View Single Post
Eski 15-10-07, 00:02   #3 (permalink)
fishmonger
Bağımlı
 
Giriş Tarihi: 12-10-2007
Mesajlar: 445
Rep Puanı: 305953
fishmonger Rütbe: Artı 11fishmonger Rütbe: Artı 11fishmonger Rütbe: Artı 11fishmonger Rütbe: Artı 11fishmonger Rütbe: Artı 11fishmonger Rütbe: Artı 11fishmonger Rütbe: Artı 11fishmonger Rütbe: Artı 11fishmonger Rütbe: Artı 11fishmonger Rütbe: Artı 11fishmonger Rütbe: Artı 11
Rep Gücü: 3073
Alarm



5- MADDENİN OLUŞMASI

5.1- Hidrojen Atomu

Önce nötrinolardan, yani enerjiden, elektronlar ve karşıt elektronlar vücuda getirildi. Bu elektronlar ve karşıt elektronlardan, protonlar vücuda getirildi ve ilk atom yapısına geçildi. İlk atom, bir hidrojen atomu olarak oluşturuldu. Merkezde bir proton (Hünnes) ve çevrede bir elektron (Künnes). Hidrojen, Allah'ın vücuda getirdiği ilk element idi. (Ref: 7) Ve bütün elementler, bu yapı taşından oluşturuldu.
bir proton (merkezî çekici güç = Hünnes) ve bir elektron (çevrede, yörüngede dönen uydu = Künnes)'dan oluşan bir hidrojen atomu görülmektedir.

5.1.1- Kuvark- Karşıt Kuvark

Yirmi yıl önceye kadar proton ve nötronların temel parçacıklar oldukları sanılıyordu. Ama, protonların hızla diğer proton ve nötronlarla çarpıştıkları deneyler, onların daha da küçük parçacıklardan yapıldıklarını gösterdi. Bu parçacıklara, bu konuda yaptığı çalışmalarla 1969 Nobel ötülünü kazanan Caltech'li fizikçi Murray Gell Mann tarafından kuvark adı verildi. Proton ve nötronları vücuda getiren kuvarkların sayısının, yaratılış kanunlarına uygun olarak çift olması gerekir. Çünkü, Rabbimiz; "Biz herşeyi zıddıyla kaim olarak çift yarattık" buyuruyor. (Yasin-36) Böylece proton ve nötronların kuvark ve karşıt kuvarkların kombinozonları olduğu ortaya çıkmaktadır.
Madde parçacıkları (partiküller) Pauli'nin dışlama ilkesi denilen bir ilkeye uyarlar. Bu ilke 1925 yılında Wolfgang Pauli adında bir Avusturyalı fizikçi tarafından bulundu. Bu buluşuyla Pauli 1945 yılında Nobel ödülünü kazandı. Pauli'nin dışlama ilkesine göre iki benzer parçacık aynı duruma sahip olamazlar. Yani belirsizlik ilkesinin tanımladığı sınırlar içinde hem aynı konumda, hem de aynı hızda bulunamazlar. Meğer ki "spin"leri birbirinin zıddı olsun. (Spin, her taneciğin özelliğini sağlayan bir değişkendir, sembolik olarak taneciğin kendi çevresindeki dönüşüyle ifade edilir.) Yarım değerlikli spine sahip olan elektron, proton,nötron gibi parçacıklar bu dışlama prensibine riayet ederler. Bu kanun bunlardan bir taneden fazlasının aynı bir yerde bulunmasını yasaklar.... Eğer dünya dışlama ilkesi olmadan yaratılsaydı kuvarklar birbirinden ayrı ve kesin tanımlı proton ve nötronları oluşturmazdı. Protonlar, nötronlar ve çevre elektronları da atomları oluşturmazdı. Hepsi oldukça düzgün, yoğun bir çorba oluşturmak üzere biraraya çökerdi.
Tabiatıyla kuvarklar ve karşıt kuvarklar en küçük parçacıklar değildir. Kuvarklar elektronlardan, karşıt kuvarklar da karşıt elektronlardan oluşur.
Yüce Rabbimiz görünen ve görünmeyen her şeyi zıddıyla kaim kılıp çift yarattığını buyuruyor. (Yasin-36)
Öyleyse protonlar ve nötronların sağ ve sol spinli iki kuvark ve sağ ve sol spinli iki karşıt kuvarktan oluşması gerekir. Yani hem kuvarklar, hem de karşıt kuvarklar kendi aralarında sayısal bir dengeye sahiptirler, birbirinin zıddı spinlere sahip oldukları takdirde birarada bulunabilirler.
Böylece sağ ve sol spinli iki kuvark bir nötronun izlenebilir kesimini meydana getirir. Sağ ve sol spinli iki karşıt kuvark ise nötronun izlenemiyen bölümünü oluşturur.
Sayısal denge kesindir. Bir hidrojen atomunun içindeki proton 1838 karşıt elektron ve 1837 elektrondan oluşmaktadır. Çevre elektronu ile birlikte elektron sayısı da 1838'e ulaşmakta ve evrensel denge sağlanmaktadır.
919 sağ spinli karşıt elektron kümesi ile 919 sol spinli karşıt elektron kümesi iki tane karşıt kuvark oluşturmaktadırlar. Sağ spinli bir karşıt kuvark kendi içindeki aynı yönde dönen karşıt elektronların bir küme teşkil etmesi sebebiyle bir bütündür.
Diğer karşıt kuvark ise, sol spinli karşıt elektronların bir küme teşkil etmesi sebebiyle bir bütündür. Bu bütünlerden bir karşıt elektronun ayrılarak diğer kümeye geçmesi ve eşitliğin bozulması imkânsızdır. Çünkü, diğer küme yani diğer karşıt kuvarktaki karşıt elektronlar ters yönde dönmektedir. Aralarına kendi dönüşlerinin aksi yönde dönen bir partikülün girmesi mümkün değildir.
Bir protonun içindeki kuvarklara gelince; 919 tane sağ veya sol spinli elektron bir kuvark oluşturmaktadır. Eğer bu kuvark sağ spinli ise, protonun içinde daha 918 tane elektron vardır. Ve bunların hepsi sola dönmektedir. Çevre elektronu da mutlaka sola dönmektedir. Böylece sola dönüşlü 918 elektron ile sola dönüşlü bir çevre elektronu sol spinli kuvark oluştururlar. Bu iki küme (yani kuvarklar) zıd spinlere sahip oldukları için ve dengede oldukları için protonun izlenebilir kütlesini oluştururlar. Diğer iki küme (yani sağ ve sol spinli karşıt kuvarklar) protonun izlenemeyen kütlesini meydana getirirler.
Bir hidrojen atomunda, merkezde 1 proton ve çevrede 1 elektron vardır.
Protonun iç aleminde ise, 2 kuvark ve 2 karşıt kuvark mevcuttur.
Böylece muhteşem bir denge oluşmaktadır. Denge hem izlenebilir kütle içinde mevcuttur. (919 sağ spinli elektrona karşılık 919 sol spinli elektron) hem izlenemiyen kütle içinde mevcuttur. (919 sağ spinli karşıt elektrona karşı 919 sol spinli karşıt elektron) Hem de izlenebilir kütle ile izlenemiyen kütle arasında bu sayısal denge mevcuttur. Üstelik zıdları ile kaim kılınacak... İzlenebilir kütledeki 919 sağ spinli elektrona karşı, izlenemiyen kütlede 919 sol spinli karşıt elektron vardır. 919 sol spinli elektrona karşı ise 919 sağ spinli karşıt elektron vardır.
Görülüyor ki, denge her istikamette oluşmaktadır.
1990 Haziran ayında yayınlanan TIME mecmuasında Dünya ilminin henüz iki kuvark tespit edebildiği ve üçüncü bir kuvarkın varlığının tahmin edildiği açıklandı.
Normal şartlar altında karşıt kuvarklar izlenemediği için, ilmin onları tespit edebilmesi kolay olmıyacaktır. Çünkü, iki karşıt kuvark (-) negatif ağırlığa sahiptir ve her karşıt kuvark bir normal kuvarkın yarısı kadar ağırlığa sahiptir. Dominant olan kuvarklardır. Bağımlı olan ise karşıt kuvarklardır.

5.1.2- İzlenebilirlik İlkesi

1. Durgun kütlenin izlenebilme özelliği;
İzlenebilirlik dengeli bir sistemdir. Mutlaka hem kuvarklar, hem de onların zıddı olan karşıt kuvarklar bir proton içinde beraberce var olacaklardır. Bu, zıd yaratılışın ve karşıtlarıyla dengeli olmanın vazgeçilmez şartıdır. Fakat aynı zamanda izlenebilir olmak da gerekmektedir.
İzlenebilir olmanın gereği yarım ağırlıklar kanunudur. İzlenebilmek için başlangıç mutlaka dominant olan kesim, bağımlı kesimin iki katı devir hızına sahip olmalıdır. Bu, dominant kesimin ağırlığının da iki kat olması demektir. Bağımlı olan karşıt elektronların ağırlığı (-) negatiftir. Dominant olan elektronların ağırlığı ise (+) pozitiftir. Bu, izlenebilir kütlenin ölçülebilir ağırlığının daima toplam elektron ağırlığının yarısı kadar olmasını gerektirir.
Bu sebeple durgun kütlenin ölçülebilir ağırlığı daima toplam elektron ağırlığının yarısı kadardır. De Broglie karşıt elektronları keşfetmiş; fakat Quantum nazariyesinde "dalga" olarak ifade etmiştir. Dalgaların karşıt elektronların negatif ağırlıklı olması ve elektronun yarısı kadar ağırlığa sahip olması ise De Broglie tarafından hiç bilinemedi...
Bir fotonda elektronun ağırlığı (x) ise, karşıt elektronun ağırlığı (-x)'tir. Pozitif ağırlık negatif ağırlık tarafından yok edilir ve ağırlık sıfır olur. Fakat ağırlık sıfır oluncaya kadar kütle izlenmekte devam edilir. Foton oluştuğu an, kütle ışık saçmaya başlar. Bu saçılan ışık ışınları fotonlardır.

5.1.3- Fotonlar, Işık Saçma ve Işık Hızı

Eğer karşıt elektronların negatif ağırlığı, enerji verilerek artarsa ve elektronların ağırlığına eşit noktaya gelirse, her elektron bir karşıt elektronla birleşerek kütleden ayrılır ve saniyede 300.000 km hızla harekete geçer. Işık saçan merkezden ayrılan her ışık ışını bir fotondur. Karşıt elektronun ve negatif ağırlığı ile elektron ağırlığı eşit olduğu için fotonlar ağırlıksızdır. Yani sıfır ağırlıklıdır.

5.1.4- İzlenebilir Özelliğinin Yok Olması

Eğer özel bir enerji türü ile karşıt elektronların negatif ağırlığı arttırılırsa ve karşıt elektronların negatif ağırlığı kütlenin pozitif ağırlığını aşarsa, o zaman izlenebilirlik tersine döner. Yani, o cisim bizim alemimizde görülemez, gözlenemez. Çünkü, o cisim bu aleme ait olan izlenebilirlik ilkesinin dışına çıkmıştır. Bu cismin bu alemdeki ağırlığı sıfırın altına düşer. Karşıt elektronlar dominant olur, elektronlar bağımlı olur.
İzlenebilirlik ilkesi dışına çıktığı andan itibaren kütlenin hızı ışık hızını aşar. Negatif yoğunluk arttıkça bu alemde hareket halinde bulunan bu kütlenin hızı sonsuz hıza yani düşünce hızına yaklaşır.

5.2- İki Hidrojen Atomunun Birleşmesi

Bu hidrojen atomunun yörüngesi, eliptiktir. Bütün atomlarda yörüngeler eliptiktir. İki hidrojen atomu biraraya geldiği zaman birinci atomun çevre elektronu aynen kalır, ikinci atomun çevre elektronu ise merkez elektronunu oluşturur. Artık, çevrede bir elektron, merkezde bir elektron ve iki proton vardır. Fakat bu, birleşmenin ilk anındaki haldir. Zira bu geçici hal, hemen değişecek ve merkez elektronu, Allah'tan ilk enerji gelişinde protonlardan biri ile birleşecek ve bu protonu bir nötron haline dönüştürecektir. Böylece merkezde iki proton ve merkez elektronu var iken, 1 proton ve 1 nötron var olacaktır. Bu birinci devre.
Birinci devrede merkez elektronu ile protonlardan birine gelen enerji sağdaki protonun manyetik gücünü arttırmıştır. (N) Aynı anda merkez elektronuna gelen enerji de merkez elektronunun karşıt manyetik gücünü arttırmıştır. (S) Bir taraftan protonlardan birinde (N) manyetik kutbuna ait güç artarken, diğer taraftan merkez elektronunda (S) manyetik kutbuna ait güç artmıştır. Karşıt kutuplar birbirini çekeceğinden sağdaki proton merkez elektronunu çekmiş ve 1837 elektron ve 1838 karşıt elektrondan oluşan protona bir elektron daha ilave edilmiş, böylece 1838 elektron ve 1838 karşıt elektrondan oluşan bir nötron vücuda gelmiştir.
İkinci devre.
İkinci devrede soldaki protona gelen enerji, onun (N) manyetik alanını arttırırken, nötronda karşıt güçler eşdeğer olduğu için gelen enerji manyetik alan artışına sebep olmaz. Fakat sonradan gelen hareketli merkez elektronunun (S) manyetik alanını arttırır. Sağdaki nötronun bütün elektronlarının (S) manyetik alanları arttığı halde, sadece çevre elektronu hareket gücüne sahip olduğu için, soldaki protonun artan (N) manyetik alanı bu elektronu nötronun bünyesinden ayırır ve kendine çeker. Burada nötronun tesirsiz kalışı ve çevre elektronunun gitmesine mani olmayışı (N) ve (S) kuvvetlerinin dengede oluşundandır. Bu denge, merkez elektronu sağdaki nötrondan ayrılıncaya kadar devam edecektir. Merkez elektronu sağdaki nötrondan ayrılınca bu nötron, 1 elektronu eksileceğinden tekrar protona dönüşür.
Soldaki protonda 1838 karşıt elektron, 1837 elektron vardır. Fazla olan bu karşıt elektron sebebiyle enerji gelişi (+) elektrik yüklü karşıt elektrona etki ederek bu protonun (N) manyetik alanındaki gücünün artmasını sağlar. Artan manyetik güç, sağdaki nötronda ayrılabilir pozisyonda olan elektronu, bu elektronda da (S) manyetik gücünün aynı anda artışı sebebiyle, çeker ve merkez elektronu soldaki protonu nötron haline dönüştürür. Artık soldaki proton, nötron olmuştur. Sağdaki nötron ise tekrar protona dönüşmüştür.
Üçüncü Devre.
Üçüncü devrede gelen enerji, sağdaki protonun (N) manyetik gücünü ve soldaki nötronun bünyesindeki merkez elektronunun (S) manyetik gücünü arttırarak soldaki nötrondan elektronun ayrılmasına ve sağdaki protonla birleşmesine sebep olacaktır. Böylece 1 elektron kaybeden soldaki nötron tekrar protona, 1 elektron kazanan sağdaki proton da tekrar nötrona dönüşecektir. Görüldüğü gibi, bir atomun (nucleus) çekirdeğinde devamlı proton ve devamlı nötronlar yoktur. Fakat her an protona dönüşen nötronlar ve nötrona dönüşen protonlar vardır.
Yukarıda misal olarak verdiğimiz devrelerden sonra her devrede daha evvelki olaylar tekerrür etmektedir.
Yukarıda verdiğimiz misal bir deotoryum atomudur. Daha sonraki atomlarda birleşme aynı paralelde cereyan eder.

5.3- Üç Hidrojen Atomunun Birleşmesi

üç Hidrojen atomunun birleşmesinden teşekkül eden iki alternatifli oluşumlar gösterilmiştir.
1- Bu elementlerin birincisinde çevre elektronlarından ikincisi merkez elektronu olmuş, çevrede ise sadece bir elektron kalmıştır. 3 proton ve 2 merkez elekronundan oluşan bir nucleus vardır. 2 merkez elektronu, daima 2 nötron oluşturacağından, ilk devreden sonra 2 nötron ve 1 protonlu bir nucleus teşekkül etmesi gerekir. Ancak bu mümkün değildir.
Çünkü, ilk proton ve üçüncü protonun aynı anda nötron olması ilk devre için geçerli olduğu halde, ikinci protonun nötron olacağı ikinci devrede merkez elektronun geri dönmesi mümkün değildir. Çünkü, 2 merkez elektronuna karşı sadece bir proton vardır. Bu 3 no.lu protondur. Bu proton ise sadece 1 merkez elektronu kabul edebilir. Bu elektronun 2 no.lu nötrondan geldiğini kabu edelim. İkinci merkez elektronun bir an için 1 no.lu nötrondan, elektron verdiği için tekrar protona dönüşen 2 no.lu protona geçmesi icabeder.
Böylece dönüşümler 2'den 3'e, 1'den 2'ye oluşur.
Daha sonraki devrede ise 3 no.lu nötrondan 1 no.lu protona elektron geçecektir.
Böylece dönüşümler 2'den 3'e, 1'den 2'ye ve 3'ten 1'e şeklinde sıralanacaktır.
Elektronlara, protonlara ve nötronlara aynı anda gelen, nötrino adı verilen enerji, yukarıdaki faraziyeyi geçersiz kılmaktadır. Çünkü, enerji, kainatın temel kanununa göre çalışır. 1 dolu, 1 boş enerji hareketi sözkonusudur. Yani, enerji gelişinde daima iki devre vardır. Birinci devrede enerji gelir. İkinci devrede görev yapar. Üçüncü devrede geri döner. Dördüncü devrede tekrar enerji gelir. Beşinci devrede görev yapar.
Enerji gelir manyetik alanları oluşturur. Geri dönerken manyetik alanlar kaybolur. Tekrar geldiğinde yeniden manyetik alanlar oluşur. Her manyetik alan oluşumunda merkez elektronları, nötronlardan protonlara geçerler. Geçince nötronlar elektron kaybettikleri için protona dönüşür; protonlar ise elektron kazandıkları için nötrona dönüşürler.
Bir merkez elektronunun manyetik güç tarafından çekilmesi, birinci devrede yani enerji gelişinde; protona ulaşarak onun nötron yapması, ikinci devrede yani enerjinin geri dönüşünde vukubulur. Oluşum tamamlanınca üçüncü devre başlar ve enerji yeniden gelerek manyetik alanları güçlendirir ve elektronlar yeni protonlar tarafından çekilir.
Böyle bir sistemin tahakkuku için proton sayısı kadar nötron olmalıdır ve merkez elektronları sadece iki proton arasında gidip gelmelidir.
Bir merkez elektronu ile sözkonusu iki proton arasında spin yönünden mutlaka paralellik bulunmalıdır. Ters yönde spine sahip olan bir elektronu bir protonun çekmesi ve bir nötron oluşturması mümkün değildir.
Bu sebeple P1 ve P3 protonları aynı yönde spinli ise, P2 mutlaka aksi yönde spinli olacaktır. Çünkü aynı yönde 3 proton bir nukleus oluşturamaz.

2 protonlu bir nukleusta protonlar aynı yönde spine sahip oldukları halde, 4 protonlu bir nukleusta 3 ve 4'üncü protonlar mutlaka 1 ve 2'nin aksi yönde spine sahiptirler. Bu denge kurulmaz ise nukleus da oluşmaz.
Bir hidrojen atomunda protonun ve çevre elektronunun spini aynı yöndedir. Çünkü bir atomda görev yapacak olan nötrino grubu aynı spinlidir. Üstelik her protonu oluşturan bütün elektronlar aynı yönde spinlidir.
Böylece, 3 Hidrojen atomundan ikisi aynı yönde ve üçüncüsü aksi yönde spinli olacaktır. Ve ilk ihtimalde çevrede dönen elektronlardan aynı spinli olan ikisi merkeze; aksi spinli olan tek ise çevreye yerleşecektir.
Merkezdeki 3 protonun ikisi aynı yönlü, üçüncüsü aksi yönlü olacaktır. İki merkez elektronu da aynı yönlü olacaktır. Böylece aynı yönlü iki proton arasında sadece bir merkez elektronu gidip gelecektir. Üçüncü proton ve ikinci merkez elektronu aksi yönlü oldukları için bir aksiyon oluşturmazlar.
İkinci ihtimalde merkezde bir sağ, bir de sol spinli iki elektron yerleşecek, merkezde 2 sağ, bir de sol spinli proton bulunacak, çevrede ise sol spinli elektron dolaşacaktır.
Bu defa sağ spinli elektron görev yaparak 2 sağ spinli proton arasında gidip gelecek ve onlardan önce birini, sonra diğerini nötron haline getirecektir. Sol spinli bir elektron ve proton ilk devrede birleşerek bir nötron meydana getirecek ve artık değişim olmayacaktır.
Bir atomun merkezi olan nucleus daimî hareket ifade eder. Bu daimî hareket, hareketsiz ve dengesiz bir kesimi barındırmaz. Bu sebeple yukarıdaki 2 ihtimalde de 2 protonu nötrona dönüşümlü, bir nötronu ise dönüşümsüz bir sistem dengede değildir. Bu sebeple 2 ihtimalden hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin bu element devamlı değildir.

5.4- Dört Hidrojen Atomunun Birleşmesi

4 Hidrojen atomu dengeli bir yeni element vücuda getirmektedir ve tek alternatiflidir.
Çevre elektronlarından bir sağ, bir de sol spinli ikisi merkez elektronu olmuşlardır. 2 sağ spinli proton ile bir sağ spinli merkez elektronun arasında değişim olacak ve 1 no.lu proton çevre elektronunu yakalayıp nötron olurken, 2 no.lu proton ilk devrede proton olarak kalacaktır.
2 sol spinli protondan sadece birisi ilk enerji gelişinde o anda oluşumun gereği, dengesini kaybetmiş olan çevre elektronlarından birini yakalıyacak ve nötrona dönüşecektir. İkinci sol spinli proton ise ilk enerji gelişinde proton olarak kalacaktır.
İkinci enerji gelişinde nötronları oluşturan sonuncu elektronlar aynı spinli 2 proton tarafından çekilip 2 nötron oluşturacaklar. Bu elektronların ayrıldığı nötronlar ise protona dönüşeceklerdir.
Çevrede ise bir sağ spinli, bir de sol spinli 2 elektron dolaşacaktır. Bu iki çevre elektronuna karşı, merkezde daima 2 proton bulunacak ve merkezî çekim gücünü dengede devam ettireceklerdir.
Oluşum sırasında sadece 1 protonun nötron olma imkânı vardır. Çünkü çevre elektronları sağ spinli ise sadece sağ spinli protonlar tarafından çekilebilirler. Elektron ise enerjinin kendisine ve protonlara ulaştığı an sağ spinli 2 protontan daima bir tanesine daha yakındır. Çünkü hareket halindedir ve füzyon sırasında denge bozulmuştur. Enerji ulaşması anında bir sağ spinli elektron, 2 protona birden aynı uzaklıkta olsa bile, hareket halinde olduğu için mutlaka sadece birisinin çekim alanına girecektir.
Böylece merkezdeki muntazam değişmeler ve çevrede muntazam yörünge seyri başlıyacak ve bu element kararlı bir yapı ile varoluşunu devam ettirecektir.

5.5- Nötron-Proton Dönüşümü

Nötron, proton ve foton gibi bilinen atom altı parçacıkların hepsi elektron ve karşıt elektronların kombinasyonu olarak iki veya daha fazla sayıda elektron karşıt elektronun bağlanmış hali olarak temsil edilebilir. Parçacıklardan üçü; elektronlar, protonlar ve fotonlar bizim fiziksel gözlerle algıladığımız zahiri alem kısmında kararlıdır. Karşıt elektron, karşıt proton ve karşıt fotonlar ise yaşadığımız zahiri alemin karşıtı olan alemde kararlı olmasına karşın bizim zahiri alemde kararsızdırlar. Çünkü bu parçacıklar zahiri alemin aslî unsurları olmayıp karşıt zahiri alemin (berzah aleminin) aslî unsurlarıdırlar. Ancak, zahiri alemde bağımlı unsur olarak vazife yaparlar. Pozitron, antiproton ve antifotonlar ise, yaşadığımız zahiri alemin antizahiri aleminde (gayb aleminde) kararlı olmasına karşın, bizim zahiri alemde kararsızdırlar. Bu parçacıklar bizimle aynı koordinatları paylaşan ve Kur'an-ı Kerîm'de Allah'u Zül-celâl Hz.nin "cin" diye isimlendirdiği mahlûkların yaşadığı zahiri alemin (gayb aleminin) aslî unsurlarıdırlar. Bu nedenle bütün diğer yüklü parçacıkların karşıtları veya antileri bizim yaşadığımız zahiri alemde görünmeleri halinde ani olarak genellikle 10-10 sn'den daha kısa bir zamanda bozunur veya normal madde ile etkileşmelerinde görünmez olur, kaybolurlar. Fakat hiçbir zaman yok olmazlar.
Allah'u Zül-celâl Hz. P, n, e ve t müstesna diğer karşıt ve anti elementer parçacıkları normal madde yapısındaki rolünü gizlemiştir. Nötron ve protonların basit nokta parçacıklar olmadığını, bir büyük yapıya sahip olduğunu, protonun 1837 sayıda, elektronun 1838 sayıda karşıt elektronla kuvvetli bir etkileşme ile birleşmesinden meydana geldiğini biliyoruz. Diğer bütün elemanter parçacıklar yine belirli sayıda elektron-karşıt elektron ile pozitron ve karşıt pozitronların zahiri, karşıt zahiri, gayb ve karşıt gayb alemlerinde bir denge sistemi içinde birbirleri ile bağlanması ile oluşurlar.
Bir çekirdek içinde bir nötronun protona veya protonun nötrona dönüşmesiyle oluşan beta bozunması sonucu aynı kütle numaralı fakat daha kararlı bir çekirdek meydana gelir. Radyoaktif çekirdeğin N/z oranı aynı kütle numaralı kararlı bir çekirdeğe ait değerden büyük ise nötron protona dönüşür.
on1 Æ 1P1 + e- + u
Başka bir deyimle nötron, bir proton ile bir elektron ve bir antinötrinoya parçalanır. Nötronun kütlesi (1.008990 Akb.) protonla elektronunun toplam kütlesinden (1.008146 Akb.) büyük olduğu için bu tip parçalanma enerji bakımından serbest nötronlar için de mümkündür. Bu da gerçekten deneysel olarak gözlenmiştir. Uzayda serbest nötronun yarı ömrü aşağı yukarı 12.8 dakika kadardır. Bu şekilde serbest nötronun radyoaktif olduğu söylenebilir. Radyoaktif çekirdeğe ait N/Z oranı aynı kütle numaralı bir kararlı çekirdeğin N/Z oranından daha küçük ise çekirdek içinde aşağıdaki denklem yardımıyla proton nötrona dönüşür:
1P1 + e-1 Æ n1 + u
Burada da protonla elektronun kütlesi toplam nötronun kütlesinden 782 keV kadar daha küçüktür ve bu sebeple bu reaksiyon serbest protonlar ve elektronlarla vuku bulamaz, ancak enerji eksikliğinin başka parçalar tarafından veya Allah'u Zül-celâl Hz. tarafından karşılanabileceği bir atomik sistem içinde meydana gelebilir. Bu sebeple protonun nötrona dönüşümü ancak çekirdek içinde bulunan bir proton için mümkün olabilir. Protonlar ile nötron arasındaki karakteristik çekirdek kuvvetlerini daha yakından incelersek parçalanmalarının varoluşu protonlarla nötronların çekirdek içinde durmaksızın biri halinden öteki haline geçebildiklerini görürüz. Yüklü bir parçacığın böyle devamlıca alınıp verilmesi, enerji bakımından karşılıklı tesir ve bir çekim kuvveti demektir. b bozunması ve b spektrumlarının biçimi ile ilgili Fermi teorisi ise tamamen nötrino varsayımına dayanmaktadır. Bu teoriye göre nükleonlar, elektronlar ve nötrinolar arasında sürekli bir etkileşim vardır. Nötrinolar, nötronu protona ve protonu nötrona sürekli olarak değiştirmekte, değişim sırasında bir elektron ve nötrino soğurulması veya yayılması sözkonusu olmaktadır. Yine bu teoriye göre üç tür bozunması b (b- , b+ , Ec) şu şekilde formüle edilebilir :
on1 Æ 1P1 + b-1 + u-1

1P Æ on1 + b+ + u
1P1 Æ on1 + u
Bunun bir benzeri, H2+ iyonu içindeki bağlanmadır ki, burada bir tek (e) elektron her iki H+ çekirdeği arasında bir bağ meydana getirir ve bu merkez elektronu bir defa bir çekirdeğin, bir defa ötekinin malı gibi görülebilir.
Bölüm 5.2'de açıklandığı üzere birinci atomun çevre elektronu aynen kalırken, ikinci atomun çevre elektronu ise merkez elektronunu oluşturur. Artık çevrede bir elektron, merkezde bir elektron ve iki proton vardır. Fakat bu, birleşmenin ilk anındaki geçici haldir. Zira bu geçici hal, hemen değişecek ve merkez elektronu, Allah'tan ilk enerji gelişinde protonlardan biri ile birleşecek ve bu protonu bir nötron haline dönüştürecektir. Böylece merkezde bir proton, bir nötron ve çevrede dolaşan bir elektronlu deteryum atomu oluşacaktır. Daha sonraki atomlarda bağlanma aynı paralelde cereyan eder. Enerjinin gelişi bir dolu bir boştur. Yani enerjide iki devre vardır:
Enerji için iki devre vardır derken, aslında üç devreden bahsetmekteyiz. Birinci devrede enerji gelir. İkinci devrede elektronları hızlandırarak görev yapar. Üçüncü devrede geri döner. Ne var ki, bir nötrino grubu geri dönerken, başka bir nötrino grubu da aynı anda elektrona gelmektedir. Böylece daima birinci ve üçüncü devreler aynı anda vücut bulur. Bu sebeple zaman açısından iki devre vardır. Birinci devre nötrinonun gidiş veya dönüş şeklinde yolda olduğu devredir. İkinci devre ise, nötrinonun elektronlar üzerinde aynı yönde dönerek onları hızlandırmaları, yani görev yapmaları devresidir. Bu devrede spin hızı arttığı için, dolayısıyla daha çok elektrik enerjisi üretileceği için, elektriksel alanlar ve manyetik alanların gücü artar.
Kısaca, çiftli hallerde enerji manyetik alanları oluşturur. Her manyetik alan oluşumunda merkez elektronları nötronlardan protonlara geçerler. Geçince nötronlar elektron kaybettikleri için protona dönüşürler. Geri dönerken manyetik alanlar kaybolur. Geniş açıklama için Bölüm 5.2, 5.3 ve 5.4'e bakınız.

6- OLUŞUMUN BAŞLANGICI

Maddenin oluşumundaki başlangıç, nötrinoların önce primer ve sekonder çift enerji kürelerine ayrışması, sonra iki nötrinodan ilkinin primer grubu, ikincinin sekonder grubu ile birleşmesidir. Bu birleşmede 1 ve 3 no.lu küreler aynı yönde, 2 ve 4 no.lu küreler ise 1 ve 3'e göre ters yönde dönmektedirler. Yani 1 ve 3 no.lu dış küreler sağ spinli ise, 2 ve 4 no.lu iç küreler sol spinlidir.
Bir elektron 4 aleme ait 4 enerji küresinden oluşur. Kendi karşıtını içinde taşır. Her şeyin çift yaratılmsı sebepsiz değildir. Denge, ancak karşıt enerjilerden oluşabilir. Bir elektron kendi iç bünyesinde primer kürelerin karşıtını taşıdığı için, çevrede hareket halinde olan bir elektronun (künnes), bir karşıt elektronla beraber olması gerekmez. Bu birincil dengedir. Daha maddeyi oluşturacak ikincil yapı, yani atom yapısı oluşmamış, ama atomun temel parçacıklarından ilki oluşmuştur.
Her elektronun oluşması ile beraber bir de karşıt elektron oluşur. Çünkü nötrino grupları 4'lü değil, 8'li gruplar ( primer + sekonder gruplar) halinde hareket halindedirler. Bir sağ spinli bu aleme ait nötrino ile, bir sol spinli bu aleme ait nötrino birinci kanadı vücuda getirirler. Bir sağ spinli karşıt aleme ait nötrino ile bir sol spinli karşıt aleme ait nötrino ise, ikinci kanadı vücuda getirirler. Bunları primer ve sekonder küre grupları olarak düşünürsek 8 küre grubu ile karşılaşırız.
Işık duvarı üzerinden gelen nötrinoların iki kanadı da kendi alemlerinin dışında hareket ederler. Yani zahiri alemde karşıt aleme ait nötrino kanadı ise zahiri alemde hareket halindedirler. Bu sebeple sonsuz hızla hareket halindedirler.
Her nötrino şuurludur. Gideceği istikameti bilmektedir, buna göre programlanmıştır. Hangi alemde seyredeceğini ve hangi anda ışık duvarını aşacağını ve elektronu mu, karşıt elektronu mu vücuda getireceğini veya nötrino olarak elektronları ve karşıt elektronları mı hızlandıracağını bilmektedir. Mutlaka hedefine ulaşır.
Her an kainat üzerinde nötrinolar, elektronları ve karşıt elektronları oluşturmakta veya mevcut elektronları veya karşıt elektronları tükenmez enerjileri ile beslemektedirler.
Muhakkak ki kainattaki denge unsuru rastgele bir olay değildir. Maddenin oluşabilmesi için elektronlar ve karşıt elektronların aynı sayıda olması dengenin gereğidir. Denge yoksa oluşum da yoktur. Bu muhteşem dengeler sistemi ile maddenin nasıl oluştuğuna bir bakalım :
Elektronlar ve karşıt elektronlar, bir atomu meydana getirmeden önce, görünen ve görünmeyen her şeyin çift yaratılması sebebiyle ( Ref: 4) herbiri 1838 elektron ve 1838 karşıt elektrondan oluşan bir çift nötron vücuda getirirler.
Birinci nötron sağ spinli elektronlardan oluşmuş ise, ikinci nötron sol spinli elektronlardan oluşur.
Birinci nötronda sağ spinli elektronlara karşılık aynı sayıda sol spinli karşıt elektron yer alacaktır. İkinci nötronda ise sol spinli elektron kadar sağ spinli karşıt elektron bulunacaktır.
Böylece, hep eşit sayıda karşıt güçlerin hareket halinde bulunduğu bir dengeler sistemi oluşur.

Nötronlar ikincil denge unsurlarıdır. Birincil dengede elektronlar ve karşıt elektronlar oluşmuştur. Herbiri kendi içlerinde hem dominant hem de bağımlı karşıt unsurları taşımaktadırlar. Buna karşılık ikincil dengede, her elektron zahiri alemin asıl unsuru, her karşıt elektron ise zahiri alemin bağımlı unsurudur. Böylece zahiri alemde elektron dominant unsur, karşıt elektron ise bağımlı unsur olmaktadır.
Bir nötron, 1838 adet elektron ve 1838 adet karşıt elektrondan oluşur. Bir nötron, mutlaka karşıt spinli bir eşle birlikte oluşur. Böyle bir çift nötronun oluşması için 1838 x 2 = 3676 elektron ve 3676 karşıt elektrona ihtiyaç vardır. Bu demektir ki, 1838 adet nötrino grubuna ihtiyaç vardır. Her nötrino grubu bir sağ, bir sol spinli elektron ve bir sağ, bir sol spinli karşıt elektron oluşturacağına göre, 1838 nötrino grubundan, 1838 sağ, 1838 sol spinli elektron ile 1838 sağ, 1838 sol spinli karşıt elektron oluşacaktır.
Böylece, 1838 nötrino grubu, bir sağ bir de sol spinli 2 adet nötron vücuda getirecektir. İşte bu bir çift nötron, madde dediğimiz şeyin ilk aslî yapı taşını oluşturacaktır. Maddenin aslı olan nötronda hem zahiri alemin aslî ilk maddesi olan elektronlar dominant olarak, hem de karşıt zahiri alemin aslî ilk maddesi olan karşıt elektronlar bağımlı olarak yer almışlardır.
Bir nötron, aynı sayıda (-) elektrik yüklü elektronla, (+) elektrik yüklü karşıt elektrondan oluşan, hem sayısal olarak elektron ve karşıt elektronların, hem de (+) ve (-) elektrik güçlerinin dengede olduğu bir yapı taşıdır.
Bir nötronun bir hidrojen atomunu vücuda getirebilmesi için, 1838 elektronundan birinin, çevre elektronu olmak üzere bünyesinden ayrılması icabeder. Böyle bir ayrılık, ayrılan elektronu yörüngede kalacak bir hıza ulaştırır ve elektron çevrede dönmeye başlar. Bir elektron ayrılınca nötron, protona dönüşür. Böylece her nötron, merkezde bir proton ve yörüngede bir elektrondan oluşan bir Hidrojen atomu vücuda getirir.
Nötronun nötrinolardan oluşması dengeyi tam olarak açıklamaktadır. Her nötronun bir H atomu vücuda getirmesi ise dengenin yok olduğunu değil; devam ettiğini gösterir. Çünkü, merkezdeki protonla, yörüngedeki İlâhi kanuna uygun olarak merkezde "Hünnes" ve yörüngede "Künnes" vücuda getirmişlerdir. (Ref: 7) Denge ise 1838 (+) pozitif elektrik yüklü karşıt elektrona mukabil, 1837 merkezde ve bir de yörüngede olmak üzere gene 1838 (-) negatif elektrik yüklü elektron ile sağlanmaktadır. Böylece, içte ve dışta nötr olan nötrondaki pasif denge, hidrojen atomunda içte (+) ve (-) yüklerin görev yaptığı hareket halindeki Hünnes ve Künnes'e dışta ise gene nötr olmaya dönüşmüştür.
Yeni bir merkezî çekici güç (Hünnes] ile etrafında yörüngede hareket halinde olan "Künnes" oluşmuştur. Evvelce sadece kendi etrafında dönen bir nötron, şimdi merkezde kendi etrafında dönen bir proton ile, bu merkezin yörüngesinde dönen bir elektrona dönüşmüştür. İki aktif güç çekim ile hız dengesini kurmuşlardır. Yörüngenin merkeze uzaklığı, merkezin çekim gücü ve yörüngedeki elektronun hızı arasında optimal bir uyum söz konusudur. Daha yüksek çekim gücüne karşılık daha uzak yörünge ve daha az hız oluşmaktadır.
Böylece merkez bir manyetik alan ile çekim gücünü, yani birinci aktif gücü oluşturmaktadır. Yörüngede dönen elektron ise merkezi çekim gücü ile uyumlu bir dönüş hızı vasıtasıyla merkeze çekilmeyen ve merkezin çekim alanının dışına da kaçamayan bir formda daima yörüngede kalmayı sağlamaktadır. Elektronun hızı böylece ikinci aktif gücü oluşturmaktadır.
Allah'ın enerjisi ise (nötrino) rahmet olarak, hem çevrede dönen elektronlara, hem de merkezdeki nötronlara, protonlara ve merkez elektronlarına her an ulaşmakta ve onları ihtiyaçları olan enerji ile beslemektedir.
Merkezdeki bir proton ve bir merkez elektronu beraberce bir Hidrojen atomuna eşittir. Merkezdeki her nötron da bir Hidrojen atomuna eşittir. Bu eşitlik her an değişik yapılara dönüşmekte, fakat bozulmamaktadır. Kısaca proton + merkez elektronu, nötron ve Hidrojen atomu aynı şeyin çeşitli evrelerdeki halini sergilemektedir. İşte bu aynı şey bir Hunnes + Künnes'tir. Denge unsuru ise, kararlı olan bütün elementlerde korunmaktadır.
Enerji, elektron, nötron, proton, Hidrojen atomu ve bu arada ismini saymadığımız mezon........ gibi diğer partiküller hepsi, nötrinoların değişik evrelerini ifade eder. Hepsinin aslı enerjidir.

Mesajı son düzenleyen Orcнυη ( 16-10-07 - 14:37 ).
fishmonger çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla