View Single Post
Eski 06-03-08, 17:58   #1 (permalink)
sercan2264
уαкışıкℓı üує
 
Giriş Tarihi: 09-02-2007
Yer: σя∂αуıм , вυя∂αуıм
Mesajlar: 1,125
Rep Puanı: 6447681
sercan2264 Rütbe: Artı 11sercan2264 Rütbe: Artı 11sercan2264 Rütbe: Artı 11sercan2264 Rütbe: Artı 11sercan2264 Rütbe: Artı 11sercan2264 Rütbe: Artı 11sercan2264 Rütbe: Artı 11sercan2264 Rütbe: Artı 11sercan2264 Rütbe: Artı 11sercan2264 Rütbe: Artı 11sercan2264 Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 64506
66 >>>>*** sercan2264 ***<<<< Kişisel Sayfam..!


Kişisel Sayfama Hoşgeldiniz.




Şiir Vikipedi- Deneysel Şiir.

Şiir
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara

Şiir, dilin anlam, ses ve ritim öğelerini belli düzen içinde kullanarak bir olayı, ya da bir duygusal ve düşünsel deneyimi yoğunlaşmış ve sıradanlıktan uzaklaşmış bir biçimde ifade etme sanatıdır.ama birçok yazar ve şaire göre değişebilir. Yahya Kemal Beyatlı şiiri bildiğimiz musikiden farklı bir musiki" olarak tanımlarken, Cahit Sıtkı Tarancı'ya göre şiir "Kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır" Ahmet Haşim şiiri "Söz ile musiki arasında olan fakat sözden ziyade musikiye yakın olan bir lisan" olarak tanımlar. Necip Fazıl Kısakürek ise şiir için "Mutlak hakikati arama işidir" Erdi Bilal Yeşildal İmbikten süzülmüş kelimelerin, kelebeklerce kanat çırpışı der. Şiirin belli bir konusu ve üslubu vardır. Kimi aşk, ayrılık konusunu işler, kimi okura bir bilgiyi özlü bir biçimde verir. Bu sınıflandırma ile şiir türleri ortaya çıkmıştır. Bunlar Yunanca adlarıyla anılır. Lirik, epik, didaktik, satirik, pastoral, dramatiktir. Tanzimattan sonra oluşan bu adlandırmalardan önce Türk şiiri nazım şekillerine göre gazel, kaside, rubai, şarkı ve koşma olarak sınıflandırılmaktaydı.



Bahara Az Kaldı

Döndüm işte geriye
Ne elim başkasına değdi
Ne dudağım başkasını öptü
Başka biriyle göz göze bile gelmedim
Ara sokaklarda senden başka kaçamağım olmadı
Döndüm işte geriye
Ben yine aynı ben
Biraz boyum uzadı
Çok az kilo aldım
Kemanımın telleri kırıldı
Akordu bozuldu
Şarkı söyleyemedim sen yokken
Kimse bana eşlik etmedi
Zaten yazdığım şarkıları da senden başkası bilmiyor
Sen giderken yazdığım şarkı yarıda kaldı
Seni düşünmekten devam bile edemedim
Tek düşündüğüm sensizken ben
Dedim ya döndüm artık
Şarkılarım senden yana
Aşkı özledim sensiz
Vazgeçilmez alışkanlığım
Çok şükür geçti artık
Bırakalım her şeyi
Unutalım
Boş verelim olup biteni
Anladım senden başkası yar olmaz bana
Düğünümüz olsun bahara
Gidelim uzaklara
Bir evimiz olsun
Bir de küçük bebeğimiz
Bahçede de güllerimiz
Ben işe gideyim
Sen evde beni bekle
Hayat sürsün böylece
Ne yerimizi bilen olsun
Ne sesimizi duyan
İkinci bahara az kaldı
Yapraklar dökülmeyecek
Kuşlar gitmeyecek
Geriye döndüm artık
Seninleyim
Kalbim seninle
Acılar hiç dönmeyecek
Sevinç çığlıkları yükselecek
Bu rüya bitmeyecek
Masal sürekli devam edecek
Seninleyim artık
Kavuştum Allah’a şükür


-----------------------------------------------

# Beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular,
rüzgarlara, kuşlara, bulutlara yakın,
senin etinden, tırnağından ayrı,
senin kokundan uzak.
# Şu anda hiç bir şey mümkün değil.
Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzak
ve her şeyden mahrumum ben.
Şu anda sadece yalnızlık ve kahır.



ßirazda Mordan Bahsedelim..

Mor, mavi ve kırmızı renklerin arasında bulunan, elektromanyetik tayf'da daha çok kırmızıya yakın olan renge verilen isimdir.

Mor renginin hex değeri "#660099", RGB değeri "102, 0, 153", ve CMYK değeri "50, 153, 0, 102" dir.

Mor eskiden beri ihtişam ve debdebenin son basamağı olarak bilinir. Onun için mor rengi tercih eden kadın, ihtişam ve lükse son derece bağlı demektir. Moru seven kadınlar debdebeyi sever, servet, konfor, şöhret ve mevki elde etmek isterler. Durmadan beğenilip iltifat yağmuruna tutulmadan kendilerini rahat hissetmezler.

Mor rengi diğerlerine tercih eden erkekler de hayatın daha pahalı ve lüks cephesini tercih edeler. Gözleri daima yüksektedir. Önlerine gelenle dost olmak bunlar için duyulmamış bir şeydir. Ama bunlar gösteriş düşkünü birer servet avcısı değildir. Sadece aristokrat fikirli olurlar ve demokrasi diye bir şey olduğunu kabul etmezler.

Nevrotik duyguları açığa çıkardığından, insanları bilinçaltının korkuttuğu saptanmıştı




ßazen Hayata Farklı Renklerle Bakmak Gerekir.




ßirazda Yazarlarımızdan ßahsedelim..

Yahya Kemal Beyatlı



'te dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlk öğrenimini Üsküp'te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris'e gitti. Fransa 'da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel'in etkisinde kalarak düşüncelerinde değişmeler oldu.

Fransa'da 9 yıl kaldı. Fransız Edebiyatı'nı ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. Onlardan etkilendi. Doğu Dilleri Okulu'na devam ederek Arapça ve Farsça 'sını geliştirdi. Divan şiiri üzerinde yoğunlaştı.

1913 yılında İstanbul'a döndü.Darülfünûn'da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Lozan Konferansı'na katıldı. 1923'te Urfa Milletvekili seçildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak Türkiye'yi temsil etti. Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul Milletvekilliği yaptı. Pakistan Büyükelçiliği görevindeyken emekli oldu (1949) ve yurda döndü.

Tedavi için Paris'e gitti. Bir yıl sonra da öldü (1958). Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisidir. Edebiyata ilk atıldığı vakitler Bakî'nin bir taklitçisi olarak lanse edilmiştir ama onun sanat dehası daha sonra bu çevrede kendisinin çağında kendine özgü bir şair olduğunu kanıtlamıştır.

Edebiyat tarihi ve edebiyat tarihçileri "Dört Aruzcular" olarak adlandırılanlar içinde Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy ve Ahmet Haşim'in bulunduğu kavram ayırımı içine koymuştur. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmış olmasına rağmen tek bir şiiri bu konu da istisna olmuştur: O da, 11'lik hece vezniyle yazdığı Ok şiiridir. Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair olmuştur. San'atta ve edebiyatta millî ve manevî değerlere bağlı kalmıştır. Şiirlerinde görülen ritim ögesi daima aynı sürer. Kurduğu bu ritimde anlatmak düşünce ya da his yavaş yavaş dizelere yayılmaya başlar ve her anlam ayırımında araya müziği bir perde gibi koyarak ses ve anlam kavramınının her ikisinin de biribiri içinde yitip gitmesini önler. Bunda o kadar başarılıdır ki Süleymaniye'de Bayram Sabahı adlı şiirinde okuyucu tarihi bir iklimin yanı sıra müzikal ve ruhî bir havaya sokar, bu havayı takiben de tarihi dekor ve değinişler okuyucuda manevi bir güç yaratır. Şiirlerinde zaman zaman hayranı olduğu Charles Baudaleire ve Arthur Rimbaud'un etkisi görülmekle beraber Yahya Kemal neticede "Gemiler geçmeyen bir ummanda" kendi şairlik abidesini kurmuştur. Yahya Kemal'in şiirlerinde ne kadar zor bir çalışma verdiğinin bilinmesi gerekir. Hatta bazı şiirilerini 30 yıl gibi bir zamanda yazdığını söylediğinde bu konunun nedenini şiirlerinin vermek istediği anlamı tam vermesinin gerekli olduğunu söylemiştir. Edebiyat dünyasında Tevfik Fikret'le yaptığı kalem kavgası önemli yer tutar. Tevfik Fikret'in gerek İstanbul'a kızdığı ve nefret ettiği için gerekse 20. yüzyıl başlarındaki baskılı ve sıkıntılı dönem yüzünden için İstanbul'u anlattığı ve ağır bir sövgü içeren "Sis" adlı şiirine karşılık Yahya Kemal buna çok sert bir şiiri olan "Siste Söyleniş" adlı şiiri yazarak aydın çevresine ve halka umut vermiştir. Yahya Kemal Beyatlı, ölümünden kısa bir süre önce şu beyiti söylemiştir:


Yahya Kemal Beyatlı, şiirde mükemmelliği aradığı için olsa gerek, yaşadığı sürece şiirlerini kitap hâline getirmemiş; ancak ölümünden sonra kurulan Yahya Kemal Enstitüsü'nün yardımı ile şiirleri kitap halinde basılmış; bir çoğu da, başta Münir Nurettin Selçuk ve Osman Nihat Akın olmak üzere ünlü bestekârlar tarafından bestelenmiştir. Endülüs'te Raks, Aziz İstanbul,Geçmiş Yaz,Rindlerin Ölümü, Sessiz Gemi... gibi

Eserleri.
* Kendi Gök Kubbemiz(1961)
* Eski Şiirin Rüzgarıyla(1962)
* Rübailer ve Hayyam Rübailer Türkçe Söyleyiş(1963)
* Aziz İstanbul(1964)
* Eğil Dağlar(1966)
* Siyasi Hikayeler(1968)
* Siyasi ve Edebi Portreler(1968)
* Edebiyata Dair(1971)
* Çocukluğum,Gençliğim,Siyasi ve Edebi Hatıralarım(1973)
* Tarih Müsahebeleri(1977)
* Bitmemiş Şiirler(1976)
* Mektuplar-Makaleler(1977)


Ahmet Haşim


1885 yılında Bağdat'ta doğdu. Babası memur olarak başka yerlerde bulunduğundan, çocukluğunu annesinin yanında geçirdi. Sekiz yaşında iken annesini kaybetti. Babası İstanbul'a yanına aldırıp, zayıf Türkçe'sini kuvvetlendirmek için Numune-i Terakki Mektebi'ne (İstanbul Lisesi) verdi. Ertesi yıl, yatılı olarak Galatasaray Sultanisi'ne (Galatasaray Lisesi) yazdırdı. Galatasaray Sultanisi'ni bitirince, Reji İdaresi'nde memur oldu. Mekteb-i Hukuk'a kaydoldu fakat bitiremeden ayrıldı. Ahmet Haşim Fecr-i Ati Edebiyatının en önemli temsilcisidir. Ve bu grup dağıldıktan sonra bile bu edebiyat akımına bağlı olarak yazılarını yazmıştır. 1932 yılında tedavi için Frankfurt'a gitti. "Frankfurt Seyahatnamesi"ni burada yazmaya başladı ve dönüşünde bitirdi. 1933 yılında İstanbul Kadıköy'deki evinde öldü. Eserlerinde hayali ülkeler ve ütopik düşünceleri işlemiştir.Hece ölçüsünü "köylü vezni" olarak görmüş, bu yüzden bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmıştır.Dili ağırdır,şiirin kaynağını bilinçaltında arar.'şiir anlaşılmak için değil,duyulmak içindir'görüşüyle kapalı şiirler yazar. Ayrıca şiirlerinin yanında sade bir dil ile yazdığı; deneme, fıkra ve gezi yazısı gibi nesir alanında da eserler vermiştir. En bilinen şiirleri O Belde ve Merdiven'dir. Sembolizmin Türkiye'deki en önemli temsilcilerinden biridir.
Eserleri

-Şiir-
# Göl Saatleri (1921)
# Piyale (1926

-Düzyazı-
* Bize göre (1928)
* Gurabâhâne-i Laklakan (1928)
* Frankfurt Seyahatnamesi (Gezi notları,1933)

Necip Fazıl Kısakürek


Necip Fazıl Kısakürek (NFK)yazdığı "Kaldırımlar" adlı şiir çok beğenildiği için ona bu şiirine ithafen "Kaldırımlar Şairi" denmektedir Kayıtlı bir şecereyle, Alaüddevle devrinin Şeyhülislamı Mevlâna Bektut'a dayanan ve Dulkadiroğulları'na bağlı "Kısakürekler" soyuna mensuptur. Necip Fazıl'ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının İstanbul Çemberlitaş'taki konağında geçti. İlk ve ortaöğrenimini Amerikan Koleji ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi'nde (Askerî Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi (Akseki), İbrahim Aşkı gibi isimler vardı.

Eserleri

12 yaşında şiire başlayan Necip Fazıl'ın ilk şiir kitabı daha 17 yaşında iken yayınlandı ve şiirleri M.E.B'in ders kitaplarında okutuldu. Genç yaşta yazdığı tiyatro eserleri, dönemin tiyatrolarında aylarca kapalı gişe sahnelendi. Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta ünlü yaptı. Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabı Ben ve Ötesi (1932) ile takdir toplamayı sürdürdü. Yine M.E.B'in yayınladığı bir Türk şairleri Anatolojisi kitabında, 'N.F. Kısakürek herkes tarafından en iyi şair olarak kabul edilmese bile, Ben ve Ötesi Türk Edebiyatı nın en kuvvetli şiir kitabı olsa gerek, der. Meslektaşları tarafından da çok sevilen şair 'Üstat Necip Fazıl Kısakürek, olarak anılmaya başlandı.

Şöhretinin zirvesinde iken felsefi arayışlarını sürdürüp içinde yeni bir dönemin doğum sancısını hisseden Necip Fazıl için 1934 yılı gerçekten de hayatının yeni bir dönemine başlangıç olur. 30'lu yaşlarında Bohem hayatını en koyu rengiyle yaşadığı günlerde Beyoğlu Ağa Camii'nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile tanışır ve bir daha ondan kopamaz.
Daha sonraları onun için;

“Bana, yakan gözlerle, bir kerecik baktınız;
Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız!”

diyeceği bu büyük insan, onun hayatında yeni bir devrin başlamasına vesile olur ve Üstat, hayatında meydana gelen bu değişikliği şu mısralarla özetler: “Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum; Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum...”
Bu tanışma onun hayatında dönüm noktası oldu. İslami kimliği ile öne çıkmaya başladıktan sonra ders kitaplarından şiirleri ve fikirleri çıkarıldı. Necip Fazıl'ın hemen tümünde üstün bir ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza kazandırması bu döneme rastlar.

Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak, Nam-ı Diğer Parmaksız Salih gibi piyesleri büyük ilgi görür. Bu eserlerden Bir Adam Yaratmak, Türk tiyatrosunun en güçlü oyunlarındandır. Cinnet Mustatili adlı eserinde hapishane anıları yer alır. Sık sık kapatılan ve çeşitli bahanelerle toplatılan Büyük Doğu'nun çıkmadığı sürelerde günlük fıkra ve çeşitli yazılarını Yeni İstanbul, Son Posta, Babıalide Sabah, Bugün, Milli Gazete, Her Gün ve Tercüman gazetelerinde yayımlandı.

Büyük Doğu Hareketi'ni başlattığı Büyük Doğu dergisinde çıkan yazılarıyla İsmet Paşa ve tek parti (CHP) yönetimine şiddetli bir muhalefet sürdürmesi sonucu hakkında açılan çok sayıda davada yüzlerce yıl hapsi istendi. 163. maddeye aykırı bulunan yazıları ile birkaç yılda bir hapse mahkûm oldu.

1980'de Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü'nü, İman ve İslam Atlası adlı eseriyle fikir dalında Millî Kültür Vakfı Armağanı'nı (1981), Türkiye Yazarlar Birliği Üstün Hizmet Ödülü'nü (1982) almıştır. Ayrıca Türk Edebiyatı Vakfı'nca 1980'de verilen beratla 'Sultan-üş Şuara' (Şairlerin Sultanı) unvanını kazanmıştır.

Türk devleti tarafından, "bir mısrası Türk milletini ihya etmeye yeter" denilerek övülmüş; Şair Hasan Sami Bolak tarafından da, "Şiirin süzme balı, tadı Necip Fazıl'dır - Fikir, san'at ve çile... Adı Necip Fazıl'dır..." denilerek tanımlanmıştır.


Vasiyeti
Fikir ve duyguda vasiyete lüzum görmüyorum.Bu bahiste bütün eserlerim, her kelime, cümle, mısra ve topyekün ifade tarzım vasiyettir. Eğer bu kamusluk bütünü tek ve minicik bir daire içinde toplamak gerekirse söylenecek söz "Allah ve Resulü; başka her şey hiç ve batıl" demekten ibarettir.Beni, ayrıca hususi vasiyetimde gösterdiğim gibi, İslami usullerin en incelerine riayetle gömünüz! Burada, umumi vasiyette de belirtilmesi gereken bir noktaya dokunmalıyım.Cenazeme çiçek ve bando muzika gönderecek makam ve şahıslara uzaklığımız ve kimsenin böyle bir zahmete girişmeyeceği malum... Fakat bu hususta bir muziplik zuhur edecek olursa, ne yapılmak gerektiği de beni sevenlerce malum... Çiçekler çamura ve bando yüzgeri koğuşuna."Son günüm olmasın çelengim top arabam

Beni alıp götürsün tam dört inanmış adam" çile'de geçen bu satırlar vasiyetini teyit eder niteliktedir


Kitapları
1. Hikâyelerim
2. Cinnet mustatili (Yılanlı Kuyudan)
3. Nam-ı Diğer Parmaksız Salih
4. Bir Adam Yaratmak
5. Çile
6. Kafa Kâğıdı
7. O ve Ben
8. Yunus Emre - Kanlı Sarık
9. At'a Senfoni
10. Para - Mukaddes Emanet
11. Sahte Kahramanlar - İman Ve Aksiyon - Özlediğimiz Nesil - İslam Ve Öbürleri
12. Hazret-i Ali
13. Tanrı Kulundan Dinlediklerim
14. İhtilal
15. Moskof
16. Tohum - Künye
17. Aynadaki Yalan
18. Reis Bey - Parmaksız Salih
19. Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
20. Babıali
21. Sosyalizm Komünizm ve İnsanlık
22. Hitabeler
23. Peygamber Halkası
24. İbrahim Ethem - Abdülhamid Han - Siyah Pelerinli Adam
25. Hesaplaşma - Tarihte Yobaz Ve Yobazlık - Türkiye Ve Komünizm
26. Esselam
27. Dünya Bir İnkılap Bekliyor - Yolumuz, Halimiz, Çaremiz - Ruh Muvazenesi - Her Cephesiyle Komünizm
28. Hac
29. Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar
30. Türkiye'nin Manzarası
31. Çerçeve - 1
32. Nur Harmanı
33. İman ve İslam Atlası
34. Müdafaalarım
35. Veliler Ordusundan 333 (Halkadan Pırıltılar)
36. Benim Gözümde Menderes
37. İdeolocya Örgüsü
38. Mümin Kafir - Vecdimin Penceresinden - Bir Pırıltı Binbir Işık
39. Senaryo Romanlarım: Sen Bana Ölümü Yedirdin - Deprem (Çile) - Katibim - Villa Semer - Vatan Şairi Namık Kemal - Canım İstanbul - Ufuk Çizgisi - Son Tövbe - En Kötü Patron
40. Çöle İnen Nur
41. Son Devrin Din Mazlumları
42. Öfke ve Hiciv
43. Sabır Taşı - Ahşap Konak
44. Ulu Hakan II. Abdülhamid Han
45. Başbuğ Velilerden 33 (Altun Halka)
46. Çerçeve - 2
47. Konuşmalar
48. Rabıta-i Şerife
49. Doğru Yolun Sapık Kolları
50. Başmakalelerim - 1
51. Tasavvuf Bahçeleri
52. Çerçeve - 3
53. Namık Kemal
54. Hücum ve Polemik
55. Rapor - 1 - Rapor - 2 - Rapor - 3
56. Rapor - 4 - Rapor - 5 - Rapor - 6
57. Rapor - 7 - Rapor - 8 - Rapor - 9
58. Rapor - 10 - Rapor - 11 - Rapor - 12 - Rapor - 13
59. Yeniçeri
60. Reşahat
61. Başmakalelerim - 2
62. Mektubat
63. Başmakalelerim - 3
64. Çerçeve - 4
65. Gönül Nimetleri
66. Edebiyat Mahkemeleri - Doğu Edebiyatı - Dil Raporları -
67. Çerçeve - 5
68. Hadiselerin Muhasebesi . 1


Şiirlerinden bazıları.
* Utansın
* Kaldırımlar
* Zindandan Mehmede Mektup
* Sakarya Türküsü
* Canım İstanbul
* Çile
* Şarkımız Bizim

Mesajı son düzenleyen sercan2264 ( 07-03-08 - 21:39 ). Neden: Sayfayı Genişlettim.
sercan2264 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla