SMALLVILLE
Kod:
Warner Bros, sonbaharla birlikte teenage Clark Kent'in maceralarının konu edildiği yeni TV dizisi Smallville'i yayına sokuyor. Clark Kent rolünde Tom Welling'i izleyeceğimiz dizide Lex Luthor'u Michael Rosenbaum, güzel Lana Lang'ı ise Kristen Kreuk canlandıracak. (resimde üçlüyü bir arada görüyoruz). Bilindiği gibi Superman, utangaç Clark Kent'in gizli süper-kahraman kimliği.
Firma, yeni TV dizisi için şu açıklamayı yaptı:
"Bu yeni hareket-macera dizisi, sürmekte olan Superman efsanesini ve onun klasik karakterlerini teenage bir Clark Kent'in gözlerinden anlatıyor. Kansas'ın Smallville kasabasındaki ilk gençlik yıllarında, Clark'ın yeni keşfettiği süper güçlerini kontrol altına alma çabası, dizinin ana eksenini oluşturuyor. Gerçekçi karakterler ve sanat harikası özel efektlerle Superman efsanesini tekrar temellerine oturtacak olan Smallville dizisi, Clark Kent, Lex Luthor ve Lana Lang'ı yeni kuşaklara tanıtmayı hedefliyor."
Tüm zamanların en sevilen super kahramanlarından SUPERMAN'in gençlik yıllarını anlatan TV dizisi SMALLVILLE, Cnbce'de yol almaya devam ediyor: Bir gün dünyanın en güçlü adamı olacak Clark Kent, şu anda anne babası, okul, flört ve dersleriyle ilgili problemlerini yenmeye çalışmaktadır.
Cnbce Yorumu :
Smallville, izleyecileri Clark Kent'in 16 yaşında olup liseye yeni başladığı ancak güçlerinden ya da kim olduğundan habersiz olduğu zamanlara götürüyor. İlk aşk, okul ve gelecek gibi normal sorunlar yaşayan bu genç adamın kaderinde yazılı olan süper kahramana dönüşme sürecine şahitlik edeceğiz.
Hikaye, 1989 yılında Kansas'ta küçük ve şirin bir kasaba olan Smallville'de başlıyor. Her şey kasabaya ölüm saçan bir meteor yağmuruyla değişir. Bu olayın üstünden geçen 14 yıl, kasaba sakinlerinde kapanmayacak yaralar bırakmıştır ve meteorun bıraktığı radyoaktif etkiler hiç de doğal olmayan olaylara neden olmuştur.
CLARK KENT
Smallville'in gizli kahramanı Clark Kent, küçük bir çocukken Dünya'ya zorunlu iniş yapan bir uzaylı. Onu bulan Jonathan ve Martha Kent tarafından evlatlık edinildi ve Kansas'ın küçük kasabasında bulunan Kent Çiftliği'nde basit bir hayat sürdü. Clark özel güçleri ortaya çıkınca, bunları kötüyü engelleyip iyilik yapmak ve sevdiklerini korumak için kullanmaya karar verir.
LANA LANG
Okulun en güzel kızlarından biri olan genç Lana Langin, Clark'ın kalbini çalmış olduğu gözle görülür bir gerçek. Lana'nın ebeveynleri Clark'ı Smallville'e getiren meteor yağmurunda ölmüşlerdi. Teyzesi Nell ile yaşayan duyarlı ve zeki Lana, yenilenen sinemanın içindeki cafe'yi işletiyor.
LEX LUTHOR
Azimli ve kurnaz Lex Luthor, kaza sonucu gerçekleşen bir karşılaşmadan sonra Clark'ın en yakın arkadaşlarından biri olur. Zengin ve güçlü babası Lionel ile arası açık olan Lex, babasının Smallville'deki suni gübre fabrikasını işletiyor. Gücünü ve bağlantılarını Clark için kullanmaktan çekinmiyor.
CHLOE SULLIVAN
Clark'ın arkadaşı Chloe lise gazetesi Torch'un baş editörü. Chloe ve Clark birbirlerine çok değer verseler de Chloe'nin Clark için beslediği karşılık bulamayan bazı duyguları var. Chloe, Smallville'de gerçekleşen tuhaf olaylar hakkında olabildiğince açık fikirli bir tutum sergiliyor.
PETE ROSS
Clark'ın en yakın arkadaşı Pete, dünyanın en sıradışı dostuna sahip tipik bir liseli genç. Sonuna kadar sadık bir arkadaş olan Pete, sorgulamadan her zaman yanında yer alarak Clark'a yardımcı oluyor.
JONATHAN KENT
Clark'ın babası Jonathan kendini ailesi ve kasaba için en iyisi olduğuna inandığını yapmaya adamış bir çiftçi. Çalışkan ve dürüst Jonathan için bu Luthorlardan uzak durmak anlamına geliyor. Oğlunun büyümesine ve güçleriyle barışmasına yardımcı olmak için elinden geleni ardına koymuyor.
MARTHA KENT
Kent ailesi, istemesine karşın uzun yıllar çocuk sahibi olamamış. Clark'ı bulduklarındaysa onu evlat edinmek için bir saniye bile tereddüt etmemişler. Jonathan gibi Martha'nın da hayatına yön veren şey ailesine karşı duyduğu sevgi... Clark'ın hayatlarına girişini mucizevi bir hediye olarak gören Martha, iyi yürekli ve zeki biri.
LIONEL LUTHOR
Lex Luthor'un vicdansız babası Lionel istediğini elde etmek için kitaptaki her numarayı kullanmayı öğrenmiş. LutherCorp bayrağı altında büyük bir servet ve güç edinmiş. Ancak bütün bunlara rağmen özellikle oğlu dahil diğer insanlarla kişisel iletişimi maalesef çok kötü.
WHITNEY FORDMAN
Lise futbol takımının yıldızı olan Whitney, Lana'nın sevgilisi. Lana'yla yakın arkadaşlığı nedeniyle Clark ile bazı anlaşmazlıklar yaşasa da aslında kötü biri değil.
Sevdiğim bir dizi olan Heroes in karakterlerini kısaca tanıtayım.(İnci abla nın konusundan alıntıdır.)
Sevdiğim bir şiir
Canım İstanbul
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
İstanbul benim canim;
Vatanim da vatanim...
İstanbul,
İstanbul...
Tarihin gözleri var, surlarda delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta saha kalkmış Fatih'ten kalma kir at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakısta o mana: Öleceğiz ne çare?
Hayattan canlı olum, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karaca Ahmet...
O manayı bul da bul!
İlle İstanbul’da bul!
İstanbul,
İstanbul...
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her aksam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tambur gibi mi, uda gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir katibi mi...
Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...
Yedi tepe üstünde zaman bir gergef isler!
Yedi renk, yedi sesten şayisiz belirişler...
Eyüp oksuz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, ucan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni söyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
Gecesi sümbül kokan
Türkçe’si bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...
Necip Fazıl Kısakürek
TRABZONSPOR
Kuruluşu
Türkiye İdman Cemiyetleri ittifakının kurulması ve Türk Sporu'nun bu ilk örgütünün tüm
Anadolu'ya yayılması,
Trabzon'da da etkisini göstermişti. Bu etki sonucu yeni yeni kulüpler kurulmaya başlandı.
İdmanocağı,
İdmangücü,
Necmiati'den sonra
Trabzon Lisesi bünyesinde Lise adını taşıyan yeni bir kulübün kurulmasıyla kulüp sayısı 4 olmuştu.
1923 yılından sonra Trabzon'da İdmanocağı ve İdmangücü arasında büyük bir rekabet başlamıştı. Trabzon sanki Ocaklılar, Güçlüler diye ikiye ayrılmıştı. Trabzon'da futbolun bu iki takım arasındaki rekabetten yüceldiği söylenebilir. Rekabet zamanla öylesine büyük boyutlara vardı ki, Trabzon'un Türkiye liglerinde geç temsil edilmesine bile sebep oldu.
1923 yılında Trabzon'da ilk resmi lig maçları oynanmaya başlandı. İlk sezon İdmanocağı şampiyon olmuştu. Bunu 1923-24,1924-25 sezonlarında Lise takımının arka arkaya şampiyonlukları izledi.
1925 sezonunda yine İdmanocağı şampiyon olurken,
1929 yılına kadar da önce Lise, arkasından Muallim Mektebi daha sonra da Ticaret Lisesi takımları mutlu sona ulaştılar.
İdmanocağı ile İdmangücü arasındaki büyük rekabet
1930'dan sonra had safhaya ulaştı. 1929-30'dan sonra 5 kez arka arkaya İdmanocağı'nın şampiyon olmasından sonra 1934-35 sezonundan itibaren İdmangücü takımı tam 7 yıl arka arkaya şampiyon olarak bu iki takım arasındaki rekabeti büsbütün alevlendirmişti.
1940'lı yıllarda Trabzon futbolundaki güç lise takımlarına geçmişti. Tam 6 kez arka arkaya şampiyonluğu kazanması da bunu gösteriyordu. Bu aralar dikkat çeken bir hususta Trabzon'daki bütün futbol yıldızlarının Lise takımlarından yetişmiş olmalarıydı. Özellikle Trabzon 2 Lisesi bir futbolcu kaynağı olmuştu. 1947-48 sezonundan itibaren şampiyonluk yine İdmanocağı ile İdmangücü arasında el değiştiriyordu. Bu arada Necmiati de iki sezon şampiyon olarak Trabzon futbolunda söz sahibi oldu. Bu arada Trabzon'da yeni yeni kulüpler de kuruluyordu. 1923 yılında
Akçaabat Lisesi'nde kurulan Sebat Gençlik (Bugünkü
Akçaabat Sebatspor),
1938'de kurulan Doğan Gençlik,
1950 yılında
Sürmene ilçesinde kurulan Sürmene Gençlik,
1952 yılında aynı ilçede kurulan Zafer Gençlik,
1953 yılında kurulan Yolspor,
1955 yılında kurulan
Yalıspor bu takımların başında geliyordu.
1930'lu yıllarda başlayan İdmanocağı, İdmangücü rekabeti
1940'lı,
1950'li,
1960'lı yıllarda olanca şiddetiyle devam ediyordu. Bu gitgide rekabetten öte boyutlara varmaktaydı. Ocaklı ve Güçlü olmak Trabzon'da adeta bir spor mezhebi haline gelmişti. En kötü sezonlarda bile rekabetlerinden hiçbir şey kaybetmiyorlardı.
Trabzon öylesine ikiye ayrılmıştı ki Ocaklılar Sari Kırmızı diye
İstanbul'daki
Galatasaray'ı İdmangüçlülerse Yeşil Beyaz renklerine rağmen
Fenerbahçe'yi destekliyorlardı. Rekabet bir de bu sekliyle alevlenmişti. Bu arada renkleri Sarı Lacivert olan Necmiati bile bu rekabetin dışında kalmıştı. Aslında bu büyük rekabetten en karlı Trabzon futbolu çıkıyordu. Öncelikle şehirde futbol tutkusu körüklenmişti. Bu büyük rekabetten doğan büyük iddia Trabzon'da büyük yıldızların çıkmasına neden olmuştur. Ancak, Trabzon insanının alın yazısı olan gurbetçilik 1930'lu yıllarda Trabzon'daki futbol yıldızlarının kaderine tesir etmişti. Pek çoğu yüksek öğrenim uğruna ana kucaklarını baba ocaklarını terk etmek zorunda kaldılar. Gittikleri İstanbul ve
Ankara'da sürdürdükleri futbol yaşamlarında gerçekten büyük yıldız oldular. Bir
Hasan Polat ve kardeşi
Ali Polat Ankara
Gençlerbirliği'nde , bir
Selim Satıroğlu,
Ahmet Karlıklı Galatasaray'da bir
Taka Naci,
Zekeriya Bali Fenerbahçe'de,
Nazmi Bilge Beşiktaş'ta yıldız futbolcu oluverdiler.
1962-63 sezonunda tüm yurtta bir İl takımı kurulması öngörülmüştü. Zamanın Futbol Federasyonu Başkanı
Orhan Şeref Apak, Türkiye liglerini güçlendirmek ve tüm yurda yaymak amacıyla bir seferberlik başlatmıştı. Her ilde bir futbol takımı kurup Türkiye liglerinde yer alması seferberliği büyük bir hızla devam ediyordu. Ancak "İl Kulübü" kurulmasının en zor olan illerin başında Trabzon gelmekteydi. İdmanocağı, İdmangücü rekabeti Trabzon futboluna öylesine hakimdi ki, bu iki kulübün bir çatı altında toplanmasına imkan yoktu. Nitekim böyle bir girişimde bulunmak isteyen bir avuç idealistin daha ilk çalışmalarında bunun imkansız olduğu gerçeği bir kez daha anlaşılmıştı.
Trabzonlular, Trabzonspor adıyla bir kulübün kurulmasını yürekten arzuluyorlar, ancak bu işi bir türlü gerçekleştirememenin ezikliğini yaşıyorlardı. Yetkililerinde araya girmesi, sonucu pek değiştirmiyordu. Ocaklılar da, Güçlüler de yeni kurulacak kulüpte kendi isimlerinin, hatta renklerinin hakim olmasını istiyorlardı ve bu konuda en ufak bir fedakarlıkta bulunmuyorlardı. Her gün, her akşam toplantı üstüne toplantı yapılıyordu. Bazen tam bir anlaşma zemini ortaya çıkıyor ama yine en ufak bir ayrıntı her şeyi berbat ediyordu. Havaya silahlar atılıyor, karakollara, hatta mahkemelere kadar uzanan olaylara rastlanıyordu. Öte yandan Futbol Federasyonunun il kulüpleri için tanıdığı sürenin de sonu yaklaşıyordu.
21 Haziran 1966 tarihinde İdmanocağı,
Martıspor ve
Yıldızspor'un da katılımı ile sarı Kırmızı renkler altında
Türkiye 2. Ligi'ne alındı. Ancak, resmi bir yazının süresi içinde ilgili yere tebliğ edilmediği için İdmanocağı'nın İkinci Lig'de oynaması durduruldu. Bu tarihten yaklaşık bir ay sonra
20 Temmuz 1966'da bu kez İdmangücü,
Karadenizgücü, Martıspor ve
Yolspor'un katılmasıyla Trabzonspor, Kırmızı-Beyaz renklerle kuruldu ve 1966-1967 sezonunda 2.ligde oynadı. Ne var ki, İdmanocağı buna karşı çıktı. Bu kulübün
1967 yılının Mayıs ayının sonunda
Danıştay'da açtığı dava sonucu yürütmeyi durdurma kararı alınınca ortalık yine karıştı. Trabzon'daki gergin durum üzerine araya zamanın Beden Terbiyesi Genel Müdürü
Ulvi Yenal girdi. Ulvi Yenal, İdmanocağı ve İdmangücü'nün birleşmemeleri halinde iki kulübünde Türkiye 2. Ligi'ne alınmayacağını bildirdi. Bu durum Trabzon'da ve her iki kulüp çevresinde şok etkisi yaratmıştı. Birleşmeleri büyük sorun olan bu iki kulübün, birleşmemeleri halinde Trabzon Türkiye liglerinde temsil edilemeyecekti. Trabzon'daki geceli gündüzlü yapılan ve büyük tartışmalara neden olan toplantılar sonunda
2 Ağustos 1967 günü İdmanocağı ile İdmangücü birleşmesi gerçekleşti ve Trabzonspor; İdmanocağı, İdmangücü, Karadenizgücü ve Martıspor'un birleşmesi ile ortaya çıktı.
Artık bütün resmi işlemler tamamlandıktan sonra Trabzonspor'un renklerine sıra gelmişti. Trabzon'da uzun yıllar süren İdmanocağı-İdmangücü rekabetinde Sari-Kırmızı ve Yeşil-Beyaz renkler hakimdi. Trabzonspor'un renkleri bu renklerin dışında olmalıydı. Trabzon'u ve
Karadeniz'i simgeleyen renkler aranıyordu. Bu konuda yarışma açılması da gündeme geldi ancak sonra vazgeçildi. İlk dört toplantıdan sonuç alınamamıştı. Beşinci toplantıda her şey bitecekti. Sonunda Trabzon ve Karadeniz'in sembolü olan
Hamsi üzerinde duruldu. Hamsinin gümüş mavisi rengi ve gözlerinin bordosu dikkate alındı.
Hüseyin Avni Aker
Ana madde: Hüseyin Avni Aker
Hüseyin Avni Aker Stadyumu
1889 yılında
Trabzon’un
Vakfıkebir ilçesinin Çavuşlu Köyü’nde dünyaya geldi. İlk,orta tahsilini Trabzon’ da yaptı ve Trabzon mahalli mektebinden mezun oldu.
İstiklal Savaşı’na katılarak cephede düşmana karşı savaştı.
1925 yılına kadar
Akçaabat,
Sürmene ve Trabzon’da ilkokul öğretmenliği yaptı.
1926 yılında ünlü spor adamı
Selim Sırrı Tarcan tarafından İstanbul‘da açılan Beden Eğitimi Kursuna katıldı ve buradan diploma aldı. Trabzon tarihinin ilk beden eğitimi öğretmeni olarak tarihe geçen H. Avni Aker Trabzon Lisesi Muallim Mektebi ve Ticaret Lisesine atandı. Buralardaki başarılı hizmetlerinden sonra Beden Terbiyesi Bölge Asbaşkanlığı (şimdiki Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü) görevini üstlenerek Trabzon sporunun en üst makamına yükselen değerli spor adamı yaşama veda ettiği
1944 yılına kadar bu görevini sürdürdü.
Hüseyin Avni Aker görevde bulunduğu yıllar içinde Trabzon‘a bir stat kazandırmak ve bugün stadın bulunduğu araziyi bu amaçla istimlak etmek için çok uğraştı. Onun müthiş çabası daha sonra adının verildiği stadı Trabzon futboluna kazandırdı.
Trabzonspor Müzesi
Trabzonspor Müzesi,
23 Eylül 1996'da hizmete açılmıştır. Daha önceden Sadri Şener Tesisleri'nin arka kısmında hizmet veren müze yeni düzenlenerek, Sadri Şener Sosyal Tesisleri'nin ikinci katında hizmete girmiştir. Müzede yaklaşık 600 kupa, şilt ve plaket sergilenmektedir. Trabzonspor'u oluşturan takımlardan gelen kupalar, Trabzonspor'un Şampiyonluk Kupaları büyük ilgi çekmektedir.
Müze hafta içi her gün saat: 09.00-17.30, Cumartesi ise 11.00-17.00 arası ziyarete açıktır. Müzede 6 adet Birinci Lig Şampiyonluk Kupası, 7 adet
Türkiye Kupası, 7 adet
Cumhurbaşkanlığı Kupası, 5 adet
Başbakanlık Kupası, Kıbrıs Kupası ve daha birçok kupa yer almaktadır.
Müzede en çok ilgiyi "Yarım Kupa" görmektedir.
1957-
58 sezonunda
Trabzon'da oynanan Türkiye Amatör Futbol Şampiyonasında Trabzon İdmanocağı ile Ankara Havagücü tüm maçlarını kazanarak final için şimdiki adı Hüseyin Avni Aker olan Şehir Stadyumu'nda karşı karşıya gelir. Maçta taraflar eşitliği bozamazlar. Maç berabere biter ama takımların puanları ve averajları eşittir. Ne yapılması konusunda uzun tartışmalar yaşanır. Bir grup yeni bir maçın oynanmasını ister. Trabzon İdmanocağı tarafı, maçın tekrar Trabzon'da oynanması konusunda diretir. Havagücü, tarafsız saha ister. Ancak bir türlü anlaşamazlar. Sonunda Hüseyin Avni Aker Stadyumu'nun hemen güney kısmında yer alan Sanat Lisesi'nde şampiyonluk kupası ortadan ikiye bölünür ve iki şampiyon ilan edilir.
Türkiye Futbol Federasyonu da bu olayı tescil eder.
Futbol
Başarıları6 Şampiyonluk: 1975-76, 1976-77, 1978-79, 1979-80, 1980-81, 1983-84,
7 Şampiyonluk: 1976-77, 1977-78, 1983-84, 1991-92, 1994-95, 2002-03, 2003-04
7 Şampiyonluk: 1975-76, 1976-77, 1977-78, 1978-79, 1979-80, 1982-83, 1994-95
5 Şampiyonluk: 1975-76, 1977-78, 1984-85, 1993-94, 1995-96
Uluslararası Başarılar 2007-2008 Sezonu Futbol Takımı Kadrosu
Önemli Futbolcular
TrabzonsporAvatarlarım