Alıntı:
Gerçek Mesajı Gönderen omerburakdogan
Evrim teorisi, bir türün bir başka türe dönüşmesinin basitten karmaşığa doğru, yavaş ve aşamalı olduğunu iddia eder.Bu iddaya göre bu dönüşüm sırasında ara canlılar denen ucube yaratıklar olması gerekirdi değimli?? Örneğin, balık özelliklerini hala taşımasına rağmen, bir yandan da bazı sürüngen özellikleri kazanmış olan yarı balık yarı sürüngenler, yarı maymun yarı insanlar, yarı sürüngen yarı kuş canlılar yaşamış olmalıydı geçmişte. Ama deliler gibi fosil arayan evrimci saygıdeğer(!) hocalarımız bir tane bile ara geçiş formu fosil bulamadılar. Hem bu benzerliğin sadece şekil olarak değil genetikte olduğunu savunan bilim adamları daha insan genlerinin 30.000 tanesinden sadece 97(yani binde üçünün) sinin maymunlarla karşılaştırılmış olduğundan haberleri yok galiba. Bu iki tane çok kalın farklı kitaptan üç tane aynı kelimeyi seçip bu kitaplar aynıdır demek kadar saçma değildirde nedir??
Hadi diyelim ki genetik ve kromozomal benzerliklere göre hareket ediyoruz. Avrupa’nın meşhur bir bilim dergisinde şu veriler var:nematod solucanları ve insan DNA'larında % 75'lik bir benzerlik ortaya konulmuştur.Bu, elbette insan ile bu solucanlar arasında sadece % 25'lik bir fark bulunduğu anlamına gelmez.Başka bir örnekte drosophila türüne ait meyve sineklerinin genleri ile insan genleri karşılaştırıldığında, % 60'lık bir benzerlik çıktığı yönündedir.
İnsan ile maymun arasındaki genetik benzerlik konusunda evrimcilerin savunduğu diğer örnek ise insanda 46, şempanzede ise 48 kromozom bulunmasıdır. Evrimciler, kromozom sayılarının yakınlığını evrimsel ilişkiye ne yazık ki bir delil gibi gösteriyolar. Bu mantığı geçerli kabul etsek, insana şempanze kadar yakın bir akrabanın daha varlığını kabul etmek gerekir o zaman oda namı diğer Patates!!! Çünkü patatesin de maymun gibi 48 kromozomu vardır darwin kardeş…
Tabikide insan bedeninin diğer canlılarla moleküler benzerlikleri olabilir; çünkü aynı moleküllerden oluşmakta, aynı suyu ve atmosferi kullanmakta, aynı moleküllerden oluşan besinleri tüketiyoruz. Elbette ki metabolizmalarının ve dolayısıyla genetik yapılarının benzemesi de doğaldır. Ancak bu, ‘’ortak malzeme’’, bir evrimin değil "ortak tasarımın", yani hepsinin aynı plan üzerine Allah tarafından yaratılmış olmalarının sonucudur. Mesela buna bir örnek vermek gerekirse bütün köprüler aynı malzemelerden yapılır(tuğla,demir,çimento) fakat bu köprülerin birbirlerinden evrimleştikleri anlamına gelmez.
Burada yüce yaratıcının varlığını ve rolünü kabul etmemiz lazım.Mesela bir kitap kağıttan, mürekkepten ve içindeki bilgiden oluşur. Kağıt ve mürekkep maddesel bir şeydir, ancak kitabın içindeki bilgi maddesel değildir.Aynı insanı ve yaratılan canlılarıda kitap gibi kabul edersek insana ait inanılmaz kompleks yaratılışın yüce bir yaratıcı tarafından gerçekleştirildiğini, bu teorininde yaratılışa ve Allah’a karşı çıkarılan bir tez olduğunu anlamak gerekir.Nasıl ki bir resim ressamsız, bir heykel heykeltıraşsız olmuyorsa insanda tesadüfen ve başka canlılardan evrimleşmiş olamaz…
Son olarak fikirlerine inanılan ve onun peşinden gidilen charles darwin denen adamın kendi fikirleri hakkındaki inhiraflı sözlerini yazarak bende yazımı bitiriyorum.
**Teoriye karşı haklı olarak yöneltilmiş itirazların ve teorinin karşılaştığı güçlüklerin ağırlığı altında yıllarca ve onların ağırlığından kuşkulanamayacak kadar çok ezildim
**Harvard'da biyoloji profesörü ve yakın dostu olan Asa Gray'a yazdığı bir mektubundan:
Oldukça iyi biliyorum ki, spekülasyonlarım meşru bilimin sınırlarının oldukça ilerisine uzanmıştır
**Fox'a yazdığı mektubundan:
Bazen tamamıyla çöküntüye uğrayacağımdan korkuyorum
**J. D. Hooker'a yazdığı mektubundan
Bazen, yakında tamamen yenilgiye uğrayacağımdan şüpheleniyorum
**Tamamen yanlış bir inancın içinde olduğumu düşünmeye başladım. Bana bu konunun on sene içinde tamamen unutulacağını söylediğinde haklıydı
**Robert Downs anlatıyor: (kendi kitabından)
Darwin'in yaşı ilerledikçe din konusundaki görüşleri de değişti. Gençliğinde özel yaratılış fikrini hiç tartışmasız kabul ediyordu. Life and Letters adlı kitabında ise "insan uzak gelecekte şimdikinden çok daha mükemmel bir varlık olacaktır" diyordu. Sonra şu fikirleri de ilave ediyordu:
"Allah'ın varlığı hakkında hislere değil de akla bağlı bir başka nokta da, çok önemli bir konu olarak beni etkiliyor. Bu muazzam ve harikulade evreni, çok geriye ve çok ileriye bakabilme kabiliyeti bulunan insan da dahil olmak üzere, kör tesadüf veya zaruretin eseri olarak görmek çok güç, hatta imkansızdır. Böyle düşününce bir dereceye kadar insanınkine benzeyen zihin sahibi bir "İlk Sebep" aramak zorunda kalıyorum; bu bakımdan teist sayılabilecek bir insanım. Hatırladığıma göre, Türlerin Kökeni'ni yazdığım zaman bu inanç bende çok kuvvetliydi. O tarihten beri yavaş yavaş ve birçok dalgalanmalarla zayıfladı. Ama o zaman da şu şüphe ortaya çıkıyor: Benim inandığıma göre en aşağı hayvanlarınki kadar basit bir zihinden çıkmış olan bir akla, böyle büyük bir sonuç çıkardığı zaman güvenilir mi?"
Darwin bu noktada çaresizlik içinde ellerini açıyor ve şunları söyleyerek sözünü bitiriyor:
"Böyle karmaşık meselelere en ufak bir ışık dahi tuttuğumu iddia edemem. Herşeyin başlangıcındaki sır bizim için çözülemez bir halde duruyor; şahsen ben bir agnostik (bilinemezci) olarak kalmaktan memnunum."
|
yazının büyük bir bölümünde yalan ve yanlış bilgiler vermişsin.bu bilgilerin yanısıra subjektif yorumlarını da kenar süsü olarak eklemişsin.
bu ülkenin insanının geleceğini hiç parlak görmüyorum.tamamen avrupanın bir zamanlar içinde bulunduğu ortaçağı islam dünyasının bir parçası olarak Türk insanının büyük bir kısmı da yaşıyor.batıl bilgilere inandırılarak bilim ile dalga geçme alaya alma ve bilime saldırma özendiriliyor.
siz ne kadar dalga geçerseniz geçin, inançlarınızdan ötürü ne kadar karşı çıkarsanız çıkın gerçekler bellidir ve bu gerçekler hiçbir zaman değişmeden kalacaktır.belki bundan bir 100 yıl sonra yokolmadan kalırsanız torunlarınız sizin bu görüşlerinizi okuyup ne kadar cahil kaldığınıza üzülecekler.
bugun biraz bilimin b sinde anlayan ve biraz bilimsel kaynakları taramış litaretürleri taramış bir insan biyolojik evrimin bir gerçek olduğunu görebilir.
ancak bunu yapmak yerine üfürükçülerin ve sömürücülerin inanç sömürü kitaplarını okumuş,ve onların iftiralar içeren hiçbir gerçeklik yanı bulunmayan yayınlarını heyecanla takip eden kimseler ise böyle gelip o yanlış ve eksik bilgilerini heyecan içinde bir şey biliyormuş gibi yazarlar.ama kendilerine yaparlar.başkalarına değil.
hala bilim ile dalga geçmenin sonuçlarını görememiş ve ders alamamış bir toplum nereye kadar gider meçhul..bir gün tepenizden bir biyolojik silah atıldığında üfürük kitapları sizi kurtaracaktır merak etmeyin..o zaman dedeniz maymun mu değil mi anlayacaksınız.