SEYAHAT ACENTALARI TARİHİ
Tarihimizin ilk seyyahlarından bir! Evliya Çelebidir. Evliya Celebi'nin ünlü seyahatnamesinin gerçek adı Tarih-i Seyyah'dır ve uluslararası İlk turistin izin leşçil belgesidir.
"Evliya Çelebi'ye bir ayrıcalık tanıyalım fakat, Osmanlı'nın has günlerinde seyahat etmek aklı basında adamın yapacağı iş değildir. Onaltıncı yüzyılda görgü kuralları üstüne yazdığı kitapla Gelibolulu Mustafa Ali Bey, seyahat etmesi mantıklı olanları şöyle sıralar; Önce, en hayırlı yolculuk yapanlar, yani Kabe yoluna düsen hacılar. Sonra, devlet yoluna bas koyup savaşmaya giden yiğitler. Kâfirlere karşı sefere çıkmakda ne de olsa bir seyahattir. Sonra, adalet ve vergi içîn görev icabı dolaşmak zorunda kalan devlet görevlileri. Birde rencberler diye anılan ve bir is bulmak için yollara düşmüş olan yoksullar kafilesi vardır. Yararın pek hayırlı anmadığı avcılar ve gelin almak için yola çıkan heyetler de bir ölçüde seyyah sayılırlar.
Gelibolulu Mustafa Ali'nin, seyahati sadece görev gereği görmesinin nedenleri vardır elbette. Ne yolculuk etmek ne de konaklamak kolay isler değildi. Ne yollar yol, ne de taşıtlar taşıttır. Bırakın onaltıncı yüzyılı, geçen yüzyılın ortalarında bile yolculuk eşittir azap demekti.
Osmanlı Devleti'nde hal böyle iken, Avrupa'da isler değişmeye başlamıştı. Eskiden pek keyifli bir uğra? olmayan seyahat, demiryollarının yayılmasıyla rağbet kazanmaya başlamıştı. Ressam Delacroix, bu yeni refaha hemen alışıp söyle buyurmuştur: "Demiryolu bulunmayan ülkelerde yolculuk tahammül edilir gibi değildir, insanı kötü bir araba İçinde her çeşit serseri ile birlikte istif ediyorlar".
1- Türkiye'ye Gelen İlk Turist Grubu
Demiryollarının Avrupa'yı asıp İstanbul'a uzanması için 1883 yılını beklememiz gerekiyor. Ama organize ilk turist grupları Orient Express'den yîrmi yıl Önce İstanbul'a gelmiştir. Tabii vapurlar sayesinde. Bu turistik ziyaret, Prof. Dr. Rıfat Önsoy’un bir araştırmasında belirtildiğine göre, İstanbul'da 1863 yılında açılan Sergi-i Umumi-i Osmani dolayısıyla gerçekleşmiştir.
Sergi Avrupa'da büyük ilgi uyandırmıştır. Basta Viyana olmak üzere çeşitli Avrupa şehirlerinde aralarında işadamı, gazeteci ve fabrikatörlerin bulunduğu gruplar sergiyi gezmek üzere İstanbul'a gelmişlerdi. Bunlar aynı zamanda İmparatorluk'a toplu halde gelen ilk turist kafileleri idi. 1863 Nisan'ı başlarında gelen 142 kişilik bir grubu 450 kişilik başka bir grup takip etmiştir. Sonuncular İstanbul'da beş gün kaldıktan sonra İzmir'e geçerek oradan da memleketlerine dönmüşlerdir.
Aynı tarihle Trieste üzerinden gelen Viyana'lı bir grup İse ilk gün sergiyi gezdikten sonra İstanbul ve Boğazı görmek için bir süre daha İstanbul'da kalmışlardır. Kafile mensupları bu seyahat esnasında kişi basına 2250 kuruş harcamışlardır. Aynı yıl içerisinde Türkiye'den Avrupa'ya ilk organize tur gerçekleşmiştir.
Verilen ilan yolculuğun temmuz ayında vapurla başlayacağını, Napoli şehrinde üç gün kalındıktan sonra demiryoluyla Marsilya üzerinden Paris'e varılacağını açıklayarak devam ediyor. Paris'te ve ardından Londra'da sekizer gün kalındıktan sonra Belçika ve Almanya üzerinden Viyana'ya geçilecektir. Burada da tarihi ve önemli yerleri gezmek için beş gün kaldıktan sonra Tuna üzerinden İstanbul'a dönülecektir. 42 gün sürecek bu seyahat, tüm masraflar içinde olmak kaydıyla "yalnız yetmiş beş Osmanlı Lirası'dır".
Turizmin tarih öncesinde bunlar yazılı. Gerçek tarih ise, Orient Ekspress'in Sirkeci Garı'na varışı, Pera Palas'ta yolcularını ağırlayışı ile başlayacak. Ondokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde Avrupa'dan Türkiye'ye gelen veya buradan Avrupa'ya gitmek isleyenler İçin iki geçenek vardı. Birincisi Galata'ya inip bir seyahat acentesinden bilet almak, ikincisi ise Orient Ekspress'le yola çıkmak. İstanbul'da Avrupa'nın çeşitli limanlarına doğru hareket eden bir çok vapur ve bunların temsilcilikleri vardı. Lloyd, Panhelenik, Moss Steamship, Navigazione Generale Italiana, Papayani Line, Massagerias Marilimes ile Mısır Hidiviye Vapurculuk Kumpanyası bunların başlıcalarıdır.
2- Orient Ekspress Saltanatı
Orient Ekspress, 1876 yılında Belçika'da kurulan Wagon Lits adlı şirketin Paris ile İstanbul arasında gerçekleştirdiği seferin adıdır. Şirket 1883 yılında birçok yeni hatlı isletmeye açarak büyük bir yayılma gerçekleşirdi. 5 haziran 1883 tarihinde ilk Orient Ekspress seferi ile doğu ile tali birleştirilmiş oldu. Bundan böyle istanbul'un turistik sloganı "Where the East meets West" olacaktır.
Wagons Lits'in yayılışıyla birlikte, şirkete bağlı büyük oteller yo do "palace"lar da kurulmaya başladı. Paris, Lyon, Madrid, Ostend ve Cote de Azur'dan sonra 1892 yılında istanbul'da bir otel açıldı. Pera Palas; istanbul'a gelen Orient Ekspress'in konuklarını ağırlamak için inşa edilmiştir.
İstanbul'un batı standardındaki ilk oteli olarak 1841 yılında açılan Hotel d'Angleterre gösterilebilir, l 970'lerîn baslarına kadar ayakta kalan bu otel, daha sonra Royal, ardından da Alp Öleli olarak anılmıştır. Ondokuzuncu yüzyıl sonlarında İstanbul'un elî yüzü düzgün otellerinin sayısı hiç de az değildir. Pera Palas ve Hotel d'Angleterre dışında Grand Hotel Francois, Hotel de Roma, Bristol, Kroeker, Londra ve Tokatlıyan Otelleri sayılabilir. Tokallıyan Oteli 1894 yılında açılmıştır.
3- Eski Bir Şehiriçi Tur Programı
1899 yılında "International Courriers and Guides Office" tarafından yayınlanan dört sayfalık broşüre bir göz attığımız zaman turu söyle özetleyebiliriz;
"Turistlere, şehrin muhteşem bir manzarasını seyredebilecekleri Galata Kulesi'nin en üst katma çıkmaları tavsiye edilir. Kö
prüden İstanbul yakasına geçerken, yol güzergahında Osmanlı Bankası'nı, Yenî Valide Camii'ni, Sultan I. Abdülhamit Türbesi'ni ve Babıali'yi geçeriz. Sarayın bahçesine girdiğimizde renkli heykellerin varolan en İyi örneklerine sahip Asarı Alika Müzesi'ne varırız. Daha sonra Çinili Köşk gezilebilir ki, burada en iyi İran Çinileri ve Troya'dan getirilmiş Dr, Schliemonn Kolleksiyonu görülebilir. Köşkten ayrılıp Darphane'yi geçince önce Yeniçeriler Ağacı, sonra Aya İrini Kilisesi ve Saray dikkatimizi çeker. Babıali'den geçerek Üçüncü Sultan Ahmet Çeşmesi'ne ve Ayasofya'ya varırız. Bu ünlü kilisenin kadınlar montelini gezdikten ve cemiyi iyice keşfettikten sonra Burmalı Sütun'la Dikilitaş'a ve Örme Sütun'a sahip olan Atmeydanı'na geliriz. Sultan Ahmet Camii'nin güzelliğini gördükten sonra hafif bir öğle yemeğine duyulan arzu ile mola verilir.
Öğleden sonra: Azapkapı Kö
prüsü'nden geçip, Scraskeral ve istanbul Kulesi'ni geride bıraktığımızda, büroda yuva yapmış sayısız güvercin sebebiyle Güvercinli Camîi olarak da adlandırılan Beyazı! Camii'nin avlusuna gireriz. Sultan Mahmul ile oğlu Sultan Abdülaziz'in türbeleri hemen yakındadır. Çemberlitaş'ı geçip Kapalı çarşı'ya girdikten sonra Binbirdirek Sarnıcı ve Yerebatan Sarayı gezilebilir."
Cumhuriyet'ten önce, Osmanlı İmparatorluğu'nun çokuluslu yapısına uygun olarak gayrimüslimlerin lekelinde olan tercüman rehberlik mesleği pek hayırla anılmazdı. Turizmin ve rehberliğin cumhuriyet dönemindeki kurucularından olan Dr. Halim Alyot, Osmanlı dönemi'ndeki tercüman rehberler için, "umumi kültürleri ve tarîh bilgileri olmadığı gibi, çoğunun muaşeret adabından haberinin olmadığını" söylemektedir. Savaş yılları ve mütareke İstanbul'unda ise bu rehberler Türkiye aleyhine propagandaya başlayınca, aydın Türkler arasında tepkiler doğdu. Alyot, zengin aile kadınları, önemli kişiler, yüksek memurlar ve kolej öğrencilerinden kurulu 40-50 kişilik bir grubun fahri olarak tercüman rehberlik yapmaya başladıklarından söz eder. Savaş turizm cephesinde de sürmektedir.
Türk turizminin gerçek adımlarını alması için, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulması gerekecektir. Cumhuriyet her alanda olduğu gibi, turizm alanında da olumlu gelinmeler sağlayacaktır. 1923 yılı Önemli bir yi! olacaktır turizm tarihimizde.
Cumhuriyetin kurulusunun hemen ardından, Reşit Saffet Bey tarafından Avrupa’daki benzerlerinden esinlenerek Türk Turing Kulübü kurulur. Dana doğrusu Türkçe adı ile Türk Seyyahin Cemiyeti, Fransızca adı Touring Club Türe. Böylece bugünkü Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'nun temelleri cumhuriyetle birlikte atılır. Cemiyetin maksat ve gayesi "Büyük seyahatler tertibi ile kıymettar İstanbul'umuzu ve Bursa gibi mühim şehirlerimizi ve buralardaki tarihi eserleri tanıtmak" olarak açıklanır.
4- Türkiye'deki İlk Seyahat Acentesi; NATTA
Cumhuriyetten önce ve izleyen ilk yıllarda Türkiye'deki turist hareketleri daha çok gemi acenteleri tarafından yürütülüyordu. Bunlar ise uluslararası şirketlerin Türkiye'deki bürolarından İbaredir, 18 ekim 1925 tarihinde, Seyyahin Cemiyeti Yönetim Kuruluna, Millî Türk Seyahat Acenteliği • Ziya ve Ortakları antetli bir kâğıtla başvurularak, Pera Palas Oteli alımdaki yazıhanesinde ilk seyahat acentemizin çalışmaya başladığı bildirildi. 1928 yılında yayınlanan mukavelelerine göre NATTA - Milli Türk Seyahat Acenteliği'nin dört ortağı Nurizade Ziya, Vitali Ojalvo, Ziya Fehmi ve Aamonl Arditi'dir.
1925-1940 aralında Notla dışında da seyahat acentaları karsımıza çıkacaktır. Pasrapid, Tutta, Le Globe, Buleks haklarında bilgi sahibi olabildiklerimiz. Ama hiçbiri Natla'nın etkinliğine ulaşamazlar, Nalta, birçok temsilciliği bir arada götürmektedir. United States Lines, American Merchant Lines, Navigation de Samos gibi vapur şirketlerinin Türkiye genel acenteliği yanısıra bir çok uluslar arası fuarın temsilcisidir. Ayrıca Wagons Lits hariç, hemen bütün demiryollarının da biletlerini satmakladır. Natta'nın en göze çarpan özelliği, yurtiçinde ve dışında organize turlara verdiği Önemdir. Birçok afiş, broşür vb İlan sayesinde bu tür faaliyetlerinden haberdar olabiliyoruz. Yayınladıkları Almanca broşürlerden İstanbul içi gezilerin yanısıra Adalar, Bulgurlu, Anadolu Kavağı gibi yerlere de ayrı geziler tertiplediğini biliyoruz. Ayrıca Bursa'ya da gezi düzenlemektedir.
Turizmi geliştirmek İçin en gerçekçi düşünceleri ise Turing Kulübü Başkanı Resif Saffet Atabinen'in 1933 yılında yayınladığı "Turizmin Harsı, Siyasi ve İktisadi Faydaları" adlı raporda bulabiliyoruz. Atabinen'in önerileri 21 baslıkla toplanıyor ve hükümet içindeki çalışmalardan uluslararası ilişkilere varan genişlikle düşünceler üretiyor. Raporun birçok maddesi gibi 5. maddesi de bugün hâlâ geçerlidir.
"Bilumum müzeler, harabeler, plajlar, içme, kaplıca, sayfiye mahalleri, kamping, otel, lokanta, tercüman, yollar, seyrisefer ve vapur tarifeleri gibi turizm İle birinci derecede ilgili olan islerin toplu ve memleketin umumi menfaati nokta-i nazarında bir görüşle bîr programla idaresi ve propaganda ilanlarının, rehberlerinin müştereken ve azami istifade için mükemmel, temiz, cazip bir suretle yapılması ve bir merkezden dağıtımı".
Natta kurulduğunda, turizm ve seyahat islerini lekelinde bulunduran Wagons Lits Cook acentası, çalışma seklini değiştirmek mecburiyetinde kalmış ve turizm yönünden ikinci plana düşmüştür. Natta 1938 yılında teşkilat olarak gücünün doruğuna ulaşmıştır. O sene acentenin kadrosu tercümanlar hariç 24 kişiyi buluyordu kî, muazzam bir sayıdır. Türk turizmine Natta'da çalışarak hizmet etmiş olan isimler arasında Müdür Talat, Naci Varolar ve Sara Hanım sayılabilir, ki herbirinin İngilizcesi, Almancası, Fransızcası fevkalade olan rehberlerdir.
5- Wagons Lits Cook
Wagons Lits Cook ya da o dönem halk arasında daha çok kullanılan ismiyle Yataklı Vagonlar Şirketi'nin kökenleri Orient Ekspress'in ilk Türkiye seferine dayanır. 11 haziran 1891 tarihli Takvim-i Vakayi Gazetesi'nde yayınlanan ve Bursa valisi Mahmud Paşa tarafından verilen nutukla Belçika lisanslı Wagons Lits şirketine, Orient Ekspress'den sonra şimdi de Mudanya-Bursa hattının imtiyazının verildiği yer alır. Şirket 1894 yılında İstanbul'daki ilk acentesini açar. 1950'li yıllara kadar Türkiye'de ulaşımın fatihi belli olmuştur. 1929 yılında Avrupa'da bazı gelişmeler olur, Wagons Lits, ünlü İngiliz şirketi Thomas Cook and Sons ile birleşir. Bu beraberlik Türkiye'ye de yansır. Yataklı vagon isletmeciliğinden, dünyanın en büyük seyahat acentesinin temsilciliğine kadar uzayan bir yelpazede çalışmalar sürdürülür. Uzun bir dönem genel müdürlüğünü Hüsnü Sadık Durukann sürdürdüğü şirketin İstanbul'da Harbiye, Galata, Karaköy ve Park Otel'de olmak üzere dört bürosu vardır. Ayrıca Ankara ve İzmir'de birer temsilcilik açmıştır. Harbiye şubesindeki turizm servisi, şirketin turistik faaliyetlerini idare etmekteydi. Şehiriçi, çevresi ve şehirlerarası turistik geziler bu servis tarafından yürütülmekteydi.
Yataklı Vagonlar Sirkeli 194ö'lı yıllarda İstanbul çapını asan yegane seyahat şirketi, bir nevi tek seyahat örgütüdür. Wagons Lits o dönemde uçak ve vapur biletleri de satmaktadır. Wagons Lits'in hayret verici bir yanı da, Türkiye'de geçtiğimiz on yıl içinde ancak başlanan, bilgi verme olayını gerçekleştirebilmesîdîr. Şimdi çoğu acentanın bile zor verebileceği bilgileri o dönemde Wagons Lits tek basma sağlıyordu. Bütün bunlar gaz Önüne alınınca Türkiye'de seyahat acentacılığını Wagons Lits Cook başlatmıştır denilebilir.
İkinci Dünya Savasından sonra turizm alanında güçlü bir taşıyıcı olan uçakların kullanılmasıyla bundan kötü etkilenen Orient Ekspress, 27 mayıs 1962'de son seferini yapmıştır.
Turizmin Türkiye'deki başlangıç yılları çoktan geride kaldı. Artık olgunlaşmış, kişiliğini kanıtlamış bir sektör var. Peki, bugün seyahat sektörünün temsilcileri turizmimize nasıl bakıyorlar? İstanbul Turist Rehberleri Esnaf Derneği Başkanı Tolon Sökmen 200.000'den 400.000'e doğru tırmanan yatak sayısının turizmimiz için ciddi bir uyarı olması gerekliğini belirtiyor. Arlık turizm her yönüyle ciddi olarak ele alınmalı, disiplinli, planlı olarak yönlendirilmelidir. Sayın Sökmen nitelikli personel açığına işaret etmektedir: "Tercüman rehber sayısının yeterli düzeyde tutulabilmesi icin, arz-talep dengesi hesapları İçinde akılcı bîr programlama şarttır. Zira, tercüman rehberlik artan yatak kapasitesi ve uzayan mevsim faktörlerinden dolayı devamlı yapılabilecek bir meslek haline gelmiştir. Bir rehberin en az beş yılda yetişebildiği varsayılırsa kursu bitiren rehberlerin iş bulabilmesi ve mesleği terketmemesi, terkedenlerin de geri dönmesi sağlanmalıdır. Yeni açılacak kurslara kalılan tercüman rehber adaylarının çok sıkı bir elemeden geçirilerek alınması ve kurs sonunda belirli bir staj süresi zorunluluğu getirilmesinde yarar vardır."
Türkiye içinde ve dışında turizmi pazarlayan seyahat acentalarının temsilcilerinin görüşlerini belirten Sayın Bahattin Yücel su konulan vurguluyor; " 1980'li yılların başında Türkiye'nin toplam ihracatı 2.5 milyon dolar civarında, bunun içinde seyahat acentalarının payı yaklaşık 200.000 dolardır. Fakat son yıllarda seyahat acentalarının toplam döviz katkısı, turizm gelirinin hemen hemen yansı kadar olduğu belirlenmekledir. Bu çok önemli gösterge seyahat acentelerinin turizm içinde oldukça dinamik bir rol oynadığının kanıtıdır. Ancak acentaların dinamizmiyle, bağlı oldukları yasa olan 1618'in tutuculuğu büyük bir çelişki ortaya çıkarıyor. Önemli bir sorun son yıllarda uygulanan ekonomik politikadır. Türkiye'de yaşanan enflasyon oldukça yüksek İken yabancı para kurlarındaki artış % 20-25 arasındadır. Ülke içinde çalışan diğer sektörler ürünlerine zam yaparak, enflasyon yükünü üstlerinden atıyorlar. Turizm sektörü ise kendi kaynaklarını kullanarak aradaki farkı subvanse ediyor, maliyetleri giderek artıyor. "