum.
Uyku göz kapaklarıma inince, işyerimde, radyodan dinlediğim, ve gün boyunca bozuk bir plak gibi dilime dolayarak durmadan tekrarladığım.
Artık bülbül ötmüyor.
Gül dolu pencerede
Yalnız hatıran kaldı.
Boş kalan çerçevede.
şarkısını mırıldanarak uykuya dalarken, gülüşü hala saklı duran sevgiliyi özlemle ansıyıp nostaljik duygularla eriyip gidiyordum. Onu, ondan habersiz özlemeye devam ediyordum…

(((((yazarrrr....esmerrrr....))))))
esmer çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla