4.1.2. B SALONU
Bu salonda M.Ö. IV. binden beri birçok uygarlığa damgaseını vuran küçük buluntular sergilenmektedir. Belirli bir kronolojiye göre sergilenen bu eserler Denizli ve çevresindeki bir çok yerleşimlerden elde edilen eserlerden oluşmaktadır. Bu salonda, önemi itibariyle eski uygarlığın güzel örneklerini veren Beycesultan Höyüğü kazısından çıkarılmış olan eserler ayrı bir önem taşımaktadır. İngiliz Arkeoloji Estitüsü'nün 1952-1957 yılları arasında yaptığı kazı sonunda elde edilen bu eserler; idoller, pişmiş toprak testi ve tören kapları ve taş eserleridir. Özellikle M.Ö. IV. binden bu yana en güzel örnekleri vermektedir. Salonun diğer bölümlerinde ise Frig, Hellenistik, Roma, Bizans dönemlerine ait, pişmiş topark kandiller, adak kapları, cam kaplar, kolyeler, madeni takılar (yüzük, küpe, bilezik vb.) sergilenmektedir.
Ayrıca kronolojik bir sıraya göre sergilenmiş olan sikkeler bu salonun önemli eserlerini oluşturmaktadır. Sikkenin ilk darbedildiği M.Ö. VI. yy.'dan beri, Hellenistik Roma, Bizans ve Selçuklu ile Osmanlı dönemlerine ait altın, gümüş ve bronz sikke örnekleri bu salonda bulunmaktadır
Anonim, 1998a : 215 ).
4.1.3. C SALONU
Bu salonda bulunan mermer eserler, Hierapolis Antik kenti kazıları sırasında Hierapolis Tiyatrosu'nda bulunmuş, Antik Tiyatro'nun sahne binasının 2. katına ait olan kabartmalardır. Bu kabartmalar Antik Roma ve Grek dünyasının Mitolojik içerikli konularıdır.
Bu konulu kabartmalar girişin solundan itibaren; Yeraltı tanrısı Hades'in Persephoneyi kaçırışı, Persophone'nin annesi Demeter'in onları takip edişi, Tanrı Zeus'un Tanrıça Leto ile evlenmesi, Tanrı Apollon'un doğumu, Tanrılarla Devler'in (gigantların savaşı) Savaşı, Adonis'in ölümü. Tanrı Apollon Marsyas ile Güzellik yarışması, Marsyas'ın cezalandırılışı ve asılması, Roma İmparatoru Septimus Severus'un Zafer Tanrıçası Nike tarafından taçlandırılması ve bu tören de hazır bulunan Geta, Julia Damna, Kader Tanrıçası Tyche, Roma İmparatoru Caracella ve Nehir Tanrısının kabartmaları vardır.
Sağ tarafta Tanrı Dionysos’nun Bağ bozumu şenliklerine katılışı, onun karşılanması törensel bir eğlence şeklinde anlatılan kabartmalar vardır. Hierapolis kentinin Kader Tanrıçası Tyche tarafından taçlandırılışı ve Kurban Sahnesi kabartmaları vardır. Sağda en dipte Niobe'nin çocuklarının Tanrı Apollon ile Tanrıça Artemis tarafından öldürülmesi kabartmaları vardır.
Bu kabartmalar M.S. II.yy. sonuna aittirler. Salonun girişinde sağda ve solda Bergama kralı Eumenes ile Kral Attalos'un mermerden portreleri vardır. Ortada sfenks, Denizler Tanrısı Poseidon'un oğlu Tritan, yeraltı Tanrısı Hades ile Tiyatro Aktörü'nün heykelleri vardır.
Niş içinde Tanrıça Leto, Tanrıça Artemis ile Tanrı Apollon Kareios'un heykelleri vardır.
Tam karşıda Septimus Severus'un taçlandırılışı ile ilgili kabartmalar altında Hierapolis Şehir Meclisi'nin kararlarını içeren yazıtlar vardır
Anonim, 1998a : 215 ).
4.2. ATATÜRK VE ETNOGRAFYA MÜZESİ
Denizli Atatürk ve Etnografya Müzesi, Denizli’nin Uçancıbaşı Mahallesi’ndedir. Atatürk’ün 4 Şubat 1931 tarihinde Denizli’ye geldiğinde bir gece konuk olduğu köşk, daha sonra kamulaştırılmış, 1950 yılından itibaren Verem Dispanseri olarak kullanılmıştır. 1977 yılında köşk, Atatürk ve Etnografya müzesi yapılmak üzere Kültür Bakanlığına devredilmiştir (Önder, 1999:135).
BÖLÜM V
5. PAMUKKALE
5.1 PAMUKKALE VE TRAVERTENLER
Denizli ovasına bakan 450 m. yükseklikteki bir tepe üzerinde bulunan PAMUKKALE, travertenler, çok uzaklardan pamuk yığını görüntüsünü verirler. Pamukkale travertenleri üzerindeki bir düzlükte 35 derece sıcak bir su kaynağı vardır. Burada küçük bir göl oluşturan su kaynağı, suyun aktığı sırtlarda ve ka¬yalıklarda, yolu üzerine bembeyaz kar yığınını andıran TRAVERTEN alanları oluşturur. Bu su, şelâleler halinde dik yamaçlardan aşağı iner¬ken suyun hava ile teması sırasında ve soğudukça içindeki karbondioksit uçar, kireç tortulaşır.
Pamukkale sularında insanlar yüzyıllar boyunca hep şifa aramış ve bulmuşlardır, Pamukkale sulan, yüksek sıcaklığa dayanamayan ro¬matizmalılar ve sinir hastalan için bulunmaz bir derman yeridir. Bu sular aynı zamanda kalp ve damar hastalıklarına da iyi gelmektedir.
Ayrıca radyoaktivitesi memleketimizdeki suların hepsinden fazla olan Yenice Ilıcası da DENİZLİ'de bulunmaktadır.
Pamukkale Denizli'nin 18 km. kuzeyinde yer almaktadır. Ünlü Hierapolis kalıntılarının bulunduğu düzlüklerde olup, yurdumuzun ol¬duğu kadardünyanın da dikkatini üzerine çeken ilginç ve güzel bir doğa olayıdır. Burada birçok noktalardan kaynayan su önce küçük bir göl meydana getirmektedir. Sonra derin bir kanaldan akmaktadır. Çok ki¬reçli olduğundan katlar halinde ilginç kireç tortusu bırakmakta ve pa¬muğa benzeyen yığınlar meydana getirmektedir. Uzaktan bakıldığında atılmış ve muntazam düzenlenmiş pamuk yığınlarını andıran bu set¬lerin görünüşü ayrıca bir kaleyi de andırmaktadır. Onun için buraya PAMUKKALE adını vermişlerdir (Anonim, 1994:97).
Denizli'nin suyu tarih boyunca bol olmuş¬ta, yer yer kaynayan kireçli sıcak suları, kayadan dökülürken bembeyaz bir tortu bırakarak dünya harikası Pamukkale'yi yaratmıştır (Aksoy, 1999:113).
Denizli'nin bir simgesi olarak bulunan PAMUKKALE, dünyada ünü olan bir tabiat harikasıdır. Yalnız buradan şelaleler yaparak dökülen şi¬falı sular değil, aslında Denizli ilinin her köşesi bir su ülkesidir. Denizli adı da sularının bol oluşundan verilmiştir. Bu yörede eski devirlerden kalma pek çok kent kalıntılarının da bulunması Denizli'yi bir turizm ül¬kesi durumuna getirmekteydi (Anonim, 1994:97).
Bu kaynaklardan başka, Pamukkale köyünün güneyinde ve batısında , ovada bir takım su kaynakları bulunmaktadır.
Bu kaynaklardan çıkan suların sıcaklığı 34-35ºC civarındadır. Suyun, travertenleri terkettiği noktadaki sıcaklığı ise yaz aylarında 30-32ºC, kış aylarında 16-20ºC civarında olmaktadır (İncekara, 1989:86).
Yerinde ve laboratuarda yapılan kimyasal analizler, kaynak sularının çıktıkları yerde takriben bir litresinde 1000mg serbest karbondioksit, 1500mg. Kalsiyum bikarbonat ihtiva ettiğini göstermiştir. Kaynaklardan suyun kimyasal analizi sonucu, suyun gittikçe karbondioksitini kaybettiği ve yaz aylarında suyun travertenleri terk ettiği noktada hiç karbondioksit kalmadığı anlaşılmıştır. Suyun karbondioksitini terk etmesinin, akış şekli ve hava sıcaklığına bağlı olarak değiştiği belirtilmektedir.
Pamukkale sıcak sularından kalsiyum karbonat çökelme hızı, hava ile temas yüzeyinin büyüklüğüne ve zamana bağlı olmaktadır. Su, travertenler üzerinde, geçiş sırasında ne kadar dalgalanma ve sıçrama gösterir ve ne kadar ince bir tabaka teşkil ederek akarsa, o nipette karbondioksit kaybetmektedir. Bu şartlar altında travertenlerin oluşumu kolay ve hızlı olmaktadır. Dolayısıyla, suyun içindeki bütün çökebilecek maddeleri çökeltebilmek için en önemli nokta, suyun travertenler üzerinden en ideal şekilde akıtabilmesidir (İncekara,1989:87).
Pamukkale, Termal suyunun tedavi edici özelliği, çok eski çağlardan beri anlaşılmış, yüzyıllar sonra şifa niteliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kaynaklarda etrafında dini ayinlerin, şenliklerin düzenlendiği, büyük devlet adamlarının tedavi için geldikleri ve Hierapoliste imparator ve devlet adamlarını din adamlarının tedavi ettikleri anlaşılmaktadır.
Pamukkale ,Termal suyunun kalp, damar sertliği,tansiyon, romatizma, deri, göz, raşitizm, felç, sinir ve damar hastalıklarına ılıkiçildiğinde spazmlı midelere iyi gelmekle beraber, çok değerli idrar söktürücü, böbrek ve kum taşlarında, idrar yolu iltihablarında, etkilidir. Banyo ile birlikte deri altına yapılan gaz şırıngaları ile, damar iltihabları ve reyno hastalığının tedavisinde büyük yararlar sağlanır”(Anonim, 1998b:51).
Su kaynağının yakınındaki "Cin Deliği" adıyla anılan mağara, volkanik ve karslik ha¬reketlerin sonucunda oluşan CO2 ve N gazlan ile doludur” (Anonim, 1997a:114).
Beyaz tarverterliri, şifalı termal suları, antik özelliği ile dünyada emsali olmaya Pamukkale UNESCO tarafından Dünya Miras Listesine alınmış ve Denizli’yi önemli turizm merkezi yapmıştır (Demirel, 1998:47).
Pamukkale’nin sularının şifasını, güzelliştirici ve tedavi edici etkisini anlatan bir efsanesi vardır. Bu efsane Oduncu Güzeli Efsanesidir.
BÖLÜM VI
6. DENİZLİ’NİN KÜLTÜREL ÖZELLİKLERİ
6.1YEMEKLER ( YÖRE MUTFAĞI )
İlin her yöresinde yapılan yemekler hemen hemen aynıdır. Bunlar arasında genel olarak tarhana çorbası, bulgur aşı ( pilav ), keşkek, pirinç ve erişte çorbası, soğanlı, yahni, dolmalar, ev makarnası, çeşitli sebze yemekleri, saç kavurması, çömlek kebabı, fırın ve tandır kebabı, sirkeli turşuları en ünlüleridir. Tatlılardan; pekmezden yapılmış pelte ( bulamaç ) nişasta ve pekmezden yapılan helvası, gün halı, kabak tatlısı, sütlü pirinç, çeşitli reçeller, saraylı ( ev baklavası ), ev kadayıfı sayılabilir( Anonim, 1998a: 269 ).