3.2- De Broglie Dalgalarının Hızı
Bir madde parçacığına ait De Broglie dalgasının hızının parçacığın hızı ile aynı olması şart değildir. Bu iki hız arasındaki bağlılık kolayca çıkarılabilir. De Broglie dalgasının dalga boyu l ve frekansı u ise bu dalganın w hızı bildiğimiz
w = u.l
bağıntısı ile verilmiştir.
Şimdi parçacığın e toplam enerjisi ile ortak dalganın frekansı u arasındaki bağlılığın
e = h.u
denklemi ile verilmiş olduğunu biliyoruz.
Buna göre; u = e/h değeri hız formülünde yerine konursa,
W = e. l/h denklemi elde edilir.
Parçacığın P momentumu dalga uzunluğuna
P = h/l temel denklemi ile bağlıdır. Buradan;
l / P = l / h değeri hız formülünde yerine konursa,
w = e / P bağıntısı elde edilir.
Toplam e enerjisi ile durgun kütleyi de içine alan toplam m kütlesinin Einstein'in
e = mc2
relativite denklemi ile bağlı olduğunu ve parçacığın hızı v olduğuna göre momentumu
P = m.v
olduğu kabul edilir w hız denkleminde yerlerine konulursa;
w = e / P = mc2 / mv = c2 / v olur. Buradan da
w = c2 / v çıkar.
Madde parçacığının v hızı ışığın c yayılma hızından hep daha küçük olduğuna göre, parçacığı bağlı De Broglie dalgasının hızı, her zaman c'den büyük olacaktır. Buna göre hiçbir kütlenin yani parçacığın c'den daha büyük bir hızla taşınamıyacağını bildiren relativite teorisi postulatı sadece madde adını verdiğimiz kesimin var olduğu ve sadece bir tek alemin mevcut olduğu varsayımlarına dayalıdır. Bir tek kütle vardır. Kütle bu alemin kütlesidir ve bu alemde hareket halindedir. Bu varsayımın sonucu daima ışık hızının altında bir hızın elde edilmesidir.
De Broglie dalgalarının dalga hızı ışığın yayılma hızından şu önemli noktada farklıdır. Dalga hızı serbest uzayda bile dalga boyunun bir fonksiyonudur.
Bunu göstermek için;
P = mv
momentum ifadesini yazalım ve
e = mc2
enerji ifadesini dikkate alarak momentumu
P = (e / c2) v
şeklinde ifade edelim. Parçacığın relativistik kütle ifadesini kullanarak momentumu veren denklem
P = [mo / *1 - (v2 / c2)] v
şeklinde yazabiliriz. Son iki denklemden v'yi aradan çıkaracak olursak
mo2 = (e2 / c4) - (p2 / c2) elde edilir. Şimdi
P = h / l ve e = h.u
olduğuna göre;
mo = h / c*(u2 / c2) - (1 / l2) yazabiliriz.
De Broglie dalgaları için
W = u . l olduğuna göre
mo = h / c *(m2 / (c2..l2) - (1 / l2) bulunur ki bundan da
W = c*1 + (mo2.c2 / h2) l2 elde edilir.
Bu denklem durgun kütlesi sıfırdan büyük olan (mo > O) bir parçacık için W dalga hızının daima c'den büyük olduğunu gösterir.
De Broglie dalgalarının özel bir hali olarak w = c hızı ile yayılan dalgaları dikkate alalım. Bu elektromanyetik dalgadır. Bu dalgalara ait ortak parçacığın, yani fotonun hızı da c'ye eşittir. Yukarıdaki denklemde w = c alınırsa fotonun durgun kütlesi için mo = O bulunur. Evrenimizi oluşturan maddelerin dalgacık ve dalgaların tanecik yapısında olduğunun saptanması, ortaya bir başka gerçeği daha çıkartmaktadır. Çekirdekte bulunan nötron, proton ve yörüngede dönen elektron ile antiatom çekirdeğinde bulunan antiproton, antinötron ve yörüngesinde dönen pozitron ile diğer tüm nükleonlar hem dalgacık hem de tanecik yapısında olduklarına göre, bizim kısaca madde ve antimadde dediğimiz şey aslında enerjiden başka bir şey değildir. Madde, iç evreninde dalga ve taneciklerin birbirlerinin çevresinde hızla dönüşümden oluşan enerjinin görüntüsüdür. Maddenin yalnızca dalgacık ve taneciklerden oluşan bir enerji paketi olduğunu bilimsel olarak saptayabilmek ilim adına çok önemli bir başarıdır. Bu dalgacık ve tanecikler arasındaki bilgi alışverişi, kontrol ve denge durumunun saptanabilmesi en az bir öncekiler kadar büyük bir başarı olacaktır. Bu bilgi alışverişi özet olarak bölüm 4.2'de açıklanacaktır.
3.2.1- Yüksek Enerjili Fotonlardan Elektron ve Karşıt Elektron gibi yüklü parçacık çiftlerinin hâsıl oluşu
Foton ışık duvarı üzerinde her iki aleme ait pozitif ve negatif kütleleri dengede olan bir parçacıktır. Kendi içinde bir ışık duvarı üzerinde hareket etmektedir. Bu ışık duvarı birinci kanadın hareket ettiği asıl alem (zahiri alem) ile ikinci kanada ait olan karşıt zahiri alemi (berzah alemi) birbirinden ayırmaktadır. Foton birinci kanadı zahiri alemde, ikinci kanadı ise bunun karşıtı olan karşıt zahiri alemde her iki alemde her noktada birbirinden ayıran ışık duvarı denilen doğrusal çizgi üzerinde saniyede yaklaşık olarak 300.000 Km/s hızla hareket eder. Foton hangi alemde vücuda gelmiş ise, o alemde gözlenebilir, karşıt alemde gözlenemez. Çünkü, karşıt kütle asıl kütleye bağımlıdır ve asıl kütle ile eşit negatif ağırlığa sahiptir. Gama fotonunun birinci kanadını elektron, ikinci kanadını karşıt elektron teşkil eder. Karşıt elektron (+) elektrik yükü taşıyan karşıt aleme ait bir elektrondur. Ağırlığı bir elektronun pozitif ağırlığına eşit olup, negatif kütleye sahip olduğu için fotonun zahiri kanadını teşkil eden elektronla dengelenerek fotonun durgun kütlesini sıfırlamaktadır. Zahiri aleme ait bir elektronun karşıt zahiri aleme ait bir karşıt elektronla birleşmesi ve alemde bir gama fotonunu oluşturur. Bu foton, zahiri alemde vücuda gelmiştir. Zahiri alemde gözlenebilir. Fotonun ikinci kanadı olmadan teşekkül etmesi mümkün değildir. Başka bir deyimle bu karşıt elektron denilen ikinci kanat gama fotonu oluşmasında elektronkadar zaruridir. Kendi aleminde hareket eden bu ikinci kanat kendi alemine göre pozitif ağırlığa sahip iken, fotonun oluştuğu zahiri aleme göre negatif ağırlığa sahip olmak zorundadır.
Fotoelektrik etkileşmeden foton gerçekten bir bütün olarak alınmaktadır. Fakat Kompton etkileşmesinde foton bir kısım enerjisini vermekte kendisi daha düşük bir enerji ile yoluna devam etmektedir. Işık hızı devam ettiğine göre ışık duvarı üzerinde denge korunmuştur. Başka bir deyimle spin oranları korunmuştur.
Gama fotonlarının madde ile etkileşerek enerji kaybetmeleri olayında önemli bir proses de çift oluşumu olayıdır. Bu tür etkileşim için ışık enerjisi 2mec2 veya 1.02 MeV'dir. Enerjisi bu değerden daha büyük olan bir gama fotonu çekirdek alanından geçerken bir elektron-karşıt elektron çifti oluşturur. Gerçekten de Et > 2mec2 enerjisine sahip fotonların kurşun gibi bir ağır elementten geçişi konusunda yapılan sis odası deneylerinde zıt yüklü parçacık çiftlerinin aynı bir noktadan çıkmış oldukları gözlenmiştir. Yapılan ölçmelerde parçacıkların tamamen bir elektron kütlesinden oldukları açıkca görülmüştür.
h.u enerjili bir gama fotonu her birinin durgun kütlesi me olan bir çift parçacığa dönüşürse enerjinin korunumu prensibine göre,
h.u = 2mec2 + E1 + E2 + Eçek olur ki:
h.u = fotonun ilk enerjisi,
2mec2 = elektron ve pozitronun durgun kütlelerinin enerji eşdeğeri,
E1 + E2 + Eçek pozitron, elektron ve tepilen çekirdeğin kinetik enerjileridir. Çekirdeğin kütlesi elektronlara göre çok büyük olduğundan, çok az bir tepilme enerjisi alabilir. Bu nedenle de Eçek ihmal edilebilir ve yukarıdaki ifade:
h.u = 2mec2 = E+ + E- basit halini alır.
mec2 değeri 0.511 MeV enerjiye eşdeğerdir. O halde ancak enerjileri 1.02 MeV'den büyük olan gama fotonları yüklü parçacık çifti hasıl edebilirler. Daha önce de belirtildiği gibi yüklü parçacık çiftleri elektron ve karşıt elektronların hasıl oluşu madde içinden geçen gama fotonlarının enerji kaybı metodlarından bir tanesidir. Buna göre, bu olay için soğurma katsayısı ve ihtimaliyeti gama enerjisi 1.02 MeV'dan küçük ise sıfırdır. Çift oluşumunu şöyle gösteririz;
Günümüz ilminin normal fiziksel kanunlar çerçevesinde izah edemediği olay şudur;
Nasıl oluyor da durgun kütlesi sıfır olan gama fotonunun soğurulmasından (+x) ağırlığında bir elektron ile (-x) ağırlığında bir karşıt elektron çıkıyor. Halbuki Allah'ın va'zettiği sistem içerisinde fotonun gerçek durumu açıklanırsa, elektron ve karşıt elektron denilen yüklü parçacık çifti hâsıl oluşunun fiziksel ve fizik ötesi kanunlar çerçevesinde izah edilemeyen bir tarafının bulunmadığı ortaya çıkar.
Kurşun yaprağa çarptırılan fotondan bir elektron ve bir karşıt elektron oluştuğuna göre, bu elektron ve karşıt elektronun fotonun içinde ve bir denge halinde baştan varolduğunu ifade eder. Bu olay sadece Et > 1.02 MeV olan fotonların, kurşun duvara çarptırılması halinde yapısında mevcut elektron-karşıt elektron çiftinin bağlı durumdan kurtularak (dengesi bozularak) polarize hale gelmesinden başka bir şey değildir. Yani maddesel ve karşıt maddesel kesimler birbirinden ayrılır ve kesimler arasında değiş-tokuş olabilir. Momentum korunumu gereği bu elektronlar fotonun geliş yönüyle bir açı yapacak şekilde birbirinden ayrılırlar. Elektron zahiri alemde kendi türüne özgü olaylara katılırken, zahiri aleme yabancı olan karşıt elektron çevresinde bulunan atomlarla çarpışarak yavaşladıktan sonra, yine çevresinde bulunan bir elektronla pozitronium atomu denen hidrojen atomuna benzeyen bir atom oluşturur. Bu atomda proton yerine pozitif elektron yani karşıt elektron vardır, kararsızdır ve 10-10 saniyelik bir zaman süresinde 0.511 MeV'lik iki t fotonu vererek parçalanır.
Maddenin yok olması veya maddenin enerjiye dönüşmesi dediğimiz bu olayda enerji ve momentumun korunması şöyle ifade edilebilir:
2mec2= h.u1 + h.u2
h.u1 / c = h.u2 / c
h.u1= h.u2 = mec2= 0.511 MeV
Kısaca ifade edersek, nerede bir karşıt elektron oluşuyorsa, orada bir çift 0.511 MeV'lik foton oluşur. Ve bu fotonlar, birbirleri ile 180o'lik bir açı yapacak şekilde yayılırlar.
4 - HIZ KANUNLARI
4.1- Giriş
Dünya üzerinde bilinen sadece bir tek hız kanunu vardır. Einstein'in ortaya koyduğu bu hız kanunu, kinetik enerji ile ilgilidir. Bir kütleye, ona hız verecek olan enerji tatbik edildiğinde üst hız sınırı muhakkak ışık hızının altında olacaktır. Işık hızına ulaşınca artık hızı arttırmak için verilen enerji hızı arttıramaz, buna mukabil kütlenin büyümesine sebep olur. Bu kanuna göre, ışık hızına ulaşılabilse, kütle sonsuz olurdu.
Bu kanun sadece madde (matter) adını verdiğimiz kesimin var olduğu ve sadece bir tek alemin mevcut olduğu varsayımlarına dayalıdır. Bir tek kütle vardır. Kütle, bu alemin kütlesidir ve bu alemde hareket halindedir. Bu varsayımın sonucu, ışık hızının altında bir hızın elde edilmesidir.
Ancak maddeye baktığımız zaman, onun oluşumu konusunda ve muhtevası konusunda ilmin bildiğini zannettiği hemen her şeyin yanlış olduğu ortaya çıkmıştır.
4.2- Enerji
Maddenin enerjiden oluştuğu gerçeğinden başka hiçbir şey yerli yerine oturmamaktadır. Enerjinin strüktürel açıdan ne olduğu bilinmemektedir ki, nasıl olup da maddeyi oluşturduğu hakkında sonuca ulaşılabilsin.
Hız kanunları dediğimiz zaman, mesele önce maddenin yapısına dayalıdır. Çünkü ilerde göreceğimiz gibi, madde ve alem farklılıklarında 3 Hız Kanunu geçerlidir. Madde farklılığını anlayabilmek için maddenin nasıl oluştuğunu,maddenin iç yapısını bilmek gerekir. Madde enerjiden oluştuğu cihetle de enerjinin strüktürünü bilmek ve bu bazdan hareket etmek gerekir.
Enerji konusunu özetleyelim:
Maddeyi meydana getiren enerji, nötrino adı verilen İlâhi enerjidir. Allah'tan gelir. Asıl kaynaktan gelir ve bütün mahlûkları oluşturur. Bu enerjinin Kur'an-ı Kerîm'deki adı "emr"dir. (Ref: 2)
Her nötrino 4 aleme ait 4 enerji küresinden oluşur. Bunlar 2 çift enerji küresi teşkil ederler. Karşıt istikamette içice dönen her çift devamlı enerji üretirler.
İki çift nötrinonun primer ve sekonder enerji küresi çiftleri birbirinden ayrılır ve her primer küre diğer nötrinonun sekonder küresi ile birleşir. Bu birleşme sadece karşıt spinli nötrinolar ve karşıt aleme ait nötrinolarla gerçekleşir. Her 4'lü nötrino grubundan 2 elektron ve 2 karşıt elektron oluşur.
Böylece nötrinolar, karşıt spinli nötrinolarla birleşerek elektronları meydana getirir. Bu sebeple nötrinoda primer grubun ilk küresi ile, sekonder grubun ilk küresi aynı yönde dönerken, elektronda aksi yönde dönerler. Bu da lineer momentumun açısal momentuma dönüşmesine sebep olur.
1- Zahiri alem 2- Karşıt zahiri alem 3- Gayb alemi 4- Karşıt gayb alemi
olmak üzere dört çeşit alem vardır. (Ref: 3) Hem nötrinolarda hem de elektronlarda dört aleme ait enerji küresi de vardır. Ancak daima primer çiftteki en üst hızda dönen küre, ait olduğu alemin enerji küresidir.
Enerjinin maddeyi nasıl vücuda getirdiği 1. bölümde, fotonu nasıl vücuda getirdiği ise 3. bölümde anlatılmıştır.
Ancak bu strüktürel gerçekler bilindikten sonra, hız konusuna girmek mümkün olabilir.
4.3- Hız Kanunları
Üç Hız Kanunu vardır;
1- Işık hızının altındaki hızlara ait Alt Hız Kanunu, 2- Işık Hızı Kanunu, 3- Işık hızından ötedeki hızlara ait Üst Hız Kanunu
Hız kanunlarının belirleyici, ayırıcı unsuru alem farklılıkları ve maddenin iç yapısıdır.
4.3.1- Alt Hız Kanunu
4.3.1.1- Alt Hız Kanunu ve Elektronlar
Bir kütle, kendi aleminde hareket halinde ise alt hız kanununa tabidir. Bu kütle, kendi aleminde pozitif ağırlığa sahiptir. Kütle, elektronlardan ve karşıt elektronlardan oluşmuştur. Her atomun çevresinde elektronlar dönmektedir. Ancak, merkezde proton ve nötronun vücuda gelmesinde sadece elektronlar değil, karşıt elektronlar da vazife alır. Böylece bir proton, elektronlardan ve kendisindeki elektron sayısından bir fazla sayıda karşıt elektronlardan oluşur. Bu sebeple bir proton (+) elektrik yüküne sahiptir. Ağırlığı bir elektronun 1836 katı kadardır.
Bir nötronda ise, elektron sayısına eşit karşıt elektron vardır. (+) ve (-) elektrik yükleri bu sebeple dengededir. Bir nötron sanıldığı gibi yüksüz değildir. Aksine her iki yüke de sahiptir. Ancak bu yükler eşdeğer olduğu için birbirini tesirsiz hale getirmektedir. Ağırlığı bir elektronun 1838 katı kadardır.
Bir nötron veya nötron içindeki elektronların her birinin pozitif ağırlığı, karşıt elektronlarınkinden bir kat fazladır. Bunun sebebi, primer ve sekonder küre çiftlerinin bir elektron oluşturma kompozisyonudur. Her alem için primer çiftte asıl küre (+4x) ağırlık, karşıtı (-2x) ağırlık, sekonder çiftte ilk küre (-2x) ağırlık, ikinci küre (+1x) ağırlık taşır. Böylece bir elektronun ağırlığı :
(+4x) + (-2x) + (-2x) + (1x) = (+1x)'tir.
Yani bu alemde bir elektronun ölçülebilir ağırlığı ilk kürenin (başka hiçbir küre olmasaydı) ağırlığın dörtte biri kadardır. Bunun sebebi, karşıt alemlere ait enerji kürelerinin farklı pozitif ve negatif değerler taşımasıdır.
Bir elektronda primer çiftin net ağırlığı,
(+4x) + (-2x) = (+2x)'tir.
Sekonder çiftin net ağırlığı ise;
(-2x) + (+1x) = (-1x)'tir.
Görülmektedir ki, sekonder grup daima, primen grubun net pozitif ağırlığının yarısı kadar net negatif ağırlığa sahiptir.
Bütün alemlere ait elektronlarda, primer grup kürelerinin net pozitif ağırlığı sekonder grup kürelerinin net negatif ağırlığının iki katıdır. Ya da sekonder grubun net negatif ağırlığı, primer grubun net pozitif ağırlığının yarısı kadardır. Elektronlarda da, karşıt elektronlarda da, pozitronlarda da, karşıt pozitronlarda da durum hep aynıdır.
Primer gruptaki hakim unsur, asıl aleme aittir. Sekonder gruptaki hakim unsur ise, diğer alemlerden karşıt yüklü olanına aittir. Bu sebeple diğer aleme ait olan grup, asıl aleme ait olan grubun yarısı kadar negatif ağırlık taşır. Buna "Yarım Ağırlıklar Kanunu" denir ve her alem için geçerlidir.
Her alemde elektronun hakim unsuru, daima o aleme ait enerji küresidir. Sadece böyle bir sistem devamlı gözlenebilir. Yani bir elektronun bir alemde gözlenebilmesi, o elektronun o aleme ait olmasını gerektirir. Bunun sebebi ise primer gruptaki dominant enerji küresinin, daima elektronun ait olduğu alemin enerji küresi olmasıdır. Bu da sekonder küreler çiftinin her ikisinin de diğer alemlere ait olması demektir.
Öyleyse primer gruptaki hakim unsur, aynı aleme ait oluş, sekonder gruptaki hakim unsur ise diğer alemlere ait oluştur.
Her elektron sadece bir alemde oluşur, aynı alemde kalıcıdır ve devamlı gözlenebilir. Fakat her elektronun sadece bir enerji küresi kendi alemine aittir. Diğer üç küre diğer alemlere aittir.
Bir aleme ait elektron, başka bir alemde ancak bağımlı şekilde zuhur edebilir. Eğer bir elektron başka bir alemde bağımlı şekilde zuhur eder ve görünür hale gelirse, bunun primer grubundaki dominant enerji küresi göründüğü aleme ait olmadığından saniyenin çok altında bir zaman süresi gözlenebilir, sonra gözlenemez. Gözlenememesi o karşıt aleme ait elektronun yok olduğu anlamına gelmez !.. Var olmaya devam etmektedir. Fakat başka bir aleme ait bir elektron olduğu için bizim algılama vasıtalarımız normal standartlarda çok kısa bir zaman aralığı hariç, o elektronu idrak edemez, göremez. Fakat biz göremiyoruz diye o elektron yok olmaz, var olmaya devam eder; ama biz gözleyemeyiz.
Demek ki, bir elektron, asıl alemdeki bir partikülün, mesala bir fotonun karşıt alemdeki bağımlı parçası olarak oluşursa, asıl alemde devamlı gözlenemez. Çünkü o, meselâ bir Gama fotonunun asıl alemde oluşması sırasında karşıt aleme ait bağımlı elektron olarak devreye girmiştir. Asıl aleme ait bir elektronun, karşıt aleme ait bir elektronla birleşmesi, bu alemde bir gama fotonu oluşturur. Bu foton bu alemde oluşmuştur, bu alemde saniyede 300.000 km hızla hareket eder ve gözlenebilir.
Ancak bu alemde gözlenen fotonun bir parçası (elektron) bu aleme aittir, diğer parçası ise (karşıt elektron) karşıt aleme aitir. Bu ikinci parça fotonun yapısının temel iki unsurundan birini oluşturduğu halde ve ikinci parça olmadan fotonun teşekkül etmesi mümkün olmadığı halde, karşıt elektron, asıl elektrona bağımlı bir unsurdur. Bu karşıt elektron Gama fotonunun oluşmasında elektron kadar zaruridir. Aynı önem derecesinde zaruridir. Ama Gama fotonu bu alemde teşekkül ettiği için, karşıt unsurdur. Karşıt aleme ait bir karşıt ve bağımlı unsur olduğu için, bu karşıt elektron, Gama fotonuiçin, karşıt unsurdur. Karşıt aleme ait bir karşıt ve bağımlı unsur olduğu için, bu karşıt elektron, Gama fotonu ayrıştığı zaman ortaya çıkmakta, çok küçük bir zaman parçası gözlenebilmekte, fakat sonra gözlenememektedir.
4.3.1.2- Proton ve Nötronlarda Oluşum
Bir elektronun iç unsurlarını oluşturan iki gruptan sekonder grup karşı aleme ait olduğu için primer grubun yarısı kadar ağırlık taşır. Bunun nasıl oluştuğunu yukarıda açıklamıştık.
Bir elektronun iki iç grubundan birini oluşturan sekonder grup, karşıt aleme ait olduğundan, bu alemde negatif ağırlık taşımakta olup, bu net negatif ağırlık, primer grubun net pozitif ağırlığının yarısı kadardır. Çünkü sekonder grup, dominant olan primer gruba bağlıdır. Çünkü elektron bu aleme aittir. Sekonder grup ise diğer alemlere aittir. Primer grubun dominant küresi bu aleme aittir. Ve primer grupta net ağırlık bu sebeple pozitif çıkmaktadır. Sekonder grup ise, diğer alemlere ait kürelerden oluşmaktadır. Ve net ağırlık negatif çıkmaktadır. Kısaca, bu aleme ait bir elektron, içinde karşıt alemlere ait küreler taşımaktadır. Karşıt alemler, bu aleme ait valıklar değildirler. Bu aleme ait kısma bu sebeple bağımlıdırlar.
İşte, yukarıda açıklanan sebeplere dayalı olarak bir elektronun kendi içindeki karşıt aleme ait sekonder küreler, nasıl negatif yarım net ağırlık taşıyorlarsa, bir nötronun içindeki karşıt elektronlar, asıl elektronun yarısı kadar negatif net ağırlık taşımaktadır.
Protonun iç yapısında ise, elektronlar ve karşıt elektronlar içiçe oluşmuşlardır. Her elektrona, bir karşıt elektron tekabül etmektedir. Sadece bir karşıt elektron fazla olup, bir elektrona tekabül etmez. Merkez elektronu bu protona ulaşınca, ancak o zaman her elektron bir karşıt elektrona tekabül eder. Yani elektron sayısı, önce karşıt elektron sayısından bir eksik iken, merkez elektronunun devreye girmesiyle, karşıt elektron sayısı ile eşit olur. Böylece artık proton nötrona dönüşmüştür. Eşit sayıda elektron ve karşıt elektron olduğu için (-) ve (+) yükler de eşit olmuş ve yükler dengesi kurularak nötron yüksüz gibi olmuştur. Oysa ki, bir protonda karşıt elektron sayısı elektron sayısından bir fazla olduğu için proton (+) elektrik yüklü idi. Her elektronla ona tekabül eden karşıt elektron birbirinin elektrik yükünü sıfırlamakta idi. Böylece 1837 elektron ile, 1837 karşıt elektron birbirinin yüklerini sıfırlamaktadırlar. Sadece 1838'inci karşıt elektron (+) elektrik yüküne sahip olup, bunu nötralize edecek bir elektron mevcut olmadığı için proton (+) elektrik yüklü olarak tezahür etmektedir. Bu bir protondur.
Ancak merkez elektronu protona ulaşınca 1838'inci karşıt elektron da 1838'inci elektronla nötralize olur. Ve böylece 1838 elektron ile 1838 karşıt elektrondan yeni bir kütle oluşur. Bu kütlenin adına Nötron denir. Elektron ve karşıt elektron sayıları dengededir. Bu sebeple (+) ve (-) elektrik yükleri de sıfırlanmış ve kütle nötr hale gelmiştir. Artık bir nötron oluşmuştur. Yani proton nötrona dönüşmüştür.
Demek ki, madde adını verdiğimiz şey, atomlardan teşekkül etmekte, atomlar ise proton, nötron ve elektronlardan oluşmaktadır. Proton ve nötronlar da elektronlardan ve karşıt elektronlardan oluşmaktadır.
Gördüğümüz gibi, madde aslında sadece enerjidir. Enerji kürelerinin nötrinolardan ayrılarak bir yapıda yeniden birleşmesidir.
Bir proton veya nötronun içindeki her elektronun ağırlığı, karşıt elektronun 2 katıdır. Bu sebeple bir nötronun ağırlığı aşağıdaki gibi 1838 pozitif ağırlığa eşittir.
Elektronlar 1838 x 2 3676 (+) ağırlık Karşıt elektronlar 1838 x 1 1838 (-) ağırlık 1838 (+) ağırlık
Bir protonun ağırlığı ise, aşağıdaki gibi 1836 (+) ağırlığa eşittir:
Elektronlar 1837 x 2 3674 (+) ağırlık Karşıt elektronlar 1838 x 1 1838 (-) ağırlık 1836 (+) ağırlık
Böyle bir kütle (+) ağırlığa sahip olduğu için kinetik enerji verilerek hızı arttırılırsa kütlesi belli bir hıza kadar büyümeye başlar. Fakat bu kütle büyümesi ışık hızına kadar devam etmez. Çünkü, ışık hızına çok yakın bir limitte kinetik enerji hız arttırmaz. Sadece karşıt kütlenin ağırlığını arttırır. Böylece ışık hızına ulaşıldığı takdirde karşıt kütlenin ağırlığı artarak durgun kütleye eşit olur. Yani kütle farkı sıfır olur. Bu fotonlaşma noktasıdır. Her fotonda ise ağırlık sıfırdır. Ayrıca ışık hızında durgun kütlenin ve karşıt kütlenin eşitliği neticesinde ağırlığın sıfır olduğu bu araştırmanın 3/1 bölümünde ispatlanmıştır.
Bir elektronun kütlesi katot ışınlarının e/m ile gösterilen yüklerinin kütlelerine oranından ve e'nin bilinen değerini kullanarak kolayca hesaplanabilir.
e = 1.602 x 10-20 emb değerini kullanarak elektronun kütlesinin;
e / m = 1.7589 x 107 emb/gr
e = 1.602 x 10-20 emb
me = (1.602 x 10-20 emb) / (1.7589 x 107 emb/gr)
me = 9.10 x 10-28 gr olduğunu görürüz.
Bir elektronun kütlesinin hidrojen atomunun kütlesiyle karşılaştırılması konumuz açısından önemlidir. Bir atomgram hidrojen içinde No tane atom bulunduğuna göre bir hidrojen atomun kütlesi;
MH = 1,008 gr / (6.025 x 1023)
MH = 1.673 x 10-24 gr olur.
Buna göre hidrojen atomunun kütlesinin elektronunkine oranı;
MH / Me = (1.673 x 10-24) / (9.10 x 10-24) = 1838'dir.
4.3.2- Işık Hızı Kanunu ve Foton
Işık Hızı Kanunu'nun geçerli olması için bir partikülde karşıt alemlere ait parçaların eşdeğer ağırlıkta olması gerekir.
Eğer müstakil unsurlardan biri ağırlık açısından dominant ise yani ağırlığı çift kat ise ve ikincisi bağımlı ise foton oluşmaz. Bir elektron ile bir karşıt elektronun, biri dominant olarak (yani yarım ağırlıkla) devreye girmeleri bir fotonun oluşabilmesi için yetmez. Böyle bir bileşim zahiri alemin maddesel yapısının çok küçük bir parçası olabilir ancak. Çünkü, Yarım Ağırlıklar Kanunu gereğince elektron, karşıt elektronun iki kat ağırlığı ile oluşumu sağlayacaktır. Bu yapı ise, bir foton yapısı değildir.
Fotonun oluşabilmesi için bir partikül ile karşıtının eşit pozitif ve negatif ağırlıklarla oluşuma girmesi gerekir.
Böyle bir sistemin oluşabilmesi ise her partikülün kendi aleminde bulunması ile mümkündür. Her partikül, bir alemdeki oluşum içinde biri dominant, biri de bağımlı olarak yer alırlar. Bu da maddenin bir parçası demektir.
Bir oluşumun ikinci parçasının da ilk parçasıyla eşit negatif ağırlıkta olması için, birinci parça nasıl kendi aleminde ise, ikinci parçanın da kendi aleminde olması gerekir. Kendi aleminde olan ikinci parça kendi alemine göre (+) pozitif, ama ilk parçanın alemine göre (-) negatif ağırlık taşıyacaktır.
Böyle bir sistemin oluşabilmesi ise birinci parça ile ikinci parça arasında bir ışık duvarının mevcut olmasını gerektirir. Ancak iki alemi birbirinden ayıran bir ışık duvarı var olduğu takdirde her oluşumun içindeki iki parçacık da kendi aleminde var olabilir ve ağırlıklar eşit olabilir.
Öyleyse her foton kendi içindeki bir ışık duvarı üzerinde hareket etmektedir. Bu ışık duvarı birinci parçaya ait olan asıl alemde, ikinci parçaya ait olan onun karşıtını birbirinden ayırmaktadır. Ve birinci parça asıl alemde, ikinci parça ise bunun karşıtı olan alemde hareket etmektedir. Bu takdirde birinci parça (+x) ağırlığında ise, ikinci parça (-x) ağırlığında olacaktır. Birinci parça bir elektron ise ve (+x) ağırlığında ise, ikinci parça bir karşıt elektrondur ve (-x) ağırlığındadır.
Foton oluşumunda dominant vasıf, ağırlığı iki kata ulaştırmaz. Birinci parça sadece, fotonun oluştuğu ve gözlendiği aleme ait olduğu için dominanttır. Işık da bir enerji partikülüdür. Işığı oluşturan ana madde ışık oluştuğu sırada hangi alemde ise, bir ışık ışını olan foton sadece o alemde gözlenebilir. İkinci parçanın ait olduğu alemde bu foton gözlenemez. İşte bu sebeple, ışığın oluştuğu aleme ait parçaya dominant, karşıt parçaya ise bağımlı unsur diyoruz.
Görülmektedir ki, foton kendi içinde iki alemi de içeren adeta iki alemdeki iki kanadıyla ışık duvarı dediğimiz hayali bir duvar üzerinde uçan bir uçak gibidir. Her kanat kendi aleminde uçmaktadır. Arada da iki karşıt alemi birbirinden ayıran bir duvar mevcuttur. Aslında duvar alemleri birbirinden fiziki olarak ayırmaz, iki alemi birbirinden ayıran boyut farklılığını temsil eder.
Dünya adı verilen bu gezegen, bize göre insanlara ait zahiri alemdir. Ama bu gezegende yaşayan ve farklı yaratılan cinler de bizimle dünyayı paylaşmaktadır. Onlar gene bu dünyamız üzerinde, Kur'an-ı Kerîm'imizin "gayb alemi" adını verdiği alemde yaşamaktadırlar. Gayb alemi, dünyadan başka bir yer değildir. Gene dünyadır. (Ref: 5)
Farklı yaratılmamız sebebiyle cinler ve biz insanlar aynı koordinatlarda yaşadığmız halde fizik algılama sistemlerimizle birbirimizi farketmemekteyiz.
Görülmektedir ki, zahiri alemin her noktası aynı zamanda gayb alemidir. Gayb aleminin her noktası da aynı zamanda zahiri alemdir. Öyleyse her nokta, zahiri alemde de, gayb aleminde de aynı koordinatlara sahiptir ve her iki alemde de vardır.
İşte bu sebeple foton, bir alemde nerede, hangi noktada bulunursa bulunsun, karşıt alemde de aynı noktada bulunmaktadır. Yani bulunduğu her noktada iki alemde birden bulunmaktadır. O noktada iki alem de mevcuttur.
Işık duvarı dediğimiz şey, her noktada fotonun iç bünyesindeki iki karşıt unsurun kendi alemlerindeki standartlarda olmasını temin eden ve zaten her noktada mevcut olan bir ayıraçtır.
Bu ayıraç fotonun iç yapısındaki karşıt unsurları kendi alemlerine ait oluşumlarında tutan bir rol oynar. Ve sadece foton için geçerlidir. Bir Gama fotonunda birinci parça elektron kendi alemindedir ve x ağırlığını taşır. Karşıt elektron da kendi alemi olan karşıt alemdedir ve bu sebeple (-X) ağırlığını taşır.
Eğer bu nesne bir foton değil de bir nötron olsaydı, içindeki her elektron kendi zahiri aleminde bulunacak ve ağırlığı da X olacaktır ama, bu elektronlara tekabül eden karşıt elektronlardan her biri (-X/2) ağırlığında olacaktır. Bu karşıt elektronların (-X) değil de (-X/2) ağırlıkta oluşunun sebebi, kendi alemlerinde değil, kendi alemlerine karşıt olan bu alemde ve bağımlı unsur olarak bulunmalarıdır. Karşıt elektronlar başka bir alemde bağımlı unsur olarak bulundukları için negatif ağırlık taşımaktalar ve normal ağırlıklarının yarısı kadar ağırlık sahibidirler.
Foton ise, ışık duvarı dediğimiz bir ayıraç tesiriyle, iki parçasının herbirini kendi alemlerinde dengede tutan bir yapıya sahiptir.
(-) ve (+) ağırlıkları dengede olan bir fotonda parçalar, oluşumun vücud bulduğu aleme göre aynı yönde spine sahiptir. Aynı yönde ve eşit güçte spin sebebiyle bir foton, her iki alemdeki parçaları eşit itici güce sahip olduğundan lineer istikamette hareket edecektir.
Eğer parçalar aynı oluşumun, yani tek bir oluşumun parçaları ise, bu parçalara tesir eden duvar, ışık duvarıdır ve fotonun iç yapısında tesir icra eder. Böylece foton iç yapısında ışık duvarına sahip olduğu için hangi noktada olursa olsun her noktada, bir parçası asıl alemde, ikinci parçası ise karşıt alemde olacaktır. Yani alemleri birbirinden ayıran ayıraç kendi içindedir. Ve bu ayıraç daima her parçanın karşıt alemde değil de kendi aleminde bulunmasını temin eder. Işık duvarının özelliği odur ki, bütün fotonlardaki parçaların kendi alemlerinde bulunmalarını sağlar.
Foton, bir ışındır ki, saniyede yaklaşık olarak 30.000 km. hızla hareket halindedir. Foton varolduğu sürece bu hızı muhafaza eder. Bu hıza ışık hızı denmektedir.
Fotondaki parçacıklardan dominant olan, fotonun oluştuğu aleme ait parçacıktır. Bu parçacık kendi aleminde olduğu için, foton gözlenebilir. Foton karşıt alemde izlenemez. Dominant parçacık ve karşıt parçacığın aynı istikamette dönen spinlere sahip olmaları karşıt alemlerde denge sağlamaktadır. Yani arabanın her iki alemde dönen tekeri de aynı yönde dönmektedir ve aynı hızla dönmektedir.
4.3.3- Üst Hız Kanunu ve Nötrinolar
Üst Hız Kanunu, ışık hızının ötesine taşan yani saniyede 300.000 km'lik hız duvarını aşan hızların kanunudur. Bu kanunda üst hızların en üst sınırı düşünce hızıdır.
Düşünce, kendi boyutları içinde her an hareket halinde olan bir sistemdir. Bu sistemin özeliği düşüncenin bizim yaşamakta olduğumuz zahiri aleme göre farklı bir boyut taşımasıdır. Bu farklı boyutta hem mekan itibariyle, hem de zaman itibariyle düşünce her koordinatta var olabilir. Yani hem bugünü, hem dünü, hem de yarını düşünebiliriz. Bulunduğumuz yeri de, dünyamızı da, kainatı da, kainatın ötesini de yani yokluğu da düşünebiliriz.
.... Ve düşüncenin asıl özelliği, düşüncenin düşündüğünüz yere, düşündüğünüz an ulaşması ve orada tecelli etmesidir. Neresini düşünürseniz, düşünceniz oradadır.
Düşüncenin düşündüğümüz yerde hemen tecelli etmesinin sebebi, onun hiçbir aleme ait olmamasıdır. Düşünce ne zahiri alem, ne karşıt zahiri alem; ne gayb alemi, ne de karşıt gayb alemi ile eşdeğer bir boyut taşımaz. Bütün alemlerden farklı bir boyuttadır.
Düşünce, bu farklılığı sebebiyle her alemde sonsuz hızla hareket kabiliyetine sahiptir.
Sonsuz hızın oluşabilmesi, bir aleme ait bir partikülün, bir birimin veya bir maddenin, başka bir alemde hareket etmesi şartına bağlıdır.
Başka bir aleme ait bir birim, bizim alemimizde (zahiri alemde) sonsuz hızla hareket edebilir. Bizim alemimize ait bir birim de başka alemlerde sonsuz hızla hareket edebilir. (Ref: 6)
Sonsuz hızın üst sınırı düşünce hızıdır demiştik. Düşünce hızı hakkında bir misal verelim: Önce kendinizi şimdi oturduğunuz yerin dışında düşünün, sonra başka bir şehirde, sonra başka bir kıtada, sonra Ay'da, sonra Güneş'de ve nihayet başka bir güneş sisteminde...... Mesafe birkaç metreden sonsuz uzaklığa kadar ulaştığı halde, siz birkaç metre ötesini ne kadar zaman aralığı içinde düşündüyseniz, sonsuz uzaklığı da aynı zaman aralığı içinde düşündünüz.
İşte düşünceniz, mesafe ne kadar uzak olursa olsun, her yere aynı zaman aralığı içinde ulaşır. Bu hıza "Düşünce Hızı" diyoruz.
Her gece insana ait diğer bir ceset olan nefs, fizik vücuttan ayrılır ve kainatın dilediği yerine gider. Bu gidişteki hız, sonsuz hıza kadar ulaşabilir.
Maddeyi oluşturan atom yapısını incelemiştik ve her aleme ait elektronların varlığını görmüştük.
1838 elektron ağırlığında olan bir nötronun, 1838 elektrondan ve 1838 karşık elektrondan oluştuğunu da biliyoruz.
Yani, bir Hidrojen atomuna eşdeğer olan bir nötron, içinde hem bu aleme ait olan elektronları, hem de aynı sayıda karşıt elektronları barındırmaktadır. Kısaca, madde bünyesinde madde ve karşıt maddeyi eşit sayıda bulundurur.
Karşıt elektronların, asli elektronların yarısı kadar ağırlığa sahip olduklarını, bunun sebebinin de bu aleme ait olmadıkları, yani bağımlı unsur oldukları gerçeğine dayalı olduğunu ifade etmiştik.
Karşıt elektronların frekansı sıfırla (-) sonsuz arasında bir değer taşımaktadır. Yani karşıt elektronlar, (-) değerli frekansa sahiptir.
Asli elektronlar ise (+) değerli frekansa sahiptir.
Frekans ile, yani saniyedeki devir hızıyla ağırlık arasında kesin bir ilişki vardır. Bu ilişki pareleldir. Yani frekans arttıkça ağırlık artar.
Böylece (+) frekans arttırılırsa bu alemde ağırlık artacaktır. Çünkü (-) frekans sabit kaldığı sürece (-) ağırlık değişmeyecektir. (+) frekans arttırılınca (+) ağırlık artacaktır. Bir alemde ölçülebilen ağırlık ise (X) ağırlıktan (-) ağırlık çıkarıldıktan sonra kalan (+) ağırlıktır.
Eğer (-) frekans arttırılırsa, (+) frekans aynı kaldığı takdirde, maddenin ağırlığı azalır (-) ağırlığı arttırmaya devam ederseniz (-) ve (+) değerlerin eşdeğer olduğu noktada foton oluşur (-) ağırlık daha arttırılırsa madde (-) ağırlık taşır.
Frekansın (-) değerli oluşu, (-) frekansı, (+) değerli oluşu ise (+) frekansı vücuda getirir.
Her maddeye bir dalganın eşlik etmesi demek, madde hangi alemde ise, karşıt unsurun frekansının karşıt dalga oluşturması demektir.
Aslında her alemde elektronların oluşturduğu (+) ölçülebilir frekansın vücuda getirdiği dalga ile karşıt elektronların oluşturduğu (-) ölçülemez frekansın vücuda getirdiği karşıt dalga vardır.
Ölçüye vurulabilen ise, her iki dalga arasında farktır.
Birincil (dominant) (+) frekanstan, ikincil (Bağımlı)(-) frekans çıkarıldıktan sonra kalan frekansın vücuda getirdiği ağırlığı ölçülebilmektedir.
(+) Birincil frekans; maddeyi (-) bağımlı frekans karşıt maddeyi temsil etmektedir.
Üst hıza ulaşmak, maddenin içindeki karşıt maddeyi ağırlık itibariyle maddeninkinden öteye geçirmekle mümkündür. Böylece (+) ağırlık, (-) ağırlığa dönüşür. Ve madde artık karşıt madde olur. Yani maddenin içindeki hakim unsur elektron iken, karşıt elektron olur. Bağımlı unsur ise, karşıt elektron iken, elektron olur. Böylece bir alemde, o aleme ait olan madde, artık o aleme ait olmayan karşıt maddeye dönüşmüştür. Bu karşıt maddenin ağırlığı negatiftir.
Böylece bir alemde, o aleme ait olmayan bir madde elde edilmiş olur. Üst hıza ulaşmak ancak bir alemde, o aleme ait olmayan bir madde için mümkündür. İşte, bu alemde elde edilen bu karşıt madde yerçekimi kuvvetini yenecek olan maddedir. Bu madde sadece yerçekimi kuvvetini aşmakla kalmaz, üst hıza da ulaşabilir.
Sonsuz hızın en güzel misâli, nötrinolardır. Sonsuz hızla gelirler ve sonsuz hızla geri dönerler. Bu enerji partikülleri, bütün elektronları besler. Maddeyi oluşturur ve devamlı kılar.