View Single Post
Eski 24-10-07, 01:25   #6 (permalink)
ssoytarii20
Yabancı
 
Giriş Tarihi: 03-06-2007
Mesajlar: 16
Rep Puanı: 2375
ssoytarii20 Rütbe: Artı 11ssoytarii20 Rütbe: Artı 11ssoytarii20 Rütbe: Artı 11ssoytarii20 Rütbe: Artı 11ssoytarii20 Rütbe: Artı 11ssoytarii20 Rütbe: Artı 11ssoytarii20 Rütbe: Artı 11ssoytarii20 Rütbe: Artı 11ssoytarii20 Rütbe: Artı 11ssoytarii20 Rütbe: Artı 11ssoytarii20 Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 0

Varsayılan C: Denizli-Pamukkale


2.3.2.3. LİDYA KRALLIĞI DÖNEMİNDE DENİZLİ YÖRESİ
Bu dönemde bölgede, Frigler'le gelen batı kavimlerinden İyonlar bulunuyordu. M.Ö. 710 yılında bir Karya'lı olan ve Lidya Kralı Kandoules'i öldürerek Lidya devletine Kral olan Giges, İyonları Karyalı'larla birlikte Lidya'nın topraklarından çıkarttı. Lidya devleti topraklarının verimliliği ve krallarının kur¬muş oldukları düzenli ordularıyla zengin ve güçlü bir devlet oldu. Lidya bu zenginliğe topraklarının verimliliği yanında ticaret ve kervan yollarının büyük katkısı ile ulaştı. Es¬ki "kral yolunu" tekrar kullanır ve emniyetli bir ulaşım yolu olarak yeniden düzenledi. Bu¬nun yanında Ege'yi Karadeniz'e Sinop'a bağ¬layacak Efes'ten yeni bir yol bağlantısı yaptı. Bu ticaret yolları ülkenin önemini bir kat da¬ha arttırmış oldu.
Lidya'nın bu zenginliği kısa zamanda düş¬man kazanmasına neden oldu. Yakın komşu¬su durumunda bulunan Pers'ler, kralları Ki¬ros (Kuras II) yönetiminde düzenli bir ordu ile Sard şehrine doğru harekete geçti. Lidya kralı olan Kroisos (Krezüs) ordularını, Pers ordusu üzerine gönderdi ise de bir sonuç ala¬madı. Savaştan üstün çıkan Pers Kralı Kuras II, Sard şehrini kuşattı. 14 günlük kuşatma¬dan sonra Krezüs teslim oldu. Yardıma gelen kuzey komşuları (İyonya, Paflagonya, Bolya) Kuras H'nin üzerinde etkili olamayınca Lidya krallığı M.Ö. 546 yılında Pers'lerin eline geçmiş oldu (Anonim, 2001:9).

2.3.2.4. PERS KRALLIĞI DÖENMİNDE DENİZLİ YÖRESİ
Bölge, Pers'lerin eline geçmesinden sonra Şart (Sardes)'i satraplık merkezi yaptılar. Pers'ler, imparatorluğun bütünlüğünü sağla¬mak amacı ile devletin her eyaletinde geçen, tek para sistemi yanında krallığa bağlı ülkele¬ri baştan başa kat eden bir yol şebekesi ve ilk posta teşkilatı uygulaması yapmışlardır. Bu yollar arasında yüz onbir posta istasyonunu kapsayan "kral yolu" Efesos'ta başlıyor, Şart üzerinden Gordion'a ulaşıyor, buradan Kapa-dokya üzerinden Doğu Anadolu'da Dicle va¬disini izleyerek Mezopotamya'ya iniyor ve Susa'da son buluyordu.
Persler'in yönetiminde olduğu sırada Pers imparatoru Dorüs (Darius) M.Ö. 487 yılında genç oğlu Keyhüsrev'i (Kiros) Anadolu satrabı (genel valisi) yaptı. Keyhüsrev'e (Kiros) Lidya, Frigya ve Kapadokya toprakları Büyük Frigya adı ile verildi.
Başkenti Sard’dan (Manisa yakınındaki antik kente taşınarak Kelenes’e (Dinar) getirildi. Makedonya kralı Büyük İskender’in Anadolu üzerine yürümesine kadar Pers idaresinde kaldı (Anonim, 2001:9).

2.3.2.5. HELENİSTİK DÖNEMDE DENİZLİ YÖRESİ
Makedonya Kralı Büyük İskender M.Ö. 334 yıllarında kral olduktan sonra, tüm Hellenler'i bayrağı altında toplayarak Persler'i yıkmak ve öç almak amacıyla Anadolu'ya gir¬di. İskender'in, M.Ö. 333 yılı ilkbaharında Pers kralı Dareios Kodoman'ı (Biga çayı) Gironikos'ta yenilgiye uğratması, kuşkusuz ta¬rihin önemli olaylarından biri olmuştur. Bu galibiyetten sonra Persler'in topraklarını eli¬ne geçirdiği gibi Mezopotamya ve Mısır'ı da ülkesinin sınırları içerisine katan genç kral, çok büyük bir İmparatorluk kurar. Ancak, İs¬kender imparatorluğunu sağlam temellere oturtmadan M.Ö. 323 yılında Babü'de ölür (Anonim, 2001:9).
Başlangıçta kumandanları imparatorluğu aralarında paylaşmayı düşünmemişler, hiç değilse böyle bir düşünceyi ortaya atmamış¬lardır. Çeşitli tartışma ve çekişmelerden son¬ra üvey kardeşi Arhides, Filip adıyla krallığa getirilir. Bundan sonra satraplıkların yöneti¬cilerinin seçimine gelir ve Ptoleme Mısır'ı, Laedemon Suriye'yi, Pildotos Kilikya'yı, Lisi-makhos Trakya'yı, Peithon Büyük Medya'yı, Koenos Susa'yı, Arohon Balil'i, Meantros Lid-ya'yı, Leonnat Hellespont'u, Antigones Frigya'yı, Likya'yı ve Pamfilya'yı Kardiya'lı Evmenos'ta Paflogonya ile Kapadokya'yı elde eder. İskender'in ölümünü izleyen devre, gözü yükseklerde olan ve herbiri kendini impara¬torluğun kurucusunun halefi olarak gören kumandanların birbirlerini tarttıkları devre olur. Aralarındaki sürtüşme uzun sürmez ve M.Ö. 301 de İpsos'ta patlayan savaşla son bu¬lur (Anonim, 2001:9).
İpsos'ta yapılan savaşta Antigonos'a karşı ittifak kurarak Doğuda büyük başarılara ula¬şan Seleukos 500 kadar fil bulunan ordusu ile müttefiklerinden Lisimahos ve Kasandros'un birlikleriyle büyük bir zafer kazandılar. Anti-gonos 80 yaşında olmasına rağmen yiğitçe döğüştükten sonra harp meydanında öldü, ordusu dağıldı. Böylece İskender monarşisi¬ni, tekrar diriltmek isteyen son büyük gene¬ral ortadan kalkmış oldu. Antigonos devleti galipler arasında paylaşıldı.
Yeni paylaşmaya göre Limsimakhos Trak¬ya'dan başka Anadolu'nun Toroslar'a dek uzayan bölgesini, Selevkos Doğu ülkelerin¬den başka Mezopotamya ve Suriye'yi Kasandros Makedonya'yı elde ederler. Savaşa katılmayan Ptoleme (Ptolemayos) ise birşey alamaz. Ancak, Mısır'daki yerini kuvvetlendi¬rir.
Lisimakhos'un ülkesinde kalan Lidya top¬rakları, bu devrede Bergama'ya yönetici ata¬dığı Filetairos'un idaresine verilmiştir. Lisi-makhos ülkesini düzenlerken o zamana dek küçük bir kent durumundaki Bergama'ya Anadolu'dan topladığı 9000 talentlik (yakla¬şık 22000000 altın lira) hazineyi saklamıştır. Hazinenin korunmasını da Bergama'ya yöne¬tici olarak atadığı Filetairos'a bırakmıştır.
Lisimakhos önceleri Britanya'yı egemenli¬ği altına almış, M.Ö. 284 yılında Makedonya da dahil olmak üzere Helenizm Krallığı'nın, en kudredlisi olmuştur. Fakat ailevi bir anlaş¬mazlık sonunda krallığının temelini bizzat kendisi yıkmıştır (Anonim, 2001:9).

2.3.2.6 SELEVKOSLAR DÖNEMİNDE DENİZLİ YÖRESİ
Anadolu'da İskender'den sonra M.Ö. 312-64 arasında Selevkoslar veya Selefkiler uzun süre hüküm sürmüş ve güçlü dönemlerinde toprakları Trakya'dan Hindistan'a kadar uzanmışsa da toprakların büyük bölümü kısa sürede ellerinden çıkmış ve daha çok Anadolu'nun güney kesimine hakim olabilmişlerdir. Krallık 1. Nikator (Selevkos) tarafından kurulmuştur. Onun yerine geçen büyük oğlu 1.Antiokhos M.Ö. 261'e kadar hüküm sürmüştür (Değirmencioğlu, 1999:208).
Ailevi anlaşmazlıklar Lisimakhos'un pres¬tijini sarsmış, bu arada da kumandanları ara¬sında kıpırdanmalar başlamıştır. Bu karışık¬lıklardan yararlanmak isteyen Filetairos Bergama'daki hazinenin bir kısmını Selevkos'a vererek onu Lisimakhos'a karşı savaşa kış¬kırtmıştır. Kumandanının kendisine ihanet ettiğini öğrendiği sırada Anadolu'da bulunan Lisimakhas hem asi cezalandırmak, hem de kendisine ait hazineye el koymak için Bergama’ya doğru yürüyüşe çıktığı sırada, Selevkos’ta aksi yönde yürüyüşe çıkar. Hiç bir zor¬lukla karşılaşmadan Anadolu'nun içinde iler¬ler, Lisimakhos'a karşı ayaklanan kentler kendisine teslim olur. iskender'in iki eski ko¬mutanı Manisa'nın kuzeyindeki ovada, Kuru-pendion'da, M.Ö. 281 yılında karşılaşırlar. Lisimakhos'un orduları dağılır ve 75 yaşındaki ihtiyar komutan öldürülür. Artık Makedonyanın ve küçük Asya'nın sahibi sayılan Selevkos Makedonya'ya doğru yola çıktığı sırada Lisimaheia'da Ptolemaios yerine geçen oğlu I. Antiokos da ülkesinde çıkan karşıklıkları bastırmaya çalışır.
Bu iki ölüm ve doğurdukları kargaşanın durumunu güçlendirdiğini gören Filetairos Bergama'da prensliğini ilan ederek, (M.Ö. 282), görünüşte Selevkoslar'a bağlı ancak gerçekte bağımsız bir devlet kurar. Yerini sağlamlaştırmak ve I. Antiokos'a yaranmak için büyük bir para karşılığı Selevkos'un ce¬sedini satın alarak, göz kamaştırıcı zenginlik¬te dinsel bir törenle yaktırmış ve küllerini I. Antiokos'a hediye etmiştir.
Komutanları arasındaki bu bitmez tüken¬mez savaşlardan sonra evrensel krallık fikri¬nin ortadan kalktığını, o zamana kadar ve sı¬nırları sürekli olarak değişen devletlerin yeri¬ne daha kesin şekiller alan krallıkların geçti¬ğini görüyoruz. Bu devletler aralarında bir denge kurmaya çalışmakta, barış dönemle¬rinden faydalanarak o zamana kadar ihmal edilmiş olan teşkilat, ekonomi ve kültür so¬runlarını ele almakta ve bunları çözmeye ça¬lışmaktadır.
İşte Denizli'nin tarihsel gelişimindeki gü¬nümüze kadar gelecek olan şehirsel ilk yapı¬laşması bu dönemde olmuştur. Selevkos kra¬lı II. Antiokos tarafından kurulmuş olan şehre kralın karısı Laodice 'nin adı verilmiştir (M.Ö. 266-261). Şehir, Şart şehrini Mezopotamya'ya bağlayan krallık üzerinde kurulmuştur. Bu bakımdan hem askeri hem de ticari bir şehir karakteri taşır.
Selevkoslar'ın bölgedeki hakimiyeti M.Ö. 257'de Bergamah'larla yaptıkları savaşta ye¬nilince sarsıldı. Bu sırada Ege sahillerine çı¬kartma yapan Ptoleme'yi yenince II. Antiokos Rodoslu'ların yardımı ile Efes'i alarak Batı Anadolu'da ve Ege Denizi'nde Selevkolar'ın üstünlüğünü sağladı. II. Antiokos ölünce yeri¬ne geçen oğlu II. Selevkos'un halefliğini Ana¬dolu satrapları kabul ettiler (M.Ö. 246) (Anonim, 2001:10).
Selevkoslar'ın M.Ö. 190'da Romalılar'a karşı aldıkları ilk yenilgi amansız bir çöküşü de birlikte getirmiştir. Bu tarihten sonra Ege'deki Hellen kentleri Selevkos boyunduruğundan kurtuldular. Kappadokia ve Bergama Krallıklar'ı bağımsızlıklarını kazandılar (Değirmencioğlu, 1999:208).
Laodikya Helenizm Krallıklarından Suriye Kralı Antiochus Soter tarafından kurulmuştur. M.Ö. 261-246 yıllarında şehre, kralın karısı Laodilsea'nın adı verilmiştir. M.Ö. 192'de Antiochus'un yenilmesi üzerine şehir Romalılar'ın yönetimine geçmiştir. Laodikya, Roma zamanında büyümüş, zenginleşmiş ve parlak bir dönem yaşamıştır (Çiftçi, 1993:28).


2.3.2.7 BERGAMA KRALLIĞI DÖNEMİNDE DENİZLİ YÖRESİ
Bergama devletinin ilk kuruluş dönemi ,Lisimahosun ölümünden sonra Filetairos, gö¬rünüşte Selevkoslar'a tabi, gerçekte ise ba¬ğımsız bir devlet kurdu. Genç Bergama dev¬leti, Filetairos'un kardeşi ve halefi Eumenes I zamanında (263) başlayarak Selevkoslardan ayrıldı. Evmenes'in halefi olan Attalos I (M.Ö. 241-197) zamanında, atılgan siyaseti ve Galatlar'a ağır darbeler indirmesi ile batı bölgele¬rini de büyük bir istila tehlikesinden kurtardı ve kral unvanını aldı.
Selevkos krallığına II. Selevkos'un gelme¬sinden hemen sonra, krallığın uğradığı kayıp¬ları, Mısırlılardan geri almasıyla ülkesinde "Kallinikis" unvanını aldı. Fakat, Selevkos II ile kardeşi Antiokos Hieraks arasındaki taht kavgası Bergama kralı Attalos Tin geçici bir zaman için Toroslar'a kadar tüm Anadolu'yu ele geçirmesine ve Selevkos krallığının yanın¬da hiç de küçümsenmeyecek bir varlık ola¬rak ortaya çıkmasına yol açtı (Anonim, 2001:11).
Ancak, Suriye krallığına, krallığın Toros¬lar ötesindeki Bergama'nın eline geçen top¬raklarını geri almak isteyen III. Selevkos'un geçmesi ile durum değişti. Bundan böyle uzun yıllar savaşmak zorunda kaldı. Kısa ara¬lıklarla 13 yıl kadar (M.Ö. 220-213) süren bu savaşlar boyunca çok zor durumlara da düş¬tüğü oldu. Ancak, sonunda Selevkos'a Aiolya, İyonya kıyı kentleri, Lidya ve Psidya'yı kat¬mayı başardı.
Bergamalılar, Lidya topraklarına bundan sonra Romalılar'ın yardım ve desteğinde, Ro¬ma idaresi altına girinceye kadar (M.Ö. 133) sahip oldular.
Roma'nın gücünü batıda günden güne ar¬tırması, Roma'lıların Hellenizm dünyası ile il¬gilenecek ve bu devletler sisteminin yıkılma¬sında başlıca rolü oynayacaktı. Bu da (He¬len) Yunan dünyasını birbirine düşman iki bölüme ayırmakla başladı. Doğuda büyük ba¬şarılar elde eden Selevkoslar, Batıda Make¬donyalılarla gizli bir anlaşma yaparak (M.Ö. 203, 202) Mısır'ın, küçük yaşta tahta çıkan Ptolemaios V. Epifanes zamanında Mısır'a ait deniz aşırı ülkelerini birer birer zaptetmeleri¬ne yol açtı. Bunun üzerine Bergama kralı At¬talos I, Rodos, Kizikos ve Bizantiyon Make¬donya'nın baskısı karşısında Roma'dan yar¬dım istediler (M.Ö. 201). Roma, doğudaki dengenin bozulmaması için Filip'e harp ilan etti. Roma senatosunun aldığı bu karar dünya tarihi bakımından son derece önemli olup Roma'nın Doğu Akdeniz işlerine karışmasının ve uyguladığı ilk önce himaye, sonra da fetih siyasetinin başlangıcı olarak kabul olunabi¬lir. Yapılan savaşlar, Makedonyalıların yenil¬mesiyle sonuçlanınca (M.Ö. 197), Makedon¬yalılar ağır bir savaş tazminatı ile Anadolu'da sahip oldukları tüm Yunan şehirlerinden vaz¬geçmek zorunda kaldılar. Makedonyalıların Roma karşısında yenilmesinden sonra Selev¬kos kralı Antiokos harekete geçerek ataları I. Selevkos zamanındaki eski sınırları tekrar sa¬hiplenmek üzere Anadolu ve Trakya üzerine yürüdü. Fakat izlediği emperyalist siyaset yü¬zünden yalnız Bergama kralı Evmenes H'nin değil, Roma'nın da muhalefeti ile karşılaştı. Yapılan savaşlar neticesinde; Bergama kralı II. Evmenes'in başarısı sayesinde Antiokos yenildi (M.Ö. 190), Barış antlaşması Apemeya'da yapıldı (M.Ö. 188). Antlaşmaya göre Torosların kuzeyindeki Suriye krallığının tüm toprakları Apema Bergama'ya verildi. Ayrıca Evmenes, Galatalar'ı da kendine bağladı.
Makedonya'da V.Filip'in ölümünden son¬ra tahta geçen oğlu Perseus, Yunanistan'daki devletleri Roma'ya karşı kışkırtmaya başladı (M.Ö. 179). Roma Yunanistan'a yürüdü. Ber¬gama kralı Evmenes bu savaşta da Romalıla¬rın yanında yer aldı. Uzun süren savaşların sonunda Perseus büyük bir yenilgiye uğradı (M.Ö. 168) (Anonim, 2001:11).
Romalı'lar Makedonya krallığını dört Cumhuriyet'e böldüler. Ancak bu savaşlar sı¬rasında Roma orduları zaman zaman yenilgi¬lere uğramıştı. Romalılar bu yenilgilerin su¬çunu Evmenes'e yüklediler ve aralarındaki dostluk bozuldu. Gerçekte bu bozuşmanın nedeni, Kartaca ile Makedonya gibi iki büyük düşmanından kurtulup rahatlamış olan Roma'da Doğu Akdeniz'e ve Anadolu'ya yayılma emellerinin doğması idi. Evmenes kendini sa¬vunmak için Roma'da Doğu Akdeniz'e ve Anadolu'ya yayılma emellerinin doğması idi. Evmenes kendini savunmak için Roma'ya git¬ti. Ancak, İtalya'ya ayak bastığında Roma hü¬kümet memuru kendisine hemen ülkeden ay¬rılmasını bildirdi. Bu arada Bergama'nın göz¬den düştüğünü gören Galatlar ayaklanarak Bergama topraklarında talana başladılar. Ge¬ri dönen Evmenes büyük bir hırsla ordusu¬nun başına geçti. Galatları yenilgiye uğrattı (M.Ö. 166). Bu davranışı Anadolu kentleri ve prensleri büyük bir coşku ile karşıladılar. Kendisini koruyucu olarak ilan ettiler ve ona kurtarıcı (soter) adını verdiler. Bu olaydan sonra Evmenes, Anadolu'da komşu devletlerle dostluk oluşturarak Romanın Anadolu'da .arışıklıklar çıkarmasını önlemeyi başardı. Mümünden sonra çocukları küçük olduğu cin tahta kardeşi II. Attalos geçti (M.Ö. 159). Ivmenes, döneminde ülkesinin topraklarını lort katına genişletti ve zengin yapılarla [örkemli anıtlarla süslediği gibi ülkesini ilim ;ültür ve sanat merkezi haline getirdi.
II. Attalos ülkesinin geleceği için Roma le dostluk bağlarını kuvvetlendirerek 21 yi-ık krallığını barış içinde yürütmüştür. Ölü-Bünden sonra tahta geçen III. Attalos ise Deş yıllık krallık yapmıştır. Ölümünden sonra yerine geçecek kimse bırakmadığı (M.Ö. 138-133) gibi, vasiyetnamesinde başta Ber¬gama olmak üzere krallığın tüm kentlerinin bağımsızlıkları tanınacak, kendi kendilerini yönetme özgürlükleri olacak, krallık hazine¬leri ile tüm taş-toprakları, sarayları, işlikleri ve parkları ise Roma halkına kalacak ve va¬siyetname Roma senatosunun onayı ile yü¬rürlüğe girecektir. Senato, vasiyetnamenin kendi onayına bırakılmış olmasını farklı yo¬rumlayarak krallığın tüm toprak ve kentleri¬nin Romalıların malı olduğunu ilan etti. An¬cak II. Evmenes'in gayrimeşru oğlu Aristoni-kos III. Attalos'un vasiyetnamesini kabul et¬meyerek kendisini Bergama kralı ilan etti.
Roma senatosu, Bergama üzerine ordu göndererek vasiyetname'yi uygulamak iste¬di. Üç yıl süren savaşlardan sonra Aristoni-kos yenilerek (M.Ö. 130) esir oldu. Aynı yıl Bergama hazinesi ile birlikte Roma'ya götü-rülüp öldürüldü (Anonim, 2001:11).
ssoytarii20 çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla